Satır Arası

Doğal Afetler ve İnsanlık

6 Kasım 2020

Yazı: Doğal Afetler ve İnsanlık | Yazan: Nalan Erpolat

Yine bir doğal afetle sarsıldık geçtiğimiz hafta. Deprem bölgesinde olan ülkemizin bu defa batı bölgesi korkuttu hepimizi. Önce çok korktuk, neler oldu diye meraklandık, endişelendik, herkes o bölgeye yakın olan eşine, dostuna ulaşmaya çalıştı. Kimimiz rahatladık iyiler diye, kimimizin endişesi devam etti, kimimizin de korktuğu başına geldi.

Saatler geçti, korkularımız hüzne dönüştü; hüzünleriniz üzüntüye dönüştü her duyduğumuz haberle. Üzüntülerimizin artacağını düşünürken duyduğumuz güzel haberlerle adeta mucizelere şahit olduk. Her şeye rağmen umutları canlı tutmanın gerektiğini anladık. Arama kurtarma ekiplerine minnettar olduk teker teker. Sevindik. Sonra tekrar tekrar üzüldük.

Yani o kadar çok duyguyu yaşadık ki bu bir hafta içinde korkumuz, endişemiz, heyecanımız, hüznümüz, çaresizliğimiz, umudumuz, sevincimiz, üzüntümüz birbirine karıştı. Aslında bu karışık duygular hep anlık anlıktı çünkü günün sonunda birçok kişiyi kaybettik ve elimizde, dilimizde, yüreğimizde ACI kaldı.

Acı ve Kızgınlık

Bir de milletimizin büyük bir kısmı olarak kızgınlık duyduk, her şeye rağmen duyarsız ve saygısız olanlara; bu acıyı yumuşak bir kalple sarmaya çalışmak yerine nefret kusanlara. Bu doğal afetlerin sebebini, kendi düşüncelerine göre, o bölgenin kötü (!) alışkanlıklarına bağlayanlara. Maalesef ülkemde ya da dünyanın herhangi bir yerinde bir felaket olduğunda, benzer sebepler bulmayı çok seviyor bazıları. Felaketi yaşayanlar, hep yanlış oldukları için yaşıyor tüm bunları onlara göre.

Bu sığ düşüncelerin, mantıksızlıkların eğitim ile düzelebileceğini düşündüm yıllarca ama artık bunun eğitimle de çok ilgisi olmadığı kanısındayım. Bunun sadece vicdanlı olmakla ilgisi var.

Bu cümleleri sarfedebilen insanların şunu hatırlaması gerekiyor:

İnsanların kutsal inançları olsa da olmasa da bildikleri ve inandıkları ortak bir gerçek vardır o da ölümdür. Her canlı bu dünyadaki hayatını yaşar ve ölür. Yani ölecek olmanın sebebi günahlar olmayacak. Ayrıca kimse kimsenin kalbini göremeyeceği için kimin ne kadar günahkar olduğunun değerlendirmesi hiçbir insan tarafından yapılamaz. Sadece insanlığa ya da herhangi tek bir canlıya bile isteğe zarar vermiş olmak diğer insanların değerlendirmesi sınırına girebilir. Bu çirkin yorumları yapan insanlar da bu gruba girerler çünkü pervasızca yaptıkları yorumlar zaten acı içinde olan bölge halkının kalbini kırarak, acılarını kat kat ağırlaştırıyor. Bu kadar kenetlenilmesi gereken acı durumlarda, bu kadar güzel kalpli, yardıma bu kadar gönüllü insan varken, ötekileştirmek ve nefret söylemleri bir tarafa bırakılsın çünkü bu sözlerin hoş görülür bir yanı kalmadı artık.

Tüm bu felaketlerden öğrenilmesi gereken ötekileştirmek değil; uzmanı olunmayan konularda sürekli ahkâm kesmek ve sürekli yargılamak değil; sadece ve sadece felaket gelmeden tedbirli olabilmek. Bir kere daha gördük depremde aynı bölgede bazı yapılar çöktü, bazıları hasar gördü ama bazılarına hiçbir şey olmadı; yani bir kere daha anladık depremin değil binanın öldürdüğünü. Bir kez daha içimize işledi felaketin acıttığı ama vicdansız yorumların da iç yaktığı. Ve bir kez daha gördük yüreği güzel insanların desteklerinin çaresizlik karşısında anlık da olsa sığınılacak liman olduğunu.

Buradan ne dilersek dileyelim, tam anlamıyla merhem olmayacak açılan yaralara ama samimi kenetlenme biraz hafifletecek sancıları.

30.10.2020 günü yaşadığımız depremde kaybettiğimiz tüm canlara rahmet, ailelerine sabırlar diliyorum ve süreç boyunca canlarını ortaya koyarak çalışan tüm arama kurtarma ekiplerine teşekkür ediyorum.

Bu kadar büyük acıların alınan tedbirlerle beraber bir daha yaşanmamasını temenni ederim.

Nalan Erpolat

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan