İnsanoğlunun yüzüne en çok yakışan tavırdır gülümsemek. En güzel makyaj, en güzel yüz filtresidir, en doğal filtredir. Gündelik hayatta, en basit durumlarda bile gülümsemeyi alışkanlık haline getirmiş insanlar için hayat daha güzeldir. Bu insanlar, bir tek kendilerine değil, çevrelerine de iyi gelir. Gülümsemek, insanların…
Toplumumuzda dilimize çok yerleşmiş, kişilik analizi içerikli birkaç kelime kalıbı vardır. “Özü-sözü bir olmak” “İçi-dışı bir olmak” “Kalbindeki dilinde olmak” “Net bir insan olmak” Bu cümleler, kişiliğin güzel olduğunu vurgular, elbette patavatsızlık sınırına gelmediği sürece. Bu söylemlerin psikolojik olarak tam karşılığı, Türkçe’ye Doğan Cüceloğlu…
Gün içinde en basit kararlarımızdan geleceğimizle ilgili önemli olaylara kadar hayatımız boyunca pek çok karar alıyor ve uyguluyoruz. O gün ne giyeceğimizden tutun da mesleğimize, evleneceğimiz kişiye kadar geniş bir skala. Peki… Bu kararları gerçekten hür irademiz ve bilinçli zihnimizle kendimiz mi veriyoruz yoksa…
Bu hafta “Biraz Kitap” köşesinde, Hülya Eraslan, Ahmet Şerif İzgören’in “Hıdır Kişisel Gelişiyor” kitabını yorumladı. Yazımı okumadan önce bu yazıyı okumanızı öneririm. Kitap, kişisel gelişimle ilgilenen bir kişinin kişisel gelişim kitaplarıyla dalga geçmesinden oluşuyor. Kitabı yorumlarken, kişisel gelişim kitaplarıyla ilgili çok güzel tesbitler yapmış…
Ötekileştirmek Söylendikçe anlamını yitiren kavramlardan biri oldu artık ötekileştirme. Herkesin dilinde, her yerde postlarda “ötekileştirmeyelim” mesajları… ama söylendiği kadar uygulanıyor mu bu kavram?! Maalesef çok net söylüyorum ki asla uygulanmıyor ve hatta hiç farkında olmadan daha çekirdekte, ev içinde başlıyor bu ötekileştirme. Henüz işin…
Hayat kolay bir yolculuk değildir. Hiçbir zaman da kolay olmayacaktır. İnsanın yapmaya çalıştığı sadece şartları daha iyi hale getirebilmek için gayret etmektir. Bu yolculukta iyi şartlar için çabalamak da bir o kadar zordur aslında. Sürekli bir telaş, sürekli bir koşturmaca ama en yıpratıcısı sürekli…
Son zamanların çok duyduğumuz kavramlarından biri: Tükenmişlik Sendromu. Moda(!) olan her kavram, her rahatsızlık gibi bu da ağızlara sakız oldu. Hayatın içinde yorulduğunu hisseden, “tükenmişlik sendromuna girdim” diyor. Bunu bazen gerçekten çok yorulduğu için söylüyor ama üzülerek söylüyorum ki bazen de modaya uymak, belki…
Her yeni yılda aynı şey olur. Genelde önümüze, geçirdiğimiz sene içinde suçluluk duyduğumuz şeylerden dolayı gerçekçi olmayan hedefler koyar ve onları gerçekleştiremediğimizde de başka bir suçluluğun içine düşeriz. Çoğu yeni yıl niyeti de aynı kelimeyle biter; “istiyorum”. Burada konuşan; ego, hisler ve koşullanmalar kaynaklı…
Hayatın en klasik ama en büyük ikilemlerinden biri “kendin için yaşamak” ya da “birileri için yaşamak”. Kim bu birileri? Anne-baba, kardeş, sevgili, karı/koca hatta biraz abartı gibi görünse de hayatta karşılaşılması imkansız değildir, akraba, konu-komşu, eş-dost-arkadaş… gibi uzayıp giden bir liste. Başkaları İçin Yaşamak…
Her zaman söylerim, her insan ayrı bir hikayedir. Ne kadar çok insan gelmişse bu dünyaya, hepsi ayrı bir hikayenin ana kahramanı, hepsi ayrı bir filmin başrolü, başka başka hikayelerin ya da filmlerin yan karakterleridir. Yan karakter de olsa, hatta saniyelik bile geçse kameranın önünden,…
Oldum olası tarihler önemli oldu benim için. Doğum günleri, yıldönümleri, hangi olay ne zaman olmuştu, gibi birçok zaman dilimi belki de çok fazla bir çaba harcamadan kalır aklımda çocukluğumdan beri. Çaba harcamadan diyorum çünkü gerçekten özellikle “aklımda kalmalı”, “unutmamalıyım” diye bir şey söylemiyorum kendime.…
Değişim, her fenomeni çok hızlı etkiler ve geliştirir. Geçmişle kıyaslandığımızda modern insanın, değişime direnmek yerine ondan faydalanma çabası içersinde olduğunu görüyoruz. İçinde bulunduğumuz kapitalist sistem, değişimi her an daha da fazla yüceltiyor, her ne kadar sistem içersinde bazı sektörler değişime olan inancı ve azmi…
Geçen hafta yayına giren “Ayrılık” başlıklı yazımda, ayrılığın doğal ve alışılması gereken bir süreç olduğundan behsetmiştim. Bunun yanında, ayrılamamanın da önemli bir psikolojik durum olduğundan söz etmiş, bu durumun, büyük çoğunluğu çocukluğa dayanan, ana nedenlerini yazacağımı söylemiştim. Ayrılamamak “Ayrılamamak” dediğimiz zaman, ilk akla gelen…













