Kahve Telvesi

Okuyorum Çünkü…

9 Mayıs 2024

Yazı: Okuyorum Çünkü… | Yazan: Emine Öztürk

Benim vasıflı bir mesleğim yok. Ama vardır ya hani şu soru kalıbı, hepimize milyon kez sorulmuştur küçükken:

“Büyüyünce ne olacaksın bakayım sen?”

Heh! Şimdi onu bana geriye dönüp sorsanız ve deseniz ki “Tekrar küçük bir çocuk olsan, büyüyünce ne olacaksın bakalım sen?”, “Öğretmen” derim. Ama köy öğretmeni.

Çocukluk dönemim boyunca -bence birçoğumuzun da böyleydi- evimizde kitap olduğunu hatırlamıyorum. Babamın dini içerikli kitaplarını ve Elmalılı Hamdi Yazır‘ın on ciltlik Tefsir serisini muaf tutuyorum ki o zaman onlar benim gözümde kitap bile değildi. Elbette ilkokulda Cin Alileri, Ayşegül Yemek Yapıyorları, Ayşegül Bisiklet Binmeyi Öğreniyorları, okuduk. Benden bir yaş üç ay büyük ablam da okumayı çok severdi. Onun yol göstericiliği ve rehberliği sayesinde kütüphaneye gider, kitap okurdum elbette ama benim bahsettiğim kendi kitabımın olmayışı. İlk defa bir roman ile lisede tanışmış olmam, kendime ait bir romanın sahibi olmuş olmam, sadece benim kaderim mi, bunu bilemiyorum tabii.

Yakın geçmişte okuduğum ve etkisinden hâlâ çıkamadığım Eşekli Kütüphaneci kitabında Fakir Baykurt; “Kitap sevgisi diye bir sevgi vardır sanırım. Ana sevgisi, kardeş sevgisi, yar sevgisi gibi bir sevgi” diyordu.

O kadar sevdim ki bu cümleleri. Evet kesinlikle böyle bir sevgi var. Her yaprağını şefkatle, kitap incinmesin diye dikkatlice çevirdiğimiz. Onları temizlerken “Bebeklerim benim” diye diye sildiğimiz. Kitap kargolarını beklerken Ankara’dan abisi gelecekler gibi gün sayıp yol gözlediğimiz. Evlat kokusu gibi kokularını içimize çektiğimizde huzuru bulduğumuz, kitap sevgisi elbette var hem de kanlı canlı var, öyle hayali filan da değil.

“Beyim,” diyor yine aynı kitapta Fakir Bey, “Bizim yolumuz, köprümüz, çeşmemiz yok; kitaplığı ne yapacağız? Anlatıyorum ona; eğer kitaplığınız olursa yolunuz, çeşmeniz, köprünüz olur.”

Çocukluk yılları kitapsız geçen ve okumaya bu kadar aç bir ben için bu paragrafın anlamı çok büyük. Yıllar önce evimde kocaman bir kitaplık kurma hayali ile çıktım okuma yolculuğuma. Ve kitap ile büyüme şansı yakalayanlar ile aramdaki bu açığı çok okuyarak kapatmaya çalıştım.

Ebedi liderimiz, yolundan yürümeye ant içtiğimiz, yaktığı feneri söndürmeden nesilden nesile aktardığımız başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün “Çocukken fakirdim. İki kuruş elime geçince bunun bir kuruşunu kitaba verirdim” dediği gibi çoğu zaman cüzdanımdaki son para ile kitap aldım. Kütüphanemi genişletmek adına başkaca bir sürü ihtiyaçlarımdan vazgeçtim. Ama büyüyor kitaplığım. Ve adım adım büyüdüğünü görmek tıpkı oğullarımın büyümesini izlemek kadar keyifli, mutluluk verici.

Evet, oğullarım demişken şunları da söylemeden geçmiş olmayayım. Onlara tek mirasım kitaplarım olsun istiyorum. Evler, arabalar, ne bileyim ben daha şunlar bunlar gibi şeyler bırakmak gibi bir hayalim yok. Onlara altı çizili kitaplarımı bırakmak tek hedefim.

Ve gelecekte onlara “Annenizi tek bir cümle ile anlatacak olsanız?” sorusu sorulursa şayet, “Okumayı seven, kendini geliştirmeye, dönüştürmeye adayan bir kadındı” cümlesini kurmaları benim bu dünyaya çakacağım en önemli çivim olacak biliyorum.

Okuyorum, evet kendimi geliştiriyorum ama kendimden ziyade çocuklarıma yatırım yaptığımı düşünüyorum. Her kitapta bir tuğla daha koyuyorum gelecekteki onlar için. Hayatlarının her aşamasında daha dürüst, daha çalışkan, daha üreten, daha vicdanlı, bilgili, sorgulayan iyi birer birey olmaları için ince işçilik ile yerleştiriyorum her bir tuğlayı. Özenle örmeye çalışıyorum öğrendiğim her bilgi ile karakterlerini.

Okuyorum çünkü öldüğüm zaman arkamda bıraktığım tek iz olan çocuklarım, annesiz kalsalar da amaçsız, hedefsiz kalmasın istiyorum.

Okuyorum çünkü öldüğüm zaman tek bir hayat değil, yüzlerce hayat yaşamış olmak istiyorum.
Kabul edelim, ülkemiz en büyük problemi okumamak; okumuyoruz, sorgulamıyoruz. “Ben böyleyim” zihniyetini hiç sevmiyorum ama maalesef bunu kırmak değiştirmek çok zor bizim memlekette. Baksan her yerler okumuş, üniversite mezunu ile dolu dediğinizi duyar gibiyim. Evet doğru, elini sallasan bin mezuna çarpıyor.

Bir meslek sahibi olmak için bütün zevklerinden ödün veren, dişini sıkıp sıkı çalışanlar, didinip sonunda bir meslek edinenler. İşte elimizin kolumuzun çarptığı mezunlar. Mezun olduktan sonra üstüne hiçbir şey koymadan, mesleğini yapmış olmak için yapanlar.

Bir öğretmen, öğrencileri ile onlar için sürekli kendini güncellemeli. Sürekli okuyarak gelişmesi. Bir mühendis, daha çok yenilikçi çözümler üretmeli, mezun olduğu bilgilere sarılıp onlarla yetinmemeli. Bir doktor, daha çok araştırmalı. Hastası ile bağ kurmayı iletişim içinde olmayı öğrenmeli. İki ilaç yazıp mesai doldurmayı görev bilmemeli. Bir sosyolog, bir fizikçi, bir gözlükçü…

Tasarımcı, tarihçi, jeolog…

İnsan kaynakları müdürü, ortodontist, duvar ustası..

Hemşire, arkeolog, psikolog…

Herkes, hepimiz, bildiğimiz, gördüğümüz, yaşayarak öğrendiğimiz her şeyin üstüne daha çok okuyarak, daha da çok okuyarak koyabiliriz. Kitaplar farklı kültürleri, yaşamları, deneyimleri ve bakış açılarını keşfetmek için harika bir araç.

Bildiklerimizi aktardığımız, değiştirmeyi başardığımız tek bir hayat bile dünyanın daha güzel, daha yaşanılır bir yer olması için bir şans.

Unutmayalım, dünyayı değiştirmek istiyorsak önce kendimizden başlamalı.
 
 
Emine Öztürk
 
 

BEĞENEBİLECEĞİNİZ İÇERİKLER

11 YORUMLAR

  • Yanıtla ÖMER HOCA 9 Mayıs 2024 at 07:54

    Herkes kendi içine baksa kendi işini yapsa sorun kalmaz. Okumak en güzel aktivitedir.

    • Yanıtla Emine Öztürk 9 Mayıs 2024 at 08:22

      O kadar doğru bir yerden baktınız ki Ömer öğretmenim. Başkasına bakmaktan, onu bunu eleştirmekten, kendine bakmayan bakamayan insanlar ile dolu artık dünya.
      “İlim, ilim bilmektir, İlim kendin bilmektir” Yunus Emre ‘yi anmadan geçmek istemedim.
      Teşekkür ediyorum vakit ayırıp okuduğunuz, yorum için değer gördüğünüz için.
      Sevgiler.🍀

      • Yanıtla ÖMER HOCA 9 Mayıs 2024 at 08:55

        Eyvallah

  • Yanıtla Metin Çoban 9 Mayıs 2024 at 07:55

    Ayyy benim daha 3, 5 gün önce daha 40 yaşına gelmiş 2 çocuklu, güzeller güzeli annesi:
    Sen zaten dünyanı daha şimdiden değiştirmişsin, mükemmel bir kadınsın, ayrıca iyi bir okursun, bu kadar okuyunca da oturur yazarsın.
    Daha önünde çok yol ve zaman var, daha çok oku, daha çok yaz, yazdıklarından roman yarat, hatta külliyat. Kitap okumak da yazmak da bir meslek ve senin mesleğin de bu. Sana mesleğinde başarılar diliyorum. Sevgiler ❤️ ❤️

    • Yanıtla Emine Öztürk 9 Mayıs 2024 at 08:18

      Utandırdın beni Sevgili Metin. 🙈
      Sevgili Cahit Sıtkı’ ya bakarsan, yolun yarısını beş geçe yaştayım ama dediğin gibi daha fazla okuyarak çok daha fazla okuyarak on geçe, yirmi geçe, otuz geçeleiri görmek istiyorum. Son cümle çok onore etti.🙏
      Sevgiler.🍀

  • Yanıtla SIDDIK OZAN 9 Mayıs 2024 at 10:08

    Ah okumakla ilgili saatlerce yazsak anlatsak, konuşsak, yetmeyecek; hep eksik kalacaktır. Ancak siz bunu çok güzel özetlemişsiniz. Kaleminize, yüreğinize sağlık!

    • Yanıtla Emine Öztürk 9 Mayıs 2024 at 10:41

      Bir Türkçe Öğretmeni ve yüzlerce kitap okumuş olan siz kadar okumanın üstüne konuşmam ve yazmam imkansız.
      Yazdıklarımı ” güzel ” kelimesi ile taçlandırdığınız için çok teşekkür ediyorum. Vakit çok kıymetli bana ayırmanız onore etti.🙏
      Sevgiler.🍀🙏

  • Yanıtla Mustafa Baba 9 Mayıs 2024 at 21:22

    Beni çocukluğumdan bugüne kadar getirdiniz. Ablamın kütüphaneden getirdiği kitapları okurdum ona özendiğim için. Benim yüzümden hep verilen süreden daha geç teslim etmek zorunda kalırdı. Orta okulda bir öğretmenimin kendi kitaplarını okumadan önce bana verdiği “dikkatini çeken yerlerin altını çizip bana geri getir dediği’ günlere de gittim. Üniversite zamanında son paramı hep sahaflarda harcadığım günlere de. O yüzdendir ki ne zaman öğrenci görsem ona kitap hediye etmek isterim.
    Yine yazdıklarınızı keyifle okudum. Hep yazın siz hocam.

    • Yanıtla Emine Öztürk 9 Mayıs 2024 at 22:44

      Size teşekkür ediyorum Mustafa Bey
      ‘ yalnız değilsin’ dediniz bana sanki yorumunuzla.

      Ama bu konuda yalnız olmayı tercih ederdim kitaplarla zorluklarla buluşmuş başka birileri daha olmasın isterdim.

      Ama yine de şanslıyız hiçbir zaman geç değildir nerede yakalarsak kârdı. Orta okul öğretmeninizi tanımadan sevdim. Artıp çoğalsın böyle eğitmenler. 🙏

      Zaman ayırıp okuduğunuz ve yorum yapma nezaketini gösterdiğiniz için teşekkür ediyorum.
      Sevgiler.🍀

  • Yanıtla Öznur Işık 11 Mayıs 2024 at 13:02

    Okumak denince,içinde birçok hayal,düşünce, istek ,anı birikenlerden biri de benim.Abone olduğumuz gazeteleri inceleyerek 6 yaşımdayken okumayı söktüğümü gören dedem bir yıl erken birinci sınıfa kaydettirmişti.Evet babamın o tefsir kitaplarından başka kitaplarımız olmasa da, onları açıp açıp koklamak,ağır metinler olmasına rağmen kitap okuma arzumu tatmin etmesi için anlamadığım kelimeleri okumuşluğum çoktur. Lise hayatimdan sonra evlilik,iki çocuğumdan sonra da üniversite okuma isteğimi gerçekleştirmiş olmam,elimdeki kitaplara hep yenilerini katmam,alamadığım zamanlarda okuduklarımı dönüp dönüp okumam da kitap sevgimin bir parçası.Ama önceleri okumak için boş vakit bulmak telaşındayken,şimdi vaktin içinde …ve bunu çantasında hep bir kitabı olan,sahilde yolculukta,tatilde,piknikte hep okuyan kadından, “sen” den öğrendim.💗🍀

  • Yanıtla Emine Öztürk 11 Mayıs 2024 at 19:27

    Ahh💜 hayatımın her alanında yanımda olmaya çaba gösteren, destek olan, örnek olan abla değil de yoldaş, arkadaş olan… Evet kan bağımınızın yanında gönül bağımın en kuvvetli olanı.
    Yorumun beni hem ağlattı hem onore etti. İki çocuktan sonra üniversiteyi bitirip en kısa zamanda mezun olarak, eğitimci olma azmin benim için her zaman en büyük motivasyon. Daha yazacak olsam sayfalar almaz bende ki seni..🌸
    Çok seviyorum seni biriciğim..💜

  • Düşünceleriniz bizim için değerli! Yazı hakkındaki yorumlarınızı paylaşarak sohbetin bir parçası olun.

    error: Kopya korumalı içerik!

    Yazı: Pembeden Yeşile Bütünlük | Yazan: İrem Savaş
    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan