Hafızamın pek parlak olmayışı çoğu zaman canımı sıkar, beni üzer. Okuduğum kitapların karakterlerini, olay örgüsünü ve en kötüsü yazarlarının ismini unutuveririm. Günlük hayatımda da birçok şeyi olumsuz etkiler bu balık hafızalı olma durumum. Bazen yanan bir yemeğe, kaçırılan bir toplantıya ya da en sevdiklerimin atladığım doğum günlerine mâl olur bana. Kısa vâdede düşünülünce, unutmak, berbat hatta acı bir durum.
Ama ya uzun vâdede?
İşte o zaman unutmak insanlığın başına gelen en güzel, en paha biçilmez şey bence. Uzun vâdede hatırlamak belalı değil midir? Mutlu ya da acı sürekli hatırladığınızı düşünün. Her hatıra bir ok gibi saplanmaz mı kalbinize? Her hatırada bin “Ah!” çıkmaz mı dilinizden?
Lise yıllarımın en mükemmel dert ortağı, eğlenceli anlarımın daimi tanığı. Yediğimizin içtiğimizin ayrı gitmediği, can dost. Herkes ile bağımın kopacağına inanırdım ama can dost ile daha önümüzde yıllar vardı, emindim. Olmadı. Zamanla uzaklaştım, giderek yok oldu o dostluk ve sonunda görüşmez olduk.
Dün aklıma düştü yine. “Neden?” dedim kendi kendime. Her haltı yediğimiz, her şeyden keyif aldığımız, zurnanın zırt dediği yerde anlamsızca güldüğümüz, olur olmaz ağladığımız, ömrümüzün en unutulmaz yıllarına birlikte imza attığımız o dostluk neden bana keyif vermez oldu da bağlarımız koptu?
Sonra buldum. O unutmazdı. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar hatırlardı. Hataları hatırlardı, cümleleri noktasına virgülüne kadar yazardı kafasına, sevinçleri, hüzünleri, olayları tüm oluş sırasınına göre kodlardı beynine.
O unutmadıkça, her şeyi ilk andaki gibi hatırladıkça, baktım ki biz hep aynı şeyleri konuşuyoruz. Hep aynı hikâyenin içinde savrulup duruyoruz. Geçmişe saplanıp kalıyoruz. O hatırladıkça geleceğe ufuk açamıyoruz.
Ve ben o kadar zaman sonra anladım ki beni yoran, ondan soğutan ve uzaklaştıran unutamıyor olmasıydı. Her şeyi mumyalayıp zihninde saklıyor olmasıydı. Daha fazla maruz kalmak bana zarar veriyordu. Usulca çekildim hayatından.
Yaş aldıkça anladığım en önemli şey, yaşanmışlıkların tecrübeye dönüştürülebilmesi için onların unutulmasının şart olduğu oldu. Yoksa aynı şeyleri tekrar tekrar yaşamak hayatı ilerletmek yerine durduruyor. Aynı döngünün içinde sıkışıp kalıyor insan. Bir arpa boyu yol alamıyor.
Kalemlerini, yüreklerini çok sevdiğim iki yazarın cümleleri ile son vermek isterim yazıma.
Nâzım:
“Gitmek sadece bir eylemdir”der ve ekler, “Unutmak ise kocaman bir devrim.”
Halil Cibran:
“Anımsamak bir tür buluşmadır.”
“Unutma ise bir tür özgürlük.”





19 YORUMLAR
Yine emek ve sevgiyle yazılmış bir yazı ❤️ Ellerine sağlık.Yeni dönemde merakla bekliyorum 🖤
Benin en büyük destekçim ve hatta bu yola çıkmam için en büyük motivasyonum canım oğlum Buğra. 🤍
Çok teşekkür ediyorum muazzam kelimelerin için hayatımın merkezinde olduğun için..🫶
Bu güzel yazı için teşekkür ediyorum.
Devamını da bekliyoruz…
Merhaba Halil Bey.
Vakit ayırıp okumuş olmanız benim için çok kıymetli. 🙏
Teşekkür ediyorum. Var olun.
Unutmak/unutamamak, hatırlamak istememek ve benzeri duygusal haller üzerine çok şey yazılabilir ve dahî yazılmıştır da, lakin Can Yücel’in şu tanımlaması belki de yazınızla da ilintili olacaktır: Unutmak değil, hatırlamamak isterdim bazen. Çünkü bazı hatıralar vardır, canını yakar, ama unutmak da bir o kadar acıtır!
Kaleminiz daim, gönlünüz esen kalsın 👏
Öncelikle değer bulup okumaya zaman ayırdığınız için teşekkür ediyorum Mustafa Bey. 🙏
Can Yücel ‘in tanımlaması muazzam oldu. Nasıl olurda aklıma gelmez yazıya bu lafları eklemeliydim kesinlikle. Ama sizin yorumunuz ile can buldu yazı ile bütünleşti. Bunun için ayrıca teşekkür ediyorum.
Var olun..
Yine çok güzel yine farklı bir yazı dizisi olmuş.kalemine sağlık….
Sevgilim.🤍
Yanımda olman her zaman güç veriyor.
İyi ki…🫶
Benim güzel Emineciğim, yeni sezonda yine güzel şeyler yazmışsın.
Okuduğumuz kitapları, konusunu, yazarını hep unuttuğumuzu sanarız. Aslında biz hiç bir şeyi unutmayız, beynimizdeki bellek çipi hep kaydeder ve bugünkü insan olmamız o zamanında okuduğumuz eserlerin satırlarını kendimizce yaşamamızdır.
Bugün sen iyi bir yazarsan o okuyup unuttuğun kitapların sana kazandırdığı duygu ve tecrübeler yüzünden oluyor.
Tamam fil kadar hafızamız yok ama, bütün yaptıklarımız geçmişten gelen unutulan tecrübeler sayesinde.
Oğuz için de kıyak olsun, Mesela sen oğuzun ” Kalbe dolan o ilk bakış unutulmaz unutulmaz” ❤️ ❤️ diyeyim.
Sevgiler.
Ahh Sevgili Metin ne güzel söyledin. İşin bu yüzü de var elbette. Hayat bir denge aslında. Unutmak ve hatırlamak hep kararında olmalı.
Yaaa 🥰 ne güzel,”Kalbe dolan o ilk bakış unutulmaz unutulmaz.” 🤍🤍 Oğuz adına çok teşekkür.
Var ol hep emi.😉
Yine özel kaleminden güzel kelimeler dökülmüş. Yüreğine sağlık…
Vakit ayırıp okuduğunuz için çok teşekkür ediyorum Sevgili Azem.🙏
Kadim okuyucum.💯👌
Sen cümlelerini çok sevdiğin yazarlarla bitirdin ama ben tam tersini yapıyorum ve çok sevdiğim bir yazarla başlıyorum.
“Güçlü bir hafıza ağır bir cezadır;
iyi anları, kötü anları sıklıkla hatırlatır.”
Der Orhan Kemal.
Keşke Nazım olup unutmak denen devrimi yapabilsek ama sanırım Nazım da yapamamıştır. Öyle aforizmalarla olmaz bu işler :):)
Unutmak insan doğasına aykırı zaten, biz yaşadıkça ve varoldukça hatırlamaya devam edeceğiz. Belki iyi belki de kötü hatırlayacağız ama hafıza denen mekanizma bize her zaman ben “Buradayım” diyecek. Güzel şeyler hatırlamak için güzel şeyler yaşamak lazım… Çok çok güzel şeyler yaşamak umuduyla…
Cânım Özlem. 🤍
Orhan Kemal cümleleri ne iyi geldi ruhuma. İyi ki bu yazarlar var. Ve iyi ki sen de benim hayatımdasın.
Hiç yüzünü görmedim, sesini duymadım ama o kadar güçlü hissediyorum ki seni.🙏
Hafıza dediğin gibi hayatımızın bir parçası iyisi ile kötüsü ile. Ve yine dediğin gibi,” çok çok güzel şeyler yaşamak umuduyla…”
Seni çok seviyorum.
Unutmak, unutabilmek insana bahşedilen en güzel ve en kötü duygu. Unutmamayı eleştirirkenken bile unutamamak.
Merhaba Ömer öğretmenim. Vakit ayırıp yazımı okuduğunuz için çok teşekkür ediyorum. 🙏
Ve kesinlikle çok doğru bir noktaya değindiniz. Unutmamayı eleştirirken bile hatırlıyor olmak. 🤷♀️
Eyvallah 🙏
Ah Emine hanım ,
kadınların çevresindekilere ama en çok da kandilerine zarar veren bana göre en kötü huylarından birine parmak basmışsınız. Kadınlara göre daha az olmakla birlikte erkeklerde de bu unutamama daha da kötüsü olmadık bir anda, zamanında pek de önemsenmemiş bir anıyı başa kakıp gerilim yaratma özelliğinden pek çok dostluk muzdarip olmakta ve örneğinizdeki gibi sonlanmakta.
Yazınız her zamanki gibi yine tekrar tekrar okutturuyor.
Umarım mesajınız gitmesi gereken zihinlerdedir.
Kalemimize, yüreğinize sağlık.
Sevgili Erdem vakit ayırıp okuman çok kıymetli. Çok teşekkür ediyorum.
Umarım sizin de dediğiniz gibi mesaj girmesi gereken her zihne girip yer etmiştir.
Var olun…