Satır Arası

Hayatla Mücadele

9 Temmuz 2021

Yazı: Hayatla Mücadele | Yazan: Nalan Erpolat

“Hayat artık çok zor.”

Bu cümleyi hayatında duymayan ve de kurmayan bir kişi var mıdır acaba?

Yoktur.

Çağlar boyunca olmamıştır ve dünya döndükçe de olmayacaktır. Cümlede geçen “artık” sözcüğü dünyaya ve hayata dair değildir aslında. Hayata dair bireylerin kendi farkındalıklarıdır. Hayat artık eskisinden daha zor değildir, birey artık yaşı ve deneyimleri itibarı ile zorlukların farkına varmıştır. Tabii ki herkes bu zorlukla farklı yaşlarda yüz yüze gelir ama herkes mutlaka gelir.

“Hayat güzel, anı yaşayın, zora odaklanmayın, pozitif düşünün…”

Gibi sürekli her yerde karşımıza çıkan birçok cümle olsa da şunu bilmek gerekir ki hayat kolay değildir ve hiçbir zaman da kolay olmayacaktır. Kiminin hayatı daha az zordur, kiminin ise daha çok zordur. Ama istisnasız herkes için hayat zordur. Yaşam, mücadele gerektirir.

Şartlar değiştikçe, mücadelenin şekli de değişir fakat her şartta ve her şekilde mücadelenin ilk adımı kabul etmektir. Hayatı yani hayatın zorluğunu kabul etmekle ve daha da önemlisi kendini kabul etmekle başlar kazanılacak bir mücadele.

Kendini Kabul Etmek

Kendini kabul etmek demek, kendini doğru görebilmek demektir. Yapabileceklerinin ve yapamayacaklarının farkında olabilmek, yapamayacaklarını yapıyormuş gibi görünmeye enerji harcamak yerine, yapabileceklerini en üst düzeyde yapmaya gayret etmek demektir.

Bireyin, kendine, olduğu haliyle saygı göstermesidir. Saygıya değer olduğunun farkında olması ve elbette bunu küstahlıkla karıştırmaması demektir.

Küstahlıkta hiçbir değeri göz önünde bulundurmasa bile saygı beklemek vardır. Kendine saygıda ise çevreden gelecek saygıyı çok da umursamadan değerlerine bağlı yaşıyor olmanın iç huzuru vardır. Bu iç huzur öz saygıyı da, öz güveni de beraberinde getirir. Yani bu iç huzuru edinmiş olan insan mücadeleye hazırdır. Mücadele ederken elbette çetin yollardan geçebilir ama dayanıklılığı yüksek olur. Çünkü yolu farkında olduğu haliyle yürüyordur. Yapamayacaklarıyla yolda oyalanmıyordur. Oyalanmak hem vakit kaybı yani hayatı kaçırmak hem de mücadeleye kavga karıştırmak demektir.

Kendinle ve Hayatla Kavga Etmek

Kendiyle kavga eden birey, kendini kabullenememiş bireydir. Olduğu insan, olmak istediği insan değildir ama olmak istediği insanın da kim olduğunu bilemiyordur. Sadece dışarıdan görünmek istediği bir insan tipi vardır kafasında ve o olarak görünmek için sürekli kendiyle ve hayatla kavga içerisindedir. Aynaya baktığında gördüğü yansımasıyla bile kavga eder içinde. Oysa ki her yansımada bakılmaya ve övülmeye değer bir yan mutlaka vardır. Bunları görmezden gelmek kavgayı başlatır. Sonra da farkına varılamayan güzellikler, yetenekler ardı ardına gelir ve hayatın zorluğu, yaşamın anlamsızlığı dillere pelesenk olur.

İnsanın olduğu halinden yüzde yüz memnun olması da çok olası bir şey değildir. Aslında iyi bir şey de değildir. Gelişimin önünü tıkayan büyük bir tuzaktır insanın buna kendini inandırması. Hayat, yaşam boyu değişmeyi ve gelişmeyi gerektirir. Önemli olan insanın, nasıl olmak istediğini bilmesi ve bunun ulaşılabilir bir yerlerde olmasıdır. Ulaşılabilir yerde olan bu hedefe doğru gitmek hem yaşam enerjisi, hem yaşam kaynağıdır. Aynadaki yansımaya memnuniyetle bakmak ve orada, yapabileceklerini görmektir. Bu niyetle ve bu bakış açısı ile yürünen yol gerçek bir hayat mücadelesidir ve sonu da her türlü galibiyettir. İnsan elinden gelen her şeyi yapmıştır ve iç huzuru tamdır.

Kavgada ise yenilgi ihtimali her zaman vardır. Sonuç galibiyet bile olsa mutlaka kavgada alınan darbeler olur ve bunlar galibiyetin keyfine engel olur.
 
 
Nalan Erpolat
 
 

BEĞENEBİLECEĞİNİZ İÇERİKLER

No Comments

Cevap Yaz

Yazı: Pembeden Yeşile Bütünlük | Yazan: İrem Savaş
Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan