Son 20 yıl içerisinde, gıdalara karşı olumsuz reaksiyon gösteren vakalar büyük ölçüde artmakta olup; özellikle Batı toplumlarında nüfusun çok büyük bir kısmının en az bir besine karşı hassasiyet gösterdiği kaydedilmiştir. Gıda intoleransı olan bireyler, çözüm olarak bireysel beslenme değişiklikleri yöntemleri denemektedirler fakat ne yazık ki bilinçsizce yapılan denemeler uzun vadede beslenme bozuklukları ve besin ögesi eksikliklerini de beraberinde getirmektedir.
Gıda intoleransı nedir?
Gıda intoleransı; temelde sindirim sistemi ve boşaltım sistemini etkilemekle birlikte, bir veya birden fazla gıdaya karşı oluşan olumsuz reaksiyonları kapsamaktadır. Genellikle tüketilen besinin miktarı ve tüketim sıklığı arttıkça gıda intoleransının olumsuz etkileri (ishal, kabızlık vb.) de aynı ölçüde artış göstermektedir.
Gıda intoleransı, gıda alerjisiyle karıştırılmaktadır fakat aralarında çok temel bir fark bulunmaktadır. Gıda alerjisi, bağışıklık sisteminin bir besine karşı göstermiş olduğu ağır tepkidir ve hayati sonuçlara neden olabilir. Gıda intoleransının ise hayati bir tehlikesi olmamakla birlikte sadece yaşam kalitesini azaltmaktadır.
Gıda intolerans testlerinin çalışma mantığı nedir?
Gıda intolerans testlerinde ihtiyaç duyulan temel bileşen, rahatsızlığı yaşayan kişinin kanıdır. Basit bir parmak delme veya laboratuvarda kan alma yolu ile elde edilebilen bir kan örneğini içermektedir. Kan örneği, içeriğindeki bağışıklık ögeleri açısından incelenerek hangi besine karşı hassasiyet olduğu bulunabilmektedir.
Peki, “Bu testler kesinlikle güvenilirdir ve doğru sonuç verir” diyebilir miyiz?
Gıda İntolerans testleri
Bu testler iyi bir yönlendirici olabilir fakat %100 doğru sonuç verdiğini iddia edebilmek mümkün değildir. Bunun en temel sebebi, insan vücudunun oldukça karmaşık bir yapıda olmasıdır ve gıda intolerans testlerinde kan örneklerinde incelenen IgG isimli bağışıklık hücresinin birçok faktörden çok hızlı bir şekilde etkilenerek sonucu yanıltabilmesidir.
Gıda intolerans testleri yerine daha kesin sonuçlara varabilmek için eliminasyon diyetlerine başvurmak, geleneksel fakat daha gerçekçi tanı yöntemlerinden biridir diyebiliriz. Eliminasyon diyetlerinde, hastanın şikâyetleri dikkatli bir şekilde dinlendikten sonra potansiyel riskli besinler aşama aşama günlük beslenme rutininden çıkartılır ve hastanın şikâyetleri gözlemlenir. Bu sayede potansiyel riskli besin/besinler bulunarak hastanın günlük beslenme rutini hızlı bir şekilde düzenlenebilir.
Unutulmamalıdır ki vücudumuz bizimle her an iletişim halindedir ve mevcut durumuyla ilişkili bize sürekli ipuçları verir. Bu ipuçlarını bilim ışığında değerlendirmek ve mevcut sorun/sorunları hızlı bir şekilde çözüme kavuşturmak sağlığın devamlılığı için önemlidir.
Uzm. Dyt. Şeydanur Özpınar Aksoy©
Kaynakça:
- Zingone, F., Bertin, L., Maniero, D., Palo, M., Lorenzon, G., Barberio, B., … & Savarino, E. V. (2023). Myths and facts about food intolerance: a narrative review. Nutrients, 15(23), 4969.





No Comments