İnsan olmak demek ihtiyaçlı olmak demektir. İhtiyaçlar, en temelde fiziksel olanlarla başlar, duygusal ve ruhsal olanlarla devam eder. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi basamak basamak hepsini anlatır.
Tamamen tek başına olmanın mümkün olmadığı bir yaşamda, insan insana ihtiyaç duyar. İlişkiler de bu şekilde başlar. Doğumla başlayan ilişkilerin sağlıklı olması, ihtiyaçların ne kadar sağlıklı karşılandığı ile paraleldir.
Bebeklik ve ilk çocukluk çağında ilişkiler, kurulan değil sunulan ilişkiler olduğu için, birey bu ilişkileri yönetemez. İlişkinin sağlığı tamamen ebeveyn kontrolünde ve sorumluluğundadır. Fakat sosyalliğin başladığı yaşlardan itibaren, ilişkilerin sorumluluğu bireyin kendisine geçer. Arkadaş ilişkilerinin ilk kurulduğu yıllarda, çocuklar kendilerini iyi hissettikleri ile arkadaşlık ilişkisi kurarlar, iyi hissetmediklerini red ederler. Red edemedikleri yerde, huzursuzluklar başlar ve bu durum red etmeyi deneyimleyene dek sürer. Sosyal gelişim ömür boyu sürse de temelleri bu şekilde atılır.
Sosyal gelişim sürerken, hayatın belirli evrelerinde duygusal ilişkiler de olur. Bu ilişkilerin başlaması, devam etmesi, sonlanması hayatın içindeki ihtimallerdir.
Fakat doğru ilişkiler içerisinde olmak, her bireyin kendi hayatı için yapabileceği en önemli şeylerden biridir.
Doğru İlişki Var Mıdır? Bu Nasıl Anlaşılır?
Yanlış ilişkilerin varlığından söz edebildiğimiz gibi, doğru ilişkilerin de varlığından söz edebiliriz. Doğru ya da yanlış ilişki içerisinde olmak da hayat kalitesini doğrudan etkiler.
Bunu anlamak için, her bireyin ihtiyaçlarını iyi belirlemesi gerekir. Hayatın her evresinde değişen ihtiyaçlar, kuşkusuz ki ilişkilerin doğru ya da yanlış değerlendirilmesini etkiler. Fakat hayatın her deminde insanın ihtiyacı, görülmek, duyulmak, saygı görmektir. Bunların karşılıklı olmadığı ilişki kesinlikle yanlış ilişkidir.
Diğer bir yanlış ilişki örneği de bağımlılık barındıran ilişkidir. Bu iki taraf için de geçerlidir. Bir ötekine bağımlı olan biri, sürekli yönetmek isteyen biri ile ilişki içerisinde ise, dışarıdan “tam birbirlerine göreler” yorumlarını alsalar da aslında bu ilişki yanlış bir ilişkidir. Bu yanlışlığın sebebi, iki tarafın da olumsuz yönlerini fark etmek ve düzeltmek için zemin bulamıyor olmalarıdır.
Yanlış ilişkilerin bu özelliklerini fark ettikten sonra, doğru ilişki en temelde şu şekilde anlatılabilir: Bireylerin, oldukları gibi kabul gördükleri, kendi iç kaynaklarından beslenebilirken beraberken de zenginleşebildikleri ve karşılıklı olarak ihtiyaçlarının karşılanabildiği ilişkiler doğru ilişkilerdir.
Doğru ve Yanlış İlişkiler Geçişlidir
Çiftler, içinde oldukları ilişkiyi yanlış ya da doğru olarak tanımlayabilir. Ama ne doğru ilişki ne de yanlış ilişki ebedidir. Doğru ilişkinin, doğru olarak devam etmesi, karşılıklı özenin ve nezaketin sürdürülebilirliği ile mümkündür. Bu da, “Doğru ilişkim nasıl olsa cepte” bakış açısından uzak olmayı gerektirir.
Yanlış ilişkinin de doğru ilişkiye dönüşmesi imkânsız değildir ama çok yüksek bir farkındalık, istek ve gayret gerekir. Bireyler, teker teker kendi yanlışlarını düzeltip, bunları ilişkiye doğru yansıtabilirlerse, ilişki doğru ilişki olur.
Doğru ilişki herkes için çok önemlidir ve hayatın her döneminde güzeldir. Yanlış ilişki ise insanların yaşam enerjisini bitirir. Yanlışı düzeltmeden, ilişkiye devam etmek de toksik bir ilişkinin içinde olmak demektir ki bu da bireyin ruhsal durumunu çökertir.
Nalan Erpolat





2 YORUMLAR
Canım benim, ilişkiler üzerine kaleme aldığın bu derinlemesine yazı, hayatımızdaki ilişkileri değerlendirmemize ışık tutuyor. Doğru ve yanlış ilişkilerin dinamiklerini titizlikle ele alarak okurlara önemli bir rehber sunmuşsun biriciğim.
İlişkilerimizin sağlığı; mutluluğumuzun ve yaşam kalitemizin önemli unsurlarından biri. Bu makale, bireylerin kendi ihtiyaçlarını tanıması ve doğru ilişkileri inşa etmesi adına ilham verici.
Kalemine sağlık canım 🙏🏻🤗❤️
Çok teşekkür ederim Didemcim. Yazdıklarımın ışık olduğunu duymak çok güzel. Oluyorsa ne mutlu bana.
Çok sevgiler.