Öteki Meseleler

Dijital Minimalizm

11 Haziran 2020

Yazı: Dijital Minimalizm | Yazan: Hakan Özbek

Yıl 2020. Hepimizin elinde en akıllısından telefonlar, tabletler, bilgisayarlar… Her an, istediğimiz bilgiye bir ya da birkaç ‘tık’ta ulaşıyoruz. Bilgisayar ve tablet pek çok kişi için artık gereksiz hale gelmiş durumda çünkü telefonlarımız bize yetiyor. Peki bu son derece akıllı telefonlarla neler yapıyoruz? Hangi önemli bilgiye ulaşmak için kullanıyoruz?

Hadi o kadar da kapsamı genişletmeden sorayım daha iyi; tuvalette bile bilgiyi mi arıyoruz yoksa oradaki vakitte dahi telefonlarımızı kurcalamadan duramıyor muyuz?

90’lı yılların sonunu bir hatırlayalım. Hiç de akıllı olmayan telefonlar pek tabii işimizi görüyordu. En azından telefon dediğimiz cihazın asıl işlevi aramak ise bunu tam olarak yerine getirebiliyordu. Diyeceksiniz ki fena mı oldu yani, internete girebiliyoruz. Hayır, çok iyi oldu ancak mesele internete girip girmememiz değil.

Mesele, internete saplanıp kalmamız.

Bir an bile internetsiz yaşayamayacak durumda olmamız. Sürekli haberleri okuyup gündemi takip etmiyoruz, akademik makalelere erişmek için bir çabamız yok. Tek meselemiz Gamze’nin bugün ne yediğini, Ahmet’in ne içtiğini, Mehmet’in ne giydiğini ya da Ebru’nun nerelerde gezdiğini öğrenmek. Peki bu bilgi ne işimize yarayacak? Bir de işin diğer tarafı var tabii. Falanca kişilerin bu bilgileri, görselleri paylaşması ne işine yarıyor?

İtiraf edelim elimizdeki teknolojinin hakkını veremiyoruz, hatta yanına bile yaklaşamıyoruz. Sanayi devriminin ardından üretimin standartlaşması gibi bugün de insanlar standartlaştı. Hepimiz birbirimizin taklidi haline geldik. Çok önemsiz bir durumu çok önemsiyoruz. “Nedensiz sahip (arzulama) olma kültürü” diyebileceğimiz bir şey geliştirdik tüm insanlık olarak. Twitter’da filozof, Instagram’da model, YouTube’da komedyen olmayı istiyoruz ve bunun için çabalıyoruz. Bu sırada yan yana oturduğumuz, hayatı paylaştığımız insanların gülüyor, düşünüyor, mutlu ya da mutsuz olup olmadığını hiç fark etmiyoruz. Yüzündeki çizgileri bilmiyoruz.

Bu bir teknoloji kötülemesi değildir elbette. Özellikle az gelişmiş toplumlarda sosyal medya baskısıyla kimi zaman adaleti işlevsel hale getiriyor, kimi zaman bilgi paylaşıyor, kimi zaman bizden uzaktakilerle hasret gideriyoruz. Ancak doyumsuzuz.

Pek çoğumuz da zaman zaman “Artık yeter!” deyip telefonu elinden bırakıyor ama devamı gelmiyor.

Mesele zaten bırakmak da değil, gerektiği kadar kullanmak, gerçekten faydalanmak. Bunun için ne yapmak gerekiyor? Kullanım süresini aza indirmek ancak verimi çoğaltmak.

Her gün yeni uygulamalar hayatımıza giriyor. Kimi uzaya gönderilen uyduların yerini takip etmemizi sağlıyor, kimi kitap okumamızı, kimi online seminerlere katılmamızı… Peki en çok indirilen uygulamalar neler? Bizi daha güzel gösterecek, belimizi inceltecek, gözümüzü renklendirecek, çizgilerimizi silecek, bizi bebek kadar pürüzsüz gösterecek uygulamalar.

Hayatımızı bu kadar minimalize ederken ekranlara olan bağlılığımızı hiç düzene sokmaya çalışmıyoruz. Sonuç ise yeni çağın klişe insanı.

Bu noktada kendinizi ekran bağımlığından kurtarmak isteyenlere bir kitap önerim olacak. Cal Newport’un Metropolis Yayınları tarafından yayımlanan kitabı Dijital Minimalizm.

Newport kitabında ekran bağımlılığından kurtulmak ve teknoloji yorgunluğu sarmalından çıkmak isteyenlere örneklerle birlikte bir yol haritası sunuyor. Olaya neresinden baktığınız elbette size kalmış durumda ancak en azından teknoloji kullanımını bir düzene sokmak için bu kitabı okumakta fayda olacağını düşünüyorum. Böylece, beğen butonunun beraberinde getirdiği mutluluktan çok daha fazlasını elde etmenin yollarını arayacak zamanı bulabilirsiniz.

Hakan Özbek

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

1 Yorum

  • Cevapla Burak Süalp 11 Haziran 2020 at 20:42

    Nokta. Açıkçası teknoloji dünyasından gelen bir insan olarak, günümüzde insanların en sevdiğim özellikleri teknolojiye mesafeleri. Ne kadar uzak, o kadar doğal. Bir şekilde sağlık, eğitim, ulaşım gibi alanlarda ürettiğimiz teknolojiyi artırmanın, iletişimde ise makul seviyelere indirmenin yolunu bulmamız lazım. Kalemine sağlık dostum!

  • Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan