Şairler

Utangaç Şair, Şükrü Erbaş

6 Mayıs 2018

Utangaç Şair, Şükrü Erbaş

Şükrü Erbaş, 7 Eylül 1953’te, bağlar kaynarken, Yozgat’ta dünyaya geldi.

“Bu büyük bağışı
Bir gün elbet ben de
Ömrümle öderim…”

İlkokul ve lise yıllarını da “yazı ayrı yorgunluk, kışı ayrı yalnızlık” olan şehirde; Yozgat’ta geçirdi Şükrü Erbaş.

“Yozgat bir kar kentidir
Sürmeli bir türküdür
Serttir soğuktur küçüktür.
İki dağın dudağına kısılmış
İncecik bir sudur
İçinde zamandan başka her şeyin aktığı…”

Tarla, İstanbul ve Hatice Hanım

Çiftçi 1 ailenin ilk oğlu olduğu için bu süreçte ailesine tarlada çalışarak yardımcı oldu.

“Benim mutsuz çocukluğum, bulanık
Bir asık yüz gölgesinde titreyerek
Baba korkusuyla geçti.
Sevinç bile sert eserdi odalarda
Susmak saygı, gülmek ayıp, izinsiz
Konuşmak en büyük suçtu.”

Şükrü Erbaş, babasının sert tavrına lise 2’ye kadar dayanabilir. Lise 2’de, dört gün kadar evden kaçar. Oğlunu kaybetme korkusunu yaşayan babası 1az yumuşar. Aynı zamanda Yozgat’ta kalmasını sağlamak için de Hatice Hanım ile nişanını takar. Sonrasında görücü usulü evlenirler. Hatice Hanım’ı çok sevip, boyun eğer.

“Aşka başımı eğmeseydim,
ne bir inceliğim olurdu,
ne şiire sahip olurdum.
Önce yokluğu ile eğitti beni,
sonra varlığı ile.
Biri durmadan ötekine dönüştü,
ikisi birden beni dünyaya ekledi:
aşk ve şiir.”

Boykot

Liseyi bitirdikten 4 yıl sonra Gazi Eğitim Enstitüsünü kazanır. Bu süreçte 2 çocuğu olmuştur. Eylem, geçim sıkıntısı, boykot, çocuklar, dersler derken 3 yıllık okulu 5 senede bitirir. Bitirdikten sonra 1 süre daha Ankara’da kalabilmek için öğretmenliğe hemen başlamaz.

1978 yılında ilk şiiri, 1984 yılında da ilk şiir kitabı yayınlanır. Ardından çeşitli dernek ve siyasi partilerde görevlendirilir.

Hayatı boyunca ezilenlerden ve emekten yana olan şairimizin bu duruşu kalemine de yansımıştır.

“– Bir güzel ülkenin, o iyi insanların-
Kötülük simgesi olarak kalacaksınız”

“Canı cehenneme rahat uyuyanın
Kapısını örtenin, perdesini çekenin
Yüreği yalnız kendiyle dolu olanın,
Duvarları ancak çarpınca görenin.
Canı cehenneme başkasının yangınıyla
Evini ısıtıp yemeğini pişirenin.”

İlk şiir kitabını yayınladığı, 1984 yılından bugüne 17 şiir kitabı sığdırmıştır. Ayrıca İnsanın Acısını İnsan Alır, Bir Gün Ölümden Önce adlarıyla denemelerinden oluşan iki kitabı ve Gülün Sesi Gül Kokar isimli düz yazılardan oluşan da başka 1 kitabı vardır.

Şükrü Erbaş halen Antalya’da yaşamaktadır.

“Yaşama hükmünü sürdürse de tenimizde
Herkes biraz kendi cenaze töreninde…”

“yaşamak hiçbir şeyi kolaylaştırmıyordu. bunu da anladım. herkes ötekine anı olmaktan söz etti. ben kurbağaları seçtim. kuşların sustuğu yeri görenimiz olmadı. dolunay çıkmasaydı ne yapardık bilmiyorum.

her şey soğudu. ben ölüme biraz daha yakıştım.”

uzun uzun yaşayıp, kalemini daha sık kullanması dileğiyle… ✊

“ağaçları suluyorum durmadan
ışığın ve rüzgarın peşinde
uzun yürüyüşlere çıkıyorum.
yerimi çocuklara veriyorum
parklarda ve otobüslerde
çocukları büyüklerden çok seviyorum.

yeni bir gülümseme edindim yüzüme
bozkır sabrında ve tenime yakışan.
insanların çevremde açtığı yalnızlığı
yine onlarla doldurmak için
güneşle birlikte çıkıp yataklardan
ayışığı ile dönüyorum evlere
azalan ömrümü böyle uzatıyorum.”

Sadık Aktunç

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan