
Hâfıza ve Bilgelik Tanrıçası Mnemosyne
İndeks
Yaratılış | Bölüm 01
Zeus’un Kardeşlerini Kurtarışı | Bölüm 02
Titanomahia | Titanlar ve Tanrıların Savaşı | Bölüm 03
5 İnsanlık Çağı | Bölüm 04
Prometheus | Bölüm 05
Pandora | Bölüm 06
Tufanlar | Bölüm 07
Zeus’un 7 Ölümsüz Eşi | 1 | Metis | Bölüm 08
Zeus’un 7 Ölümsüz Eşi | 2 | Themis | Bölüm 09
Zeus’un 7 Ölümsüz Eşi | 3 | Eurynome | Bölüm 10
Zeus’un 7 Ölümsüz Eşi | 4 | Demeter | Bölüm 11
Zeus’un 7 Ölümsüz Eşi | 5 | Mnemosyne | Bölüm 12
Mnemosyne
Mnemosyne, yaşamın kaynağı ve evrenin ebedî annesi Gaia ile göklerin kudretli babası Uranos’un birlikteliğinden doğan 12 Titan’dan biridir. İlâhî soyluluğun ve evrensel hâfızanın sembolüdür.

Mnemosyne & Gaia & Uranos
Adı “hatırlama, hâfıza” anlamına gelen Mnemosyne, insanlığın hâfızasını oluşturan hikâyelerin, şarkıların ve sözlerin kaynağıdır. Hafızanın tanrıçası olarak bilinse de onun etkisi yalnızca tanrılar âleminde değil, insanoğlunun kültürel, sanatsal ve entelektüel mirasında da derin bir yankı bulur.
Hâfıza olmadan kim olduğumuzu bilemez, nereden geldiğimizi anlayamaz ve nereye gideceğimizi tahayyül edemeyiz. Mnemosyne, geçmişin izlerini koruyan, bugünü anlamlandıran ve geleceği inşa eden bir rehberdir.
Her yaratım, bir öncekinin hatırlanmasıyla başlar. Geçmişi bugüne ve bugünü sonsuzluğa bağlayan Mnemosyne, evrenin düzenini ve yaratıcılığın temelini atan bir figürdür.
Mnemosyne’nin gücü, unutmanın kaosuna karşı hatırlamanın düzenini temsil eder. Onun sayesinde hikâyeler, destanlar ve şiirler yalnızca birer anı olmaktan çıkar; yaşamın kendisiyle bütünleşir. İlham perilerinin annesi olarak, o yalnızca geçmişin değil, yaratıcılığın ve yeniliğin de kaynağıdır. Böylece Mnemosyne, yalnızca bir tanrıça değil, insanlığın kültürel devamlılığını sağlayan bir sembol haline gelir.
★ Mnemosyne, Titanomahia’da aktif rol alan Titanlar gibi savaşçı bir karakter olarak değil de sözlü kültürün, destanların ve şiirlerin koruyucusu olarak bilinen bir Titan’dır.
Mnemosyne & Zeus
Zeus’un evreni yönetme ve gücünü genişletme çabası doğrultusunda eşlerini seçtiğinden daha önceki bölümlerde bahsetmiştim. Mnemosyne’i de öyle güzelliğinden büyülendiği için eşlerinden biri olarak tercih etmediğini tahmin ediyorsunuzdur.
Zeus’un Bu Birliktelik ile Kazanımları
- Geçmişin bilgisinin gelecek nesillere aktarılması
- Olimpos tanrılarının hikâyelerinin ve düzeninin unutulmaz olması
- Birlikteliklerinden doğacak ilham perileri Musalar (Müzler) aracılığı ile yaratıcılığı elinde tutmak
İlham perilerinin varlığı, Zeus’un yalnızca doğa güçlerini değil, aynı zamanda insanlığın kültürel ve entelektüel gelişimini de yönettiğini gösterir. Mnemosyne ile olan ilişkisi, Zeus’u sadece bir fırtına tanrısı olmaktan çıkarıp daha sofistike bir tanrı figürü haline getirir. - Titanların soyundan gelen bir güçle bağlantı
Zeus’un Titanlarla olan ilişkilerinde genellikle stratejik bir denge kurma çabası vardır. Mnemosyne’yle olan birlikteliği, Titanlar üzerinde dolaylı bir kontrol mekanizması sağlar. Titanlar genelde fiziksel güç ve kaosla, Olimpos tanrıları ise düzen ve akıl ile ilişkilendirilir. Mnemosyne, bu iki kavramı birleştirerek düzenin ve hâfızanın gücünü temsil eder. Zeus, onunla birleşerek bu gücü kendi yönetimine dahil etmiştir.
Zeus’un Çok Boyutlu Güç Arayışı
Buraya kadar incelediğimiz eşlerinin hangi güçleri temsil ettiğini hatırlayalım:
- Metis: Bilgelik, strateji ve kurnazlık gibi entelektüel güçler
- Themis: Adalet ve ilâhî düzen
- Eurynome: Evrendeki zarâfet, uyum ve bolluk
- Demeter: Bereket, tarım ve annelik
- Mnemosyne: Hâfıza ve bilgelik
★ Zeus, Titan tanrıça Mnemosyne ile dokuz gece geçirir. Dokuz gece süren bu birliktelik sonucu doğacak olan ilham perilerini (Musalar/Müzler) anlatmadan önce Antik Yunan’da “9” sayısının öneminden bahsetmek istiyorum.
Yunan Mitolojisinde Dokuz Sayısı
- Dokuz Başlı Hydra
Lerna Gölü’nün canavarı olan Hydra, dokuz başa sahiptir. Herakles’in Hydra ile savaşı, onun ikinci görevidir. Bu konuyu “Herakles’in 12 Görevi” yazısında detaylı anlatacağım. - Tartaros
Tartaros, yeraltı dünyasının en derin bölgesidir ve yeryüzünden dokuz günlük mesafe kadar derin olduğu söylenir. - Tityos1
Tityos, Leto’ya saldırdığı için Zeus tarafından cezalandırılır ve Tartaros’ta bir kayanın üzerine zincirlenir. Vücudu, dokuz dönümlük bir alanı kaplayacak kadar büyük olarak tasvir edilir. - Olympos’un Dokuz Tepesi
Olympos Dağı’nın, dokuz tepeye sahip olduğuna dair sembolik bir anlatı vardır. Bu, tanrılar diyârının kutsallığını ve erişilmezliğini vurgular. - Demeter’in Dokuz Gün Yas Tutması
Demeter, kızı Persephone’yi kaybettikten sonra dokuz gün boyunca yas tutar. Bu süreç, acının tam bir döngüsünü ve sonrasında yeniden doğuşu temsil eder. - Apollon’un Dokuz Yıllık Sürgünü
Apollon, Zeus’un otoritesine karşı geldiği için dokuz yıl Olimpos’tan sürgün edilir.
(! İlerde detaylı anlatırım ama mit kısaca tanrıların bile hatalarından dolayı bir bedel ödemesi gerektiğini ve bu süreçte öğrenip gelişebileceklerini anlatır. Bu sürgün, Apollon’un karakterinin daha bilge ve alçakgönüllü bir hale gelmesini simgeler. - Titanların Dokuz Yıllık Sürgünü
Titanomahia (Titanlar Savaşı) sonrasında Titanların dokuz yıl boyunca cezalandırılması, kaostan düzene geçiş sürecini temsil eder. Dokuz yıl, bu geçişin tamamlanma süresini sembolize eder.
(! Titanların cezalarının süresi antik kaynaklarda belirtilmemiş olsa da dokuz sayısının Yunan mitolojisindeki tamamlayıcı ve kutsal anlamı, bu cezalandırma sürecinin sembolik olarak bu şekilde yorumlanmasına olanak tanır.)
Dokuz sayısına dair Yunan mitolojisinden daha fazla örnek sunulabilir ama bu kadarla yetineceğim. Kısaca özetleyecek olursak: İlham perilerinin sayısından Hydra’nın başlarına kadar dokuz sayısı, kozmik uyumu ve ilâhî düzeni temsil eder. Yas, cezalandırma veya yenilenme gibi süreçlerde ise bir başlangıç ve son arasındaki dönemi işaret eder.
★ Dokuz sayısı Antik Çağ felsefesinde de önemli bir yere sahiptir. Pisagorcular örneğin, dokuz sayısını “kusursuz kare” olarak kabul eder. 3×3 formülüyle oluşturulan bu sayı, geometrik mükemmelliğin ve dengenin sembolüdür.
Antik Yunan’da evrenin dokuz küreden oluştuğuna inanılırdı. Her küre, bir gezegenin ya da gök cisminin hareket ettiği bir alanı temsil ederdi.
Mnemosyne ve Zeus’un 9 Gecelik Birlikteliği
Bu dokuz gecenin sonucunda, Mnemosyne’nin hâfıza gücüyle Zeus’un yaratıcı enerjisi birleşerek, her biri sanatın, bilimin ve edebiyatın farklı bir alanını temsil eden dokuz ilham perisi (Musa/Müz) dünyaya gelir.
Her biri farklı bir sanatsal ya da bilimsel alanı korur ve bu alanlara ilham verir:
- Calliope: Epik şiir ve retorik
- Clio: Tarih
- Erato: Aşk şiiri
- Euterpe: Müzik
- Melpomene: Tragedya
- Polyhymnia: İlâhî şiir
- Terpsichore: Dans
- Thalia: Komedi
- Urania: Astronomi
İlham perileri genellikle Olympos’ta yaşar ve tanrılarla birlikte ölümsüz varlıklar olarak kabul edilirler. İnsanlara ilham vermeleri, Antik Yunan dünyasında sanat ve bilimin ilâhî kökenine dair bir inanışı yansıtır.
Her birine biraz daha yakından bakalım:
1. Calliope (Epik Şiir ve Retorik)
- Alanı: Epik şiir ve güzel konuşma sanatının perisidir.
- Sembolü: Taç, tablet ya da epik şiirlerin yazıldığı bir kalem ve defter.
- Öne Çıkan Özelliği: Perilerin en büyüğü ve en bilgesi olarak kabul edilir. Epik şiirlerde büyük kahramanlık hikâyelerine ilham verir.
- Mitolojik Bağlantı: Homeros’un İlyada ve Odysseia destanlarının ilham perisi olduğu söylenir.
2. Clio (Tarih)
- Alanı: Tarihin ve anlatının perisidir.
- Sembolü: Parşömen ya da papirüs ruloları.
- Öne Çıkan Özelliği: İnsanların geçmişini ve önemli olaylarını hatırlamalarına yardımcı olur. Adı Yunanca “ün” veya “şöhret” anlamına gelir.
- Mitolojik Bağlantı: Tarih yazıcılarının Clio’dan ilham aldıkları düşünülür.
3. Erato (Aşk Şiiri ve Lirik Şiir)
- Alanı: Aşk şiiri, romantizm ve lirik şiirlerin perisidir.
- Sembolü: Lir veya kithara. (Gitarın kökenini oluşturduğu düşünülen antik çalgılardan biridir.)
- Öne Çıkan Özelliği: Aşkın ve duyguların güzelliğini ifade eden şairlere ilham verir. Aşk tanrısı Eros ile bağlantılıdır.
- Mitolojik Bağlantı: Şairlerin romantik ve duygusal temalı eserlerini yazarken Erato’nun yardımını istedikleri söylenir.
4. Euterpe (Müzik ve Lirik Şiir)
- Alanı: Müzik ve melodinin perisidir.
- Sembolü: Flüt veya başka bir çalgı.
- Öne Çıkan Özelliği: Şarkıcılara ve müzisyenlere ilham verir. Melodilerin ve armoninin tanrıçasıdır.
- Mitolojik Bağlantı: Çalgılı şiirlerin ve müziğin gelişiminde Euterpe’nin büyük rol oynadığına inanılır.
5. Melpomene (Tragedya)
- Alanı: Tragedya sanatının perisidir.
- Sembolü: Tragedya maskesi, bıçak ya da üzüm asması çelengi.
- Öne Çıkan Özelliği: İnsanlık durumunun acı ve trajik yönlerini ifade eden eserlerin ilham kaynağıdır.
- Mitolojik Bağlantı: Tragedya yazarlarının eserlerini Melpomene’ye adadıkları söylenir.
6. Polyhymnia (İlâhî Şiir ve Dindarlık)
- Alanı: İlâhî şiir, dinsel ilham ve dindarlığın perisidir.
- Sembolü: Peçeli bir figür ya da meditasyon yapan bir poz.
- Öne Çıkan Özelliği: Dualar, ilâhîler ve dinsel törenlerde kullanılan metinlerin ilham kaynağıdır.
- Mitolojik Bağlantı: Tapınaklarda yapılan ritüellerin ve dinsel sanatın Polyhymnia’dan ilham aldığına inanılır.
7. Terpsichore (Dans ve Şarkı)
- Alanı: Dans ve koro şarkılarının perisidir.
- Sembolü: Lir ya da dans ederken gösterilen bir figür.
- Öne Çıkan Özelliği: Sanatçıların koreografilerine ve dans temalı eserlerine ilham verir.
- Mitolojik Bağlantı: Adı Yunanca “dansı seven” anlamına gelir.
8. Thalia (Komedi ve Pastoral Şiir)
- Alanı: Komedi ve pastoral şiirin perisidir.
- Sembolü: Komedi maskesi, çiçekli çelenk ya da bir çoban asası.
- Öne Çıkan Özelliği: İnsanların; hayatın neşeli ve komik yönlerini ifade etmelerine ilham verir.
- Mitolojik Bağlantı: Komedi oyunlarının ve eğlenceli hikâyelerin yaratımında önemli bir figürdür.
9. Urania (Astronomi ve Felsefe)
- Alanı: Astronomi ve gökbilimin perisidir.
- Sembolü: Gökyüzü küresi ve pusula.
- Öne Çıkan Özelliği: Gök cisimleri ve evrensel düzeni anlamaya çalışanlara ilham verir.
- Mitolojik Bağlantı: Evrenin sırlarını keşfetmeye çalışan filozofların Urania’nın rehberliğine başvurduğu söylenir.
Mnemosyne ve Musalar | Sanatın İlham Kaynakları
Mnemosyne ve Musalar (ilham perileri), sanat tarihinin çeşitli dönemlerinde ressamlardan heykeltıraşlara, şairlerden tiyatro yazarlarına kadar pek çok sanatçıya ilham kaynağı olmuştur. Birkaç örneğini alta ekliyorum:
1. Resim
- Simon Vouet – “The Muses Urania and Calliope” (1634) 2
Fransız Barok ressam Simon Vouet’nin eserinde Urania (astronomi) ve Calliope (epik şiir) bir arada resmedilmiştir. Her iki musa da ilham alanlarını temsil eden objelerle (gökyüzü küresi ve defter) tasvir edilmiştir. - Anton Raphael Mengs – “Parnassus” (1761) 3
Bu Rokoko dönemi eserinde, Apollo’nun çevresinde Mnemosyne ile birlikte dokuz Musa yer alır. Her Musa, temsil ettiği sanatı simgeleyen bir objeyle betimlenmiştir. - Gustave Moreau – “Mnemosyne” (19. yüzyıl) 4
Fransız sembolist ressam Gustave Moreau, Mnemosyne’yi şiirsel bir tarzda resmetmiştir. Resimde hâfızanın tanrıçası, ilâhî bilgi ve geçmişin muhâfızı olarak yüce bir figürle tasvir edilir.

Simon Vouet | The Muses Urania and Calliope
2. Heykel
- Antonio Canova – “The Muse Terpsichore” (1808) 5
Neoklasik heykeltıraş Antonio Canova’nın eseri, dans ve şarkının musası Terpsichore’yi bir lir tutarken zarif bir pozda gösterir. - Jean-Marc Nattier – “The Nine Muses” (18. yüzyıl) 6
Bu heykel serisi, her bir Musayı kendi alanıyla ilişkilendirilen sembollerle temsil eder. Örneğin, Clio elinde bir papirüs rulosu taşır, Melpomene ise bir trajedi maskesi tutar.
3. Şiir
- Hesiodos – “Theogonia” 7
Hesiodos, “Theogonia” adlı eserinde Musaları anarak ilhamını onlardan aldığını söyler. Musalar, şairlerin bilgi ve sanat üretimindeki ilâhî kaynak olarak öne çıkar. - Dante Alighieri – “İlâhî Komedya” 8
Dante, eserine başlarken Musalar’dan ilham diler. Bu, klasik Yunan geleneğinin Rönesans dönemine taşınmasının bir örneğidir. - John Milton – “Paradise Lost” (Yitirilen Cennet) 9
Milton da epik şiirinde Musalar’a seslenir, ilham perilerinden bilgi ve rehberlik talep eder.

İlâhî Komedya, Dante Alighieri

İlâhî Komedya, Dante Alighieri
4. Tiyatro
- Jean Racine – “Les Muses” (1666) 10
Fransız klasik tiyatrosunun önemli isimlerinden Racine, Musaları bir oyun karakteri olarak ele almış ve sahneye taşımıştır. Bu oyun, sanata ilham veren tanrıçaları onurlandırır. - Euripides – “Rhesus” 11
Euripides’in bu eserinde, Musalar’ın epik şiir ve müzik yoluyla olayların anlatıcısı olduğu sahneler yer alır.
5. Müzik
- Claude Debussy – “Les Muses” 12
Fransız besteci Debussy, Musalar’ı konu alan bir dizi piyano eseri bestelemiştir. Her biri, farklı bir Musayı yansıtan melodi temaları içerir. - Mozart – “Apollo et Hyacinthus” 13
Bu operada, Musalar Apollo ile ilişkilendirilir ve sahnelerde yer alır. Özellikle Terpsichore’nin dans ve şarkıdaki rolü öne çıkar.
6. Mimari
- Apollo ve Musalar’ın Tasvir Edildiği Tavan Freskleri
Villa Medici (Roma): Bu villanın tavan fresklerinde Musalar, Apollo ile birlikte yer alır. Her Musa kendi alanını temsil eden objelerle tasvir edilmiştir.
Parnassus Freski, Rafael (Vatikan): Rafael’in Sistine Şapeli’nin yakınındaki eserinde, Musalar Apollo’nun etrafında dans eder ve sanatı kutsar.
7. Modern Sanat ve Edebiyat
- Salvador Dalí – “Memory of the Child-Woman” (1932) 14
Dalí’nin eserinde Mnemosyne’nin hâfıza ile bağlantılı imgeleri çağrıştıran semboller yer alır. Eserde geçmişin hatırlanması ve hâfızanın çarpıtılması temaları öne çıkar. - Neil Gaiman – “The Sandman” 15
Bu modern çizgi roman serisinde Musalar, yaratıcılığın ilâhî kaynakları olarak tasvir edilir. Özellikle Calliope, bir bölümde önemli bir rol oynar.
Mnemosyne ve Musalar Mitinin Feminist Yorumu
Tarih boyunca kadınların hikâyelerinin, deneyimlerinin ve bilgeliğinin kaydını tutmamaya itina edilirken patriyarkal Antik Yunan’da bir kadın tanrıçanın “hatırlamayı, hâfızayı” temsil etmesi ironik, öyle değil mi? Fakat tam da bu yüzden, bugünün feminist mitalogları, Mnemosyne’i unutulmuş ya da bastırılmış kadın hikâyelerini yeniden hatırlamanın ve sahiplenmenin bir metaforu olarak yorumluyorlar.
Antik Çağ’a ait anlatıda, Zeus, evlilik yoluyla Mnemosyne’in yaratıcılığını kontrolü altına alır. Kızları Musalar ise, sanatsal ve entelektüel gücün bağımsız üreticileri olarak değil, erkeklerin hâkimiyetindeki sanat, bilim ve edebiyat alanlarında, erkeklere hizmet eden pasif ilham figürleri olarak görülür.
Bugün, Mnemosyne’nin hafıza gücünü, kadınların tarihin sayfalarında yeniden yer edinme çabalarının bir metaforu olarak görüyoruz. Musalar ise, erkeklere hizmet etmek yerine, yaratıcılığın sınırlarını zorlayan ve özgürlüğü temsil eden figürler olarak yeniden ele alınıyor.
★ Bu mitleri bir zamanlar erkekler yazdı, şimdi ise biz kadınlar kendi sesimizle yeniden şekillendiriyoruz. 😉
Günümüz Musaları
- Epik anlatılardaki ustalığı ve güçlü feminist söylemiyle Margaret Atwood16 çağdaş bir Calliope’dir.
- Gerda Lerner,17 Kadınların Tarihi adlı eseriyle Clio’nun modern çağdaki karşılığı gibidir.
Gloria Steinem18 de feminist hareketin liderlerinden biri olarak Clio’ya örnek gösterilebilir. - Şiirlerinde sevgi, arzular ve toplumsal adalet temalarını işleyen Audre Lorde,19 lirik anlatımlarıyla modern bir Erato’dur. Eserleri, hem aşkın gücünü hem de kadın dayanışmasını vurgular.
Toplumsal eleştiriler ve sanatsal duruşuyla bir başka modern Erato ise Arundhati Roy’dur.20 - Sadece bir müzisyen değil, aynı zamanda bir aktivist olarak müziği toplumsal değişim için kullanan Nina Simone,21 Euterpe’nin modern bir yansımasıdır. Şarkıları, hem sanat hem de direnişin sesi olmuştur.
- Modern dünyadaki trajedileri ve kadınların karşılaştığı zorlukları romanlarıyla ele alan Chimamanda Ngozi Adichie,22 günümüzün Melpomene’sidir. Hepimiz Feminist Olmalıyız gibi eserleri, toplumsal farkındalık yaratır.
- Simone de Beauvoir,23 kadınların manevi ve entelektüel özgürlüğüne dair felsefî düşünceleriyle, Polyhymnia’nın çağdaş bir karşılığıdır. İkinci Cins adlı eseri, kadının kendini yeniden tanımlama sürecine ışık tutar.
Malala Yousafzai24 de eğitim hakkı mücâdelesiyle modern bir Polyhymnia’dır. - Modern dansın öncüsü olan Martha Graham,25 dans aracılığıyla kadınların özgürlüğünü ve yaratıcılığını ifade eder. Hareketlerindeki yenilik ve güçlü mesajlar, Terpsichore’nin çağdaş bir yansımasıdır.
- Komedi dünyasında cesur ve feminist söylemleriyle yer edinmiş olan Hannah Gadsby,26 “Nanette” gibi stand-up gösterileriyle mizahın sadece eğlence değil, eleştirel bir araç olabileceğini gösteren modern bir Thalia’dır.
- Hypatia’dan27 ilhamla modern kadın astronomlar; örneğin, Jocelyn Bell Burnell28 gibi kadın bilim insanları, gökbilim ve felsefe alanındaki başarılarıyla Urania’nın modern çağdaki temsilleri olabilir.
Mnemosyne, yalnızca mitolojik bir figür değil, aynı zamanda unutulan, bastırılan ve susturulan toplulukların hikâyelerini geri kazanma çabalarının sembolüdür. Toplumsal hafıza, adalet ve dayanışma hareketlerinde onun yankısını hissediyoruz.
Musalar, ataerkil bir anlatıda erkeklere hizmet eden ilham figürleri gibi görünse de onların gerçek yaratıcı potansiyelleri sanatın ve bilimin ilâhî kaynağı olarak kadınların evrensel gücünü temsil eder.
Mitolojiyi Sanata Taşıyan Kadınlar
Mitolojinin sembollerle dolu dünyası, tarih boyunca birçok kadın sanatçıya ilham kaynağı olmuştur. Bu sanatçılar, mitolojinin geleneksel anlatılarını yeniden yorumlayarak, kadın figürlerini özgürleştiren ve onların seslerini yükselten eserler üretmişlerdir. Bazılarını burada da anmak istiyorum:
-
Judy Chicago29
Eurynome bölümünde Judy Chicago’nun “The Dinner Party” enstalasyonundan bahsetmiştim. İşte o eserde Mnemosyne, bilgelik ve hafızanın simgesi olarak yer alır. Eserde temsil edilen kadınlardan biri olması, onun sadece bir tanrıça değil, kadın tarihinin unutulan hikâyelerinin bir sembolü olduğunu vurgular.
-
Leonora Carrington30
Sürrealist sanatçı Leonora Carrington’un kadınları mitolojideki geleneksel rollerinden sıyrılarak özgür ve yaratıcı bir biçimde yeniden yorumlar. Tablolarında kadınlar sıklıkla bilge figürler, büyücüler veya rehberler olarak yer alır. Mnemosyne ve Musalar, Carrington’un eserlerinde, kadın hafızasının ve bilincinin sınırsız gücünü temsil eder.
-
Anne Carson31
Kanadalı şair Anne Carson, Antik Yunan mitolojisini şiirsel bir dille yeniden yorumlar. Autobiography of Red adlı kitabı, Geryon’un32 hikâyesini feminist bir bakış açısıyla ele alır. Carson’un eserleri, Musalar gibi kadın figürlerin yaratıcı ve ilham verici yönlerini vurgular.
-
Camille Claudel33Camille Claudel’in Clotho heykelini de eklemek istedim bu bölüme. Clotho’yi belki Themis bölümünden hatırlarsınız. Zeus ve Themis kızları Kader Tanrıçaları’nı (Moiralar) anımsadınız mı? Kısaca yazayım kim olduklarını:
Clotho, yaşam ipliğini eğirerek hayatın başlangıcını temsil eder. Lachesis, bu ipliği ölçerek bir kişinin hayatının uzunluğunu belirler. Atropos ise ipliği keserek bir kişinin ölüm anını tayin eder.
Claudel’in heykelini yaptığı karakter Clotho’dur fakat genellikle genç bir kadın olarak tasvir edilen Clotho’yu, alışılmışın dışında, yaşlı ve ürkütücü bir kadın olarak betimlemiştir.
Claudel’in Clotho’yu yaşlı bir kadın olarak tasvir etmesi, kadınların toplumsal rollerine ve yaşlanmanın getirdiği görünmezliğe dair güçlü bir eleştiri olarak da okunabilir. Kadınlar, gençlikleri ve güzellikleriyle değerlendirilen bir dünyada, yaşlanmanın getirdiği yüklerle daha da yalnızlaşırlar.
★ Mnemosyne ve Musalar’ın modern yansımasını bugün birçok kadın sanatçıda görebiliyoruz. Mitolojiyi dönüştürerek, geçmişin hikâyelerini bugünün yaratıcı ruhuyla yeniden yazıyorlar. Geleneksel olarak erkeklerin hâkimiyetinde olan mitolojik hikâyeler, bu sanatçıların ellerinde, kadınların gücünü ve bağımsızlığını yücelten eserler haline dönüşüyor.
Bir sonraki bölümde yeniden bir araya gelmek umuduyla…
Sevgiyle, mitoloji ile kalın.
Didem Çelebi Özkan
Açıklamalar:
- Tityos: Yunan mitolojisinde bir dev olup, tanrıların hiddetini üzerine çeken trajik figürlerden biridir. Hikâyesi, özellikle tanrılara meydan okuyanların cezalandırılmasına dair güçlü bir mesaj içerir. Yunan mitolojisinin en ünlü ceza sahnelerinden birine sahiptir.
Ölümlü prenses Elara ile tanrı Zeus’un oğludur. Zeus, Hera’nın kıskançlığından korkarak Elara’yı hamileyken Gaia’nın derinliklerine saklar. Tityos o kadar büyür ki annesinin rahmini yarar. Böylece bir ölümlünün değil Toprak Ana Gaia’nın rahminde büyür ve devasa boyutlara ulaşır.
Mitolojide en çok Leto’ya (Apollon ve Artemis’in annesi) saldırmasıyla bilinir. Bu saldırı, Leto’nun Olimpos tanrılarının annesi olarak kutsallığını hiçe sayan bir eylem olarak görülür.
Hikâyeye göre, Tityos büyüdüğünde Hera’nın emriyle Leto’ya tecavüz etmeye çalışır. Apollon ve Artemis annelerini korumak için müdâhale eder. Oklarıyla Tityos’u öldürürler. (Bazı rivayetlerde Tityus, babası Zeus’un yıldırımıyla öldürülür.)Ölüm son olmayacaktır Tityos için. Kalkıştığı bu rezil suçtan ötürü sonsuz işkenceye mahkûm olacaktır. Devasa bedeni, Tartaros’ta yere serilir ve iki akbaba ya da kartal, her gün onun ciğerlerini parçalar. Ancak Tityos’un ciğerleri her gece yeniden büyür, bu da işkencenin sonsuza dek devam etmesini sağlar.( ! Evet, Prometheus’un cezasıyla nerdeyse aynı.)
Tityos ve Kültürel Etkiler
◦ Homeros’un Odysseia adlı eserinde Tityos’un cezası, Yeraltı Dünyası’nı ziyaret eden Odysseus tarafından görülür ve anlatılır.
◦ Antik dönemde yapılan vazo resimlerinde ve heykellerde Tityos’un yerde yatan devasa bedeni ve ciğerlerini yiyen kuşlar tasvir edilmiştir. ⇡⇡⇡
- Simon Vouet: (1590-1649) Fransız Barok döneminin önde gelen ressamlarından biridir. Roma’da Caravaggio’nun etkisiyle ışık ve gölge oyunlarını eserlerine yansıttı, ardından Fransa’ya dönerek Kral XIII. Louis’nin saray ressamı oldu. Vouet, klasik Barok tarzını Fransız zarafetiyle birleştirerek Fransa’daki Barok sanatının gelişiminde önemli bir rol oynadı. Eserleri, dinî ve mitolojik temaları zarif figürlerle işlediği kompozisyonlarıyla tanınır. ⇡⇡⇡
- Anton Raphael Mengs: (1728-1779) Almanya doğumlu, Neoklasik dönemin öncülerinden olan bir ressamdır. Rönesans ve Antik Yunan sanatına hayranlığıyla tanınan Mengs; Roma, Madrid ve Dresden’de saray ressamlığı yaptı. Dinî, mitolojik ve portre çalışmalarında klasik formları ve ideal güzellik anlayışını modern dokunuşlarla birleştirdi. Neoklasisizmin estetik ilkelerini geliştiren önemli bir figür olarak kabul edilir. ⇡⇡⇡
- Gustave Moreau: (1826-1898) Fransız sembolist ressamdır. Mitolojik ve dinî temaları işleyen hayal gücü zengin eserleriyle tanınır. Sanatında ayrıntılı işçilik, zengin renkler ve gizemli atmosfer ön plandadır. Moreau, sembolizm akımının öncülerinden biri olarak, edebî ve mistik anlatıları resimle birleştirerek dönemin sanatçılarına ilham vermiştir. ⇡⇡⇡
- Antonio Canova: (1757-1822) İtalyan Neoklasik heykeltıraştır. Antik Yunan ve Roma sanatından ilham alarak zarif ve idealize edilmiş figürleriyle tanınmıştır. Beyaz mermeri ustalıkla kullanarak “Psyche ve Cupid” ve “Three Graces” (Kharitler / Letâfet Perileri) gibi başyapıtlar yaratmıştır. Canova, Avrupa’da Neoklasik heykel anlayışını şekillendiren en önemli sanatçılardan biri kabul edilir. ⇡⇡⇡
- Jean-Marc Nattier: (1685-1766) Fransız Rokoko döneminin önde gelen portre ressamıdır. Aristokrat kadınları mitolojik ya da alegorik figürler olarak resmettiği zarif ve romantik portreleriyle tanınır. Nattier’in eserleri, ince detayları, pastel tonları ve Rokoko’nun zarafetini yansıtan üslûbuyla dönemin Fransız sanatında önemli bir yer tutar. ⇡⇡⇡
- Hesiodos: (MÖ 8. yüzyıl) Antik Yunan’ın en önemli epik şairlerinden biridir. “Theogonia” (Tanrıların Doğuşu) ve “İşler ve Günler” adlı eserleriyle tanınır. Mitolojik evrenin yaratılışını, tanrıların soylarını ve insanın yaşamındaki ahlâkî değerleri işlemiştir. Homeros’la birlikte Yunan edebiyatının temelini atan iki büyük isimden biridir. ⇡⇡⇡
- Dante Alighieri: (1265-1321) İtalyan şair, yazar ve düşünürdür. Batı edebiyatının başyapıtlarından biri sayılan “İlâhî Komedya” adlı eseriyle tanınır. Bu epik şiirde Cennet, Araf ve Cehennem yolculuğunu betimleyerek dönemin teolojik ve felsefî düşüncelerini yansıtmıştır. Dante, İtalyanca’nın edebî bir dil olarak yükselmesinde öncü bir rol oynayarak, “İtalyan dilinin babası” olarak anılır. ⇡⇡⇡
- John Milton: (1608-1674) İngiliz şair, yazar ve düşünürdür. En önemli eseri, “Kayıp Cennet” (Paradise Lost) adlı epik şiiridir. Bu eser, insanlığın düşüşünü ve Adem ile Havva’nın Cennet’ten kovulmasını güçlü bir dille anlatır. Milton, İngiliz edebiyatının en büyük isimlerinden biri olup, siyasî yazıları ve özgürlükçü görüşleriyle de tanınır. ⇡⇡⇡
- Jean Racine: (1639-1699) Fransız klasik trajedi yazarıdır. Antik Yunan tragedya geleneğini Fransız edebiyatına uyarlamış, güçlü psikolojik derinlik ve lirizmle öne çıkan eserler vermiştir. “Phèdre“, “Andromaque” ve “Bérénice” en bilinen oyunlarıdır. Racine, dilin zarafeti ve insan duygularının yoğunluğuyla Fransız klasik tiyatrosunun en büyük ustalarından biri kabul edilir. ⇡⇡⇡
- Euripides: (MÖ 484-406) Antik Yunan’ın üç büyük trajedi yazarından biridir. Eserlerinde insan doğasını, duygularını ve toplumsal sorunları derinlemesine işler. “Medea“, “Hippolytos” ve “Bakhalar” en ünlü trajedilerindendir. Yenilikçi yaklaşımı ve karakterlerinin psikolojik derinliğiyle Antik Yunan tiyatrosunda önemli bir yer edinmiştir. ⇡⇡⇡
- Claude Debussy: (1862-1918) Fransız besteci ve Empresyonist müziğin öncülerindendir. Yenilikçi armoni ve tonlama anlayışıyla modern klasik müziğin temel taşlarını atmıştır. “Clair de Lune” ve “Prélude à l’après-midi d’un faune” gibi eserleriyle tanınır. Debussy, müziğinde doğayı, duyguları ve soyut imgeleri zarif bir şekilde yansıtarak 20. yüzyıl müziğine ilham vermiştir. ⇡⇡⇡
- Wolfgang Amadeus Mozart: (1756-1791) Avusturyalı besteci ve Klasik dönemin en büyük müzisyenlerinden biridir. Senfoniler, operalar, konçertolar ve oda müziği dahil birçok türde olağanüstü eserler yaratmıştır. “Sihirli Flüt“, “Figaro’nun Düğünü” ve “Requiem” gibi başyapıtlarıyla tanınır. Mozart, müzik tarihindeki evrensel dehasıyla unutulmaz bir yere sahiptir. ⇡⇡⇡
- Salvador Dalí: (1904-1989) İspanyol Sürrealist ressamdır. Gerçeküstü ve hayal gücüne dayalı eserleriyle tanınır. En ünlü eseri, eriyen saatleri tasvir eden “Belleğin Azmi” (The Persistence of Memory) adlı tablodur. Dalí, sıradışı kişiliği ve sanatıyla 20. yüzyıl modern sanatının en ikonik figürlerinden biridir. ⇡⇡⇡
- Neil Gaiman: (1960-) İngiliz yazar ve senaristtir. Fantastik ve doğaüstü ögelerle örülü eserleriyle tanınır. “Sandman” adlı çizgi roman serisi ve “Amerikan Tanrıları“, “Coraline” gibi romanları en bilinen yapıtlarıdır. Gaiman, modern mitoloji yaratma konusundaki ustalığıyla çağdaş edebiyatın önemli isimlerinden biridir. ⇡⇡⇡
- Margaret Atwood: (1939-) Kanadalı yazar, şair ve feminist düşünürdür. “The Handmaid’s Tale” (Damızlık Kızın Öyküsü) adlı distopik romanıyla tanınır. Eserlerinde toplumsal cinsiyet, güç ilişkileri ve çevresel meseleler gibi konuları işler. Atwood, modern edebiyatın en etkili ve ödüllü yazarlarından biridir. ⇡⇡⇡
- Gerda Lerner: (1920-2013) Avusturya doğumlu Amerikalı tarihçi, yazar ve feministtir. Kadın tarihçiliğinin öncülerindendir ve “The Creation of Patriarchy” (Patriyarkanın Yaratılışı) gibi eserleriyle tanınır. Lerner, kadınların tarih boyunca toplumsal rollerini ve mücâdelelerini akademik bir disiplin olarak inceleyen Kadın Tarihi alanının kurucularından biri olarak kabul edilir. ⇡⇡⇡
- Gloria Steinem: (1934-) Amerikalı feminist, gazeteci ve aktivisttir. 1960’larda kadın hakları hareketinin önde gelen isimlerinden biri olmuş, “Ms. Magazine” adlı feminist dergiyi kurmuştur. Kadın hakları, eşitlik ve sosyal adalet savunuculuğuyla tanınır ve modern feminizmin sembol isimlerinden biri kabul edilir. ⇡⇡⇡
- Audre Lorde: (1934-1992) Amerikalı şair, yazar ve feminist aktivisttir. Kimlik, ırk, cinsiyet ve eşitsizlik konularını cesur bir şekilde ele alan eserleriyle tanınır. “Sister Outsider” ve “The Cancer Journals” gibi çalışmaları, feminist teori ve queer edebiyatında önemli bir yere sahiptir. Lorde, kendini “siyah, lezbiyen, feminist, savaşçı, şair, anne” olarak tanımlayarak toplumsal adalet mücâdelesine ilham vermiştir. ⇡⇡⇡
- Arundhati Roy: (1961-) Hint yazar ve aktivisttir. İlk romanı “The God of Small Things” (Küçük Şeylerin Tanrısı) ile 1997’de Man Booker Ödülü’nü kazanmıştır. Romanlarında toplumsal eşitsizlik, aşk ve insan ilişkilerini işler. Aynı zamanda çevre, insan hakları ve siyasî meseleler üzerine yaptığı çalışmalarıyla tanınır. Roy, edebiyat ve aktivizmi birleştirerek küresel adalet savunucularından biri olmuştur. ⇡⇡⇡
- Nina Simone: (1933-2003) Amerikalı şarkıcı, piyanist ve aktivisttir. Caz, blues, soul ve klasik müziği birleştiren eşsiz tarzıyla tanınır. “Feeling Good“, “I Put a Spell on You” ve “Sinnerman” gibi ikonik şarkılarıyla müzik tarihinde önemli bir yer edinmiştir. Simone, sivil haklar hareketinin güçlü bir sesi olarak, müziğinde ırksal eşitlik ve özgürlük temalarını cesurca dile getirmiştir.⇡⇡⇡
- Chimamanda Ngozi Adichie: (1977-) Nijeryalı yazar ve feministtir. “Half of a Yellow Sun” (Sarı Güneşin Altında) ve “Americanah” gibi romanlarıyla tanınır. Eserlerinde kimlik, göç, ırk ve toplumsal cinsiyet konularını işler. Adichie, “We Should All Be Feminists” adlı TED konuşması ve kitabıyla küresel feminist hareketin önde gelen seslerinden biri olmuştur. ⇡⇡⇡
- Simone de Beauvoir: (1908-1986) Fransız yazar, filozof ve feministtir. “İkinci Cins” (Le Deuxième Sexe) adlı eseriyle modern feminizmin temel taşlarından birini atmıştır. Eserlerinde varoluşçuluk, özgürlük ve toplumsal cinsiyet meselelerini ele alır. Beauvoir, Jean-Paul Sartre ile entelektüel ve duygusal bir ortaklık içinde bulunmuş, feminist düşüncenin ve edebiyatın en etkili isimlerinden biri olmuştur. ⇡⇡⇡
- Malala Yousafzai: (1997-) Pakistanlı eğitim aktivisti ve Nobel Barış Ödülü sahibidir. Kız çocuklarının eğitimi için verdiği mücâdeleyle tanınır. 2012 yılında Taliban tarafından vurularak ağır yaralanmış, bu olay dünya çapında yankı uyandırmıştır. Malala, en genç Nobel Barış Ödülü sahibi olarak eğitim hakkı ve insan hakları savunuculuğunun sembolü olmuştur. ⇡⇡⇡
- Martha Graham: (1894-1991),Amerikalı modern dans öncüsüdür. Kendi adıyla anılan dans tekniğini geliştirmiş ve dansı ifade edici bir sanat formuna dönüştürmüştür. “Appalachian Spring” gibi eserleriyle tanınır ve modern dansın en etkili figürlerinden biri kabul edilir. ⇡⇡⇡
- Hannah Gadsby: (1978-) Avustralyalı komedyen, yazar ve oyuncudur. Özellikle “Nanette” adlı stand-up gösterisiyle tanınır. Gösterisinde mizahı toplumsal cinsiyet, kimlik ve travma konularını sorgulamak için kullanmıştır. Gadsby, cesur anlatımı ve farklı komedi yaklaşımıyla modern stand-up sahnesine yeni bir perspektif kazandırmıştır. ⇡⇡⇡
- Hypatia: (M.S. 355-415) Antik İskenderiye’de yaşamış Yunan filozof, matematikçi ve astronomdur. Neoplatonizm okulunun önemli bir öğretmeniydi. Bilime ve felsefeye katkılarıyla tanınan Hypatia, pagan bilginlerin son temsilcilerinden biri olarak görülür. Hristiyanlık ve paganizm arasındaki gerilimlerin ortasında trajik bir şekilde öldürülmüştür. Hypatia, bilim ve özgür düşüncenin sembolü olarak kabul edilir. ⇡⇡⇡
- Jocelyn Bell Burnell: (1943-) Kuzey İrlandalı astrofizikçidir. 1967 yılında ilk kez pulsarları (hızla dönen nötron yıldızları) keşfederek astronomide çığır açmıştır. Bu keşif Nobel Ödülü’ne layık görülse de ödül çalışma arkadaşına verilmiştir. Bell Burnell, bilime katkıları ve bilimde kadınların rolüne yönelik savunuculuğuyla tanınır. ⇡⇡⇡
- Judy Chicago: (1939-) Amerikalı feminist sanatçı, yazar ve eğitimcidir. Feminist sanatın öncülerinden biri olarak tanınır. En ünlü eseri, kadın tarihini ve güçlenmesini kutlayan büyük ölçekli enstalasyonu “The Dinner Party“dir. Chicago, sanatında toplumsal cinsiyet, kimlik ve kadın deneyimlerini ön plana çıkarmıştır. ⇡⇡⇡
- Leonora Carrington: (1917-2011) İngiliz doğumlu Meksikalı sürrealist ressam ve yazardır. Eserlerinde mitoloji, büyü ve fantastik imgeleri birleştirerek eşsiz bir hayal dünyası yaratmıştır. “The Hearing Trumpet” adlı romanı ve büyülü, gizemli resimleriyle tanınır. Carrington, sürrealizmin en özgün ve etkileyici figürlerinden biridir. ⇡⇡⇡
- Anne Carson: (1950-) Kanadalı şair, yazar, çevirmen ve akademisyendir. Eserlerinde klasik mitolojiyi modern temalarla birleştirir. “Autobiography of Red” ve “Nox” gibi yenilikçi yapıtlarıyla tanınır. Carson, özgün üslubu ve disiplinler arası yaklaşımıyla çağdaş edebiyatın önde gelen isimlerindendir. ⇡⇡⇡
- Geryon: Yunan mitolojisinde Erytheia Adası’nda yaşayan, devasa ve korkutucu bir yaratıktır. Anlatılanlara göre, üç başlı, altı kollu ve üç gövdeli bir devdir.
Geryon, doğaüstü gücü ve olağanüstü görünümüyle tanrılardan korkmayan bir figür olarak öne çıkar. Deniz tanrısı Phorcys ve Ceto soyundan gelir. Annesi Kallirhoe’nin efsanevi güzelliğini doğanın yıkıcı gücüyle birleştirir. Geryon’un yaşam alanı olan Erytheia, bilinen dünyanın en uzak noktasıdır, batıya uzanan sınırların ötesinde, yalnızca kahramanların erişebileceği bir yer olarak tasvir edilir.
Geryon’un hikâyesi, Herakles’in On İki Görevi arasında en zorlu olanlardan biriyle bağdaştırılır. Herakles, kral Eurystheus’un buyruğuyla Geryon’un çok değerli, kırmızı renkli sığırlarını çalmak zorundadır. Ancak bu sürü sıradan değildir; Geryon’un sığırları, iki başlı köpek Orthrus ve sadık çobanı Eurytion tarafından korunmaktadır. Erytheia’ya ulaşmak için Herakles’in okyanusu aşması gerekir. Bu zorlu yolculuğunda tanrı Helios ona yardım eder ve Herakles (Hercules, Herkül), Helios’un altın teknesini ödünç alarak güneşi takip ederek Erytheia’ya varır.
Adada, Herakles önce iki başlı köpek Orthrus’u oklarıyla öldürür. Ardından Eurytion’la yüzleşir ve onu da alt eder. Ancak en büyük tehlike hâlâ karşısındadır: Geryon. Dev, üç bedeniyle savaş meydanında belirir, elindeki silahlarla Herakles’e saldırır. Geryon’un gücü ve görkemi, karşı konulmaz bir tehdit gibi görünse de Herakles zekâsıyla galip gelir. Yayını ve oklarını (Tanrıça Athena tarafından kendisine verilen güçlü yayını ve zehirli oklarını) kullanarak Geryon’u öldürmeyi başarır. Bu zafer, Herakles’in yalnızca fiziksel gücünü değil, aynı zamanda kurnazlığını da kanıtlar.
Herakles, Geryon’un sığırlarını çalarak uzun ve tehlikeli bir yolculukla Yunanistan’a döner. Bu süreçte sığırları korumak ve onları kral Eurystheus’a teslim etmek için sayısız engeli aşar. Nihayetinde görevi tamamlayarak tanrılara meydan okumanın ve kahramanlık sınavlarını geçmenin bir simgesi hâline gelir.
Geryon’un hikâyesi, yalnızca bir kahramanlık destanı değil, aynı zamanda insanın bilinmeyene ulaşma ve kaosu yenme çabasının mitolojik bir ifadesidir. Geryon, doğanın yıkıcı gücünün bir temsili olarak varlığını sürdürürken, Herakles’in zaferi, insanın azim ve cesaretle her engelin üstesinden gelebileceğini gösterir. Bu mit, hem antik sanat eserlerinde hem de edebî eserlerde yer alarak zamanın ötesine geçmeyi başarmış bir efsanedir.Anne Carson’un “Kırmızı Otobiyografi” Eserindeki Geryon Yorumu
Anne Carson, “Kırmızı Otobiyografi” (Autobiography of Red) adlı eseriyle Geryon mitine modern bir yorum getirir. Carson, bu şiirsel romanında Geryon’u mitolojinin üç bedenli canavarı olmaktan çıkararak, duygusal derinliği olan, karmaşık bir birey hâline getirir. Geryon, Carson’ın anlatısında bir insan-canavar melezi olarak karşımıza çıkar, ancak burada onun “canavarlığı”, içsel çatışmaları ve dünyayla olan uyumsuzluğu üzerinden tanımlanır. Bu eser, Geryon’un bir birey olarak kimliğini, aşkını ve travmalarını keşfeden bir büyüme hikâyesine dönüşür.
Anne Carson’un yorumunda da bir erkektir Geryon. Klasik mitolojideki belirgin maskülen temsili yeniden ele alır ve onu daha kırılgan, duygusal bir erkek figür olarak işler. Onu, cinsiyet rollerini ve bireyselliğini sorgulayan bir figür hâline getirir.
Klasik anlatıda Herakles, Geryon’u öldüren kahramandır, Carson’ın anlatısında ise Herakles, Geryon’un hayatındaki ilk büyük aşkı olur. Herakles ile olan ilişkisi, sevginin getirdiği mutluluk kadar, ayrılığın ve terk edilmenin yarattığı acıyla da şekillenir. Eserde, Geryon’un Herakles’e duyduğu romantik ve fiziksel çekim anlatının merkezindedir. Bu aşk hikâyesi, Geryon’un kendi kimliğini keşfetme yolculuğunun önemli bir parçası olur. ⇡⇡⇡ - Camille Claudel: (1864-1943) Fransız heykeltıraş ve Rodin‘in öğrencisi ve ilham kaynağıdır. Kadınların sanat dünyasında varlık göstermesinin zor olduğu bir dönemde etkileyici eserler yaratmıştır. “The Waltz” ve “The Age of Maturity” gibi heykelleriyle tanınır. Claudel, hem sanatı hem de trajik hayat hikâyesiyle unutulmaz bir figürdür.⇡⇡⇡










2 YORUMLAR
Canım Didem,
Yine Zeus’un hatunlarından birini bize tanıttın. Çok büyük bir iş yapıyorsun; bu yazı dizisini mutlaka kitap olarak da bastırmalısın.
İnsanlar mitolojiye ilgili olsa bile Zeus, Posidon, Hermes, Athena ve birkaç isim dışında bu kadar detaylı bilgiye ulaşamazdı. Bunların dışındakileri tanımazdı. Sen 9 Musa’nın tüm insanlık çağı içinde sanat ve bilimde ne kadar etki bıraktığını hârika anlatmışsın. 👏
Mitoloji, dâhî insanlar tarafından hep önemsenmiş. Bu insanlar yarattıkları eserlerde, mitolojik sahnelerle birçok resim, heykel, dans, tragedya eseri ortaya çıkarmışlar.
Bu yazıda, verdikleri eserleri ve onları yaratanları bize tek tek anlatman olağanüstü. Ellerine, emeğine, kalemine, bilgine her şeyine sağlık 🙏
Zeus şimdilerde dünyaya takılsa, seni 8. eşi yapardı ben buna eminim. DYDEMMA | Zeus’un Mitoloji bilir eşi 😂
Sevgiler canım ❤️❤️
Canıııımmmm ☺️
Zeus’un 8. eşi olmam konusundaki düşüncene kahkahalarla güldüm ama sanırım tanrılar aleminde bu kadar yorucu başka bir iş olamazdı. Almayayım ben 😁 Malum kendisinden pek hoşlaşmıyorum da 😉 (Ama DYDEMMA ismine bayıldım 😁)
Yazılarımı sonuna kadar ilgiyle okuyan bir avuç insandan birisin 🙏🏻 Üstelik bir de hârika yorumlarla motivasyonumu yüksek tutmaya çalışıyorsun 🤗 Biliyorum çok az kişide böylesi uzun bir yazıyı okuma hevesi var. Ama önemli değil, ben yaptığım işe inanıyorum. Bilirsin bendeki azim de biraz inada yakındır 😁
Belki bir gün bu diziyi gerçekten bir kitap haline getirme fikrini hayata geçiririm. Ama senin gibi okurlar olduğu sürece, buradaki paylaşımlar benim için yeterli 💫
İyi ki varsın ve iyi ki yanımdasın. ❤️
Sevgiler canımcığım ❤️