“Uydurmak asli yaratıcı hamlemizdir.”
M. Bilgin Saydam
Uydurmak… Çok anlamlı bir kelime.
Psikomitoloji, İnsanları Öykülerinde Aramak isimli kitabın sunuşunda Bilgin Saydam, insanın asli yaratıcı hamlesinin uydurmak olduğunu söyler ve Macar mitoloji uzmanı Karl Kereni’den bir alıntı ekler:
“Çünkü insanlar efsanelerini, kendi bildikleri somut dünyanın elementlerinden oluştururlar. Bu efsaneler dünyanın başlangıcı-yaratılışı veya kuruluşu ile ilgili olsa bile…”
Mitler, insanın ve insanlığın geçmişini tanımamıza, hangi kıtada veya nerede yaşıyor olursak olalım kendimizi ve insan olma halimizi anlamamıza yardımcı olur. Afrika kabilelerindeki öykülerden Robin Hood efsanesine, Gılgamış’tan Eski Yunan masallarına kadar anlatılmış olan bütün mitler yaşadığımız yerden bağımsız, yaşamda nerede durduğumuzu anlamamızı sağlar. Yani tüm mitlerin kökeninde yatan, insanın insanı ve dünyayı anlama, anlamlandırma tutkusudur.
Ben de mitolojik hikâyelere tutkun insanlardan biriyim. Onları okumayı da anlatmayı da pek severim. Zaten edebiyat seven biriyseniz yolunuz dönüp dolaşıp mitolojiyle mutlaka kesişir. Benim de öyle oldu; önce okur, sonra da anlatıcı olarak yolum mitolojiye düştü…
Kültür Mirası
Çalıştığım okulda uzun zamandır her yıl ilkokul düzeyinde “Kültür Mirası Projesi” başlıklı bir çalışma yapılmakta. Amacımız öğrencilerin küçük yaşlardan itibaren özellikle ülkemizde yer alan kültür mirası varlıklarını tanımaları.
Bundan birkaç yıl önce Kültür Mirası Projesi için seçilen başlık Troya olunca, aklıma gelen fikri okul yöneticilerinin desteğiyle hayata geçirdik ve bir Mitoloji Kulübü açtık. O sıralarda, 70’li yıllarda Ülkü Tamer’in yönettiği Milliyet Yayınları Çocuk Dergisi’nde yayımlanmak üzere Haldun Taner’in hazırlamış olduğu mitoloji dizisini henüz okumuştum. Bu hikâyeleri çocuklara anlatma fikri üzerine zaten düşünüyor ve kendi kendime heyecanlanıyordum. Beklediğim fırsat ayağıma gelmişti.
Açtığımız kulüp, beklediğimizden daha çok ilgi gördü.
Çocukların mitolojik hikâyelere bu kadar ilgi duyması açıkçası şaşırtmıştı beni. Yıllar içinde çalışmalara devam ettikçe çocukların bakış açılarını nasıl farklılaştırdığını, bu hikâyelerin felsefe yapmak için ne kadar güzel bir zemin yarattığını da deneyimleme şansım oldu. Fark ettim ki çocuklar mitolojiye en az benim kadar bayılıyorlar. Tanrıların, tanrıçaların, ölümsüzlerin oyunlarını dinlerken hayallere dalmak onları büyülüyor ve eğlendiriyor. Ancak bu öykülerden elde edebileceğimiz tek kazanım eğlence değil. Bunun yanına ekleyebileceğimiz diğer kazanımlara gelin birlikte göz atalım…
Öncelikle belirmeliyim ki mitolojik öyküler, çocuklara sınırsız bir düş dünyasının kapılarını aralar. Birbiriyle ölümüne çekişen ölümsüz tanrılar ve tanrıçalar, konuşan hayvanlar, uçan atlar… Bu tür öğeler, çocuğun kendi zihninde özgürce dolaşmasını, kendi hikâyelerini kurgulamasını sağlayarak onun hayal gücünü besler.
Mitler, sadece macera anlatmaz; aynı zamanda derin anlamlar taşır. Adalet, cesaret, sevgi, sadâkat gibi evrensel değerler, bu öykülerin merkezindedir. Çocuklar bu değerleri karakterler üzerinden tanır ve içselleştirir. Türk mitolojisindeki Bozkurt’tan Yunan mitolojisindeki Athena’ya, her öykü bir kültürün aynasıdır. Mitolojik anlatılar sayesinde çocuklar farklı medeniyetlerin düşünce yapısını ve yaşam biçimini keşfeder; tarih ve kültür bilincine sahip bireyler olarak yetişir.
Mitolojik öyküler çoğu zaman sembolik anlatımlarla örülüdür. Çocuklar hikâyeyi dinlerken ya da okurken “Bu ne anlama geliyor?” sorusunu sormaya başlar. Bu da onların analitik düşünme ve yorumlama becerilerini güçlendirir. İşte bu özelliği ile mitolojik öyküler Çocuklarla Felsefe oturumları için eşi benzeri bulunmaz bir hazine değeri taşır. Çünkü -Joseph Campbell’in Mitolojinin Gücü kitabında söylediği gibi- “Tüm tanrılar içimizdedir.”
Çocuklarla yapılan soruşturmalarda içimizdeki iyi ve kötü, korkak ile cesur, azim ile hırs vücut bulur. Zengin dil yapısı ve güçlü anlatımıyla mitolojik hikâyeler, çocukların kelime hazinesini genişletir. Ayrıca bu öyküleri kendi cümleleriyle yeniden anlatmaya çalışmaları, sözlü anlatım becerilerini destekler ve bu becerinin desteklenmesi küçük yaşlarda özellikle çok kıymetlidir.
Mitoloji Neyimize?
Bu noktada ülkemizde mitolojik hikâyeleri çocuklar için yazan Haldun Taner’den bir alıntı yapmadan geçemeyeceğim. Milliyet Yayınları Çocuk Dergisi’nde yayımlanan yazılarını derlediği kitabın “Mitoloji Neyimize?” isimli önsözünde şöyle diyor büyük usta:
“Mitoloji bilsek, örneğin her günkü dilimizde de bu renkli ve canlı deneyimlerden, simgelerden yararlanabiliriz. Örneğin politika alanını ele alalım. Mitolojide, bir sürü gözü olan, hiç kül yutmayan bir Argos vardır. Bugünkü CIA ya da MIT ajanlarının atası sayılabilir. Yine mitolojide bir Sisyphos vardır. Tanrılar onu bir kaya parçasını bir tepeye çıkarmaya mahkûm etmişlerdir. Fakir, kayayı çıkarır ama her seferinde de kaya tepede durmaz, yine gerisin geri dağın eteğine yuvarlanır. Sisyphos usanmaz, işe yeniden başlar. Ne var ki kayayı tepede durduramaz. Türk lirasının inip çıkan rayicini bundan güzel belirleyen bir simge bulabilir misiniz? Mitolojide ‘Akhilleus’un topuğu’ diye bir deyim vardır. Anası, Akhilleus doğduğunda, onu ölümsüz kılmak için sol topuğundan tutup sihirli bir alevin üzerinde alazlamış. İşte ondan ötürü de Akhilleus’e anasının tuttuğu sol topuğu hariç, hiçbir ok işlemezmiş. Çağımızda da çok kimsenin bir Akhilleus topuğu yok mu? Ne var ki bu topuğun yolu cüzdan cebinden geçiyor. Mitolojide bir de Proteus var ki kavgada yenilmemek için durmadan kişilik değiştirir, aslan olur, yılan olur, panter olur. İlle parlamentoda kalabilmek için, parti değiştiren, kişilik değiştiren, fikir ve oy değiştiren nice politikacılar sanki hınk demiş, Proteus’un burnundan düşmüşlerdir. Biliyorum, içinizden buna ne gerek var diyorsunuz. Politikada kültürlü sayılmak için mitolojik benzetmelerle kulağımızı niye tersinden gösterelim? Mademki konu politikadır, ağız dolusu küfür nemize yetmez? Hem daha rahattır hem daha etkili hem de dolaysız olarak anlaşılır. Çok haklısınız. İşte ben de bunun için mitolojiyi yalnız bir çocuk dergisinde, yalnız çocuklara anlatmaya çalışıyorum.”
Madem mitoloji bu kadar önemli, o zaman gelin birlikte evde neler yapabileceğimize bakalım.
🖍️ 1. Kendi Mitolojik Karakterini Yarat
Evde çocuklarınızla kendi mitolojik karakterinizi yaratabilirsiniz. Onlara birlikte kendi hayal gücünüzü kullanarak bir tanrı, tanrıça ya da efsanevi yaratık tasarlayabilirsiniz. Adı ne olsun? Güçleri neler? Ne ile savaşır ya da kimi korur? Ardından bu karakterin kısa bir hikâyesini birlikte yazıp, resmini çizebilirsiniz.
🎭 2. Mitoloji Tiyatrosu
Sevilen bir mitolojik öyküyü küçük bir oyun haline getirebilirsiniz. Kostümler hazırlayın, roller paylaşın ve evin salonunu küçük bir sahneye dönüştürün. Bu etkinlik hem ifade becerilerini geliştirir hem de ailecek keyifli zaman geçirmenizi sağlar.
📜 3. Mitolojik Harita Çizimi
Yaratıcı bir etkinlik daha! Örneğin, Yunan mitolojisindeki Olimpos Dağı’nın, Türk mitolojisindeki Ergenekon’un ya da çocukların hayal gücüyle oluşturduğu bir mitolojik diyarın haritasını birlikte çizebilirsiniz. Dağlar, nehirler, gizemli ormanlar ve ejderha mağaralarıyla dolu bir dünya!
🎧 4. Mitoloji Masal Saati
Her hafta bir mitolojik öykü seçip birlikte okuyabilir ya da sesli kitap şeklinde dinleyebilirsiniz. Ardından “Bu hikâyede seni en çok ne etkiledi?” gibi sorularla üzerine sohbet ederek hârika vakit geçirebilirsiniz.
Sonuç olarak; bugünün eğitim anlayışının, yalnızca akademik başarıya değil, çok yönlü bireyler yetiştirmeye odaklandığı gerçeğinden yola çıkarsak, bu noktada mitolojik öykülerin; çocukların duygu, düşünce ve hayal dünyasını zenginleştirerek eğitim sürecine önemli bir katkı sağladığını söyleyebiliriz. Hem sınıf içinde hem de evde bu öykülere yer vermek, çocukların gelişiminde fark yaratabilir. (Saydam, 2024)
Funda Yıldız Çağlar©
Kaynakça:
- Psikomitoloji İnsanı Öykülerinde Aramak, Bilgin Saydam-Hakan Kızıltan (Minotor Kitap)
- Mitoloji, Haldun Taner





2 YORUMLAR
Arkadaşım harikasın ellerine sağlık.
bu hikayede beni ne mi çok etkiledi ?
merak etmek, hayal kurmak ne güzel şey! dedim kendi kendime. 🙂
Fundacığım, hep söylediğim gibi, yine harika bir çalışma olmuş. Kalemine ve emeğine sağlık arkadaşım ♥️ Elif Türa