Renkli Bombalar Dünya felaket bir yer, sonunda başardılar Sevgi zarif denizdi, çamurla taşırdılar İşlerine gelmeyen bir şey olduğu zaman Bir koydukları yerden, dünyayı aşırdılar… Cebi delik fakirin, ekmeğiyle oynayıp Boynu bükük garibin, hayallerini çalıp Kendi servetlerini, onlarca kez katlayıp Açlıktan ölenleri, duyunca şaşırdılar… Nükleer…
Bazen Mesela bazen öyle yaşam doluyorum ki, Umudumla yükseliyorum göğe. Elimi uzatsam dokunacağım yıldızlara. Başımı çevirsem, sıcak sıcak baktığım yere doğacak güneş. Bir nefes alsam gözlerimi kapayıp, esip geçecek rüzgar. Çiçekler güzel kokularını armağan edecek, Ben bir çiçeğin kokusu ile sarhoş oldum diye. Mesela…
Başka Yürümek eller cepte, Islıklar çalarak hayta hayta Gülümsemek annesini rahat bırakmayan yavru kediye Ayakkabıları ansızın çıkartıp, çıplak ayak yürümek kumsalda Var olmak başka şeydir, yaşamak başka… Düşünmek geceleyin Gelmişi, geçmişi Özlemek eskilerden bir şeyleri Belki çocukluğu, belki doğumunu ilk umudun Düşünceyi düşe bulayıp,…
Ruh Eşim Ellerimin titrediği zamanlar oldu Kalbimin, içime sığmadan kahkaha attığı Sözlerim şurup tadında, Gözlerimin de Efeli efeli bakışları var Sen varsan etrafımda… Tamamen akıyordu işte böylesi ruhum sana Bu ne işve, bu ne feveran, ya Rabbim? Ben, beni tanımıyorum… Feyz oluyor, nefs oluyorsun…
Ağla Bir çift mavi gözün ışığında Karanlığa daha fazla çekilmeden Düşmeden kuytulara Ağla Ağla Uzun göl için, kadın için ağla Peşkeş çekilen çocuklara, Açlıkla sınanlara, Ayakta kalmaya çalışanlara Ağla Hönkür hönkür böğüren sırtlanlar tepende ulurken Ağla Mavi, derin mavi ağla Ama susma Ağlasak da,…
Aşka Ona boyun eğmek ya da palazlanmak değil Sürekli ondan bahsetmek değil İllâki adını dağa, taşa, yaprağa yazmak değil Unutmak, es geçmek hiç değil… Aşka; Duru hisleri olan yürekler Duruşu olan sağlam kişilikler Yazılmasa da bir şair tarafından Zarafetle hissettirilen şiirler lazım… Mehmet Gökcük…
Babam “Sıcak bir haziran günü doğum günümde aldım haberini, dünyalar benim oldu” derdi, “Hediyem oldun” demek isterdi. “O gün sondu, daha da gitmedim, gidemedim gurbete” derdi, “Seni hep bekledim” demek isterdi. “Bembeyaz bir kızdın, saçların sarının en beyaza yakınıydı” derdi, “Melekler gidiydin” demek isterdi.…
Kaçak Ah be kadınım Yalnızlık dediğin şey iki kadehte biter mi? Çürümüşlüğün içinden gelen amber, senin kokun. Bu yalnızlığın içinden gelen, senin sesin. Beni yakartan Tanrıya hiç inanmazken; Bu serzeniş, bu umut, bu bitmeyen hayaller Kabuslarım, yarılması gök kubbenin, Çıkması topraktan yeni umutların, Her…
Çağır Kendini Öğretilerle dolu hayat Zaman hâlâ en değerli, en hasarlı, en garip Üzerini örttüğümüz sorunlarla beraber bir yanımız ateşte Ruhumuz dalga dalga, bir keşmekeşte… Dünya ağır ve içi yangın bir mesken İnsan kusurlu ve inatçı bir hikâye O yüzden darbeler ve depremler birbirine…
* Yazıyı yazarının sesinden dinlemek için alttaki ses dosyasını tıklayabilirsiniz. *Yazarın Notu: Fonda çalan müzik Melik Alperen’in “Suçsuz Piyanist” adlı eseridir. Her şey yolunda gider Soranlar olur “Nasıl gidiyor, n’aber?” İçten bi’ gülümseme ortaya çıkar önce Her şey olması gerektiği gibi der Dudaklarınız ile…
Bu Sabah Bu sabah; Seni anlattım adımlarıma, Hızlıca, telaşlı, ama aşk ile ilerledik. Seni anlattım güneşe, Gözlerini kırparak çıktı bulutların arasından Seni anlattım heyecanıma Soluklandı hayalinle… Seni hissettim nefesimde bu sabah; Sigaramı daha bir derin çektim içime Ohh… Çoğu kez sövsem de aşırı doz…
Yük Yaşından küçük gösteren pek az Yaşından büyük gösteren pek fazla Üstelik bunca teknolojiye rağmen… Çünkü yüksüz gezinemeyen hamallarız hepimiz Alıştık, illâki bir şeyleri yüklenmeye Çok sevdik sorun sahibi olmayı Ve çözmeye çalışmayı Bizim için sessiz, sükûn günler çok sıkıcı… Zira bir adaya düşsek…
Nasip Etsin Allah O kadar güzel bir şeysin Ne uzak, ne yakın Nasip gibisin aynı Çok şeysin Öyle manalı, derin Öylesine boş yerin Şövalye ruhlu semt çocuğu kadar Asi, kibarsın Ellerine bakıyorum, çok şükür etmiş Bir başka bakıyorum, dövüş etmiş Sözleriyle değerlendiremediğim Gözlerinde değerlendiğimsin…













