Masumiyet kelimesinin en çok bir çocuğa yakıştığını hepimiz kabul ediyoruz sanırım. Tertemiz kalpli, yumuk yumuk elli çocuklarımız. Yaşadıkça kirlenecek olan zihinleri henüz pırıl pırıl, hinlik, kötülük bilemeyen çocuklarımız. Keşke öyle muhafaza edebilsek onları. Bizim yaşadığımız bugünün dünyasında bazen psikolojik, bazen göğüs göğüse sürdürmek zorunda…
Yazın geldiğini bir havaların ısınmasından ve bir de son on yıldır Aşk-ı Memnu’nun tekrarlarının yayınlanmasından anlıyoruz. On yıldır her yaz reyting sıralamasında ilk sıraları başka hiçbir yapıma kaptırmadan tekrar tekrar seyirci kervanına yeni kurbanlar katarak izlenmeye devam ediyor. “Kurbanlar” diyorum çünkü genellikle bir bulaşan…
Eylül yazın sonu değil, yeni bir mevsimin habercisi. Hepimizin içine romantizm tohumları eken sonbahar yapraklarının düşmeye başladığı mevsim. Sıcak içeceklere geri döndüğümüz, inatla kaldırmadığımız pikelere sıkı sıkı sarılarak tatlı bir ürpertiyle uykuya daldığımız, hırkaları hurçlardan çıkardığımız, “üşüdün mü sevgilim?” sorusuyla omuzlarımıza kolların atılmaya başladığı…
Canım çok sıkkın, sizden saklayacak değilim. Ne yapsam olmuyor. Nefes almakta bile zorlanıyorum. Sanki başım dönüyor gibi. İlk kez böyle bir şey yaşıyorum. Dört, beş gündür böyleyim. Nasıl üstesinden geleceğimi de bilmiyorum. Kendimi oyalamak için her şeyi yaptım. Konuşursam rahatlayacağım ama herkesle olmaz. Zaten…
Ruh halim, duygularım bir tuhaf bugünlerde. İki senedir yapamadığım tatilime kavuştuğum, tam sahilde uzanıp derin bir oh çekecekken Emine Bulut olayıyla yine kafama geçti dünya. Yine içinde bulunduğum ortamdan, aldığım nefesten, sohbetin ortasında attığım kahkahadan utanç duyacak hale geldim. Yine bin tane isyan ettim,…
O kadar koşturmacanın içinde o gün dışarda halletmem gereken işlerim erken bitince hemen telefona sarılıp Çido’ya mesaj attım: S: Bebişim! Kaçta çıkıyorsunuz? Ç: 18:00. Buraya mı geleceksin yoksa?! S: Hmm, yetişemem, benim gelişim 18:00 zaten. Ç: Bekleriz yavrucum, gel sen. S: Anlaştık o zaman…
Çiftler ayrı ayrı takılabilir mi? Bence bal gibi de takılır, hem de şahane takılır. Bence uzun ilişkinin sırrı seyrek görüşmek zaten 😊 Bu konu gerçek bir tartışma konusu bizim toplumda. Bir kısım “Allah Allah, ayrı ayrı takılacaksak, gece ayrı çıkıp, ayrı tatile gideceksek zaten…
Bazen insan kendini ihtiyar hissediyor. Sanki 1000 yıl yaşamış gibi. Sanki elleri, yüzü kırış kırış olmuş, sesi billurluğunu yitirip çatallaşmış, gözünün ışıltısı sönmüş gibi. Bazen… Hepimize olur. İhtiyarlık… Bilirsiniz işte. Bazen çok uzun sürer. Bazen küçük bir zaman dilimine sıkışıp kalır. Bazen kendiliğinden geçiverir.…
Belli bir zaman sonra anne-baba ile ilişkiler enteresan bir hal alıyor. Zaman içinde evrilerek kendi hayatını yaşamaya başlayan biz muhteşem yetişkinler bize göre hayatımızı kısıtlayan ve her işimize bir şekilde müdahale eden ebeveynlerimizle ilişkilerimizi keman yayı gibi gerip sonra da içinden çıkamaz hale geliyoruz.…
Aynen böyle bir yaz gecesi başladı her şey. Geçen sene ağustos. Hepimizin yaptığı gibi gece uzanmış Instagram’da geziniyordum. Bir sponsorlu gönderi çıktı karşıma. Deniz Arcak yeni bir yer kurmuş adına da Atölyehane demişti. Bu çatı altında vokal dersleri veriyordu. O güne kadar defalarca düşünmüştüm…
Başarı. Ne sihirli, ne çekici kelime değil mi? Hiçbirimizin hayır diyemeyeceği bir nitelendirme sanırım. Ayrıştığımız nokta başarılı olarak nitelendirmek ya da nitelendirilmek değil ama başarıyı nasıl nitelediğimiz olabilir. Farkı, kendisi Bir kız tanıyorum. 2006 yılında tanıştık. Aynı ajansta çalışıyorduk. Ben müşteri tarafındaydım, o ise…
Bilgisayarım kucağımda, günlerdir sonu gelmeyen işlerimi tamamlamaya çalışıyorum. Ne zamandır üzerime çökmüş olan stresli ruh halim şu an evde olduğum için hemen üzerimde değil de az ilerideki sarı koltukta oturuyor ama gitmiyor bir türlü. Bir yandan televizyon da açık. Bildiğimiz ses yarışmalarından birinin yayınlandığı…
Masmavi iki gözdü gözlerimin içine bakan. Ama bence bugüne kadar gördüklerinizle karıştırmayın. Gerçekten ben o güne kadar hiç öylesini görmemiştim. Sonra da bir benzerini görmedim. İçinden ışık çıkan gözler. Derler ya “gözlerinin içi gülüyor” diye, işte öyle gözler. Yol Moda’nın sokaklarından birinde karşılaştık. Tanımadığım…













