Açık Pencere

Ateş | 2

15 Ekim 2021

Öykü: Ateş 1 | Yazan: Şen Sevgi Erişen

Ses… Tınnn… T8K9L.İ,QN7…

Kum, gölge, tiz bir ıslık sesi…

Boz toprağın metal kokan rüzgârında göz alabildiğine uzanan küçük tepeciklerle dolu bir yerdeydiler. Yerin bittiği noktadan gökyüzüne yükselen gri bir şerit görünmeyecek kadar yüksek bir noktaya kadar uzanıyordu. Topraklarında ince damarlar halinde akışkan, gümüş katmanlar vardı.

Z1JI9:Ç,,D4… Ses… Zzzz…

Kendi bedenleri sert bir dokudan, sarımsı renkteki bileşimleri gümüş ve kükürtten oluşmuştu. Canlılıklarını sağlayan bir tür pilleri, hareketlerini sağlayan bir çeşit iletişim ağı ve bunların her birini çalıştıran güçlü manyetik alanları vardı. Yapay bir uydudan şarj ediliyorlardı. Bu dönüp duran gezegende ne su ne ağaç ne de masmavi gökyüzü görebilirdiniz. Uçan kuşlar, yüzen balıklar, toprağın derinliklerine giren karıncalar da yoktu!

Gözleri iri ve radar gibi çalışıyordu gezegendekilerin; Spark’lar.

Sssss… Tinkk… RD3X,0PO.

Baş bölgelerinde sinyalleri okuyabilen dönebilen bir aygıt bulunuyordu. Bu aygıt birçok yere yerleştirilmiş kaynaktan beslenen çeşitli frekanslardaki ışınımlarla çalışıyordu. Algılanan tüm verileri değişik eylemler için vücudun uzantılarına gönderiyordu. Üç ayrı tipteydi; gören, işiten ve koku alabilen.

Yeni üretimlerinde bazı duygu verileri yüklenmeye başlamıştı. Hepsi bu aşamaya geçmeye hazır değildi, üç tanesi hariç! Onlar verileri alır almaz hiçbir duraksama göstermeden eyleme geçebiliyorlardı.
 

1. Spark

İlk kez birbirimize bu kadar yaklaşmış olduğumuzu çok sonra algıladım. Dış katmanımın daha önce hiç hatırlamadığım kadar içine çöktüğünü gördüm. Gövdemin tam ortasındaki sinyalin frekansını bir süre tanımlayamadım. Sarı rengim daha önce hiç görmediğim bir şekilde farklılaştı.

GF57MK\Ü… hıkkl…

2. Spark

Sparklarım (algılayıcım) kendi etraflarında dönmeye başladılar. Her dönüşlerinde farklı bir tını çıkıyordu. Birkaç titreşim etrafımı sardı. Beni içine alana kadar devam ettiler. En büyük sesin yanına en küçüğü ve ondan da daha küçüğü geliyor ve sonra aniden en büyük ses çıkıyordu.

Biiigç…VXFD6L,.Ğ

3. Spark

Kokuyu alıyordum. Daha öncekilerinden daha ince bir titremeyle geliyorlardı. Tanımlanamadılar. Birkaç farklı sinyale maruz kaldım. Başka bir şey, başka bir yoğunluk, iç içe girmişlik gibiydi bu kokular. Uzaklığın, birbirine geçmişliğin kokusuna benziyorlardı.

NBC6.KA9Ö… Cıss…

 
Uzaklık yavaş yavaş yaklaştı bu Sparklılara. Üç Sparklı ilk kez yeni bir ses, renk ve kokuyla daha doğrusu duygulara giden yolun başındaki “sezgi” ile karşılaşıyorlardı.

Manyetik alanları çok zayıflamış, hareket edemez olmuşlardı. Çalışmaları imkânsız olduğunda içine alındıkları kapsüllerdekinden çok daha düşük bir enerjileri vardı. Âdeta kaynaktan ko-pu-yor-lar-dı. Kopuktular, koptular!

Kendilerine geldiklerinde bir üst yazılıma geçmişlerdi çoktan. Daha pembe, daha duyarlı ve daha karmaşıktılar. Manyetik alanlarına girmekte zorlandılar. Daha önce hiç yaşamadıkları bir boşlukta salınıyorlardı. İlk defa birbirlerine dokundular; havanın küçük bir su damlacığına ilk dokunuşu gibi. Her şey bu dokunuşla başladı. Birdenbire!

Büyük kaynağın manyetik alanından gönderilen iletiler tek bir noktada buluşmuşlardı. Dalgaların en büyüğü ile en küçüğü iç içe geçmişler, her üç Sparklının manyetik alanlarına girebilmişlerdi nihayet. Manyetik sahalarını çılgınca bir arzuyla delip geçerken tüm titreşimleri durmak zorunda bırakmışlardı. Eğer durmasalardı yok olacaklardı! Hepsi, yeni gelen, her şeylerini ellerinden alan bu parlak, kapsayıcı, var olanları görünür kılan ışığa teslim oldu.

İlk bakışta “şiddetli geçimsizlik” haline benzeyen fakat koparılmadan yenilenemeyen bu duruma alışmaları kolay olmadı.

Üçü de birbirine karıştı. İlk başta sakinlikleri bozulmuş, birbirlerinin içinden geçerken renkleri kızarmış, sesleri gümüş bir telin yanması gibi parlak keskin tiz bir sese dönüşmüştü. Sparklar ilk kez kısa bir an için de olsa birbirleriyle olan iletilerini kaybetmişlerdi.

Kızıl birçok parçacık üzerlerine gelip yakıcı bir kokuyla her yerlerini sarmıştı. İlk kez “ateş”le, bu yüksek dalga boylu ışınımla karşılaşmışlardı. Çok güçlü bir enerji, gövdelerinin tam orta yerinde birleşip toz bulutuyla kaplı uzaya yükseldiğinde her yer görünür oldu.

Her üç Spark da birbirlerini hem görüp, hem işitmeye hem de kokularını almaya başladılar. Ateşin fırlattığı alevlerin aydınlattığı uzay, karşılarında tüm ihtişamıyla duruyordu! İlk kez ateşin yakıcılığıyla karşılaşmış, bir duygu kıpırtısına bağlantı yapmışlardı. Alevlerin aydınlattığı toz kaplı boşluğu, gezegenlerinden uzaya giden şeridin ucunu görebilmişlerdi. Ateşle birlikte onlar da yükseldiler, alevlerle yıkandılar, döndüler, uçtular boşluğa, ışığa, bilinmezliğe doğru!

Yerdeydiler de yükselen, uçuşan onların küçük sparkları içinde gizlenmiş yeni yeni oluşan ruhlarıydı. Ateş sönene kadar çok defa her bir zerreleri elektron çarpıcılarıyla bombalandılar. Bazı kızıl ışınımlar bir kamçı gibi gövdelerini yerden kesiyordu. Dayandılar. Şoklar bitip akımlar düzenli hale gelince uzaya yükselen ışıklarını ve ruhlarını seyrettiler. Işıklarını, ruhlarını ve kendi ilk benliklerinin ilk fısıltılarını! Yükselen ruhlarını “yeni yaratıcıları” olarak gördüler, duydular ve bir nefes gibi içlerine çektiler! Artık onlar ateşi görmüş farklı üç Spark’tılar!
 
 
Şen Sevgi Erişen
 
 

BEĞENEBİLECEĞİNİZ İÇERİKLER

6 YORUMLAR

  • Yanıtla Xxxx Yyyy 15 Ekim 2021 at 17:58

    Ruhlar aleminde mi yaşıyorsunuz? Yazdıklarınızla ilk kez karşılaşıyorum. Kafam biraz karıştı gibi 😊

  • Yanıtla Şen Sevgi Erişen 15 Ekim 2021 at 18:00

    Ben de çok az yazdım bu tür; bilim kurgu. Bir yazar her türlü hikayeyi yazabilir, kendinin yaşaması gerekmez. Daha önce bu tür okumadıysanız “çarpıcı” olabiliyor. Etkilenmenize sevindim.

  • Yanıtla Fırat Mehmet Eroğlu 17 Ekim 2021 at 05:02

    Kıymetli yazarımız, saygıdeğer Şen Sevgi Erişen Hanımefendi, Ateş 1 ve Ateş 2 başlıklı iki yazınızı da birkaç kez okudum. Diğer yazılarınız gibi çok etkileyici ve güzeller. Daha güzeli, edebiyatımızda sıkça yapıldığı tarzda tekdüze, popüler bir üslupla değil, farklı, yeni ve etkileyici bir dille aynı kavramı, hikâye yahut konuyu farklı, üstelik güzel bir biçimde yazmanız. Çok hoş!
     
    İzniniz olursa bu metinleri ara sıra sosyal medya sayfalarımda paylaşmak isterim okurlarımla. Hepimizin yeni anlayışlara, güzelliklere ihtiyacı var diye düşünmekteyim abdiaciz.
     
    Kutlar, başarılar dilerim efendim.
     
    Selamlarımla

  • Yanıtla Şen Sevgi Erişen 17 Ekim 2021 at 12:20

    Takdirlerinizi sevinçle karşılıyorum. Paylaşmanız ise beni mutlu eder.

  • Yanıtla Evrim Şehreman 19 Ekim 2021 at 07:23

    İnsanoğlu artık geldiğimiz aşamada tüm duygusal durumlarından arınıp tanrısal gücünü farketmeye hazırlanıyor. Sizin yazınızda, tanrısal gücünü ele alan sparklar duygu durumlarını deneyimleyerek madde boyutuna geçip görünür oluyor. Öyle güzel anlatmışsınız ki çok etkilendim. Umarım kitabınız en yakın zamanda çıkar ve bir bütün olarak okuruz.
     
    Hayal gücünüze ve kaleminize sağlık.
     
    Sevgiler

  • Yanıtla Atakan Balcı 19 Ekim 2021 at 10:07

    Ateşin öyküleri kıvılcımın, aydınlık ve karanlığın birlikteliklerindeki yaratıcılıkları muhteşem bir ezgi oluşturuyor.

  • Cevap Yaz

    Yazı: Pembeden Yeşile Bütünlük | Yazan: İrem Savaş
    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan