İnsanlar hakkında yazmayı seviyorum. Her zaman sevdim. Mesela hiçbir zaman “gezdim-gördüm” ya da “yedim-içtim”ci yazılarım olmadı benim. Yıllar önce, çocukluğumdan beri hayalini kurarak gittiğim ve her sokağına, her köprüsüne, demirden kulesine aşık olduğum Paris hakkında bile tek satır yazamadım döndükten sonra. Denemedim değil ama…
Yelkovan akrebi daha mı hızlı kovalıyor gece olunca? Saat kaç olmuş, haberim yok. Denizin kenarında dalga sesleri dinlediğim şarkılara karışmış. Boğazımda bir düğüm. Ihlamuru sevmem ben Şehrin sokakları ıhlamur kokuyor. İşte yine o mevsime geldik. Ve sevmediğim ıhlamurun sevdiğim kokusu bana nedense seni hatırlatıyor.…
Giriş Biriyle tanışırsınız. Önce önemsemezsiniz. Sadece tanışırsınız. Adını, boyunu bosunu bilirsiniz, hepsi bundan ibarettir. Dikkat etmezsiniz. Herhangi biridir sizin için. Sonra yavaş yavaş fark etmeye başlarsınız; yeni tanışmış olmanıza rağmen 40 yıldır birbirini tanıyan iki kişi gibi olduğunuzu, birbirinizi ne kolay benimsediğinizi, onun da…
Beni sahil kenarlarında, denizden yeni çıkmış, üzerindeki su damlaları henüz kurumamışken okuyan herkese selam olsun. Deli gibi çalıştınız, hepiniz bu uzun tatili iple çektiniz, hakkınızdır, tadını çıkarın. Ama benim sizin yardımınıza ihtiyacım var, söz veriyorum sizi yormayacağım, yattığınız yerden akıl yürütmenizi isteyeceğim sadece. Konumuz…
28 Mayıs 1983 Hepimizin kalplerinde ve akıllarında yer etmiş unutulmaz şarkıların sözlerini yazmış olan kadının, çok kıymetli Çiğdem Talu’nun, 44 yaşında aramızdan ayrılışının yıl dönümünüydü iki gün önce. Dile kolay, aradan geçen 36 yıla rağmen dinlerken hala içimizdeki o en ince tele dokunabilen, sözleri…
Evlilik, esaret ve aşk. Birbiriyle iç içe geçmiş üç kelime. Aşk evlilikleri için bu sözüm elbet. Peki aşkla başlayan bu evlilikler nasıl oluyor da bir zaman sonra esaretin kendisine dönüşebiliyor? Bu benim yargım değil. Gerçekten bu konunun içinde yoğrulan evli insanların evliliği tasvir ederken…
Sen ve Ben Ailesi olarak vatanımızın en değerli günlerinden biri olan 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı en içten dileklerimizle kutluyoruz. Bugün Seda Çağlayan, İnce Mevzu köşesini Dilara Beren Yazar‘a emanet ediyor. Bizimle paylaştığı özgün eserinden dolayı kendisini kutluyor ve çok teşekkür…
İngilizcesi Philosophy For Children olan ve P4C kısaltmasıyla da bilinen Çocuklar için Felsefe, benim altı ay boyunca Boğaziçi Üniversitesi’nde devam ettiğim ve muhtemelen bugüne kadar içinde bulunurken kendimi en iyi hissettiğim ve bitmesini hiç istemediğim eğitimin adı. İsminin ilk anda şaşırtıcı geldiğinin farkındayım. Belki…
Büyük şehir insanının sözde isteği küçük yerde yaşamak. Gitmek. Herkesin ağzında bir “Gidelim buralardan, bir sahil kasabasına yerleşelim!” klişesi. Ben dahil. Ama sorsan kaçımız bunun için gerçekten çabalıyor, cevap neredeyse “hiçbirimiz”. E kolay değil öyle kurulu düzeni bozmak. Cesaret ister. Hele küçük yerde yaşamak…
Deniz kenarında büyüdüm ben. O zamanlar Anadolu yakasında henüz sahil yolu falan yok. Önü iskele ve kumsal olan evimiz Göztepe’de. Şimdiki İstanbul’da hayal edilemeyecek bir lüks. Ben mini mini bir kız çocuğuyum. Havalar ısınmaya başlayınca anneler ve çocuklar hep iskelede. Yaz manzaraları hep böyle…
Can Dündar ayrılık ile ilgili bir yazı yazmış, geçtiğimiz günlerin birinde denk geldim. Diyor ki; “Ayrılığın eski tadı yok, şarkılardan belli.” Öylesine yaşamak Doğru söylüyor. Çünkü aşkların da eski tadı yok. Kimse kimsenin göz bebeği değil, kimse kimsenin vaz geçilmezi değil artık, ne yazık…
Barış Apartmanı’nın da içinde bulunduğu Bozkır Sokak Anadolu yakasının en sevdiğim semtlerinden biri olan Selamiçeşme’nin en güzel sokaklarından biridir. Bağdat Caddesiyle Sahil yolunu birbirine bağlayan, köşesinde minicik bir parkı olan, bol ağaçlarıya yazın yemyeşil, sonbaharda da turuncu renge bürünen bir sokaktır. Sokağın başına doğru…
1995 yılında Ankara Üniversitesi DTCF İspanyol Dili ve Edebiyatı bölümünü kazanmış 18 yaşında bir genç olarak ailemin başının etini yemiş ve bavulumu toplayıp Ankara’ya gitmiştim. Bavulumda en kalın kazaklarım, montlarım ve bir de taptaze ümitlerim vardı. Artık liseli değildim. Koskoca üniversiteli insandım. Ne büyük…













