
Doğumdan İtibaren Montessori | Doğumdan Üç Yaşına Kadar Ev Ortamındaki Çocuk | Paula Polk Lillard & Lynn Lillard Jessen
1870-1952 yılları arasında yaşamış pratisyen hekim ve Roma Üniversitesi antropoloji profesörü Maria Montessori’nin geliştirdiği bir çocuk yetiştirme yöntemi var. Kitap bundan bahsediyor.
Montessori | El ve Beyin İlişkisi
Montessori, yetimhanede görevliyken buradaki çocukların yerdeki kırıntılarla oynadıklarını ama onları yemediklerini görüyor. Böylece el ve beyin arasında bir ilişki olduğu, ele verilmeden önce hiçbir şeyin beyne verilmediği sonucuna varıyor.
“Her türden soyut fikir ve bilginin çocuğun tutması, ortaya çıkarması ve keşfetmesi için ona somut bir şekilde sunulması gerekir” diyor. Buradan benim çıkardığım sonuç, çocuğa Tanrı’dan bahsetmemek gerektiği. Çünkü Tanrı inancı soyut ve çocuk soyuttan anlamıyorsa kafasını karıştırmanın ne alemi var?
Montessori | Bebek Odası
Bebek bakımı ile ilgili somut ve net bilgiler içeriyor kitap. Örneğin; bebek odasının nasıl olması gerektiğini şöyle açıklıyor:
Bebeğin odası sade olmalı. Böylece dikkati bölünmez, kendi dünyasına dalıp vakit geçirebilir.
Bebeğin dört ihtiyaç alanı var; uyuma alanı, alt değiştirme alanı, emzirme alanı, aktivite alanı.
Amaç, bebeğin konsantre olabileceği bir çevre yaratmak. Bebeğin uyuduğu yer aynı zamanda uyanacağı yer. Bu yüzden bebeğin yattığı yerden bütün odayı görebilmesi önemli. Bunun için yanındaki duvara bir ayna asılabilir.
Çocuğun odasında zaman geçirmesine imkan verilmeli, düşüncesizce rahatsız edilmemeli.
Montessori | Beşik
Beşik yerine yere serili bebek yatağı tavsiye ediyor Montessori. Çünkü böylece bebek güvenli şekilde düşüp kalkarak yatağın sınırlarını öğrenirmiş. Beşik, tırmanmaya çalışıp düşebileceği için iyi değilmiş. Uyumak ya da uyanmak istediğinde bir yetişkine muhtaç kalırmış bebek. Çünkü beşikteyken bir yetişkin gelip onu kurtarana kadar ağlayacak.
Beşikten yatağa geçtiğinde de etrafında koruyucu bariyer olmadığı için yeni yatağından yere düşme kaygısı taşıyabilirmiş. Yer yatağında başlayıp zamanla kademeli olarak baza ve döşek kullanıp sonunda yetişkin yatakta yatabilir, diyorlar.
Beşiği de diğer pek çok bebek malzemesi gibi tutsak edici buluyor kitap.
“Küçük çocukları hapsetmenin her yolunu geliştirdik: Beşikler, parmaklıklı oyun parkları, yüksek mama sandalyeleri, ana kucakları, hoppalalar, araba koltukları, bebek salıncakları, yürüteçler, pusetler, bisiklete eklenen taşıma aparatları, kangurular vs. Genç çiftler seyahat ettiklerinde, bazen küçük bir mobilya mağazasını da yanlarında götürüyor gibiler.”
Kitaba göre güvenlik için gerekli olan sadece araba koltuğuymuş.
Montessori | Oyuncak
Oyuncak tarifleri de var kitapta. Hangi dönemde, hangi oyuncak iyidir yazıyor. Zamanla kademeli olarak oyuncaklar değiştirilmeliymiş. Birkaç hafta içinde oyuncaktan sıkılacak, o zaman o oyuncağı saklayın, birkaç hafta sonra tekrar verin, yeniden ilgisini çekecek, diyor.
Oyuncakların alelade değil, onu düşünmeye sevk edecek cinsten olması gerektiğini söylüyor. Evdeki materyaller bile olur. Araba, kamyon gibi oyuncakları vın vın yaparak sürer ama bu oyuncaklar çocuğa iç düzen sağlamazmış. Peluş bir ayıyı ise yıkar, uyutur, besler, giydirir, devamlı oyun halinde olur, bu da kendi yemek yeme ve giyinme yeteneğini beslermiş.
Ama en iyi oyuncak kendi becerinizle ortaya çıkardığınızmış. El becerileri geliştikçe de evdeki yetişkinle beraber evdeki işleri yapmaktan çok keyif alıyormuş çocuklar.
Montessori | Bebek Bezi
Bebek bezi için önerisi tek kullanımlık değil, kumaş olanlar. Böylece çocuk ıslaklık ve kuruluğu hissedermiş. Tek kullanımlık bezler sıvıyı emdiği için çocuk ıslaklık, dolayısıyla rahatsızlık hissetmez, bu da tuvalet eğitimini olumsuz etkilermiş.
Bebeğin ilerleyen aylarında bezini banyoda değiştirin diyor, böylece dışkılama yerinin orası olduğunu öğrenirmiş.
Montessori | Hediye
Çocuğa hediye almakla ilgili şunlar yer alıyor kitapta:
“Size hediye alınması sevildiğinizin bir göstergesiyse, mantıken bir sonraki adım da, değerinizi sahip olduklarınızla ölçmek olacaktır, kim olduğunuzla değil. Küçük çocuklar sadece bir oyuncak bebeği, bir pelüş hayvanı, yani en fazla birkaç oyuncağı aynı anda severler. Bu deneyim, yetişkin olduğunda tek bir eşe, tek bir aileye, tek bir hayata değer vermesinin temelini oluşturur.”
Montessori | Hayır Demek
Çocuklara yerli yersiz hayır dememeyi, hayırın gerçekten hayır anlamına gelmesini öğütlüyor kitap.
“Hayır her zaman hayır anlamına gelmelidir. Hayırın anlamı, ‘Bir kere daha sorarsan belki yumuşarım,’ olmamalıdır. Ya da “Yeterince çığlık atar, bana vurur, bir şeyleri kırar ve bana herkesin ya da yakınlarımın yanında, ‘Senden nefret ediyorum, sen kötüsün,’ diyerek beni utandırırsan, ben de sana istediğini veririm,’ olmamalıdır.”
Yani diyor ki; ota bota hayır demeyin. Hayırı bir refleks haline getirmeyin. Ufak tefek şeyler için hayır diyip sonra karar değiştirmek çocuğun kafasını karıştırıyor.
Çocuklar size hayır dediğinde ise onlara baskı yerine başka seçenek sunmayı tavsiye ediyor. Örneğin çocuğun tuvaleti var ama lazımlığa oturmak istemiyor. Ona uzun uzun “Lazımlığa oturman gerek. Bir saat oldu. İyi bir çocuk ol. Annen için yap. Lazımlığa oturursan sana çikolata veririm” demeyin. “Mavi lazımlığı mı kullanmak istersin, pembe lazımlığı mı?” diye seçenek sunun, diyor. Böylece itirazını unutup başka düşünceye odaklanırmış.
Doğumdan İtibaren Montessori
Yeğen bekleme sürecimde bilinçli bir teyze olmak için okuduğum kitaplar arasında bulunan bu kitabı faydalı, mantıklı, makul buldum. Aklıma yattı benim. Ama benim aklıma yatmasının bir önemi yok tabii. Çocuğu olanlar düşünsün.
Bu arada çocuk bakımı konusunda zamanla iyi veya kötü farklı görüşler ortaya sürülüyor. Ama kitaptan öğrendiğim kadarıyla Orta Çağ her konuda olduğu gibi bu konuda da berbatmış. O dönem emeklemek zorlaşsın diye çocuklara kız-erkek fark etmeksizin elbise giydirirlermiş. Çünkü emekleyen bebeğin yarı insan yarı hayvan olacağına inanıyorlarmış. Bu yüzden emeklemeyi engellemeye çalışıyorlarmış.
Canım çocuklar. Ne çekiyorlar bu büyüklerin ellerinden.
Not:
Çocuklar üzerine okuduğum diğer kitaplara, Biraz Kitap köşemin altındaki Çocuk Psikolojisi & Ebeveynlik bölümünden ulaşabilirsiniz.
Saygılar,
Hülya Erarslan




No Comments