Geçmişin telaşsız kabullenişiyle bugünün yorgun sorguları arasında duran bir adamın iç sesiyle karşı karşıyayız. Hayatın değişen ritmine, dostluklara, şehre ve kendi bedenine bakarken, satır aralarında hem hüzün hem kabulleniş var. Mehmet Gökcük’ün kaleminden dökülen bu şiir, büyümekle yaşlanmak arasındaki farkı düşündürüyor. Okuyanı kendine doğru…
Zorluklar, küskünlükler ve yorgunluklarla sınanan bir ruh… Ama bahar kapıda, ısrarla içeri girmek istiyor. 🌿 Sevgi ve dostluğun sıcak dokunuşuyla, kaybolan umutlar yeniden filizlenebilir mi? "Kapıdaki Bahar", kalbinin kapısını aralamaya cesaret eden herkes için yazılmış bir şiir. 💫…
Mehmet Gökcük’ün Hakîkat Şiiri, bireyin kendi yolculuğuna ve hakîkat arayışına dair derin ve hisli dizelerle örülü. Şair, zamanla olgunlaşan bir şiir gibi, emek ve sabırla inşa ettiği hakîkatini anlatırken, inatçı bir ruhun sessiz direnişini hissettiriyor. Şiir, okuyucuyu kelimeler arasına gizlenmiş anlamları keşfetmeye ve hakîkatin…
Mehmet Gökcük’ün Sessizlik Mevsimi adlı şiiri, insanın kendi içine saklanma hâlini ve bu saklanışta bulduğu huzurla eylülün melankolik zarafetini harmanlıyor. Kalbin derinliklerinden yola çıkan dizeler, hayatın karmaşasından kaçışı ve yalnızca içten bir anlayışla keşfedilebilecek bir dünyayı anlatıyor. Şair, doğanın dinginliği ve insan ruhunun karmaşası…
Müjde Değil Havadis, bir insanın kendi varlığı, yaşamı ve değerleri üzerine içten bir bakışı dile getiriyor. Gurbetçi bir ailenin çocuğu olarak başlayan yaşam öyküsü, başarısızlık ve başarıların doğal bir dengesiyle şekillenirken; şair, hayatı adalet, emek ve anlam arayışı etrafında yorumluyor. Şiir, sade ve samimi…
Görüyorum ki yine değişmişsiniz. Saçlarınızın şekli ve rengi, giyim tarzınız, yürüyüş biçimiz aynı ama siz değişmişsiniz. Devre ayak uydurmanın altın kuralı mıdır değişim yoksa kazanmanın tek yolu mu? Bu kadar değişken olmanın zorluğu yok mu? Bir sınır koymayacak mısınız kendinize? Pes doğrusu, o yalancı…
Her Şeye Rağmen Umut Bizi bizde tutan Hakîkat gemisinde taşıdığımız mânâlar Sevda iklimine yeminli gönlümüz Bahar sözü verdiğimiz çocuklara sevgimiz Bizi biz eden Bu kendini kaybetmiş devre yenilmeyecek olan inancımız Güzde de karanlıkta da savaşın ortasında da Bahara dair büyüttüğümüz umudumuz O yüzdendir Saçlarımız…
Gazze’nin çocukları bilmezdi son model oyuncakları, yetiyordu onlara sokaklar, saklambaç ve top oynamak. İnsan önünde eğilmeyi hiç öğrenmediler. Ne anne babaları ne de öğretmenleri, hiçbir zaman küfrün işe yaradığını öğretmediler. Küçük ama onlara ait mutluluklardı onları hayata bağlayan.…
Gözlerin seni anlatır dünyaya her gün; içindeki coşkuyu, öfkeyi, hüznü. Artık ne, ne kadar doluysa. Hangi his geziniyorsa kalbinde gözlerin söyler, bazen avaz avaz bazen sessiz bir şiir halinde.…
Peşine düştüğümüz, sevdiğimiz, düşlediğimiz, adını aşk koyup peşi sıra şiirler yazdığımız her şey bizi, bizde tuttu. Yoksa nasıl yürürdük o zorlu yollarda yorulmadan? Yorulsak da vazgeçmeden? Vazgeçmeye meyletsek belki bir şarkı, belki bir film sahnesi, belki de münzevi bir gemiyi seyretmek engel olurdu. Kalp sadece…
Varmış gerçekten, canavar diye bir şey. İnsanlığı alıp götüren içimizden. Dostu dosta, gülü güneşe, denizi rüzgâra düşman eden. Yoksa nasıl bu hale gelebilirdi ki dünya. Baksanıza yalanın bini bir para, biletler yok satıyor saçmalıklara, sömürü hayatın her yerinde. Çılgınca, gözümüze sokularak bağırıyor afişler; "Sizin…
Bunca keşmekeşin üzerine zor elbet, muntazam düşler kurmak, Dünyanın dört yanı yanarken cayır cayır. Sayıklarken insanlık, benlik arayışıyla… Kaybetmişken çocuklar oyunlarını, oyuncaklarını, hayatlarını. Kaybolmuşken analar, babalar çaresizliğin karanlığında. Hem de çok zor, muazzam şiirler yazmak.…
Evrenin parlak yüzü Ve dön dolaş bitmez gibi değil mi? İçinde en şerefli mahlukatlar, Dağlar, denizler Nehirler, okyanuslar İçinde koşturmaca, savaş Gayret, heves ve sonsuz telaş…













