Yurt İçi Gezi

Datça & Bodrum

10 Aralık 2024

Yazı: Datça & Bodrum | Yazan: Demet Albayrakoğlu

Orhaniye’den Datça’ya yolculuğumuz yaklaşık 1,5-2 saat sürdü. Çocukken Datça’ya tatil için geldiğimizi hatırlıyorum; o zamanlar çok keyif almıştım. Yıllar sonra tekrar Datça’ya gitmek beni heyecanlandırmıştı. Doğrudan otele gitmek yerine önce Eski Datça’yı gezmeyi tercih ettik. Aracımızı park ettikten sonra yürüyerek keşfe başladık.

Eski Datça’da Sıcak Kahve ve Taş Sokakların Büyüsü

Eski Datça, çok çeşitli hediyelik eşya dükkânları, dericiler, seramikçiler, kafeler ve lokantalarla dolu, sevimli, küçük bir yer. Yanında sütlü bir tatlının eşlik ettiği bademli Türk kahvesi içebileceğimiz bir kafede oturduk. Kafenin yanında, zeytinyağı, sirke, badem kolonyası ve çeşitli sabunlar satan Olive Farm adında güzel bir dükkân vardı. Datça dönüşünde buraya mutlaka tekrar uğramaya karar verdik.

Eski Datça’nın dar ve taşlı yollarında yürürken, kız kardeşim meşhur deri sandaletlerden satın aldı; ben de ufak bir deri çanta aldım. 😊 Yürüyüş sırasında, akşamüstü içkinizi yudumlayabileceğiniz çok şirin kafelerle karşılaştık. Buranın havası bana biraz Kaş’ı anımsattı ve gerçekten çok beğendim.

Beyaz İnci’de Tesadüflerle Renklenen Tatil

Öğlene doğru hava çok ısındığı için otelimize doğru yola koyulduk. Beyaz İnci adında, yeni açılmış ve tertemiz bir otele geldik. Datça’nın en güzel koylarından biri olan Palamutbükü’ndeydik. Ne güzel bir tesadüf ki kardeşimin yakın arkadaşlarından biri ve eşi de aynı otelde kalıyordu. İki gün boyunca tatilimizi birlikte geçirdik. 😊

Yazı: Datça & Bodrum | Yazan: Demet Albayrakoğlu

Tatilin Huzurunu Gölgeleyen Hayal Kırıklığı

Odamıza girer girmez dikkatimizi odanın serinliği çekti. Gelmeden önce bizim için klimanın açık bırakılmış olması hoş bir detaydı. 😊 Hemen üzerimizi değiştirip otelin plajına indik. Güzelce karnımızı doyurduktan sonra denize girdik ancak büyük bir hayal kırıklığı yaşadık. O tertemiz, taşlık Datça denizinin üzerinde teknelerden bırakılan atıkların yüzdüğünü gördük. “Atık” dediğim şey, bildiğiniz tuvalet atıklarıydı ve bunları denizin yüzeyinde açıkça görebiliyordunuz.

Bu bilinçsizlik ve vurdumduymazlık karşısında hissettiğim üzüntüyü tarif edemem. Ne yazık ki, bu durum nedeniyle iki günlük kısa Datça tatilimizde gönlümüzce denize giremedik.

Yeni Datça’nın Işıkları ve Kekik’te İlk Gece

İlk gecemizde Yeni Datça’yı görmek istedik ve önceden rezervasyon yaptırdığımız Kekik isimli mekâna gittik. Otelden oraya ulaşmamız yaklaşık 40 dakika sürdü. Datça’nın meşhur virajlı ve karanlık yollarında yolculuk pek kolay olmadı.

Yeni Datça, Eski Datça’ya kıyasla daha şehir havası taşıyordu. Restorandaki masamız, deniz kenarında ve kumların üzerindeydi. Mezeler ve ortam gerçekten güzeldi. Meşhur simit levreğini denedik ancak ertesi gün Palamutbükü’nde gideceğimiz restorandaki kadar efsane olmadığını söylemeliyim. Fiyat performansı oldukça yüksekti; lagos balığı sipariş etmiştik fakat ondan da pek memnun kalmadık. Neyse ki, mekânın melek kanatlı gösterişli girişinin önünde harika fotoğraflar çekildik. 😊

Badem Kokulu Çarşı ve Yazın Sert Yüzü

Yemekten sonra yürüyerek çarşıyı dolaştık. Herkes dükkanlardan Datça bademi, bademli gazoz ve daha pek çok bademli ürünü hediyelik olarak aldı. Ancak hava o kadar sıcak ve esintisizdi ki giysileriniz terden üzerinize yapışıyor, sıcaktan sırılsıklam oluyordunuz.

Ne yazık ki bahsettiğim denizin durumu ve Datça’nın havası, bu tatil deneyimini benim için büyük bir hayal kırıklığına dönüştürdü.

Yazı: Datça & Bodrum | Yazan: Demet AlbayrakoğluErtesi gün otelimizin güzel bahçesinde nefis bir kahvaltı yaptık. Gerçekten otelden yana şanslıydık. Günümüzü sahilde güneşlenerek, az da olsa denize girerek, tavla oynayıp sohbet ederek geçirdik.

Lezzet ve Sıcaklık: Müdavim’de Bir Akşam

Datça’daki son gecemizde arabayla değil, yürüyerek akşam yemeğine gitmek istediğimiz için internetten yaptığımız araştırmalar sonucunda, önceden rezervasyon yaptırdığımız Müdavim adlı mekânda karar kıldık. Bu mekân hakkında hep güzel yorumlar vardı. Belki de işletmecilerinin, beyaz yakalı olarak çalıştıktan sonra İstanbul’dan kaçan kişiler olması beni buraya yakın hissettirmiştir. 😊

Müdavim, deniz kenarında, küçük ve şirin bir yer. Güleryüzlü çalışanlarının tüm müşterileriyle yakından ilgilenmesi beni çok etkiledi. 😊 Mezeler oldukça lezzetliydi; özellikle simit levreği muhteşemdi. Biz Marmaris’ten beri sürekli balık yediğimiz için o akşam tercihimizi etten yana kullandık. Etleri de oldukça güzeldi ama balığını da mutlaka denemenizi tavsiye ederim.

Akşam yemeğinden dönerken, ertesi sabah açılacak olan pazarın kurulum aşaması tamamlanmış hâlini ziyaret ettik. Pazardan renkli peştemaller aldık.

Datça’dan Ayrılış

Artık Datça’dan Bodrum’a gitme vakti gelmişti. Feribotla geçmeyi düşünmekle çok iyi bir karar vermiştik. (Eşim sağ olsun! 😊) Bu sayede yorucu virajlı yollardan kurtulup engin denizlerin üzerinde püfür püfür Bodrum’a ulaştık.

Annemleri İstanbul’a dönüşleri için havalimanına bıraktıktan sonra eşimle birlikte Gündoğan’a gittik.

Gündoğan’da Huzur ve Denizle Buluşma

BodrumBodrum’da denizini en sevdiğim koylardan biri olan Gündoğan’a varmıştık. Daha önceki yıllarda ailemle birlikte kaldığım butik bir otelde konakladık. İlk gün, öğle yemeğini hızlıca otelde geçiştirdikten sonra iskeleye gidip serin sulara kendimizi bıraktık.

Eşim, bu yaza kadar çok denizci biri değildi. Ancak bu sene kendini aşarak her gün denize girdi diyebilirim. Hatta bazı sabahlar benden önce kalkıp denize girdiği bile oldu. 😊 Yorgunluğumuzu deniz kenarında atıp akşam yemeği için klasiğimiz olan Terzi Mustafa’ya gittik.

Fonda dalgaların sahile vurarak çıkardığı sakin şıkırtılar ve denize yansıyan yakamoz eşliğinde keyifli bir yemek yedik. Akşamüzeri çıkan meltem esintisinin tadına da doyum olmadı doğrusu.

Bodrum’da kalan diğer günlerimizi deniz kenarında bol bol güneşlenerek, denize girerek ve kitap okuyarak geçirdim.

Tatilin Lezzet Durağı: Çakıltaşı ve Köşebaşı

Öğle yemekleri için adresimiz tabii ki Çakıltaşı’ydı. Tatilde ev yemeklerini çok özlemiştik ve Çakıltaşı bunun için en doğru mekândı. Eşim, özellikle zeytinyağlılarına ve çiğ böreğine bayıldı. 😊

Gündoğan’ın sahil şeridinde yeni hizmete giren Köşebaşı isimli kebapçı, İstanbul’dan da tanıdığımız bir yerdi. Bu yüzden bir sonraki akşam yemeğimizi orada yedik. Üzümlü ve ıspanaklı zeytinyağlısını özellikle tavsiye ediyorum! 😊


Yaz tatili üzerine kaleme aldığım bu yazılar biraz yemek koktu, farkındayım. 😊 Hatta yazarken bile kendimi adeta Masterchef izliyormuş gibi hissettim. Ama ne yapalım? Tatil demek biraz yemek, biraz deniz ve biraz güneşlenmek değil de nedir ki?


Geçmişin İzleriyle Bugünün Keyfi

Bodrum tatilinin son akşamında beni çok ama çok mutlu eden bir şey oldu. Şimdi yılları telaffuz ettiğim için belki bana biraz kızacak ama üniversite yıllarımdan sevgili sıra arkadaşım Eda ile Bodrum’da buluştuk. 1998 yılından beri görüşememiştik. Arada bir yazışıyorduk, hepsi bu kadar. Bir süre önce İstanbul’dan Bodrum’a taşınma kararı alan arkadaşlarımdan biriydi Eda.

Demet Albayrakoğlu & Eda Bilgin

Onunla, eşimin ısrarıyla Bodrum’un meşhur sebzeli dönercisinde buluştuk. 😊 İnanın, bu dönerciyi ilk kez eşimden duydum. 😊 Eda’yı yıllar sonra göreceğim için çok heyecanlıydım. Buluştuğumuzda birbirimizi gönülden kucakladık ve kaldığımız yerden sohbete devam ettik. Sanki hiçbir şey değişmemişti; sanki hâlâ o toy ve tecrübesiz yıllarımızdaki gibiydik. Oysa ki bu yaşımıza kadar neler yaşamış, neler görmüştük… Büyük acılarımız ve paha biçilmez ufak mutluluklarımız olmuştu, tıpkı herkes gibi.

Eşimle Eda’yı tanıştırma fırsatını da bu buluşmada yakaladım. Üçümüz birlikte keyifli bir sohbet ettik. Kahkahalarla güldüğümüz anlar da oldu, hüzünlenip sessizleştiğimiz anlar da.

Bir yaz tatilinin sonuna yaklaşmıştık artık. Sevdiklerimle geçirdiğim her bir gün için şükran duyarak, son gecemde kafamı yastığa büyük bir huzurla koyup mışıl mışıl uyudum.
 
 
Demet Albayrakoğlu
 
 

BEĞENEBİLECEĞİNİZ İÇERİKLER

4 YORUMLAR

  • Yanıtla Didem Çelebi Özkan 19 Aralık 2024 at 02:10

    Demetciğim, bu içten ve sıcacık yazıyı okumak beni çok duygulandırdı. Üniversite yıllarımızdan bu yana geçen onca zamana rağmen, Eda’yla ikinizi böyle keyifli bir yazıda bir arada görmek beni hem gülümsetti hem de geçmişe götürdü. Fotoğrafınız o kadar güzel ki o masada sizinle sohbet ediyor gibi hissettim. Bu yazı sadece bir tatil anısı değil, aynı zamanda dostluk ve sevginin yıllara meydan okuduğunu hissettiren bir paylaşım olmuş. Sizleri böyle keyifli görmek beni de çok mutlu etti. Hep böyle güzel anılar biriktirmeniz dileğiyle! 💕

    • Yanıtla Demet Albayrakoğlu 19 Aralık 2024 at 10:16

      Canım Didemciğim, ifade ettiğin duyguların beni çok mutlu etti ve duygulandırdı. Üniversite yıllarımız hep birlikte şahaneydi. Çok güzel günler geçirdik beraber. Yıllar yıllar öncesinden kurulan dostlukların, yolunun da en sevdiğim Ege’de birleşmesi çok güzel ve değişik bir duyguydu benim için. Umarım yine Bodrum’da seninle ve Eda ile bir araya gelir ve anılarımızı yâdederiz.
       
      Çok sevgiler, öpüyorum. 💕😘

  • Yanıtla İrem Sakin 19 Aralık 2024 at 22:29

    Kaleminize sağlık ☺️
     
    Datça’yı 4 yıl önce ilk defa ziyaret etmiştim. Açıklarda koylarda denize girmek keyifliydi ancak son geldiği noktada belirttiğiniz gibiyse kıyıdaki kirlilik görüntüsüne epey üzüldüm. Birçok yerde bulundum ancak Datça’nın denizi diye bir gerçek var umarım bunu korumayı başarırlar, derhal müdâhele edilir o duruma. Aksi takdirde Datça’nın inanılmaz yüksek fiyatlı kalitesi de düşük restaurantlarına tahammül edeceğimiz bir sebep kalmaz ortada 😂

    • Yanıtla Demet Albayrakoğlu 20 Aralık 2024 at 15:07

      İremciğim, katkıların ve güzel yorumun için çok teşekkür ediyorum. Umarım, dediğin gibi olur. Çok sevgiler 💕😘

    Düşünceleriniz bizim için değerli! Yazı hakkındaki yorumlarınızı paylaşarak sohbetin bir parçası olun.

    error: Kopya korumalı içerik!

    Yazı: Pembeden Yeşile Bütünlük | Yazan: İrem Savaş
    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan