Bir Katre Hayat

Hayatın Küçük Sırları

15 Aralık 2018
Hayatın Küçük Sırları
Size bir sır vereyim mi?

Bizim kronik bir hastalığımız mevcut; iflah olmayan, teskin edilemeyen “ego”. Birçoğumuz bu duygunun mahkumuyuz. Oysa o şişkin egomuza, tevazunun iğnesi bir değse; yalın yaşamanın büyüsüne bırakacağız kendimizi. Bir tohumun, kocaman bir ağaca dönüşmesideki ihtaşımı, bir örümceğin ağını örüşündeki sabrı, bir kırlangıç yuvasındaki muazzam yapıyı fark ettiğimizde; kendimize olan sarsılmaz güvenimiz parçalanacak. Kendimizi doğanın hakimi olarak görmek yerine, doğanın bir parçası olarak gördüğümüz gün gerçek benliğimizi bulacağız. Asıl muazzam yapı, en basit olan da gizli değil midir? Bir kelebeğin kanadında değil midir muhteşem renk ahengi?..

Insan olgunlaşıp demlendikçe hırslarından, hırçınlıklarından, alayişe meftunluğundan soyunup, basit yaşamanın erdemini keşfediyor. Lafta yaşı kemale eren herkes bu yalın gerçeği keşfettiğini iddaa eder lakin bu bunu keşfetmek kâfi değildir, bunu hissetmek gerekir. Karmaşık olanı çözmekte değildir mağrifet, basit olanı kavrayabilmektedir. Nazım Hikmet’in bu şiiri akl-ı selimin vardığı ortak paydadır kanımca.

Basit yaşayacaksın, basit.
Sanki yaşamın bir gün sona erecekmiş gibi
basit…

Çağımızın müzmin belalarından biri de egonun şişirdiği “Cehaleti belagat ile şişirmek” hastalığıdır. Kişi kendine öyle çok güvenir ki hemen her konuyu bildiğini sanır; böyle insanlara siz deyin “Google arama motoru”, ben diyeyim ki yok o engin bilginin bilimsel yönünü sizin tabiriniz eksik niteler; o şahıs bir “Wikipedia”dır. Yalan yanlış bilgilerini her mevzuya eğreti bir yama gibi iliştiriverir hatta iliştirmekle kalmaz, engin bilgisini beyan etmemin kıvancı ile bu yamanın malum mevzuya çok yakıştığını düşünür.

Oysa “bilmiyorum” demenin basit, yalın huzurunu keşfetmek nasıl güzel bir erdemdir. “Bilmiyorum” dediğimiz an; öğrenmeye, dinlemeye, gözlemleye açık olduğumuz andır. Bilmiyorum diyebildikçe okumaya, gelişmeye ve en önemlisi değişime hazırız demektir.

İnsanoğlu doğayı taklit ederek sanatı, bilimi ortaya koymuştur. Sonra annesini inkâr eden bir çocuk misali, esin kaynağını hakir görüp, tahrip etmeyi marifet saymış, her şeyi bildiğini düşünerek en kadim öğretmenine ihanet etmiştir.

Dem & An

Dem; susma doğayı keşfetme, hissetme “bilmiyorum” diyebilme demidir. An; uzlete çekilip, öze dönme vaktidir. Bir nefestir an; insan ki bir nefesten ibarettir.

Bu gerçeklerle yüzleşebildiğimiz ve bu gerçekleri sindirebildiğimiz an yine Nazım Hikmet gelir oturur gönlünüzün baş köşesine, şiiri ile bizimle hasbihal eder keyifle….

“Düşün sıcak…
Düşün kara bir taşa damlayan
çırılçıplak
bir su sesini…
İstediğin yemişin
rengini, etini, adını düşün…
Gözdeki tadını düşün
kıpkırmızı güneşin
yemyeşil otun
ve koskocaman
masmavi bir çiçek gibi açan
ay ışığının…
…yaşamak ne güzel şey…
Anlayarak bir usta kitap gibi
bir sevda şarkısı gibi duyup
bir çocuk gibi şaşarak YAŞAMAK…”

Bunca ettiğim kelamın özeti şudur sevgili dostum;

Başarıyı hırs getirir imiş neyleyim, zorlu yıllar beni beklermiş neyleyim, her şeyi bilmiyormuşum oh ne güzel; fark ettiniz mi içtiğiniz bir yudum çaydadır mutluluk balonunun ipleri; bir kitabın satırlarında gizlenir huzur denizinin incileri; gülen bir çocuk yüzü, küçük bir hediye, eski bir dosttan mesaj, aile ile yenen huzurlu bir yemek ya da sağlıkla aldığımız huzurlu bir nefes; işte bunlar gibi birçok sebeple anlık mutluluklar yaşarız da günlük telaşımıza kurban ederiz bu anları, o an durup da bunun keyfini çıkartamayız.

Merhametli, vefalı doğa ise hayatın anlamının gizli sırrı ile her yeni gün keşfedilmeyi beklemekte… Eeeee o zaman ne duruyorsunuz; tam da şu “an” susalım ve doğayı dinleyelim, doymak bilmez hoyrat egomuza bir süre elveda diyelim hafta sonuna böyle başlayalım.

Hayat anlardan ibaret değil midir? Keyifli anları bir bir dizip, görkemli bir kolye yapabilmektir marifet; kötü anları, nazar bocuğu gibi olgunlukla iliştirebilmektir kolyenin ucuna metanet, sağlıkla alınan her nefestedir mucize. Ötesi; ötesi, lafügüzaf.

Şenül Korkusuz

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

6 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 15 Aralık 2018 at 18:00

    Sitemizin yeni isminde ilk yazı 🤩😍
     
    “Sen, Ben, Biz” diyerek birliğimizi vurguladığımız ilk günde egoları parçalayan bir yazı ne kadar da uygun bir seçim olmuş yeni ismin aktındaki ilk konu için.
     
    Kalemine, yüreğine sağlık canım 😘

    • Cevapla Şenül Korkusuz 16 Aralık 2018 at 22:49

      Teşekkür ederim. Gerçekten egolarını rafa kaldırmış, sıcak samimi insanlar arasında çok sevdiğim uğraşım “yazılarımla” var olmak çok güzel bir duygu. Bu duyguyu bana yaşattığın için öncelikle sana çok teşekkür ederim. Umarım dergimiz için her şey çok güzel olacak 😍❤️

  • Cevapla Ayşe Dikmen 16 Aralık 2018 at 19:42

    Çok doğru Şenül Hanım, gerçek mutluluğu egomu yendikten sonra buldugumu düşünüyorum. Bunu da nereden anlıyorum, eskiden kendime hakaret olarak gördüğüm; bunu bana nasıl söyler, bunu bana nasıl yapar diye düşündüğüm şeylere gülüp geçmemden, kafaya takmamamdan. Hayat böyle şeyler için üzülecek kadar uzun değil…

    • Cevapla Şenül Korkusuz 16 Aralık 2018 at 19:50

      Yaş aldıkça ve tecrübe kazandıkça öğreniyoruz egomuzu yenmeyi, öğrendikçe de mutluluğu yakalamanın heyecanını hissediyoruz.

  • Cevapla Ahmet Yonca 17 Aralık 2018 at 02:22

    Hocam okurken öyle güzel imla kurallarına uyum gördüm kiiii öncelikle; işte bu muazzam bir edebiyat bilgisidir ile çayımı yudumladım. Ardından şiir tadında nesir diye okumaya yapışmışken, şiir de gelmez mi! En sevdiğim tarzı, en güzel şekilde işlemiş, hem de EGO gibi bir konuyu sanata çevirmişsiniz. Muazzammmm, yazılarınızı dört gözle bekleyeceğim. Çok güzeldi 🙏🙏

    • Cevapla Şenül Korkusuz 17 Aralık 2018 at 10:04

      İginiz ve güzel sözleriniz için çok teşekkür ederim ☺️

    Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan