Tuğçe, Gülsüm, Şevval ve Liyya anısına…
Arkasına yaslandı. Hasır sandalyenin sert dokusu sırtına battı ama rahatsız hissetmedi. Güneş tam masalarına vuruyordu fakat yakıcı bir rahatsızlığı yoktu. Beş genç kadın; güneş gözlükleri, yazlık elbiseleri ve her birinden gelen farklı parfüm kokularıyla bir yaz gününde parlıyorlardı. Masada ise türk kahveleri, rujlar, dilim pastalar ve ara sıra fotoğraf göstermek için ele alınan telefonlar… Başını sağa çevirdi, deniz ışıl ışıldı. Hararetle bir şeyler anlatıp sık sık kahkaha atan arkadaşlarına şöyle bir baktı. İçinde bulunduğu anın güzelliğini hissedince yüzüne bir tebessüm yayıldı. Zorlu ve yorucu geçen kış aylarında hep bu anı hayal ederdi. Keşke şimdi Antalya’da olsam, derdi. Güneşin, sahilin ve eski dostlukların özlemiyle yazı düşlerdi. Şimdi düşlediği yerdeydi işte.
Tuğçe’nin omzuna dokunmasıyla irkildi, sohbeti dinlemeye başladı.
“Evlilik sana göre değil miymiş yani anlamadım?”
“Öyle demiyorum da… Ne bileyim insan hep sahip olmadığının iyi taraflarını görüyor galiba. Eskiden mutlu evli çiftler dikkatimi çekerdi, benim yalnızlığımda sanki bana nispet yapılıyor gibi her yerde gözüme sokulurdu sanki. Tüm dünya ruh eşini bulmuş da bir ben yalnızmışım gibi geliyordu.”
“E şimdi sen de mutlu bir evli çiftsin. Neden hâlâ huzursuz hissediyorsun?”
“Şimdi de mutlu bekarlar dikkatimi çekiyor hep. Algıda seçicilik mi işte her neyse. Onların özgürlüğünü gördükçe bu sefer de onlara imreniyorum. Sahip olduğumla mutlu olamıyorum gibi.”
“Sen de çok şey istiyorsun ama güzelim. Bırak tek derdin bu olsun ya.”
Gülüştüler.
“Pınar senin dönüş ne zaman?”
Başını, masanın en başındaki Gülsüm’e doğru çevirdi. “Bu pazartesi.”
“Senin hayatında toplam kaç saatin yollarda geçmiştir çok merak ediyorum, bir istatistiği olsa da görsek keşke değil mi?” deyip kahvesinden bir yudum aldı.
“Bilmiyorum, az değildir. İçimdeki şehir değiştirme isteğini durduramıyorum arkadaşlar. Uzun süre aynı şehirde kalamıyorum sanki.”
“Köksüz olma tripleri mi? Anlamadık” deyip güldü Tuğçe. “Neyse benim için daha iyi, ben burdayken de evime gittiğimde de nereye gitsem oraya geliyor. Benim işime geliyor valla, sık sık görüşüyoruz. Ben olsam üşenirim iki gün için o kadar yol gelmeye.”
“Bir de çok yoğun yani” diyerek sohbete dahil oldu Liyya. “Bunu kendi isteğiyle yapmasını anlayamıyorum ben. Bu kadar meşguliyet çok yorucu değil mi?”
Cevap vermeye yeltenmişti ki Şevval ondan önce davrandı. “Yok ya ben anlayabiliyorum. Ne kadar meşgul olursa düşünmeye o kadar az vakti kalıyor. Benim gibi onun da kafasının içinde hiç susmayan bir ses var çünkü.”
Gülerek cevap verdi. “Yani evet öyle de denebilir.”
Tuğçe, rujunu sürmek için eline aldığı aynayı masaya bıraktı. “Aman maşallah deyin arkadaşlar, ben Pınar’ın bu halinden çok memnunum.”
“Sen memnunsan tamam zaten” diye gülerek yanıtladı.
“Hayır yani şunu demeye çalışıyorum.” Vücudunu sola doğru çevirerek Pınar’a doğru döndü. “Mutlusun bence. Hayatındaki en mutlu olduğun evredesin hatta.” Diğer kızlara teker teker baktı. “20 yıldır hayatına yakından şahit olan biri olarak söylüyorum bunu. Yani eğer bir şeylerin üzerini örtüp kaçmış olmuyorsa, bence yoğun ve hızlı bir hayatı olması gayet kabul edilebilir. Psikolog Hanım siz ne diyorsunuz bu işe?”
Liyya tebessüm ederek söze başladı. “Yoğunluk ile kaçmak arasında net bir sınır var aslında. Ama ben Pınar’da bunu görmüyorum. Güncel büyük bir sorunu yok sonuçta şu an hayatında. Bir şeylerden kaçıyor değil bence. Sadece herkesin yaşamla mücâdelesi farklı şekilde yani hepimiz başka yollar tercih ediyoruz. Önemli olan kendisinin ne düşündüğü ve hissettiği.”
Tüm gözler tekrardan Pınar’a çevrildi.
“Gördünüz mü psikoloğumuzdan da onay aldım” deyip gülümsedi. “Şaka bir yana, ben üniversitenin başlarındayken, mutluluğun bir şeyleri hak etmemle veya bir şeylere sahip olmamla geleceği yanılgısındaydım. Sonra çok istediğim bazı şeylere teker teker ulaştıkça gördüm ki bunlara sahip olmak evet beni mutlu ediyor ama yalnızca kısa bir süre. Şunu anladım ki hangi koşulda olursam olayım, mutlu hissetmek biraz da benim elimde. Bakış açım şu yöne evrildi, mesela şu an tekrar yaşanmayacak kadar eşsiz. Ve ben tam içindeyim. Mutluluk galiba bu fark edişte.”
“Başardığın şey anda kalmak sanki” dedi Tuğçe.
“Evet mesela salı günü önemli bir sunumum var ama şimdiden ona streslenmiyorum yani. O, o zamanki Pınar’ın derdi. Benim şimdiden o ana müdâhale etme şansım yok, burada çok keyifli bir an yaşıyorum ve umrumda olan tek şey şu an yaşamakta olduğum an.”
“Vay be yazar hanım..” dedi Şevval. Biraz duraksadıktan sonra sözlerine devam etti. “Zaman göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor gerçekten. Lise koridorlarındaki halimiz hâlâ gözümün önünde.”
“Katılıyorum” diyerek arkadaşını onayladı Tuğçe. “Yalnız, ekibimiz şahane. Öğretmen, hemşire, doktor, mühendis, psikolog. Senin uzmanlık ne zaman bitiyor Gülsüm?”
“1 seneden fazla var daha.”
“Az kalmış. Benim gözümde de zorunlu hizmet çok büyürdü ama bak bitti sayılır bile.”
Sessizlik Pınar’ın sesiyle sona erdi.
“Kalkacaksak biraz yürüyüş yapalım mı? Hava çok güzel, elbiselerimiz de rüzgarda efil efil uçuşuyor çok hoşuma gitti.”
“Olur” dediler, hep bir ağızdan. “Hesabı ödeyeyim ben önce” dedi Gülsüm.
“Sen değil, buluşmayı ben teklif ettim.”
“Sen de değil Pınar, siz Antalya’ya geldiniz bizim misafirimizsiniz” dedi Liyya.
“Neyse kasaya doğru yürüyelim…”
“Arkadaşlar saçmalamayın ben ödeyeceğim tabii ki, alt tarafı kahve içtik tatlı yedik.”
Onlar kasaya doğru ilerlerken, kalktıkları masaya liseli bir grup yaklaştı.
“Buraya oturalım bence tam denizi görüyor.”
Sırt çantalarını koymak için bir sandalye daha çektiler.
“Bu deneme kötü gelecek benim, kontrol etmeye korkuyorum” dedi kızlardan biri.
“Valla bu netlerle tıp biraz hayal olacak galiba benim için.”
“Öyle söyleme. Sen çok iyi bir doktor olacaksın biliyorum ben, bana güven.”
İçlerinden bir diğeri, sohbete dahil oldu. “Sürekli karar değiştiriyorum biliyorum ama galiba mühendislik istiyorum artık ben.”
“Hangi bölüm bilmiyorum ama ben Antalya’da kalmak istiyorum kızlar” dedi bir diğeri.
Deniz aynı ışıltılarla dans ediyordu, rüzgar hâlâ tatlıydı. Fakat baktıkları aynı olsa da gördükleri bambaşkaydı.
Pınar Sude Genç©





6 YORUMLAR
Şu an o kadar duygulandım ki geleceğimiz ve geçmişiz sanki gözlerimin önünden akıp gitti. İyi ki varsın canım arkadaşım 🫠💞🥹
Sen de iyi ki varsın Tuğçem 💖
Kalemine sağlık, sizi seviyorum <3
Teşekkür ederim, biz de seni seviyoruz <3
Çok güzel bir yazı olmuş…
Ânı yaşayabilenlere selam olsun…
Mutluluk ân’da kalanların kesinlikle…
Çok teşekkür ederim Murat abi, beğenmene sevindim 🙂