19 Mayıs 1980 sabahı, saat 11. Balıkçı barınağında bizim tayfa her zamanki gibi toplanmıştı. TRT, İnönü Stadyumu’ndan törenleri naklen yayınlıyordu. Sivil ve askerî öğrenciler, kendilerine ayrılmış bölümlerde birbirleriyle yarışır gibi gösteriler yapıyordu. Ancak herkesin üzerinde bir tedirginlik vardı. “İslamcı Gençlik” imzasıyla bir bildiri yayınlanmıştı:…
Babam ve annem öldükten sonra Ankara’da yaşamak benim için zorlaşmıştı; henüz 16 yaşındaydım ve ne çamaşırımı ne de bulaşığımı yıkamıştım. Büyükannem, İstanbul’a yanına taşınmamı istedi. TED Lisesi’nin son sınıfına geçmiştim ve okulu orada bitirmek istiyordum; fakat şartları ne kadar zorlarsam zorlayayım, Ankara’da kalmam mümkün…
Hasan’ın, Emine’nin hayatına müdâhale ettim, onların hayallerini, geleceklerini belki de ben yok ettim. Hasan benim silahlı devrim hayallerimde yaralandı, o çok istediği Deniz Harp okulu sınavlarına girememişti. Emine’nin ağabeyi Turgut’u örgütün içine yine ben çektim. 1 Mayıs 1979 Taksim kutlamalarında beline giren bir mermi…
Kayıkhânenin önünden geçiyordum, canım biraz sıkkındı, her tarafta elektrik kablosu olmasına rağmen piknik tüpüne bağlı sarı lüks ışığı altında toplanmıştı bizim tayfa. Hepsinin yüzüne vuran sarı ışık, onların saf ve temiz yüzlerini aydınlatıyordu.…




