İndeks Topuk Sesi: Birinci Bölüm Topuk Sesi: İkinci Bölüm Topuk Sesi: Üçüncü Bölüm Çantasını parmaklarının arasında sıkarak kaldırımda yankılanan topuk sesi eşliğinde, keskin siyah bakışlarının gri şehre karışmasıyla dimdik yürüyordu. Kendini, bir film setinde kameralarla takip ediliyor hissine bırakıp, kameranın bakış açılarını hesaplıyordu.…
Elini çenesine dayamış, en az kendisi kadar dört çocuğun daha rahatça oturacağı pencere pervazında, yağan karı izliyordu küçük kız. Ev üstüne ev yapılmış kerpiç evlerin en tepesindeydi evleri. Köye yukardan bakabiliyor; yolu, karşı dağları izleyebiliyordu. Arkasından gelen seslere aldırmadan, kendi dışında on çocuğun daha…
Ocağın başında tencereden çıkan buhardan ter içinde kaldı. Başına doladığı yazmasının kenarıyla alnını sildi. Bir iki kez daha karıştırdı tencereyi, ocağın altını kısıp pişmeye bıraktı yemeği. Kanepenin kolluğuna kolunu dayadı, koluna da yüzünü. Pencereden seyre daldı çevreyi. Uzak komşu balkonunda yine çamaşırlar asılıydı. Rüzgar…
Boş koridorla volta atarken çıkardığı sesin farkında olmadan sayıklar gibi bir dizi cümle kuruyor, her iki adımda bir kapıya bakıyordu. Kapıdan biri çıktığı anda içeriye kendini atacakmış gibi her dönüşte bir hamle yapıyordu. Nihayet kapıda hemşire göründüğünde sözünden önce gözündeki manayı anlamaya çalışıp, gözünüz…
Kapının çarpmasıyla aynı ana denk geldi bileğindeki sızıyı fark etmesi. Kalkmak için eliyle destek almaya çalıştı yerden. Kafasındaki zonklama başını döndürüyor, elini kolunu kullanacak yetileri çalışmıyordu. Sarsılarak da olsa kalktı. Sendeledi, düşecek gibi oldu, duvara tutundu. Az önce çarpıldığı duvara! Lavaboya gitti, aynadaki aksinden…
Çelişki içinde kaybolmuş bakışlarını tavana dikmiş boş gözlerle bakıyordu. Ağır aksak gelen müzik sesi, musluktan damlayan suyun çınlaması, çatıdan düşen kar birikintilerinin pat patları arasında başka bir andaydı. Çift kişilik yataktaki çarmıha gerilmiş izlenimi yaratan yatışı, yalnızlığının yüze vuran çıplaklığında asılı duruyordu. Bu anda…
Kulaklığında avaz avaz bağıran Sezen’in sesiyle, elindeki kitaba gömülmüş radyoya gidiyordu. Kitabın öyküsüne öyle bir kaptırmıştı ki kendini, otobüsün içine biri tarafından bırakılmış bilinmeze giden bir heykel gibi görünüyordu. Konakladığı yurdun önünden mesafeyi uzatan otobüse biner, kulaklığını takar müzik eşliğinde kitaba gömülürdü. Hayatın önüne…
Ayakların ucuna bakarak ürkek, hızlı adımlarla yürüyordu. Birinin onu takip ediyor hissi gün geçtikçe kuvvetleniyor, telaşı arttıkça daha da hızlanıyordu. Arada başını kaldırıp etrafa kaçamak bir bakış atıp eşarbını iki ucundan tutarak sıkılaştırıyor, kocaman kara gözlerinden meraklı bir telaş okunuyordu. Onu gören biri, küçük…
Yüzü avuçlarının içinde masaya dayanmış, bir binanın teras katındaki mekanda göğe bakıyordu kadın. Telaşlı halinden sıyrılıp, dingin bir mavilikte huzur bulmaya çalıştığı belliydi. Güneş kızıllığa ermiş, yerini karanlığa bırakmaya hazırlanıyordu. Karşı binanın camından yansıyan güneşin ışıltıları yüzünde pırıltılar uçuşturuyor, bir tabloya resmedilip, dekoratif olarak…









