Erdemli bir hayat yaşamanın şartlarından biri, borcuna sadık olmaktır. Evrensel bir kural olarak bunu herkes bilir. Öyle ki Amerikalı düşünür ve yazar Ralph Weldo Emerson,
“Her borcunuzu, faturayı Tanrı kesmiş gibi ödeyin”
demiştir.
Bazı insanlar, bu kuralın gerçekliğini iliklerine kadar hissederler ve ona göre yaşarlar. Bazıları da -mış gibi yaparak sürekli “Borç çok önemlidir” derler ama borçlarına sadık olmazlar.
Karşılıkta Bulunma Kuralı
Borç durumunun ciddiyeti, sadece maddi borçlarda önemli değildir. İlişkilerde de çok önemli bir konudur bu ve iletişimde “karşılıkta bulunma kuralı” adıyla bilinir. Bu kuralın temel olarak açılımı, yapılan herhangi bir şeyin, bir şekilde geri ödenmesidir. Bu kural, hem kişiler arası ilişkiler için hem kitleler arası ilişkiler için geçerlidir. Ülkeler arası politikalarda dahi önemli olan bu kural, markaların pazarlama ya da reklam stratejilerinde de kullandıkları bir tekniktir. Promosyonların amacı öncelikli olarak tanıtımdır elbette fakat biraz da insanlara bedelsiz bir şeyler vermenin mutlaka bir karşılığı olacağının beklentisidir. Bu beklenti de çoğunlukla işe yarar çünkü genellikle, bedelsiz olarak kendine bir şeyler verilen bireyler, kendilerini bunun karşılığını ödemek zorunda hissederler.
Duygusal Borç
Karşılıkta bulunma kuralının bir de duygusal yönü vardır. Kişiler, sevdikleri insanlar tarafından sevilmek isterler. Bu çok normal bir beklentidir. Fakat iş, sevdikleri insanlar için gereğinden fazla fedakarlık yapıp aynı şekilde karşılık beklemeye gelince dengeler şaşar. Gereğinden fazla olan fedakarlık, her insanı yorar. Yorgunluk, karşılık beklemeyi beraberinde getirir. Yani birey, karşısındaki kişiyi kendine duygusal olarak borçlandırır. Ödenemeyen borç karşısında da karşı tarafa duyulan duygu sadece öfkedir.
Diğer bir deyişle, birey duygusal olarak borçlandırdığı kişilere karşı sevgi değil kızgınlık duyar ve bu iki tarafı da yorar. Bunun olmaması için her insan, karşılığını almasa da mutlu olabilecek kadar özveride bulunmalıdır. Bu kesinlikle, kimse kimseyi karşılıksız sevmesin demek değildir. Fakat karşılıksız sevginin de bir ölçüsü olmalıdır.
Annelik ve Duygusal Borç
Dünyadaki en karşılıksız sevgi, evlat sevgisidir. Anneler, evlatlarını karşılıksız severler. Fakat, bir anne hayatını tamamen çocukları üzerine yaşar ve kendini hiçe sayarsa zamanla ister istemez çocuklarının da kendi ekseninde yaşamalarını bekler. Bu da çocuklara yüklenen, ödemesi çok zor olan bir duygusal borçtur. Gerçek sevgi de böyle bir borç yüklemekten uzak olmalıdır.
Anneler günü haftasında her annenin Erich Fromm’un şu sözünü hatırlaması çok anlamlı olabilir.
“Bir çocuğa hayatta neşe ve mutluluğu en çok hissettiren şey kendini seven bir anne tarafından sevilmiş olmaktır.”
Kendini seven, evlatlarını da onlara olan sevgisiyle borçlandırmayan, tüm annelerin günü kutlu olsun.
Nalan Erpolat





1 Comment
“Annelik ve Duygusal Borç ” başlığına gelir gelmez duygu yüklenmeye başladım hemen ben.🙊
Yıllarca bir kısım annenin dilinde pelesenk olan ‘ Ben size saçımı süpürge ettim.’sözü geldi aklıma hemen. Sizin de ifade ettiğiniz üzere bu çocuğu borçlandırmak değil de nedir?
Ben de bir anneyim.
Evet, donanımlı, merhametli, görgülü, adaletli ve bilgili evlatlar yetiştirmeye çalışıyorum bütün sevgim ve ilgim ile bunun için iyi de vakit harcıyorum ama bu benim tercihim. Bu tercih için bir beklentiye girmem söz konusu bile olamaz.
Erich Fromm ile aynı yönde oldu benim de annelik bilincim, mutlu bir anne varsa mutlu çocuklar ve hatta mutlu bir aile var olduğunu düşünüyorum. Anne değersiz ve mutsuz hissediyorsa bütün sistem çöküyor.😉 Kendine vakit yaratan, kendi öz bakımını keyif aldığı şeyler ile donatarak yapan annenin, kendini sevmeme ve mutsuz olma ihtimali bence yok.💜
Kendini seven, evlatlarını da onlara olan sevgisiyle borçlandırmadan seven her annenin günü kutlu olsun.
Sevgiler.🍀