“Ebeveynliğin iki safhasında da (bebeklik ve ergenlik) farklı sebeplerle de olsa uykusuz kalınırdı.”
Yanlış Yer Yanlış Zaman, Gillian McAllister
Ebeveynliğin Zorlayıcı Evreleri
“Çocuk beş-altı yaşına kadar bir hayvan hayatı yaşar. Varoluşu, uyumak, yemek yemek ve oyun oynamaktan ibarettir: Bilincinin eşiğine hücum eden dışsal izlenimler, içinde bulunduğu kaosu düzene sokmakla meşguldür, çocuk, dış dünyaya hâkim olmaktan uzak, bir anlamda afallamış gibidir. On sekiz yaşına kadar yapacak çok şeyi olacak ve kendi başına düşünmeden önce başkalarının düşündüğü şeyleri öğrenecektir. Normal olarak ortaöğrenimini tamamladıktan sonra bağımsızlaşabileceği, genel kültür peşindeki yıllarda keskinleşmiş ve pişmiş yetenekleriyle kendini keşfetmeye ve içine girdiği toplumu gözlemlemeye yönelebileceği düşünülebilir. Ama ne yazık ki öyle olmaz çünkü içinde yaşadığı fiziksel dünyayı yeterince iyi tanımasına rağmen bakışları aniden bulanıklaşır ve bir bulut bir taraftan gözlem yetenekleriyle onun arasında, diğer taraftan eleştirel zihniyle toplum arasında beliriverir. Boş hayaller, amaçsız büyük hamleler bilincini doldurur, zira o yaşta yeniyetmenin bedeninde bir devrim gerçekleşir, ergenlik başlar. Ve kendinin efendisi olabileceği yaşta tutkular ruhunu istila eder” der <a href=”Jules Payot “İrade Terbiyesi” isimli ünlü eserinde.
Bir önceki yazımızda, yeniyetmelerin sadece bedeninde değil beyinlerinde de bir devrimin gerçekleştiğinden bahsetmiş, beyindeki değişimin neden ve nasıl olduğu ile ilgilenmiştik. Şimdi biraz da beyinde meydana gelen değişikliklerin davranışlar üzerindeki etkilerinden bahsetmek isterim.
Ergenlik Dönemindeki Beyin Değişiklikleri
Çocukluğun son dönemlerinde ve ergenlik çağında cinsiyet ve stres hormonları yükselse de araştırmacılar hormonların tipik ergen davranışları üzerinde doğrudan bir etkisi olduğu yönünde çok fazla kanıta sahip değiller. Her ne kadar salgılanan hormonlar nöron devrelerinin düzenlenmesinde önemli bir bileşen olsa da anne babaları uykusuz bırakacak kadar risk alma, dürtüsellik, hemen hemen her konuda, meydana gelebilecek sonuçları hesaba katmama eğilimleri gibi ergen davranışlarının tamamını hormonlarla açıklamak mümkün değildir. Ergenlerin ruh hali, agresiflik ve sosyal davranışlarında meydana gelen değişimler, daha önce de belirtildiği üzere beyin gelişimden kaynaklanmakta ve bazı tipik ergen davranışlarının temelini oluşturmaktadır.
Örneğin, dopamin, ergeni sürekli olarak yeniliklere ve dolayısıyla yeni ödül kaynaklarına yönlendirir. Beyin taramalarında beyinde dopamin salgılatıcı girdileri alan bölgelerin ergenlerde tam olgunlaşmaması sürekli yenilik arayışı, sakarlık ve huysuzluğa yol açabilmektedir.
Bu dönemde, oksitosin almaçlarının çoğalması, bağlanma davranışlarının artmasına neden olur. İnsanlar karşı cinse veya çocuklarına karşı sevgi hissettiklerinde oksitosin salgılanır ve ergenlerde normalden fazla salgılanması takıntılı derecede bağlılıklara neden olabilir. Ergenlerimiz aynı hatayı yüzlerce kez tekrarlama kapasitesine sahiptir ve bunun da sorumlusu beyinleridir. Beyinde prefrontal korteksin hemen arkasında anterior singulat korteks adlı bir bölge bulunmaktadır. Özellikle yapılan hatalardan ders çıkarmada bu alan önemli rol oynar. Yetişkin beyninde bu bölge aktifleşirken ergen beyninde aktifleşmez.1 Sonuç olarak ergen ailelerini zorlayan her kapının ardında beyin denilen dipsiz kuyuyu buluruz.
Beyin Gelişiminin Davranışlara Etkisi
Evet, ergen beyninin gelişimi evrimsel süreç açısından büyük bir avantaj ancak ebeveynler olarak en büyük tedirginliğimiz bu dönemde ortaya çıkan davranışların ergenimizin yetişkinlik hayatında da devam edecek olumsuz sonuçlara neden olması ihtimali… Bahsettiğimiz tüm değişimler, ergenlerin tüketim alışkanlıklarından beslenmelerine, uyku düzenlerinin bozulmasından kötü alışkanlıklar edinmelerine kadar çeşitli olumsuz sonuçlara yol açabilmekte, otoriteye karşı çıkma ve risk alma isteği sahip oldukları enerji ile birleşince ergenler sahip oldukları gücü kendilerine ve çevrelerine zarar verecek şekilde kullanmalarına neden olabilmektedir.
Tüm toplumlarda sıklıkla gördüğümüz üzere, bu yıllarda edinilen alışkanlıklar kimlik ve bilinç gelişimini de olumsuz yönde etkilemektedir. Peki ne yapacağız? Burada ergenlikte zihin ve kimlik oluşumu ilişkisine bakmak yerinde olacaktır.
Zihin ve Kimlik Oluşumu
Ergenlik, beyin ve çevre arasındaki etkileşimin yepyeni bir karmaşıklık düzeyine ulaştığı dönemdir. Ergenliğin başında beyinde meydana gelen değişimler çocuğu uyarıp sosyal ilişki ihtiyacını artırırken öz denetim sistemleri ergenlik boyunca olgunlaşmaya devam eder. Bir ergenin biyolojik olarak tanımlanan bu geçiş döneminde ne yapacağı, içinde yaşadığı kültüre ve önüne çıkan seçeneklere bağlıdır. Ayrıca bu dönemde ergenin karşılaştığı seçenekler ve fırsatlar nasıl bir kimlik geliştireceğini de önemli ölçüde etkileyen faktörlerdir.3
Damasio’ya göre dış dünyada olup bitenler her insanın kendi yapısına bağlı tepkiler geliştirmesine yol açar. Karar verme mekanizmasında bilişsel ve duygusal süreçler birlikte işler. Zihin organizmanın tamamından, beden-beyin etkileşiminden kaynaklanır. İnsanın iç dengesi fiziksel ve sosyokültürel çevreler tarafından düzenlenir. Damasio’ya göre en basit bilinç tipi çekirdek bilinçtir. Sadece insana özgü olmayan bu bilinç, canlıya belli bir zamanda (şimdi) ve belli bir mekânda (burada) olma hissi verir ancak geleceğe dair bilgi vermez.
Beyin, Kimlik ve Genişletilmiş Bilinç
Bilinci “çekirdek bilinç” ve “genişletilmiş bilinç” olarak ayıran Damasio,4 “benlik” kavramından söz eder. Ona göre geleneksel benlik algısı “kimlik” fikriyle bağlantılıdır ve bir kimseyi tanımlayan eylemlerle olgulara işaret eder. Otobiyografik benlik bir kişiyi o kişi yapan, ona biricik olma özelliği kazandıran yapı olup canlının farklı yaşantılarının düzenlenmiş anılarıyla ilgilidir.
İnsan çekirdek bilinç üzerine inşa edilmiş olan ve farklı bellek tipleriyle ilgisi bulunan genişletilmiş bilinç sayesinde kendi kişisel geçmişine, şimdisine ve geleceğine dair düşüncelere sahip olur. Bu bağlamda genişletilmiş bilinç canlıya bir benlik hissi sağlar; bu his “bir kimlik sahibi olma” ve “bir kişi olma” anlamlarına gelir.2 Bu bilgi, ergenlerde beyin gelişiminin zihinsel gelişimi olumsuz etkilememesi için birtakım önlemlerin alınmasının ne kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır. Zihinsel işlemlerin yanı sıra duyguları ve alışkanlıkları kapsayan bir sistem olan beyin gelişirken ergenlerin kimliklerini geliştirmeye yatırım yapmak toplumda etik değerlerin olumlu yönde gelişmesi için gereklidir. Beynin eğitim ve çevrenin etkisiyle biçimlendiği unutulmamalıdır. Kimlik duygusu, bireyin kendi benliğini bilinçli ve bilinçdışı olarak kabullenişi demektir.
Kimlik ve Toplumsal Sorumluluk
Malabou’ya göre öğrenme hayat boyu devam eden ve bireye biçim kazandıran bir süreçtir; her bireyin biçimi kendine özgü ve tarihseldir. Bu nedenle kimlik kendini inşa sürecidir; beyindeki bağlantılar çoğaldıkça kimlik de ana hatlarına kavuşur. Beyindeki bağlantıların çoğalması sürecinde ergenin yanında olmak ve onu anlamak kimliğinin ana hatlarına kavuşması sürecinde sağlıklı alışkanlıklar geliştirmesi için önemlidir. Beyin gelişimi evrimsel sürecin sağlıklı devamını sağlarken bilişsel ve duygusal süreçleri de yapılandırır. Sonrasındaysa deneyimleri kullanarak davranışları/eylemleri belirler ve uygular. Beyinde hem son derece karmaşık nörofizyolojik vb. süreçler hem de sayılamayacak çeşitlilikte deneyimden hareketle dünyanın zihinsel bir temsili kurulur. Özellikle yaşamın erken dönemlerinde yaşanan deneyimlerin sinir sistemi üzerindeki etkisi ilerleyen zamanlarda zihin/bilinç sağlığını ve bilinç-kimlik etkileşimini olumsuz etkiler çünkü beyin özellikle yaşamın erken dönemlerinde ve süreğen-travmatik deneyimlerle karşılaştığında duyu, duygu, davranış ve bilinçli farkındalık yetilerini bütünleştirmede sorun yaşar.2
Ergenlikte Doğru Yönlendirme ve Rezilyans
Burçak Özkan, Nörofelsefe ve Bilinç isimli eserinde Malabou’nun “Beynimizle ne yapmalıyız?” sorusunu “Nöroplastisite yetisini bilinçli olarak yöneterek rezilyans sağlamalıyız” şeklinde cevaplar. “Rezilyans belli bir düşünceyi değil, bilimsel-felsefi-etik değerlendirme gerçekleştirmeyi öğrenmek ve bu sayede bilişsel/duygusal belirsizlikle baş edebilir hale gelmek, olumsuz koşullarda bile “doğru” değerlendirmeler ve eylemler gerçekleştirebilecek şekilde bilişsel/duygusal esenlik kazanmak olarak tanımlanabilir.
Bu yeti kişinin olabildiğince kendi kimliğine, yapabileceklerine ve yapamayacaklarına yönelik olarak doğru içsel bir birinci kişi bakışına-özbilincine eleştirel yaklaşabilme, kendine, dünyaya ve diğer var olanlara mesafe alabilme, tehlikelerle olanakları ayırt edebilme, düşünme ve duygularında bilişsellik -duygusallık ve tepkisellik- rasyonellik dengesini doğru yönetebilme ve bilinç-kimlik etkileşiminde değişimler gerçekleştirebilme becerisi olarak düşünülebilir.2
Bilinç-Kimlik Gelişiminin Dinamik Süreci
Bilinç-kimlik gelişimi durağan olmadığına ve doğumdan başlayarak insan hayatının tümünde devam ettiğine göre ergenlerin bilinç-kimlik gelişiminin sağlıklı olabilmesi için yetişkinlerin sorumluluk alması çok önemlidir. Ergenin içinde bulunduğu toplumun yapısı bilinç-kimlik etkileşimini şekillendirmede çok önemlidir çünkü birey için topluma dahil olma ve toplumun onayını alma ihtiyacı çok güçlüdür. Bu ihtiyaç, özellikle ergenlik döneminde kişinin düşünme ve eyleme şeklini biçimlendirebilir. Cozolino’ya göre, beynin yapılanması dahilinde bu dönemde oluşan bağlanma şemaları duygusal hayatımıza, kendilik deneyimimize ve ilişkilerimize şekil verir. Kendimizden memnun olma, başkalarıyla başarılı ilişkiler kurma, sosyal dünyada başarıyla var olabilme ve gündelik hayatla başa çıkma kapasitemiz dürtü ve duygularımızı düzenleme kapasitemize bağlıdır.
Sorunların Kaynağına Yönelik Çözümler
İnsanın sosyal bir canlı olması hayatı boyunca onun diğer canlılarla ilgili duygu ve anlamlandırmalar oluşturmasına ve bunlara bağlı olarak eylemler gerçekleştirmesine neden olur. Ergenlik döneminde riskli olan ve olmayan arasındaki sınırın hassasiyeti sorunların büyümesine yol açabilir.
Bu dönemde ortaya çıkan sorunların nedenlerinin bilinmemesi ve sadece sonuçların kontrol altına alınmaya çalışılması problemlerin büyümesine neden olur. Olumsuz sonuçların en aza indirilmesinde sorunları ortaya çıkaran nedenlerin irdelenmesi ve bulunan çözümlerin sorunun kaynağına yönelik olması önemlidir.
Düşünce ve davranışlarla ilgili hiçbir soruna beynin/bilincin yapılanma ve işleme biçimini bilmeden yaklaşmak asla yetkin çözüm sağlamaz. Her eylemin o eylemi uygulayanın bilinç-kimlik etkileşimi ve içinde bulunduğu koşullar bağlamında şekillendiğini dikkate almak gerekir. Bu zorunluluk aynı zamanda öğrenilebilir olan ve olmayan bilinçlerin, kimliklerin, bilinç-kimlik etkileşimlerinin doğru teşhis edilmesi ve sorunlara bu belirlemeye göre yaklaşılması anlamında etik, sorumluluk, eğitim, suç, ceza vb. kavramlarla ve/veya sosyal/kurumsal yapılanmalar konusuyla da bağlantılıdır.2
Beynin Esnekliği ve Ergenlikte Yatırım
Sonuç olarak, insan hayatının belki de en zor ve belirsiz dönemi ergenliktir. Ergenlik döneminde beyinde gerçekleşen dönüşüm, tıpkı bir kelebeğin oluşumu kadar mucizevi bir olaydır.1 Ergenlik döneminde, beynin esnekliği nedeniyle ona yapılacak yatırım, yeteneklerin geliştirilmesi ve sağlıklı bir yetişkinin ortaya çıkması için çok önemlidir. Ancak bunun tersi de olabilir. Bu dönemde yapılacak kötü tercihlerin sonucu da kalıcı olacaktır. Bu nedenle hayatının en büyük değişimini yaşayan ergenler (Damasio, 2021)aile-okul-toplum üçlüsü tarafından korunmalı ve sağlıklı kimlikler geliştirmeleri toplumun en önemli sorumluluğu olmalıdır.
Referanslar ve Kaynakça:
- Karaismailoğlu, S. (2023). Dünyanın En Yalnız Beyni. İstanbul: Ortapia.
- Özkan, B. (2019). Nörofelsefe ve Bilinç. İstanbul: Ginko Bilim.
- Wang, S. A.-S. (2018). Çocuğunuzun Beynine Hoş Geldiniz. İstanbul: İndigo.
- Damasio, A. (2021). Descartes’ın Yanılgısı. Ankara: ODTÜ Yayıncılık








1 Comment
Fundacığım, yazın gerçekten hem bilgilendirici hem de düşündürücü bir içeriğe dönüşmüş. 🙏 Özellikle Damasio’nun bilinç ve kimlik üzerine vurgularını ergenlik dönemiyle ilişkilendirmen, yazıyı bilimsel derinlikle harmanlamış. Malabou’nun nöroplastisite ve kimlik inşası konusundaki yaklaşımını da eklemen, ergenlikte rehberliğin önemini çarpıcı şekilde destekliyor.
Ayrıca, Cozolino’nun bağlanma şemaları ve sosyal ilişkilerdeki etkisini de ele alarak, sadece biyolojik değil sosyokültürel boyutu da ihmal etmemen harika olmuş. 🎯
Böyle güçlü bir yazıyla Sen ve Ben’in bilimsel altyapısını bir kez daha hissettirdiğin için teşekkür ederim! 🤗
Kucak dolusu sevgiler ❤️