Patikli Seyyah

Atacama, Şili

21 Ocak 2025

Yazı: Atamaca, Şili | Yazan: Pelin Öncüoğlu Işık

Hazırsanız bugün sizi çok uzaklardaki, sert, acımasız ve vahşi bir güzelliğe götüreceğim. Atacama!

Atacama

Dünyanın en kurak ve en eski çölüne hoş geldiniz. Burası kutuplardan sonra dünyadaki en kurak yer. Yılda ortalama 1 milimetreden az yağış alıyor. Karşılaştırma yapabilmeniz için Sahra Çölü’nün yılda ortalama 250 milimetre yağış aldığını belirtmek istiyorum.

Bu haliyle en zor yaşam koşullarının olduğu yerlerden biri Atacama. Dünyadaki en kurak yerlerden biri olmasıyla da dünya dışı bazı gezegenlerle benzerlik gösteriyor. Bilim insanları Atacama Çölü’nün Mars’ın tarih öncesi (prehistorik) dönemleriyle benzerlik gösterdiğini düşünüyorlar. Bu sebeple Atacama’nın Mars Vadisi olarak anılan bölgesi Mars’ın tarih öncesi dönemlerini anlamak ve su bulma çalışmalarına fayda sağlamak için çalışmalara ayrılmış.

Güneyin İzinde: Atacama’ya Yolculuk

Nisan ayından beri kıtayı güneyden yukarı çıkarak dolaşıyordum. Yukarı çıkarken harita üzerinde zig zaglar çizerek Şili’ye birkaç defa girip çıkmış, sonunda Arjantin’in kuzeydeki en son eyaleti olan Jujuy’a kadar gelmiştim. İşte San Pedro de Atacama’ya buradan, Jujuy’dan 8 saatlik bir gece otobüs yolculuğuyla geçtim.

Otobüsten iner inmez ilk işim, İnternet’ten bulduğum hostelime 14 kiloluk sırt çantamı bırakıp San Pedro de Atacama’nın sokaklarını keşfetmek oluyor.

San Pedro de Atacama, Bohem Bir Durak

Valle de La Luna |Burası 4000 nüfuslu bir kasaba. Sokaklardaki az sayıdaki insanın çoğu Amerikalı ve Avrupalı turist. Son yıllardaSan Pedro de Atacama’nın ana geçim kaynağı turizm olmuş. Bu sebeple karşınıza yerli halktan çok, turist çıkıyor. Turistlerin hepsi sırt çantalı gezgin olduğundan kasaba kocaman bohem bir kampa benziyor.

Çorak iklimin ortasında birden ortaya çıkan, birkaç toprak sokağın çevrelediği bu küçük kasabayı keşfetmem uzun sürmüyor. Yolları çevreleyen beyaz badanalı tek katlı binaların, tek tük bar ve restoranın önünden geçiyorum.

8 saatlik yolun yorgunluğu bir müddet sonra beni yakalıyor. Bir empanada alıp herkesin yaptığı gibi kaldırıma oturuyorum. Atacamanın kış güneşi tepede pırıl pırıl parlarken bir yandan empanadamın tadını çıkartıyor öbür yandan da kafamda önümdeki günlerin seyahat planını yapıyorum.

Çöle Hazırlık

Enerjimi toplayınca sokaklarda avare dolaşmaya devam ediyorum. Yorgunluk dayanılmaz olmadan önce önünden geçtiğim birkaç turizm acentasından ertesi gün için Atacama Çöl Turu için fiyat alıyorum. Atacama Çölü’nü rehbersiz keşfetmek hem pek mümkün değil hem de çok tehlikeli. Telefonun çekmediği bu su fakiri coğrafyada gereksiz maceraya girmek çok da akıllı işi değil zaten.

Seçtiğim tur gün ağırmadan başlayacağı için akşam yemeğimi yiyip hostelime çekiliyorum. Hosteldeki oda arkadaşımla kaynaşmak, biraz yazı yazmak ve dinlenmek için bolca vaktim oluyor.

Tatio Gayserlerinde Şafak Büyüsü

Geiser Del Tatio | ŞiliTur şirketi sabah gün ışımadan, 04:00 civarı beni hostelden alıyor. Minivanın içinde benden başka 6 kişi daha var. Hepberaber karanlıkta 1 saat kadar yol alıyoruz. İlk durağımız Geiser Del Tatio.

Tatio, Kunzo dilinde ortaya çıkmak anlamına geliyor. Tatio Gayser bölgesinde irili ufaklı 80 kadar aktif gayser bulunuyor. Burası dünyanın üçüncü en büyük jeotermal alanı. Denizden 4.320 m yükseklikte olması da ona yeryüzündeki en yüksek gayser olma ünvanını veriyor.

Hava hâlâ karanlık, etrafımızda yükselen su buharları yer yer göğü beyazlatıyor. Rehberimiz gayserlerin oluşumu ve bölgenin faunası ile ilgili bilgileri verirken bir yandan da kahvaltımızı hazırlamaya başlıyor.

Hepimizi fokurdayan küçük bir su kaynağının başına topluyor. Çantasından çıkarttığı yumurtaları fokurdayan jeotermal suyun içine atıp anlattıklarına sadece birkaç cümle daha ekliyor. Ve yumurtalarımız hazır bile. Rehberimizin yanında getirdiği ekipmanların üzerinde kendimize küçük bir piknik alanı yaratıp kahvaltımızı etmeye başlıyoruz.

Geiser Del Tatio | Atacama | ŞiliGün yavaş yavaş ağarırken önümüzde belirginleşen manzara karşısında büyüleniyoruz. Sodyum klorid, magnezyum, potasyum, sülfür, bromin, lityum gibi minarellerden zengin jeotermal suyun kahverengi, sarı ve turuncunun her tonuna boyadığı bu eşsiz plato ve ardında yükselen karlı volkanik dağlar tarif edilemeyecek kadar güzel bir manzara sunuyorlar. Küçük beyaz sarkıtlar gibi göğe yükselen su buharları ise bu tabloya mistik bir hava katıyor.

Daha önce gördüğüm hiçbir şeye benzemeyen bu sarı güzelliğe doyasıya bakıp hafızama kazımaya çalışıyorum. Gün iyice ağarıp hava tamamen aydınlanınca gayserler ve sıcak su kaynakları arasında dolaşıp fotoğraflıyoruz. Su buharlarının oluşturduğu güzel manzaraları görmek için en ideali havanın daha soğuk, su buharının ise daha çok olduğu sabah saatleri.

Kaktüslerin Gölgesinde: Valle de los Cactus

İkinci durağımız Valle de los Cactus yani Kaktüs Vadisi. Puritima nehrinin böldüğü vadinin 3 km kadarlık bir kısmında trekking yapıyoruz.

Bu susuz coğrafyada devasa boyutlara ulaşan kaktüsler arasında nehir kenarında ve vadi tepelerinde yürüyor, tırmanıyor, bolca kaya tırmanışı yapıyoruz. Güneşin henüz yakmaya başlamadığı bu sabah saatlerinde kızılımsı renkli vadiyi resmen adımlarımızla okşuyoruz. Boyları 10 metreye çıkabilen kaktüsleri hayretler içinde seyrediyorum. Yürüyüşümüzü resmen kaktüslerin gölgesinde yapıyoruz.

Biraz yorgun fakat deneyimlediklerimden mutlu bir şekilde saat 12:00 civarında San Pedro de Atacama’ya geri dönüyoruz. Saat 15:00’de başlayacak olan Valle de La Luna turuna çıkmadan önce dinlenip yemek yiyebileceğim 3 saatim var. Hostele geçmeden sokak üstü restoranlardan birinden buz gibi bir bira eşliğinde çabucak birşeyler yiyorum. Ardından hostele geçip tur için hazırlanıyor ve kalan vaktimi uzanıp dinlenerek geçiriyorum.

Ay Vadisi’nde İlâhî Gün Batımı

Valle de La Luna

Valle de La Luna keşfetmek için sabırsızlandığım bir yer. Burada gün batımları muhteşem olduğu için turlar genelde akşamüstü yapılıyor.

Sıfır nem oranı yüzünden vadide yaşam yok. Dünyanın en yaşanılmaz yerlerinden biri. Ayın yüzeyine benzerliği sebebiyle Ay Vadisi olarak adlandırılan yer 1982 yılında Doğal Koruma Bölgesi ilan edilmiş.

Sert rüzgârların yüzyıllar içinde aşındırıp değişik şekiller verdiği bu vadi insanı gerçekten de bir film çekim platosunda hissettiriyor. Keza böylesi oluşumlar ancak dünyadışı bir yere ait olabilir. Doğanın tüm haşinliğiyle şekil verdiği bu kayalar ve vadi, kızılımsı bir toprak yapısına sahip, kurumuş tuz göllerinden kalan tuzlar ise bu kızıllıklar üzerinde sanki kar taneleri gibi parıldayıp, öbekleniyorlar.

Rehberimiz eşliğinde vadiyi keşfediyor, rüzgârın oyduğu kayaların içine giriyor, renk ve ışık oyunlarını yakalamaya çalışıyoruz. Gün batımı yaklaştıkça rüzgâr tatlı tatlı saçlarımı okşamaya başlıyor. Yüzümü San Pedro-San Pablo İkiz Volkanik Dağı’na çevirip başlıyorum günün son dakikalarını beklemeye.

Dünyanın en rutubetsiz noktalarından birindeyim. Bu nedenle de dünyanın en berrak göklerinden birinin altında durmuş, güneşin batmadan önce göğü pembenin daha önce hiç bilmediğim tonlarına, turuncuya, kırmızıya ve mora boyayışını sırayla izliyorum. Gördüğümüz güzellikleri insan elinin yaptığı makinalarla nafile yakalamaya çalışıp duruyoruz. Bu güzellik kaşısındaki kıfayetsiz kalışımızı kavrayınca da kendimizi an’a bırakıyoruz.

Hatırlayabildiğim kadarını belleğimde götürebilmek için gözlerimi kırpmadan seyrediyorum o ilâhî gün batımını. Yüzlerimizde şaşkın ama mutlu bir ifade, bedenlerimizde tatlı bir yorgunluk, belleklerimizde muazzam görüntülerle ayrılıyoruz Valle de la Luna’dan.

Valle de La Luna'da Gün Batımı | Atamaca | Şili

Atacama’nın Göklerdeki Mûcizesi

Kutuplar dışında dünyanın bu en kurak çölü, beklediğimden daha güzel manzaralar sunarak beni büyüledi. Fakat Atacama’nın bana vereceği asıl hediye bu değildi. Yolculuk planımı yapmaya başladığım ilk dakikalardan beri beni heyecanlandıran, iki elim kanda dahi olsa deneyimlemeden Şili’den dönmeyeceğim şey yıldız gözlemiydi.

San Pedro de Atacama’da turizm acentalarının çoğu yıldız gözlemi turu yapıyor. Kasabanın toprak sokaklarında iki tur atıp birkaç acenta ile görüşüp kanımca en iyi acentayı buldum. Benim için en önemli kriter acentanın kendi gözlem yerinin olması, kullandıkları teleskopların büyüklüğü ve astronomların yetkinliğiydi. Bu açılardan beklentilerimi en çok Andes Travel karşıladı.

Saat 20.00’de rehberimiz bizi hostellerimizden alıp kendi gözlem evlerine götürdü. Gözleme başlamadan önce Şili Üniversitesi Astronomi Bölümü öğrencisi 2 gençten yıldızlar, gezegenler ve galaksiler üzerine genel bir sunum dinledikten sonra gözlem evinin çatısına çıktık. 2 profesyonel teleskopla sırayla gezegenleri ve yıldızları gözlemlemeye başladık.

İlk defa Venüs’ün halkalarını gördüm. Hayatımda bu kadar güzel bir şey daha gördüğü zannetmiyorum. Astronomlar teleskopları Jüpiter için ayarlarken gözlerimi gökyüzünden ayıramıyordum.

Yıldızların Sonsuzluğu ve Samanyolu’nun Kadim Çağrısı

Atacama’ya geçmeden önce Arjantin’deki son duraklarımdan biri Jujuy’du. Oradaki hostel arkadaşlarımla bir akşam kasabanın arkasındaki tepelere piknik yapıp yıldızları seyretmeye gitmiştik.

Türkiye’de Niğde Aladağlar gibi ışık kirliliğinin az olduğu berrak gökyüzünde pek çok defa yıldız seyretmiştim fakat Jujuy tepelerinde gördüğüm milyarlarca yıldız beni resmen gafil avlamıştı. Atacama Çölü’nün bu kadar yakınında, yıldızların altında, arkadaşlarımla şarkı söyleyerek geçirdiğimiz o gece bana Atacama’da görebileceklerim konusunda bir fikir vermişti. Fakat insan görmediği bir şeyi nasıl hayal edeceğini bilemiyor işte. Göreceklerimi tahmin bile edememişim.

Samanyolu | AI

Mehtapsız bir gece göğü nasıl olur da bu kadar beyaz ve aydınlık olur aklım almıyor. Pembe, mavi, turuncu, sarı renklerde parıldayan yıldızlar kadife üzerine saçılmış mücevherler gibiydiler. Tarif etmem mümkün bile değil.

Yıldızların fazlalığı ve ışıklarının berraklığı karşısında o kadar sersemledim ki uzay zaman kavramımı yitirdim. Samanyolu keskin ve net, beyaz bir yay gibi göğü ikiye ayırırken sanki küçük soluk mavi gezegeni de içine alıp benimle birlikte yutmuştu. Bir anda dünyadaki herşey anlamını yitirdi. Önümde açılan evrenin büyüklüğü her şeyi öyle küçültmüştü ki bir müddet kendi varoluş problemlerimizi bir kenara bırakıp çok yüce bir şeyin parçası olmanın gururu ve güzelliğini içimde yaşatacaktım. Ta ki insanoğlu acizliğine kapılıp unutana kadar…

Ücretler

  • Konaklama: Hostal Camino Del Inca, 12.000 Şili doları
  • Geiser del Tatio ve Valle de los Cactus Turu: Expediciones Corvatsch, 10.000 Şili doları
  • Valle de la Luna turu: Expediciones Corvatsch, 7000 Şili doları
  • Atacama Yıldız Gözlemi Turu: Andes Travel, 30.000 Şili doları

 
 
Pelin Öncüoğlu Işık
 
 

BEĞENEBİLECEĞİNİZ İÇERİKLER

4 YORUMLAR

  • Yanıtla Didem Çelebi Özkan 21 Ocak 2025 at 12:27

    Canım Pelinciğim,
     
    Atacama’ya daha önce hiç gitmemiş olsam da yazını okurken kendimi o bohem sokaklarda dolaşırken ve Tatio Gayserleri’nin büyüleyici manzarasında kaybolmuş gibi hissettim. Anlattıkların ve üslubun o kadar etkileyiciydi ki yazının sonunda kendimi Atamaca üzerine araştırma yaparken buldum 😁
     
    Atacama, aynı zamanda bazı yeraltı mağaralarında bulunan ve hayatta kalma sınırlarını zorlayan mikroorganizmalarla da bilim dünyasında dikkat çekiyormuş 🧐 Ayrıca, Atacama’nın eski uygarlıkların izlerini taşıdığını, özellikle Llullaillaco Yanardağı’nda bulunan inanılmaz derecede iyi korunmuş İnka çocuk mumyalarının bu bölgeye derin bir tarihî boyut kattığını öğrendim. Gerçekten enteresan bir bölge. Görebilmeyi ben de çok isterim.
     
    Hem büyüleyici anlatımın hem de verdiğin ilham için teşekkür ederim biriciğim.
     
    Kucak dolusu sevgiler ❤️

    • Yanıtla Pelin Öncüoğlu Işık 26 Ocak 2025 at 10:05

      Didemcim yorumun için çok teşekkür ederim. Geç cevap yazıyorum çünkü kaç gündür aklım sadece Kartalkaya yangınında. Bu yazıyı yazdığımı bile unutturdu bana 🙁
       
      Bölge çok çok enteresan. Aslında yazılacak daha da çok şey var. Mesela dünyanın en büyük teleskopları ALMA. Senin de belirttiğin gibi çok farklı mikro organizmalar. Hatta rehberin bizi götürdüğü bir noktayı “Burada sıfır yaşam var” diye gezdirdiğini hatırlıyorum. Fakat tam olarak neresi olduğunu bulamadığım için yazmak istemedim.
       
      Bu arada Llullaillaco mumyalarını Salta, İnka mumyası yazımda yazmıştım. Aslında bu yazıya küçük bir paragraf ekleyip o yazıyı linkleyebiliriz. Neden daha önce aklıma gelmediyse 🤦🏼‍♀️

  • Yanıtla Burak Süalp 24 Ocak 2025 at 10:30

    Canım Pelin, bir solukta okudum bu hârika gezini. Dev kaktüslerin arasından Atacama’ya yürüdüm, soğuk birayla dinlendim, Jujuy tepelerinden Samanyolu’na katıldım. Umarım senin cesaretin ve yapma gücün birçok genç insana ilham verir, kabuklarını kırar, senin yaşadığın özgürlüğü yaşarlar. Anılarını bir gün kitap olarak alıp elimde okumak dileğiyle kocaman sarılıp öpüyorum seni canım arkadaşım. Kalemine sağlık. İyi ki varsın çevrene ışık saçmaya devam ediyorsun.

    • Yanıtla Pelin Öncüoğlu Işık 26 Ocak 2025 at 10:07

      Burakcımmm,
       
      Yorumun için çok teşekkür ederim ❤️🥰
       
      Güzel dileklerin için de…

    Düşünceleriniz bizim için değerli! Yazı hakkındaki yorumlarınızı paylaşarak sohbetin bir parçası olun.

    error: Kopya korumalı içerik!

    Yazı: Pembeden Yeşile Bütünlük | Yazan: İrem Savaş
    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan