Hepimizin çok aşina olduğumuz bazı sözler vardır.
“Huylu huyundan vazgeçmez.”
“Bir insan 7’sinde neyse 70’inde de odur.”
“Can çıkar, huy çıkmaz.”
Gibi birçok söz insanların mizaç özelliklerinin değişime çok kapalı olduğunu anlatır. Öte yandan, “Değişmeyen tek şey değişimdir” gibi adeta klişeleşmiş ve hemen herkesin kabul ettiği bir gerçek de vardır. Bu iki karşıtmış gibi görünen fikri düşünce herkesin aklına, “Hangisini kabul etmeli?” Ya da “Bu fikirlerin başlangıç ve bitiş sınırları var mı?” gibi sorular geliyor.
Değişmek
Dünya değiştikçe yaşam şartları değişiyor ve insan davranışları da şartlara göre şekil almak zorunda olduğundan, değişiyor. Değişime direnç gösteren, uyum sağlayamıyor ve bir şekilde toplumda kabul görmüyor. Böyle durumlarda da ya sonunda direnci kırmak ve değişime ayak uydurmak gerekiyor ya da oldukça izole bir hayat yaşamaya razı olmak.
İnsan sosyal bir varlık olduğu için, izole yaşamak insan doğasına uygun bir durum değil. Bu şekilde yaşamak asla mutluluğu ve huzuru beraberinde getirmiyor.
Huylar Değişir Mi?
Huy kelimesi, biraz kişilik gibi algılansa da aslında kişilikten çok daha geniş bir kavram. Huyun, psikoloji alanındaki tanımı, kişinin duygusal tepki karakteridir. Psikologların araştırmalarının bugüne kadar gelmiş olan sonucu, bebeklerin dış çevreye maruz kalmadan önce huylarının gelişmiş olduğudur ve yaşlandıkça da devamlılık gösterdiğidir. Huyun kişiliğe yansıması ise bu duygusal tepkilerin toplum içinde davranışlara dönüşmesidir.
Davranış genetiği diye bir gerçek de vardır kuşkusuz ama bu sadece biyolojik genlerle nesillere taşınmaz. Çocuklar büyürken, aile büyüklerinden öğrendikleri şekilde davranırlar. Yani huylar, biyolojik olarak kalıtımsal olduğu için, yaradılıştan geldiği için değişmez. Öte yandan davranışlar öğrenilebilir olduğundan, bireyler geliştikçe davranışlar değişiklik gösterir.
“Benim Huyum Bu” Bahanesi
Her ne kadar, öğrenilebilir ve gelişebilir olduğu söylense de davranış değiştirmek, birey için oldukça zordur. Alışmış olduğu davranışı değiştirmek, bireyin hayatında birçok şeyi etkileyecek olabilir. Olumlu yönde bir değişiklik, belki de hayatının seyrini de önemli ölçüde güzelleştirecektir. Olumsuz yönde değişim, hiç kimsenin tercih ettiği bir durum olmamakla birlikte, bazen yaşanılanlar insanı farkettirmeden bu yöne de itebilir ve hayatın genelini de büyük bir olasılıkla olumsuz yönde etkiler.
Tam bu noktada bireylerin davranış değişiminin gerekliliğini anlaması gerekir. Bu farkındalıktan sonra da hangi davranışı nasıl değiştireceği konusunda düşünmesi hatta gerekirse yardım alması gerekir. Sonraki adımda da farkındalığının yanında, iradesi devreye girmelidir ve daha önce davranmadığı gibi davranmak için yeterli ölçüde çaba harcaması şarttır.
Bir de davranış değişimi gerekliliği anlaşılsa bile bu çabayı göstermekten kaçınan insanlar vardır. Bu kaçış da
“Benim huyum böyle ne yapabilirim ki?!”
“Ama benim elimde değil ki.”
gibi cümlelerle kendini gösterir. Bunların hepsi bahanedir. Her insanın sevilmeyen hatta kendinin bile sevmediği huyları vardır. Bu huylar, davranışa direkt yansırsa hem çevreyi hem de bireyin kendisini rahatsız eder. Ama bunların hepsi yönetilebilir, davranış noktasında zararsız ve etkisiz hâle getirilebilir.
Bireyler huylarını doğuştan getirirler. Kimse huyundan sorumlu değildir ama her birey davranışlarından sorumludur. Davranışının sorumluluğunu almayan hayatının sorumluluğunu alamaz. Yanlış davranışlardan sonra “Ben böyleyim” demek yerine “Nasıl olmalıyım?” demek, insanı doğru yola çıkarır.
Nalan Erpolat





2 YORUMLAR
Sanırım her konuda olduğu gibi belirlenmiş, klişe kalıpların dışına çıkmak gerekiyor. Bu bizim huyumuz suyumuz da olsa sonuçta aşmamız gereken şeyler var, bunu fark etmek lazım.
Kaleminize sağlık!
Çok teşekkür ederim.