Patikli Seyyah

Silfra Yarığı’nda Dalış | İzlanda

12 Kasım 2020

Yazı: Silfra Yarığı’nda Dalış | İzlanda | Yazan: Pelin Öncüoğlu Işık


Silfra Yarığı, Thingvellir Vadisi | Öxarárfoss Şelalesi Nehri

Sırt çantamı yüklenip ateş ve buzun ülkesi İzlanda‘ya geleli 3 hafta oldu. 364.000 nüfuslu bu küçük ülke bana hayâl ettiklerimden çok daha fazlasını sundu. Reykjavik‘de geçirdiğim birkaç günün ardından baştan başa İzlanda’yı gezebilmek için birlikte araba kiralayabileceğim bir yol arkadaşı aramaya başladım.

İzlanda’da seyahat edenlere özel bir internet sitesinde, birlikte araba kiralayarak yol masraflarınızı bölüşebileceğiniz, maceralarınızı da paylaşarak çoğaltabileceğiniz yol arkadaşları bulmak mümkün. Pek çok sırtçantalı gezgin İzlanda’yı dolaşırken bu yöntemi kullanıyor. Samferda isimli bu seyahat sitesinde yeni yol arkadaşım Avustralyalı Veronica ile tanıştım. Reykjavik’de yüzyüze tanışıp birlikte dışarı çıkarak iyi anlaşıp anlaşamayacağımızı da test ettikten sonra iki kız, arazi aracımızı kiralayıp 10 gün birlikte geçecek bir maceraya başladık.

Veronica’nın daha kısıtlı vakti vardı. Bu yüzden 10 günün sonunda geri dönebilmesi için arabayı Veronica’ya bırakıp yola otostop ve otobüslerle devam ettim. Hatırımda çok güzel anılar ve harikulade manzaralarla 1457 km yol yaptıktan sonra üzerimde tatlı bir yorgunluk ile yolculuğa başladığım Reykjavik’e döndüm. İzlanda’da bana görsel ziyafet çektiren manzaraları ve yol maceralarımı daha sonra anlatmaya devam edeceğim fakat bugün sizlere bu yolculuğu planlarken beni en çok heyecanlandıran şeyi anlatmak istiyorum. Bunun için sizi Thingvellir Ulusal Parkı‘na götüreceğim.

Thingvellir Ulusal Parkı

Thingvellir Ulusal Parkı'ndaki Oxararfoss Şelalesi


İzlanda’da, Thingvellir Ulusal Parkı’ndaki Öxaráfoss Şelalesi

İzlanda, Avrasya ve Kuzey Amerika tektonik plakalarının birbirlerine en yakın oldukları yerde bulunuyor. Thingvellir Ulusal Parkı ise dünya üzerinde birbirlerine yaklaşmış olan iki tektonik plakayı aynı anda görebileceğiniz tek yer. Burada İzlanda’nın kuzguni volkanik toprağını süsleyen yemyeşil tepelerin ardında, iki kıtayı aynı anda görmek mümkün. Bu parkta yürürken sağ tarafınıza Avrasya Tektonik Plakası’nı alırken sol tarafınıza da Kuzey Amerika Tektonik Plakası’nı almak mümkün.

Parkın sunduğu görsel şölen gözlerimi okşarken kendimi tamamen fantastik bir dünyaya girmişim gibi hissettim. Kim aynı anda iki kıtanın arasında olabileceğini düşünür ki. İki tektonik plakanın birbirinden ayrıldığı bu noktada doğa en güzel haliyle misafirlerini karşılıyor. İzlanda’nın hemen her yerinde çıkan su kaynakları bu parkta da küçük şelaleler halinde çağıldıyor.

Parkın içinde gördüğümüz ve bir tarafı Avrasya bir tarafı Kuzey Amerika kıta plakalarına ait olan yükseltiler Atlantik Ortası Sırtı olarak adlandırılıyorlar. Atlantik’i baştanbaşa kat eden büyük bir çoğunluğu okyanus altında bulunan bu yükseltiler su altında sıra dağ gibi yükselirlerken Avrasya ve Kuzey Amerika, Güney Amerika ve Afrika Tektonik Plakaları’nı da birbirinden ayırıyor. Atlantik Yarığı, karaya bir tek İzlanda’da çıkıp ülkeyi baştanbaşa geçiyor. Yarığın bir uzantısı olan ve İzlanda’nın en büyük doğal gölü olan Thingvallavatn ise benim gibi maceraperestlere hayallerinin ötesinde bir macera sunuyor.

Thingvellir Ulusal Parkı’nın keyfini 3 hafta önce çıkartmıştım. Bugün buraya gelmemin tek sebebi Avrasya ve Kuzey Amerika kıta plakalarının birbirlerine en yakın oldukları Silfra Yarığı’nda dalış yapmak.

Silfra Yarığı’nda Dalış

Silfra Yarığı dünyadaki en temiz doğal kaynak suyuna sahip. Bunun sebebi binlerce yıldır eriyen İzlanda’nın buzullarının temiz sularının Silfra Yarığı’na akıyor olması. Dünyanın en temiz sularından birinde dalış yapacağım fakat su sıcaklığının 2 derece olması beni endişelendirmiyor değil. Buzul dalışına uygun iki katmanlı dalış kıyafetleri giyiyoruz. Bikinimin üzerine giydiğim bir dalış içliği ve üzerine giydiğim ekstra kalın dalış kıyafeti beni soğuktan koruyacak. Silfra Yarığı’nda tüplü dalış yapabilmek için kuru kıyafetle dalış için alınan özel bir dalış brövenizin olması gerekiyor.

Malesef Türkiye’den yanımda getirdiğim normal tüplü dalış brövem buradaki dalışlara katılmam için yeterli olmuyor. Fakat su o kadar berrak ki metrelerce ilerisini daha suya girmeden karadan görebiliyorsunuz. Silfra Yarığı’nda görüş mesafesi 100 metreden fazla. Su o kadar berrak ki yüz metre altınızı bile burnunuzun dibinde gibi detaylı görebiliyorsunuz. Bu sebeple şnorkelle de aynı keyfi alacağımı düşünerek şnorkel turuna katılıyorum.

10 kişilik grubumuzu tecrübeli dalış öğretmenleri hazırlıyorlar. Hazırlandıktan hemen sonra Silfra’nın coğrafi olarak önemini anlatan küçük bir açıklama yapılıyor. Ve ardından şnorkelli yüzme turumuzda nelere dikkat etmemiz gerektiğini anlatıyorlar.

Grubumuz dalış için hazırlanmış platformda teker teker yerini alıyor.

Su ile ilk temas. Kıyafetlerimiz sağolsun hiçbir şey hissetmiyoruz. Teker teker suyun içine girip suda adeta uçuyoruz. Uçuyoruz diyorum çünkü soğuk suda dalış için kullanılan özel dalış kıyametlerimiz yüzünden içliklerimizin içinde hava kalıyor. Ve adeta uzayda süzülen astronotlar gibi çok yavaş bir biçimde hareket edebiliyoruz. Yerçekiminden arınmış bedenler ile Avrasya ve Kuzey Avrupa tektonik plakasının ortasında yer alan bir buzul gölünde yavaş yavaş süzülüyoruz. Muhteşem bir hafiflik hissi.

Şnorkellerimizden gördüğümüz metrelerce derinlikteki Tingvallavatn Gölü’nün berrak mavi dibini seyredebiliyoruz. Hiçbir canlı göremiyoruz fakat hafif hafif yol aldıkça içine daldığımız yarık daralmaya başlıyor. Sağımız ve solumuzda aşağıda derin yarlar halinde uzanan Avrasya ve Kuzey Amerika Plakaları ister istemez kendimi küçücük hissetmeme sebep oluyor. Dalış rehberlerimize arzu edersek dalıp dalamayacağımızı soruyorum. Beni dudaklarında muzip gülümsemelerle karşılıyorlar.

Elbette deneyebilirsiniz, diyorlar. İyi bir yüzücü olarak muzip gülümsemelerine anlam veremeyerek derin berraklığa ilk dalışımı deniyorum. O da ne. Bir kulaç dahi aşağıya inemiyorum. Ayağımdaki paletleri ne kadar suya vurursam vurayım bir türlü ilerleyemiyorum. Anlaşılan o ki bizi suyun üzerinde uçuran bu kıyafetler dalmamıza engel oluyor. Bellerine takmış oldukları ufak ağırlıklar ile bizlerden biraz daha fazla dalabilen dalış rehberlerinden biri sonunda bana yardım ediyor. Biraz yardım ile 2 – 2,5 metre ancak dalabiliyorum.

Önümde iki tektonik plakanın birbirine en yakın olduğu nokta var. Avrasya ve Kuzey Amerika 50 cm kadar birbirlerine yakınlar.

Silfra Yarığı’nın bu dar kısmından geçerken ellerimi her iki kıtaya aynı anda değdiriyorum. Tuhaf bir tatmin hissi. Muhtemelen beni bu kadar çok heyecanlandıran kısmı az önce elimi değdiğim yerlere yeryüzünde çok az insanın dokunmuş olması. Tecrübe edilen şeyin nadirliği ona bir kat daha kıymet katıyor. Haz ve mutluluktan kalbimin atışlarını kulaklarımda duymaya başlıyorum. Kırk dakikalık şnorkel turumuzun sonuna yaklaşırken yüzüme yerleşen mutluluk ve heyecan ifadesi dalış kıyafetinin tek korumadığı yer olan yanaklarımda donup kaldılar. Karaya çıktığımızda hâlâ üzerimizde aynı heyecanı taşıyoruz fakat yanaklarım yarım saat daha normal ısılarına dönemeyecek.

İzlanda maceramı sonlandırmak için bundan daha güzel bir gün düşünemezdim. Fakat bugün için planladıklarım henüz bitmedi. Hostele dönüp biraz dinlendikten sonra akşamüstü İzlanda’nın en meşhur turistik noktalarından biri olan Blue Lagoon‘a doğru yola çıktım.

Blue Lagoon

İzlanda Atlantik Yarığı’nın boydan boya geçtiği bir ülke olarak oldukça fazla tektonik hareketliliğe sahip. Ülkenin pek çok yerinde termal sular çıkıyor. Bir kısmı yapay, pek çoğu da doğal olan birçok termal göle sahip. Bunlardan en meşhuru olan Blue Lagoon aslında yapay bir termal göl. Fakat İzlanda’daki en meşhur termal göl olma özelliği ve başkent Reykjavik’e olan yakınlığı ile oldukça turistik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Buz gibi sularda başlayan bir günü sıcacık termal suda, güzel bir kokteyl eşliğinde gevşeyerek ve dışarıdaki soğuk havaya aldırmaksızın saatlerce suda kalarak bitiriyorum. Kuzeye bu kadar yakın olduğum bu noktada gün ışıklarının gece saatlerine kadar bize eşlik etmesinden yararlanarak göl kapanana kadar yani 22:00’a kadar gölün keyfini çıkarttım. Gece, günün getirdiği birbirine zıt bu tecrübeleri harmanlamak için bolca vaktim olacak. Ateşi ve buzu aynı anda kalbinde barındıran, güler yüzlü insanların ülkesine artık veda etmek için hazırım.
 
 
Pelin Öncüoğlu Işık
 
 

Referanslar ve Kaynakça:

 

Dergimizde İzlanda hakkında yayımlanan diğer yazılar:

 
 

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

8 Yorum

  • Cevapla Nazlı Pınar Kamacı 12 Kasım 2020 at 13:20

    ❤👍🧿 Tebrik ediyorum. Muhteşem bir tecrübe 👏

    • Cevapla Pelin Öncüoğlu Işık 12 Kasım 2020 at 22:49

      Çok teşekkürler ❤️😍

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 13 Kasım 2020 at 15:53

    Gerçekten inanılmaz bir kadınsın 😉 Gittiğin yerlerin çoğunun adını ilk kez senin yazılarında duyuyorum. Dubai’ye alışverişe değil de iki kıta arasındaki en dar noktada dalış yapmaya giden bir kadın olduğun için seninle, vizyonunla ve burada yazıyor (😁) olmanla gurur duyuyorum.
     
    Sağlıkla, ömrünün sonuna kadar dünyanın daha birçok ilginç köşesini gez ve hep bize anlat canım.
     
    Kocaman öperim 😘

    • Cevapla Pelin Öncüoğlu Işık 14 Kasım 2020 at 10:50

      Canım Didemcim,
      Güzel, içten, beni şımartan yorumun için çok teşekkür ederim ☺️ Bana burada yazma fırsatı verdigin için ve beni herzaman teşvik edip, destek olduğun için de ayrıca teşekkür ederim. Burada olmaktan çok mutluyum. Umarım gezdikçe yazmaya, yazdıkça gezmeye devam ederim ❤️

  • Cevapla Emel Erem 19 Kasım 2020 at 15:40

    Silfra Yarığı deneyiminizi heyecanla okudum. O kıyafetlerle balon gibi su yüzeyinde kalmanız cok normal fakat su bu kadar berrak ve buz gibiyken isabet olmus diyorum 😊
     
    1000+ dalıştan sonra saymayı burakmış biri olarak sizi kutluyorum; bu ısıda bir suya dalamazdım.
     
    Yeni keşiflerle aranıza engel girmemesi dilegiyle, sevgiler

    • Cevapla Pelin Öncüoğlu Işık 23 Kasım 2020 at 11:20

      Emel Hanım güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yorumunuzu okuyunca dalış yapıyor olduğunuzu hatırladım. İzlanda’ya gitme fırsatınız olursa tecrübe etmekten mutlu olacağınız bir tecrübe olduğunu düşünüyorum. 🙂 Sadece yanaklarım açıkta kaldığı için yanaklarım uyuşmuştu, o soğuğa bence siz hayli hayli dayanırsınız.
       
      Yazımı beğendiğiniz için ayrıca mutlu oldum.
       
      Teşekkürler ♥️

  • Cevapla Burak Süalp 21 Kasım 2020 at 22:42

    Pelincim, maceralarını heyecanla takip ediyorum. Tanıdığım en cesur insanlardan birisi sensin. Dünyanın dört bir köşesine tek başına gidip, yollarda yeni arkadaşlarla tanışıp, çok az insanın tecrübe ettiği şeyleri yapmış olmanı takdirle izliyorum. İyi ki o seyahatleri yapmışsın ve daha da önemlisi iyi ki bunları şimdi bizimle paylaşıyorsun.
     
    Ülkelerimize ve şehirlerimize kapandığımız şu dönemde, keyifle okuduğum her macerandan sonra, bizleri bir sonraki yazında nereye götüreceğini merak eder oldum. Hem ayağına hem kalemine sağlık canım arkadaşım.

    • Cevapla Pelin Öncüoğlu Işık 23 Kasım 2020 at 11:15

      Burakcım çok teşekkürler ❤️ Güzel yorumların ve desteğin beni herzaman teşvik ediyor. Umarım kapandığımız evlerimizden çıkıp yeni maceralara doğru birlikte yola çıkarız. 🙂

    Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan