“İnsanlığın ergenlik hali, bütün aptallığına rağmen, hayatı boyunca, özgür bir yaratığa en çok benzediği dönemdir.”
Az, H. Günday
Oğlum ergenliğe adım adım yaklaşmaya başladığından beri eşim de ben de evde her an patlamaya hazır bir bomba ile yaşadığımız hissinden kurtulamıyoruz. Nereden ne çıkacak diye beklemek ve verilecek çok cevap varken içimizden bildiğimiz tüm duaları okuyarak sabretmek yeni deneyimlemeye başladığımız bir durum.
Geçenlerde sosyal medyada karşıma çıkan bir video durumu bütün açıklığıyla anlatıyordu aslında:
“Ergenlerin Tanrı’nın insanlardan aldığı bir intikam olduğunu düşünüyorum” diyor bir baba… Bence bir gün Yüce Yaratıcı gökyüzünden insanları seyrediyordu ve şöyle dedi: “Bakalım kendi yarattıkları biri varlıklarını reddedince ne hissedecekler?”
Doğal olarak hiçbirimiz çocuklarımızın yaratıcısı olduğumuzu düşünmüyoruz. Onların bizden farklı bireyler olduğunun, kendi kimliklerini inşa etmekte olduklarının bilincindeyiz ama bir anda ortaya çıkan değişimlere ayak uydurmakta zorlanıyoruz. Peki neden oluyor bütün bunlar? Çok kısa bir süre önce gözlerinin içi gülen bebeğimiz neden her şeye öfkelenen, en sevdiği şeylerin yapılmasına bile karşı çıkan bir canlıya dönüşüyor?
Konuyu anlamaya çalışırken güvendiğim isimlerin kitaplarına ve söyleşilerine başvuruyorum haliyle… Bu sabah sayın Doğan Cüceloğlu’nun Polat Doğru ile yaptığı ergenlik konulu bir söyleşiye denk geldim. Doğan Cüceloğlu gülerek danışanlarının kendisine “Hocam, bizim zamanımızda yoktu böyle bir şey, nerden çıktı bu ergenlik?” dediklerinden bahsediyor söyleşide… “Kim icat etti bu ergenliği?” diye sorduklarını anlatıyor. Peki ergenlik gerçekten bir icat mı haydi birlikte bakalım…
Serkan Karaismailoğlu’nun kaleme aldığı ve geçen yaz okuduğum Dünyanın En Yalnız Beyni isimli kitap bu konuda bize oldukça kapsamlı bilgiler vermekte…
Ergenliğin İcadı
İnsanlık tarihini incelediğimizde geçtiğimiz yüzyıla kadar sosyal hayattaki sınıflandırmanın çok net bir şekilde ikiye ayrıldığını görürüz: bir insan ya çocuktur ya da yetişkin… Geçmişe ait yazılı metinler incelendiğinde hemen her dilde ergenlik dönemine karşılık gelen birtakım kelimelere rastlansa da bu dönemin insan hayatının önemli bir evresi olduğunun kabul edilmesi çok yakın bir geçmişte gerçekleşmiştir. Yani bir anlamda ergenlik gerçekten bir icattır.
Muhtemelen geçmişte yaşayan insanlar da çocukluktan yetişkinliğe geçişteki belirsiz ve garip dönemin kısmen farkındaydılar ama bu durumu önemseyecek ne zamanları ne de imkânları vardı. O nedenle çocukluktan yetişkinliğe geçiş çoğu zaman keskin bir biçimde gerçekleşmekteydi. (Karaismailoğlu, 2023, s. 26)
✶ Kısacası ergenlik ilk insanın dünyada var olması ve büyümesiyle ortaya çıkmamıştır.
Neredeyse tüm kültürlerde insanlar çocukluktan çıkar çıkmaz “genç yetişkin” olarak kabul edilmişlerdir. Çocukluk ile yetişkinlik arasında yer alan, beynin değişim yaşamaya başladığı bu kritik dönemin önemi fark edilene kadar ergenler yetişkinlere ait sorumlulukları yüklenmek zorunda kalmışlardır. Tarihin her döneminde çocuklar ve “genç yetişkinler” çalışma hayatının içinde yer almış, özellikle sanayi devrimiyle birlikte ergenlerin bitmek bilmeyen enerjisi ekonomi için vazgeçilmez hale gelmiştir. Okulda olması gereken bir sürü çocuk çok erken yaşta çalışma hayatına dahil olmuş, bu durum 1929 yılında Amerika’da ortaya çıkan ekonomik krize kadar devam etmiştir. (Karaismailoğlu, 2023, s. 29)
Ekonomik kriz toplu halde işten çıkarmaları beraberinde getirince işten ilk çıkarılanlar çocuklar olmuş ve işsiz çocuklar için tek seçenek kalmıştır: Okul… Bunu da ergenliğin icadı izlemiştir.
Ekonomik krizin öncesinde 1904 yılında Amerikalı psikolog Granville Stanley Hall, büyüme çağını kapsamlı bir şekilde ele aldığı bir kitap yayınlamış, bu kitapta ergenlik terimini kullanmasa da çocukluk ile yetişkinlik arasında kalan dönemin ayrı gelişimsel özellikleri olduğunu vurgulamıştır. 1929 yılında patlak veren ekonomik krizle birlikte değişen toplumsal ve ekonomik koşullar, iki büyük dünya savaşı, bu savaşları takip eden dönem ve gelişen okul algısı 1904 yılında yapılmış olan bu vurgu ile birleşince ergenliğin “icadı” gerçekleşmiştir.
Kimsenin yıllardır görmek istemediği ergenler, bir anda patlarcasına ortaya çıkmıştı ve artık her yerdeydiler. (Karaismailoğlu, 2023, s. 29)
Bu dönemin farklı bir dönem olarak kabul edilmesi, ergenlerin ayrı bir tür olarak görülmesini ve onlara kuşkuyla yaklaşılmasını da beraberinde getirmiştir. Toplumun neredeyse tamamı ergenleri bir sorun olarak görmeye başlamıştır. Oysa sorun olan ergenler değil, onların beyninde meydana gelen değişimlerin görmezden gelinmesidir.
Peki Ergenimizin Beyninde Neler Olmakta?
Daha önce de belirtildiği gibi ergenlik çağına girmiş çocukların beyinleri yüzeysel olarak bakıldığında gelişimini artık neredeyse tamamlamış gibi görünür. Görünüşteki bu olgunluğun arkasında ise bazı büyük değişimler son sürat devam eder.
Genel olarak gri madde en kalın halini almasının ardından %5 ila %10 oranında incelir. Böylece beynin sahibi yeni beceriler kazanırken beyin devrelerini şekillendirilip ayrıntılandırılır. (Wang, 2018, s. 109)
Olgunlaşmaya yönelik bu değişiklikler, beynin farklı parçalarında, farklı zamanlarda meydana gelir ve ergenlerdeki karar verme mekanizmasındaki sorun bu durumdan kaynaklanır.
Çocuk ve ergenlerin beyin gelişimleri ile ilgili yapılan bilimsel araştırmalar çocukluktan yetişkinliğe geçişte merkezler arasındaki bağlantıların arkadan öne doğru olgunlaştığını göstermekte ve beyin gelişiminde olgunlaşma sürecini en geç tamamlayan bölgeler ön kısımda yer alan kısımlardır. Yani frontal korteks ve prefrontal bölge en geç olgunlaşan alanlar olarak karşımıza çıkar. (Karaismailoğlu, 2023, s. 56)
Öğrenme, hafıza, bilgilerin analizi, motor cevabın planlanması ve düşüncelerin olgunlaşması gibi fonksiyonlardan sorumlu olan frontal korteksin ayrıca kişilik ve davranışların düzenlenmesi gibi çok önemli görevi vardır. Beynin farklı bölgelerinden gelen birçok bilgiyi işleyerek mantık süzgecinden geçirmeye çalışır. Cezbedici şeylere karşı koyma gibi yürütücü işlev görevlerinde de rol oynar. Bu bilgiden yola çıkılarak ergenlerde beynin aslında gelişimin başında olduğu söylenebilir. Daha açık bir ifadeyle, ergenlerin dürtüsellikleri ve risk alma eğilimleri frontal korteksin daha geç olgunlaşmasından kaynaklanmaktadır.
Peki ama neden?
Ergenlikte Beyin Gelişiminin Evrimsel Açıklaması
Gerek ergenlerin gerekse ailelerinin zor zamanlar olarak tanımladıkları bu dönemde beyin gelişiminin arkadan öne doğru olmasının önemli bir nedeni vardır. Doğadaki tüm canlılar gibi insan da belli bir yaşa geldiğinde yuvasını terk etmek ve türünü devam ettirmek için yaşamını kendi imkânları ile devam ettirmek zorundadır. Ancak insanlarda bu süreç daha zor gerçekleşir çünkü insan yavrusu dünyaya geldiğinde diğer canlılardan farklı olarak çok daha savunmasızdır. Bu savunmasızlık onun konfor alanına daha sıkı sarılmasına ve korunmaya diğer canlılardan daha uzun süre ihtiyaç duymasına yol açar.
Evrimsel perspektiften bakıldığında ergenlik, yuvanın terk edilmesi ve ergenin bağımsızlığını ilan etmesi gereken bir dönemdir. Bunu gerçekleştirmek için ergenin ilk olarak anne babasıyla kurduğu güçlü bağı koparması, ikinci olarak da konfor alanını terk etmek gibi çılgınca bir fikrin beynini kemirmesi gerekmektedir. Bu nedenle ergen beyni gözü kapalı risk alabilecek şekilde gelişmek zorundadır. (Karaismailoğlu, 2023, s. 66)
Biyolojik gelişim kapsamında ergenin yaşayacağı her olay hem kendisini hem de ailesini bu ayrılığa hazırlayacak şekilde ilerler. Yeni mücâdeleler içerisinde yer almaya başlayan genç beyin var olan yapının korunmasına karşı çıkmak için bu şekilde evrimleşmektedir. Bu sayede insan türünün hayatta kalması ve türünü devam ettirmesi için avantaj sağlayan özellikler korunmakta ve gelecek nesillere aktarılarak biriktirilmektedir.
Kısacası; ergenliği sadece cinsel gelişimin tamamlanması ile tanımlamak ergenin gelecekte dönüşeceği yetişkinin kişilik özelliklerini göz ardı etmek anlamına gelmektedir. O zaman, bir sonraki yazımızın konusu da ergenimiz kişiliğini geliştirirken sağlıklı olması için yapılması gerekenler olsun…
<
p id=”Aciklamalar”>Funda Yıldız Çağlar
Referanslar ve Kaynakça:
- Karaismailoğlu, S. (2023). Dünyanın En Yalnız Beyni. İstanbul: Ortapia.
- Wang, S. A.-S. (2018). Çocuğunuzun Beynine Hoş Geldiniz. İstanbul: İndigo.








4 YORUMLAR
Bu sefer bir editör olarak değil de biri 20 yaşında bir oğlan diğeri ise 15 yaşında bir kız olan iki çocuk annesi Didem olarak yazıyorum yorumumu 😉 Bu dönemin karmaşıklığını ve zorluklarını yakından yaşayan biri olarak zaman zaman bunaltı içinde “Ergenlik kaç yaşında biter?” gibi araştırmalar dahi yaptığımdan yazıyı ilgiyle okudum. Anlatılan birçok şeyle derinden bağ kurduğumu da söyleyebilirim 😂
Editörün olarak ise ergenlik dönemini hem bilimsel hem de duygusal bir perspektifle ele alışını çok beğendiğimi söylemeliyim 😁👌🏻 Hem ebeveynlere hem de bu süreci anlamaya çalışan herkese yol gösterecek hârika bir yazı olmuş 👏🏻 Ergenlik nedir ve gerçekten ne zaman biter gibi sorulara ışık tuttuğunu da söyleyebilirim 😉
Kalemine sağlık canım 🙏🏻
Kucak dolusu sevgiler 🤗❤️
Çok teşekkür ederim canım Didem…
Çok beğenerek okudum Fundacığım. Pek çok ergen ailesinin okumasını diliyorum. Gerçekten onlar için de ufuk açıcı olacağından eminim.
Sevgiler 🥰
Beğenmene çok sevindim canım Elif…