Yunan Mitolojisi

Tufanlar

17 Mayıs 2024

Yazı: Yunan Mitolojisi | Tufanlar | Yazan: Didem Çelebi Özkan


Ogygian, Deukalion ve Dardanos Tufanları

 

İndeks

Yaratılış | Bölüm 1
Zeus’un Kardeşlerini Kurtarışı | Bölüm 2
Titanomahia | Titanlar ve Tanrıların Savaşı | Bölüm 3
5 İnsanlık Çağı | Bölüm 4
Prometheus | Bölüm 5
Pandora | Bölüm 6
Tufanlar | Bölüm 7
Zeus’un 7 Ölümsüz Eşi | 1 | Metis | Bölüm 8
Zeus’un 7 Ölümsüz Eşi | 2 | Themis | Bölüm 9
Zeus’un 7 Ölümsüz Eşi | 3 | Eurynome | Bölüm 10
Zeus’un 7 Ölümsüz Eşi | 4 | Demeter | Bölüm 11
Zeus’un 7 Ölümsüz Eşi | 5 | Mnemosyne | Bölüm 12

 
Afetler insanlık tarihi boyunca büyük yıkım, kayıp ve acılara neden olmuştur. Tarihte geriye gittikçe afetlerin; mitlerin ya da dini anlatımların içinde çok daha fazla yer aldığını görüyoruz. Bilim ve teknolojiden yoksun olan birçok kültür gibi Antik Yunan’da da insanlar, afetleri, öfkeli tanrıların uyarısı ya da cezası olarak algılamışlardır.

Bir tanrı veya tanrılar tarafından gönderilen ve medeniyeti yok eden tufanları anlatan mitlerinin çoğu, aynı zamanda, “insanın yaşam arzusunu temsil eden” bir kültür kahramanını da içerir.


Yunan mitolojisine göre üç ana tufan yaşamıştır dünya.

Birçok farklı kültürdeki çoğu tufan efsanesi gibi, bu mitler de ilâhî bir cezayı, kurtarıcı bir kahramanlık hikâyesini ya da bir ulusun veya ulusların doğuşunu içerir.


Bu sellerin yanı sıra Faeton (Güneş Tanrısı Helios ile Okeanidler’den Klimene’nin oğlu) mitinde olduğu gibi dünyanın bazı bölgelerinin yangınlarla ve aşırı soğukla tarumar edildiği de anlatılır.

Faeton’un hikâyesi ile sıcak çöller ve donmuş çorak araziler gibi yaşanmaz toprakların nasıl var olduğu açıklanmıştır.

Faeton miti bambaşka bir yazı konusu olduğu için burada bu kadar bahsetmekle yetineceğim.


Yazı: Yunan Mitolojisi | Tufanlar | Yazan: Didem Çelebi Özkan

 

Ogygian ya da Ogyges Tufanı

 
Ogygian tufanı, Attika’nın1 efsanevi kralı Ogyges2 zamanında meydana geldiği için bu adı almıştır.

Ogyges; Poseidon ile Alistra’nın (veya Termera’nın) oğludur. Zeus’un kızı Thebes ile evlidir.

Her ne kadar orijinal etimoloji ve anlam belirsiz olsa da “Ogyges” adının, Titan Okeanos ile ilişkili olabileceği düşünülüyor. Ogygian anlamına gelen Yunanca “Ogygios” kelimesinin ise “ilk“, “ilkel” veya “en eski çağlardan beri” ile aynı zamanda “devasa” anlamları var.

Pek çok gelenekte Ogygian Tufanı‘nın tüm dünyayı kapladığı ve son derece yıkıcı olduğu söyleniyor. Öyle ki Attika, Kekrops’un3 (Cecrops) hükümdarlığına kadar kralsız kalmıştır.


Platon,4 12 kitaptan oluşan son yapıtı Yasalar‘ın 3. kitabında bu tufanın kendi zamanından 10.000 yıl önce meydana geldiğini ileri sürer. Timaios ve Kritias diyaloglarında ise tufanların en büyüğünün Solon’un5 zamanından 9.000 yıl önce gerçekleştiğini söyler.


Tufanda birçok insan ölmesine rağmen Ogyges kurtulur fakat Attika harap olmuştur ve Ogyges’un ölümünün ardından Kekrops’un hükümdarlığına kadar -189 yıl boyunca- kralsız kalır şehir.

Tufanın adı konusunda fikri birliktelik olsa da gerçekleştiği yere dair anlatımdan anlatıma değişiklik söz konusu. Ogyges kimi anlatıda Attika’nın, kimi anlatıda ise Boeotia’nın ilk kralıdır. Boeotia’daki tufan, şehrin merkezinde bulunan büyük bir gölün -Copais/Kopaida Gölü- sular altında kalması sebebiyle yerel bir sel olarak görülürken; Attika’da gerçekleştiği anlantılan tufan tüm dünyayı etkiler.

Bu tufanın mitolojik kronolijedeki yeri Gümüş Çağı’dır.

5 İnsanlık Çağı bölümünde tufanın neden gerçekleştiğini anlatmıştım. Burada bir kere daha tekrarlayayım:

5 İnsanlık Çağı’nın sadece birincisi -Altın Çağ- Kronos’un hükümdarlığı sırasında yaşanmıştır. Diğer 4 çağda Zeus’tur evrenin hükümdarı ve tanrıların tanrısı.

Gümüş Çağı’ndaki insanlar 100 yıl süreyle çocukluk evresinde kalır, oldukça kısa olan yetişkinlik evrelerinin ardından da ölürler.

Zeus, önce Altın Çağ’a hâkim mevsim olan baharı kısaltır; yılı, dört mevsime ayırır. İnsanlar, Olimpos’ta tanrılarla birlikte yaşasalar da artık mevsim daima bahar olmadığından sığınacak evlere ihtiyaç duyarlar. Doğa, Altın Çağ’da olduğu gibi kendiliğinden de beslemez onları; ilk tahıl tohumlarını bu çağda toprağa atar insanlar.

Gümüş Çağı insanları, Altın Çağ insanları gibi asil değildir; devamlı birbirlerine zulmeder, tanrıları gerektiği gibi de onurlandırmazlar. Sonunda Zeus bu insanların küstahlığına öfkelenir ve onları bir tufanla yok eder.

Zeus’un tufanla insan soyunu yok etme alışkanlığı işte bu Ogygian Tufanı ile başlar 😉


Ogygian Tufanı’nın, Deukalion Tufanı’nın öncü anlatımı olduğu da öne sürülüyor. Deukalion Tufanı, eski efsanenin (Ogygian Tufanı’nın) yeni ve detaylandırılmış anlatımı olarak görülüyor bu savda.


Yazı: Yunan Mitolojisi | Tufanlar | Yazan: Didem Çelebi Özkan

 

Deukalion Tufanı

 
Titanomahia ile Altın Çağ,
Ogygian Tufanı ile Gümüş Çağı sona ermiş,
insanlık Bronz Çağı‘nı yaşamaktadır.

5 İnsanlık Çağı‘nın Bronz Çağı bölümünde anlattıklarımı hatırlayalım:

Bu çağın insanları seleflerine göre daha katı mizaçlı, korkunç güçlü, silah kullanmaya hazır kişilerdir. Üstelik şiddeti ve savaşmayı da severler.

Henüz demir olmadığı için insanların zırhları, silahları ve diğer aletleri bronzdandır (tunçtandır). Ares’in (Savaş Tanrısı | Roma mitolojisindeki adı; Mars) yıkıcı işlerine tapan bu insanların ekmek yerine et yemeyi tercih ettikleri, hatta hemcinslerinin kalbini yedikleri rivayet edilir.

Bazı anlatılarda kendi kendilerini yok ettikleri söylense de genel kabul Zeus’un bu yamyam insanlardan da hiç hoşlanmadığı ve onları Deukalion Tufanı ile yok ettiği yönündedir.


Hendrik Goltzius Gravürü | Zeus'un Likaon'u Kurda Dönüştürdüğü An

Hendrik Goltzius Gravürü | Zeus’un Likaon’u Kurda Dönüştürdüğü An

Arkadya Kralı Likaon (Lykaon/Lycaon)

Bronz Çağı insanlarının kötülüklerinden haberdar olan Zeus, gerçeği kendi gözleriyle görmek için yeryüzüne iner. Arkadya’nın dindar halkı tarafından karşılanır ve kral Likaon, tanrıların tanrısı için sarayında bir ziyafet hazırlatır.

Ne var ki kral, tanrının gerçekten de her şeyi bilip bilmediğini test etmek niyetindedir. Kendi oğlu Nyctimus‘u öldürüp etini de ziyafet sırasında Zeus’a sunar. Zeus bu tiksindirici eylemi fark eder, kapıldığı hiddet neticesinde Likaon’u kurda dönüştürür, Nyctimus’u hayata döndürürken Likaon’un diğer oğullarını öldürür ve sarayını da fırlattığı bir yıldırım ile yakar.

İşte bu olay Zeus’un öfkesini ateşlemiş; yeni bir tufanla bu çağın insanlarını da yok etmeye karar vermesine neden olmuştur.


Kral Nannakos

Frigya kralı Nannakos 10 tufanı öngörmüştür. Felaketi önlemek için ağıtların da eşlik ettiği, halka açık dualar düzenlemiştir hükümdarlığı boyunca.

Bu ağıtlar esnasında Nannakos sıklıkla gözyaşı döktüğünden meşhur “Nannakos gibi ağla” ifadesi ortaya çıkmıştır. (Eski Yunanca: τα Ναννάκου κλαϋσομαι)

Nannakos öldüğünde halkının yok olacağını söyleyen bir kehanet de vardır. Gerçekten de Nannakos’un 300 yıllık yaşamının sona erdiği gün, tufan kopmuş, kehanet de gerçekleşmiştir.


Bazı akademisyenler Nannakos’un, tufandan önce 365 yıl boyunca yaşayan ve daha sonra gizemli bir şekilde dünyadan uzaklaştırılan İncil’deki Hanok‘un aynısı olduğunu ileri sürmüşlerdir.


Tufan

Likaon’un iğrenç davranışı ile insan ırkının ulaştığı yozlaşma seviyesini gören Zeus, tanrıları bir araya toplar ve onlara Bronz Çağı insanlarını da yok edeceğini açıklar.

İlk başta, yeryüzüne yıldırımlarını fırlatarak insanları telef etmeyi düşünse de dünyanın bir yangınla yok olacağı zamanın da geleceği kehanetini hatırlar. Bunun üzerine bu insanların sonunun da -tıpkı Gümüş Çağı insanları gibi- tufanla gelmesine karar verir.

Kuzey Rüzgârı’nı -Boreas- mağaraya kapatır. Islak ve yağmurlu Güney Rüzgârı’nı -Notus- ise serbest bırakır.6 İris7 bu esnada bulutları suyla besler. Poseidon, Zeus’tan yardımını esirgemez ve nehir tanrılarını bir araya getirir. Onlar da aldıkları izin ve talimatlar ile sınırları aşarak ovaları ele geçirirler.

Mahsuller, toprak, karalar, her şey sular altında kalır. Aslanlar, kaplanlar, yaban domuzları, kısacası karada yaşayan tüm hayvanlar dalgalar tarafından yutulur. Kuşlar durup dinlenecek yer bulamadıklarından suya düşüp boğulurlar. Kaçmayı başarabilen canlılar ise yiyecek eksikliğinden ölürler.

Kendileri şaşkınlıkla insan şehirleri arasında yüzerken ormanların içinde yüzen yunusları gören Nereidler8 bile dehşet içerisindedir.

Bu kıyımdan sadece iki kişi kurtulur; Deukalion ve Pirra.

Promptuarium Iconum Insigniorum'dan Deukalion

 
“Promptuarium Iconum Insigniorum”dan9 Deukalion

Prometheus’un Oğlu Deukalion

Deukalion; amcası Epimetheus ile tanrıların yarattığı ilk kadın olan Pandora‘nın kızı Pirra (Pyrrha) ile evlidir.

Kafkas Dağları’ndaki sarp kayalara zincirli olmasına rağmen geleceği görebilen ve Zeus’un Bronz (Tunç) Çağı insanlarını yok edeceğini bilen Prometheus, oğlu Deukalion’u olacaklar konusunda uyarır. Deukalion babasının tavsiyesi üzerine bir sandık inşa eder ve tufan başladığında erzakla doldurduğu bu sandığa eşi Pirra ile biner.

Dokuz gün ve dokuz gece boyunca denizin üzerinde bir sandığın içinde yüzer Deukalion ve Pirra. Yağmur dinip de sular sakinleştiğinde kara yeniden ortaya çıkar. Nehirler kanallarına geri döner. Tepelerin dorukları görünür hale gelir. Toprak yükseldikçe ağaçlar meydana çıkar ve sonunda tüm dünya yeniden canlanır.

Bu süre zarfında Parnassus‘a sürüklenmiş olan Deukalion ve Pirra, burada karaya çıkarlar.


Bazı anlatılarda karaya çıktıkları yer Tesalya’daki Othrys Dağı; bazı anlatılarda ise Argolis’te Phouka adlı (Daha sonra Nemea olarak anılacak) zirvedir.


Karaya adım atar atmaz Zeus’a bir kurban sunar çift. Bunun üzerine Zeus, Hermes’i11 yanlarına gönderir ve ne yapacaklarını söyler. Zeus’un emri doğrultusunda yerden aldıkları taşları başlarının üzerinden geriye fırlatırlar. Deukalion’un attığı taşlar erkeklere, Pirra’nın attığı taşlar ise kadınlara dönüşür. Bu insanlara “Taştan İnsanlar” denilmesi de bu yüzdendir.


Yunan mitolojisinde mitler farklı detaylara sahip olabiliyor, artık buna alıştığınızı sanıyorum 😉 Bu taştan insanların yaratılması konusunda da farklı bir anlatı mevcut.

Bu anlatıya göre, Deukalion bu esnada 82 yaşındadır. Tufan bitip karısıyla birlikte karaya çıktıklarında önce Zeus’a teşekkür eder, ardından dünyayı nasıl yeniden insanlarla dolduracağını düşünür. Ve aklına Themis’in12 bir kehaneti gelir: “Başını ört ve annenin kemiklerini omzunun arkasına at.“

Deukalion ve Pirra, “annenin” Gaia, yani tüm canlıların annesi olduğunu ve “kemiklerin” de kayalar olduğunu düşünürler.

[Hemen Gaia’dan Deukalion’a gelen soyağacını hatırlayalım:
Gaia ve Uranos’tan büyükbaba İapetos,
İapetos’tan ise baba Prometheus ve amca Epimetheus doğmuştur.]

Omuzlarının arkasına attıkları taşlardan Pirra’nınkiler kadınlara, Deukalion’unkiler erkeklere dönüşür.


Antik Yunan lirik şairi Pindar’ın13 bu taştan insanlara dair şöyle anlatısı var:

“… Pirra ve Deukalion, Parnassus’tan geldiler ve ilk yuvalarını kurdular ve evlilik yatağı olmadan, taşlardan oluşan birleşik bir ırk kurdular ve taşlar, insanlara isimlerini verdi.”

Deukalion ve Pirra / Pyrrha

Deukalion ve Pirra’nın en az 2 çocuğu vardır. İlki oğulları Hellen, diğeri de kızları Protogenea‘dır. Bazı kaynaklarda üçüncü çocukları olarak gösterilen Amphictyon, diğer kaynaklarda bir “otokton”dur.14

Kimi farklı anlatıda ise Pirra ve Deukalion’un çocukları şu şekilde listelenir: Hellen, Amphictyon, Orestheus isimli üç oğlları; Protogeneia, Pandora II ve Thyia isimli üç kızları olmuştur.


Leleg ve Hellen Irkları

Bu efsanenin bir diğer yönü de Leleg ve Hellen ırklarının doğuşunu içeriyor olmasıdır. Yaratılan taştan insanlar, Yunanlılar gelmeden önce Ege bölgesinin yerli halkı olan Leleglerdir.15 Deukalion ve Pirra’nın soyu ise Hellenleri oluşturur.

Deukalion ve Pirra’nın oğlu Hellen Yunan halklarının atasıdır. Hellen’in Dorus, Xuthus ve Aiolos adında üç oğlu olur. (Bu 3 oğuldan sanırım ilginizi en çok Aiolos çekecektir. Çünkü kendisi Sisifos‘un babası olur 😉 Ama Sisfos’a daha çok var.)


Kimi anlatıda ise Hellen’in babası Zeus’tur. Zaten Yunan mitolojisinde Zeus’un sevişmediği kadın sayısı pek az. (Ki çoğu da kadının rızası dışındadır; yani düpedüz tecavüzdür.) Mitlerdeki birçok diğer karakter de haliyle Zeus’un çocuğudur.


Yunan Kavimlerinin Soyu

Yazı: Yunan Mitolojisi | Helen Soyağacı | Yazan: Didem Çelebi Özkan

Antik Yunanistan yaşamış başlıca 4 Yunan kavmi –Akalar, Dorlar, İyonlar ve Aiol– işte bu soydan gelmektedir.

  • Dorus’tan Dorlar
  • Aeolus’tan Aiollar
  • Akhaeus’tan Akhalar
  • Ion’dan İyonyalılar

Deukalion Tufanı bölümünü burada sonlandırıyorum. Sırada son tufan Dardanos var.


Yazı: Yunan Mitolojisi | Tufanlar | Yazan: Didem Çelebi Özkan

 

Dardanos Tufanı

 

Yazı: Yunan Mitolojisi | Dardanos Soyağacı | Yazan: Didem Çelebi Özkan

 
* Gaia ve Uranos’un 4 değil, 12 Titan çocuğu vardır.
Tabloda sadece Dardanos’a giden soy gösterilmiştir.

Dardanos’un Yunan mitlerinde iki önemli rolü var. Kendisiyle ilk kez tufan efsanesi ile karşılaşıyoruz fakat nasıl ki Deukalion’un oğlu Hellen, Helenlerin atası ise Dardanos da başka ünlü bir soyun atası. Kim mi bunlar? Truvalılar. Hani şu Helen’i kaçıranlar var ya, işte onlar. Truva şehrinin kurucusu, Dardanos’un torunu Tros.

Soyunun nereye gideceğini gördük, bir de nereden geldiğine bakalım.

Zeus ve Elektra’nın Oğlu Dardanos

Zeus‘un kim olduğunu bildiğinizden biraz annesinden bahsedeyim. Elektra, Atlas ve Pleione’nin kızıdır.

Atlas‘ın kim olduğunu da hatırlayım: Zeus’un Titanomahia esnasındaki etkin rolünden dolayı savaş sonrası gök kubbeyi taşıma cezasına çarptırdığı ikinci nesil Titan. (Zeus ve Atlas, kuzenler tabii bir de.)

Pleione ise ilk Titanlardan -su kütlelerinin tanrı ve tanrıçası- Okeanos ile Tethys’in kızıdır. Pleiadlar (Su Perileri) (Pleiades veya Ülker) olarak anılan, son derece güzel, 7 kızı vardır.16
 


 

– Elektra –

 
Bu 7 güzel kızdan biri olan Elektra ile ilgili birkaç önemli mit var. Tufan konusunun dışına çıkacak olsak da Elektra’nın bahsi geçmişken kendisiyle ilgili bu mitleri de anlatmak istiyorum.

İlki, Truva’nın tılsımlı koruyucusu haline gelen kutsal heykel Palladion‘la bağlantılı.
 

1.) Palladion

Palladion; efsanevi Truva kentinin kalesinde bulunduğuna, bir nevi tılsım olarak kenti koruduğuna ve şehirde olduğu sürece Truva’nın asla düşmeyeceğine inanılan ahşap heykel.

Pallas Athena sağ elinde mızrak, sol elinde bir kalkan tutar halde betimlenir heykelde.

“Athena’yı anladık da ‘Pallas Athena’ kimin nesi?” diye soruyor olabilirsiniz. Bu durumda bir parantez daha açmam gerekiyor çünkü bununla da ilgili birkaç farklı anlatım mevcut.


Pallas Athena

“Pallas“, Athena’nın lakaplarından biri. Kelimenin tam anlamı bilinmiyor. (Bir iki açıklama buldum buna dair ama temellendirmeleri sağlam bir kaynağa dayanmadığı için size iletmemeyi tercih ediyorum.)

Daha sonraki dönemlerde -ismin orijinal anlamı unutulduktan sonra- Yunanlılar bu lakaba dair yeni mitler geliştirmişler. Bu anlatılara göre Pallas aslında ayrı bir varlık.
 

▶︎ Pallas | Triton’un Kızı

Pallas, deniz tanrısı Triton’un savaşçı kızı, Athena’nın da çocukluk arkadaşıdır. Belki de Athena’nın gerçekten sevdiği tek kişidir Pallas.

Athena, Zeus’un alnından tamamen silahlı olarak doğduktan sonra Poseidon’un oğlu ve denizlerin habercisi Triton, tanrıçanın koruyucu ebeveyni olur ve Athena’yı kendi kızı Pallas’ın yanında büyütür. Her iki kıza da savaş sanatlarını öğretir.

Bir atletizm festivali sırasında Pallas ve Athena, rakibini silahsızlandırmayı başaranın galip geleceği dostça bir sahte dövüşte mızrakla vuruşmaktadır. Dövüşün başında Athena üstünlüğü elinde tutsa da bir süre sonra Pallas kontrolü ele geçirir. Orada bulunan ve dövüşü kendi kızının kaybetmesinden endişe duyan Zeus, Pallas’ın bir zamanlar ilgisini çeken aegis’i ile kızın dikkatini dağıtır. (Aegis, doğaüstü güce sahip olduğu düşünülen deri pelerin veya göğüs zırhıdır.) (İkinci bölümde aegis ile ilgili miti anlatmıştım.)

(Zeus ne sinir bir karakter, öyle değil mi? 🤦🏼‍♀️)

Yapacağı hamleden Pallas’ın kaçacağını düşünen Athena, arkadaşına saldırır. Gelgelelim aegis’in karşısında hayranlıktan şaşkına dönen Pallas, bir an öylece hareketsiz kalır ve Athena’nın saldırısını savuşturamaz. Athena’nın darbesi Pallas’ın ölmesine neden olur.

Olanlar karşısında dehşetengiz bir acıya gömülür Athena. Yaşadığı keder ve pişmanlıkla Pallas’a benzeyen bir heykel yaratır. İşte bu heykel Palladion‘dur.

Yaşananların ardından, merhum arkadaşının anısına, “Pallas” lakabını aldığı söylenir.
 

▶︎ Pallas | Dev

Bu versiyona göre Pallas genç bir kız değil, bir devdir (Gigant).

Kronos’un, annesi Gaia’nın kendisine verdiği adamantin17 metalinden orak (ya da tırpan) ile babasının cinsel organlarını kestiğinden ilk bölümde bahsetmiştim. Uranos’un, Gaia’nın (yeryüzünün) üzerine damlayan kanından Gigantların doğduğunu anımsıyorsunuzdur belki.

Gigantlar (Devler); Kikloplar ya da Hekatonkheirler kadar iri olmasalar da müthiş güçleri ve saldırganlıklarıyla tanınan bir ırktır. Olimposlularla giriştikleri savaş (Gigantomahia) ile tanınırlar. (Yenilen Devlerin volkanların altına gömüldüğü, volkanik patlamaların ve depremlerin nedeninin de bu devler olduğu söylenir.)

Pallas, işte bu Gigantlardan biridir. Gigantomahia sırasında Athena, Pallas’ı öldürür ve devin derisinden yaptığı pelerini giymeye başlar. Pallas adını da bu şekilde alır.

(Gigantomahia‘yı da Titanomahia gibi ayrı bir bölümde anlatırım.
Burada ona da bir parantez açmayayım 😂)

Pallas lakabına dair bu iki anlatı ile yetinip Pallas Athena parantezini de kapatıyor, Palladion‘a geri dönüyorum.


Palladion | Truva

Palladion‘un Pallas Athena’yı sağ elinde mızrak, sol elinde kalkan tutar halde betimlediğinden ve şehrin koruyucu tılsımı olduğundan yukarda bahsetmiştim. Gelelim heykelin Dardanos’un annesi Elektra ve Truva ile ilgisine. Elbette bununla da ilgili birçok farklı anlatı var.

Kolları sıvayıp elimden geldiğince sade aktarmaya çalışayım:

▼ Athena’nın arkadaşı anısına yaptığı heykel başlangıçta elbette Olimpos’ta durmaktadır. Birgün Zeus yine uçkuru önderliğinde kime tecavüz edeceğini planlarken gözüne Pleione’nin güzel kızı Elekra ilişir. Başına gelecekleri anlayan Elektra kaçar ve Palladion’un durduğu tapınağa gider, heykele sığınır.

(Heykele çok yıllar sonra, Truva Savaşı sırasında, bir genç kız daha sığınacak: Kassandra.
Bunu da artık Truva Savaşı yazısında anlatırım.)

Elektra’nın kendisinden kaçmasına sinirlenen Zeus, heykeli alır, Olimpos’tan aşağı, yeryüzüne fırlatır. Palladion’u Tros’un oğlu İlos bulur ve heykelin, tanrılarının dualarına yanıtı olduğunu düşünür. Heykeli korumak ve onurlandırmak için Truva Akropolü’ndeki Athena tapınağını inşa eder, Palladion’u oraya yerleştirir.

Şehirde olduğu sürece Truva’nın asla düşmeyeceğine inanılan heykel, çok sonra Truva Savaşı sırasında Odysseus ve Diomedes tarafından çalınır.

(Bunun detaylarını da yine Truva Savaşı yazısında okuyacaksınız.)

▼ Farklı bir anlatımda ise Elektra, Zeus’un tecavüzüne uğradıktan sonra Olimpos’taki Palladion tapınağına girer ve yalvarmak amacıyla heykele dokunur. Ancak Athena, artık bakire olmayan birinin heykele dokunmasına öfkelenerek Elektra’yı ve kirlendiğini düşündüğü heykeli gökten yeryüzüne atar.

(Tıpkı Medusa mitinde olduğu gibi yine tecavüzcü değil de kurban cezalandırılır.
Üstelik kadını kadına kırdırır Yunan şairleri 🤦🏼‍♀️😡)

▼ Bir başka söylenceye göre de heykel atılmaz, tecavüz sonrası Elektra heykeli alır, yeryüzüne iner ve ilerki yıllarda oğlu Dardanos’a koruyucu bir tılsım olarak verir.

Sırada Elektra ile ilgili ikinci anlatı var. Gerçi bu anlatıda da Palladion’la bağlantı devam ediyor.


 

2.) Ülker Takım Yıldızı

Pleiadların en büyükleri, aynı zamanda da en güzelleri olan Maya, Hermes‘in annesidir. (Elbette Zeus’tan.) Diğer kız kardeşler de Sparta ve Truva’nınkiler de dahil olmak üzere çeşitli kraliyet ailelerinin ana-atalarıdır.

Kız kardeşlerden Elektra ile, kardeşleri ile birlikte Ülker Takım Yıldızı’na dönüşmeleri mitinde yeniden karşılaşıyoruz.

(Gezegenimize en yakın olması dolayısıyla çıplak gözle de gözükebilen
Ülker Takım Yıldızı’nı “Süreyya” olarak da biliyor olabilirsiniz.
Arapça “küçük güzel şeyler” anlamına geliyor “Süreyya”.)

 

▶︎ Pleiadlar & Orion

Pleiadlar, Artemis’in bakire yoldaşlarıdır. Bazı kaynaklarda bu kızların genç Dionysos’un bakıcıları ve öğretmenleri olduğundan da bahsedilir.

Kız kardeşlerin güzelliğinden etkilenenler sadece Olimpos Dağı’nın erkek tanrıları değildir, Orion da Artemis’in hizmetkârlarını arzulamaktadır.

(Yunan edebiyatında ilk kez Homeros’un destanı Odysseia’da büyük bir avcı olarak karşımıza çıkar Orion. Odysseus onu, büyük bir hayvan avcısı olarak bronz bir sopayla yeraltı dünyasında avlanırken görür. Orion’a ait mitolojik hikâyelere derinlemesine girmeden sadece yakışıklı bir dev ve avcı olduğunu söylemekle yetineceğim bu bölümde.)

 

▶︎ Orion’un Kız Kardeşlerle Karşılaşması

Atlas’ın Titanomahia‘nın ardından Zeus tarafından gök kubbeyi omuzlarında taşımaya mahkum edildiğinden bahsetmiştik. Babaları onları koruyacak konumda olmadığından Orion, yedi kız kardeşin tamamının peşine düşer.

(Hepsini birden istiyor olmazsın Orion ya, bu ne arsızlık 🤦🏼‍♀️)

Tahmin edeceğiniz gibi Orion’un kızların peşine düşmesinde de öyle romantik bir itki yok. Amacı belli; tecavüz. İşin ilginci bir başka tecavüzcü olan Zeus, kızlara acır. Kendisinin Atlas’a verdiği ceza yüzünden Atlas’ın Orion’u durduramayacağını da bildiğinden babalarını da teselli edecek bir çözüm düşünür.

Zeus’un harekete geçmesindeki bir başka etken de Artemis’in sevdiği bu kızlar için ondan yardım istemesi. Artemis zaten hizmetkârlarının kendi babası -Zeus- ve diğer akrabaları tarafından cinsel ilişkiye zorlanmasından rahatsızdır, aynısını bir de Orion’un yapacak olmasına göz yumamaz.

(Görüyoruz ki tecavüzcü anca gücünüz yeten biri
olduğunda durdurulabiliyor.)

Artemis ve kız kardeşlerin sürdürdüğü her avı kesintiye uğratan, onları acımasızca yedi yıl boyunca kovalayan Orion, Artemis’in babası Zeus’tan yardım istemesinin ardından, bir gün yeniden kızların peşine düşer. Bu sefer Zeus da harekete geçer ve Orion’un peşindeki kızları önce güvercine çevirir. Orion’un gözleri önünde gökyüzüne uçar kızlar. Yedi kuş görülemeyecek kadar uzağa uçunca Zeus onları bu sefer de yıldızlara dönüştürür.

(Haydaaa bu mu bulduğun çözüm, aman ne güzel!
Kızları güvercine, yıldıza dönüştüreceğine Orion’u kütük yapsana!
Niye olan kızlara oluyor 🤦🏼‍♀️
Zaten Artemis de bu çözümden hiç memnun olmaz ve babasına sitem eder.)

▶︎ Zeus’un Artemis’e Yanıtı

Artemis arkadaşlarını kaybettiği için öfkelidir, yeniden babasının yanına gider ve istediğinin bu olmadığını, artık yoldaşlarını hiç göremeyeceğini söyler kızgınlıkla. Zeus ise yaptığı şeyin verdiği keyifle dalga geçer gibi konuşur:

“Tabii ki göreceksin. Sen sadece av tanrıçası değilsin yoksa unuttun mu? Aynı zamanda ay tanrıçasısın. Düzenli olarak arkadaşlarının önünden geçeceğin için onları sık sık ziyaret edebileceksin.”

Artemis bununla yetinmek zorunda kalır. Yedi kız kardeş, işte bu şekilde Ülker olarak bilinen yıldız grubu haline gelir.

(❗️Pek esprili Zeus tarafından Orion da öldükten sonra gökyüzüne yerleştirilir
ve kız kardeşleri kovalamaya burada da devam eder.
Kadınların çilesi ölünce bile bitmiyor 🤦🏼‍♀️)

 

▶︎ Bir Yıldız Diğerlerinden Daha Sönük

Ülker Takım Yıldızı’nda bir yıldız diğerlerinden daha sönüktür. Bu yıldızın, bir ölümlüyle birlikte olmanın utancından dolayı soluklaşan Merope olduğuna bazı söylencelerde rastlıyor olsak da çoğunlukla bu sönük yıldızın Elektra olduğu anlatılır. Sebebi ise oğlunun şehri Truva’nın düşmesi karşısında duyduğu derin acıdır.

Başka bir anlatıya göre de Truva’nın alevler içinde kaldığını görünce kız kardeşlerini terk eder, üzüntüden yolduğu saçları nedeniyle de kuyruklu yıldıza dönüşür.


 

3.) Diğer Ünlü Çocuklar

Elektra, Dardanos’un haricinde mitolojide iki ünlü isme daha annelik yapar. Bunlar İasion ve Harmonia’dır. Bu iki çocuğa da kısaca değinip Elektra bahsini kapatacağım.
 

▶︎ İasion

İasion; mitograf Apollodorus’a göre Zeus ve Elektra’nın oğlu, Dardanos’un ise erkek kardeşidir. (Diğer olası ebeveynler; Zeus ve Hemera veya Korythus ve Elektra.) Hem Hellanicus hem de Diodorus Siculus, bu soya Harmonia’yı kız kardeşleri olarak ekler.

Kadmos ve Harmonia’nın düğününde Tanrıça Demeter, İasion’u gözüne kestirir ve eğlenceye kapılmış davetlilerin arasından çekip uzaklaştırır onu. (Hayret, bu sefer baştan çıkaran bir tanrıça 😉) Herkesten yeterince uzaklaşınca Demeter yeni sürülmüş bir saban izinde sırtüstü yatarken cinsel ilişkiye girerler. Ne yazık ki bu esnada Demeter’in elbisesinin sırtı çamurlanmıştır. Durumun farkında olmayan çift kutlamaya yeniden katıldığında Zeus, Demeter’in sırtındaki çamuru görür ve olan biteni anlar. Kapıldığı kıskançlıkla İasion’u yıldırımla öldürür.

Bu kadar mı peki?
Elbette değil 😔
Ölümünün birkaç farklı anlatımı mevcut 🤷🏼‍♀️

  • Bir anlatıma göre ölümü Demeter heykeline olan saygısızlığından kaynaklanmıştır.
  • Servius,18 Virgil’in19 Aeneid’i üzerine yaptığı yorumda, kardeşi Dardanos tarafından öldürüldüğünü söyler.
  • Hyginus’a20 göre kendi atları tarafından öldürülmüştür.
  • Ovid21 ise İasion’un Demeter’in kocası olarak ileri yaşlara kadar yaşadığını söyler.
  • Anlatılar İasion ve tarım kahramanı Triptolemus’un daha sonra İkizler takımyıldızı haline gelmesiyle sonuçlanır.

 

▶︎ Harmonia

Çift soylu karakterlerden Harmonia, bir efsaneye göre Afrodit ve Ares‘in, bir diğerine göreyse Zeus ve Elektra‘nın kızıdır. Ama her ikisinde de değişmeyen şey, Thebai şehrinin kurucusu Kadmos’un eşi olmasıdır.

Harmonia’nın Kadmos’dan doğan beş çocuğu da (Ino, Semele, Agaue, Autonoe, Polydoros) Yunan mitolojisinde önemli karakterlerdir. Mitoloji sevenler Dionysos‘u doğuracak olan Semele‘nin ismini fark etmişlerdir eminim.

Biliyorum soy sopa çok giriyorum ama Yunan mitolojisi demek, soy sop demek 🤷🏼‍♀️

❗️Uyum ve dengeyi temsil eden Harmonia ve Kadmos’un eşi olan Harmonia birbirine karıştırılan karakterler olduğundan bu ayrımı da hatırlatmak isterim.


 
‼️ Elektra parantezini kapatmadan önce Truva Savaşı sırasında Akha ordularının lideri Agamemnon’un kızının adının da Elektra olduğunu ve elbette bu yazıda geçen Pleiad (Su Perisi) Elektra ile ikisinin farklı karakterler olduğunu da belirtmem gerekiyor.
 


 

Elektra’nın Oğlu Dardanos

Zeus’un bir kez daha dünyayı, dinsiz ve kavgacı insan neslinden kurtarmak için tufan göndermesinden hemen önce Dardanos ve ağabeyi İasion, Arkadia’nın krallarıdır.

Yukarda okuduğunuz satırlarca yazıyı özetleyecek olursak Dardanos ve İasion, Zeus ve Pleiad Elektra’nın oğulları, dolayısıyla Arkadia’nın ilk kralı olan Titan Atlas’ın da torunlarıdır. Kimi antik yazarların Harmonia’nın da Dardanos’un kız kardeşi olduğunu söylediğinden bahsetmiştik.

Dardanos, kral Likaon’un (Kendi oğlunu öldürüp etini de ziyafet sırasında Zeus’a sunan kral) torunu Chryse ile evlenir. Bazı mitlerde Chryse’nin çeyizinin bir parçası olarak ünlü Palladion’u yanında getirdiği söylenir. (Ancak bu efsanenin sadece bir versiyonu, diğerlerinden üstte bahsetmiştik.)

Dardanos ve Chryse’nin İdaeus ve Deimas adında iki oğlu olur.
 

Tufan

Tufan geldiğinde Dardanos ile İasion bir tekne yapıp sel sularına yelken açmaya karar verir. Geride kalan Arkadialılardan hayatta kalanlar ise dağlara çekilir.

İdaeus, babasıyla birlikte gitmeye karar vermişken Deimas, dağlara çekilen Arkadialılarla geride kalır ve onların kralı olur.

Dardanos’un eşi Chryse’den söz edilmediği için bu sırada öldüğü varsayılıyor.


Halikarnaslı Dionisius’axx göre Dardanos, kuzeydoğu Ege Denizi’ndeki bir ülkeyi kolonileştirmek için Arkadia’dan ayrılmıştır.


 

▶︎ Semadirek Adası

Dardanos ve adamlarının bulunduğu tekne yola çıktıktan sonra ilk olarak Semadirek Adası’na yanaşır.

Dardanos, bölgenin verimsiz olduğunu düşündüğünden Semadirek’te mutsuzdur. Üstelik kardeşi İasion’u da burada kaybetmiştir. (Demeter’le seviştiği için Zeus’un yıldırımlarına maruz kalmıştı hatırlarsanız.)

Semadirek’te kalışı pek de mutlu değildi, çünkü Dardanus ülkenin kalitesiz olduğunu düşünüyordu ve Dardanus kardeşi Iasion’u da Semadirek’te kaybetmişti.
 

▶︎ Dardania/Dardanel

Dardanos ve oğlu İdaeus Semadirek’ten ayrılarak Küçük Asya’ya, Abydos kentinin yakınlarına varırlar. Yeni gelenler Kral Teucer tarafından oldukça hoş karşılanır ve Teucer, Dardanos’u o kadar sever ki kızı Batea’yla evlendirir. Ardından da Dardanos’a krallığından toprak verir.

Adını İdaeus’tan alan İdaean Dağları’nın (İda Dağı) eteklerinde Dardanos, kendi adını taşıyan yeni bir yerleşim yeri inşa eder. Zenginleşip güçlenince de komşularına karşı savaş açarak topraklarını genişletir ve Dardania olarak bilinen daha geniş bir alan yaratır.
 

▶︎ Truva’ya Uzanan Soy

Dardanos ve Batea birçok çocuğun ebeveynidir.

  • Genç yaşta ölen bir oğul İlus
  • Phineus’un karısı olacak bir kız Idaea
  • Zacynthos adasına ilk yerleşen başka bir oğul Zacynthus
  • Dardanos’un varisi Erichthonius

Dardanos, Erichthonius aracılığıyla Tros, Ganymede, Laomadon ve Priam dahil olmak üzere Truva’nın en ünlü kişilerinin atası olacaktır. (Bütün bu karakterlerle Truva Savaşı yazımda karşılaşacaksınız. Gerçi o, yazıdan ziyade kitap olma yolunda ilerliyor 😂)
 


 
Açıklama bölümündeki dipnotlar ile bu bölüm 5000 kelimeyi geçen bir yazı oldu. Tamamını okuyan, yorum yazan, daha çok kişiye ulaşması için paylaşan herkese sevgilerimi yolluyorum ❤️
 
 

Devamı için tıklayınız.

 

Didem Çelebi Özkan

 

Açıklamalar:

  1. Attika: Yunanistan’ın başkenti Atina ve çevresini kapsayan tarihi bir bölge. – Vikipedi    ⇡⇡⇡

  2. Ogyges: Antik Yunanistan’da, Boeotia’nın mitolojik hükümdardır. Alternatif bir geleneğe göreyse Attika’nın ilk kralıdır. Bazı kaynaklarda ise Attika’nın da değil, Thebes’in kurucusu ve kralı olduğu söylenir.    ⇡⇡⇡

  3. Kekrops/Cecrops: Attika’nın efsanevi kralı. Atinalılara evlenmeyi, okumayı, yazmayı ve cenaze törenini öğreten bir kültür kahramanıdır.
     
    Bizzat topraktan doğmuştur. (Otokton: Anne babası olmadan toprağın kendisinden ortaya çıkan çocuk.) Üst yarısı insan görünümündeyken alt yarısı yılan veya balık kuyruğu şeklindedir. Bu nedenle ona “iki tabiatlı” da denir. Diodoros, çifte formunun, Yunan ve barbar olmak üzere çifte vatandaşlığından kaynaklandığını söyler. – Wikipedia    ⇡⇡⇡

  4. Platon/Eflatun: (M.Ö. 428/427 veya 424/423 – 348/347) Antik Yunan filozofu ve bilgesi. – Vikipedi    ⇡⇡⇡
     
    Yazarımız Didem Çelebi Özkan, dergimizde Platon’un ünlü diyaloglarından “Devlet”i de incelemiştir. O yazıya göz atmak isterseniz tıklayınız.

  5. Solon: MÖ 640-560’ta yaşadığı tahmin edilen, Atinalı devlet adamı ve şair. Yaptığı reformlarla Atina demokrasisinin temelini attığı kabul edilir. – Vikipedi    ⇡⇡⇡

  6. Boreas, Zephyros, Notos, Eurus: Anemoi, Antik Yunan mitolojisinde rüzgâr tanrıları olarak bilinirler. Bu tanrılar, doğanın güçlerini kontrol eden ve yöneten büyük bir grup olan Titanlar soyundan gelirler. Anemoi, yeryüzünün farklı bölgelerinde, farklı rüzgarları yaratan dört ana tanrıdan oluşur: Boreas (Kuzey), Notos (Güney), Eurus (Doğu) ve Zephyros (Batı). – Mitolojiler    ⇡⇡⇡

  7. İris: Gökkuşağı. Thaumas ile Elektra‘nın kızı olup Okeanos‘un soyundandır. Gökle yeri birbirine bağladığından tanrıların tanrısı Zeus ona gökyüzünden yeryüzüne haber taşıma görevi vermiştir. Zeus insanlara mutlu haberleri hep İris aracılığıyla gönderir. – Vikipedi    ⇡⇡⇡

  8. Nereidler/Nereides: “Denizlerin Yaşlı Adamı” Nereus’un, “Nereidler” olarak tanınan 50 kızı vardır. Bu kızların en bilineni şüphesiz Akhilleus’un annesi Thetis’tir.     ⇡⇡⇡

  9. Promptuarium Iconum Insigniorum: Fransız hümanist, nümismatist, yayıncı ve kitapçı Guillaume Rouillé tarafından 1553 yılında Fransa’nın Lyon kentinde Latince, Fransızca ve İtalyanca olarak yazılan ve yayınlanan ahşap gravürlerden oluşan ikonografik bir koleksiyondur.
     
    Kitabın ilk baskıları, bazıları efsanevi, bazıları tarihi olan figürlerin madalyon şeklinde tasarlanmış 828 portresini içerir. Portreler, Adem ve Havva’nın portrelerinden başlayarak 16. yüzyılın ortalarından ünlü kişilerin portrelerine kadar kronolojik sırayla listelenir ve her birine özet bir biyografik metin eşlik eder. 1577 baskısında yaklaşık 100 portre daha eklenir.
     
    İçerikler iki bölüme ayrılmıştır: Prima Pars (İlk Bölüm), İsa’nın doğumundan önce sözde veya tarihsel olarak yaşamış olanları kapsarken, Pars Secunda (İkinci Bölüm) yaşamı boyunca veya sonrasında yaşayanları ele alır. – Wikipedia    ⇡⇡⇡

  10. Nannakos/Nannacus/Annacus: Deukalion Tufanı’ndan önce Frigya’nın (Phrygia) efsanevi kralıdır. Onun şehri, modern Türkiye’deki Iconium’dur (Konya). – Wikipedia    ⇡⇡⇡

  11. Hermes: Zeus ve Maia’nın oğludur. Zeus’un habercisidir. Tanrıların en kurnazı ve en hızlısıdır. Bir de Caduceus adında büyülü bir altın değnek taşır. – Vikipedi    ⇡⇡⇡

  12. Themis: Uranos ve Gaia’nın kızı olan adalet ve düzen tanrıçasıdır. İlâhî adaletin tecessümüdür. Zeus’un Metis’ten sonraki ikinci karısıdır. Babaları Zeus olan, Horae ve Moirae’nin annesidir. – Vikipedi    ⇡⇡⇡

  13. Pindar: (M.Ö 518 BC – 438) Thebes’ten bir Antik Yunan lirik şairidir. Antik Yunan’ın kanonik dokuz lirik şairi arasında en iyi korunan eser onunkidir.
     
    Quintilian şöyle yazar Pindar için: “Dokuz lirik şair arasında Pindar, ilham veren ihtişamı, düşüncelerinin ve figürlerinin güzelliği, dilinin ve maddesinin zengin coşkusu ve belagat seli gibi özellikleri nedeniyle açık ara en büyüğüdür.” – Wikipedia    ⇡⇡⇡

  14. Otokton: Antik Yunanistan’da, otokton kavramı “kendi” ve “toprak” kelimelerinden oluşur; “dünyanın kendisinden türeyen insanlar” anlamına gelir. Mitolojide otoktonlar topraktan, kayalardan ve ağaçlardan çıkan ölümlülerdir. Onlar köklüdür ve ebediyen toprağa aittirler. – Wikipedia    ⇡⇡⇡

  15. Lelegler: Yunanlılar gelmeden önce Ege bölgesinin yerli halkıdır. Bölgedeki diğer bir Helen öncesi halk olan Pelasglardan farklıdırlar. Yerli oldukları kesin, alanlar belirsizdir, çünkü görünüşe göre okuryazarlık öncesidirler ve onlara yapılan tek referans eski Yunan kaynaklarındadır. Bu referanslar sıradan ve (iddia edildiği gibi) bazen uydurmadır. Aynı şekilde Leleglerin dili hakkında da çok az şey bilinmektedir.
     
    Pek çok Yunan yazar Lelegleri güneybatı Anadolu’daki Karyalılarla ilişkilendirmektedir. Homeros; Lelegleri Karyalılar, Pelasglar, Paeonyalılar ve Gaukonluların yanı sıra Truva’nın müttefikleri arasında sayar. – Wikipedia    ⇡⇡⇡

  16. Atlas ve Pleione’nin “Pleiadlar” olarak anılan 7 kızı:
     

    1. Maya: En büyükleri, aynı zamanda da en güzelleri olan Maya, Zeus’tan Hermes’in annesi.
    2. Elektra: Zeus’tan Dardanos ve İason’un annesi. (Bazı kaynaklarda İason’un babası Zeus değil, İtalya kralı Korythus’dur.)
      Dardanos üçüncü tufana adını veren kral.
    3. Taygete: Zeus’tan Lakedaimon’un annesi.
    4. Alcyone: Poseidon’dan Hyrieus’un annesi.
    5. Celaeno: Poseidon’dan Lycus ve Eurypylus’un annesi.
    6. Sterope (Asterope): Ares’ten Oenomaus’un annesi.
    7. Merope: En genç olanları. Orion ona kur yapmıştır. Diğer efsanelere göreyse Sisifos ile evlenip bir fani olmuş, Sisifos’a birçok oğul evlat vermiştir. Bu yüzden Pleiadlar arasında yıldızı en sönük olanıdır.

     
    Homeros’un İlyada ve Odyssey’inde ve Hesiodos’un İşleri ve Günler’inde Ülker adlı bir takımyıldızdan söz edilir ancak yıldızların hiçbirinin adı geçmez. Hesiodos, yıldızları Atlageneis olarak adlandırır, muhtemelen “Atlas’tan doğmuş” anlamına gelir ancak dilbilimsel değerlendirmeler bu sıfatın bazı coğrafi konumlara atıfta bulunduğunu düşünmektedir. Lirik şair Keos’lu Simonides (c. 556-468 BC), yıldız kümesinin adını Atlas’ın yedi kızıyla ilişkilendiren ilk (tarihi belirlenebilir) kaynaktır. – Vikipedi    ⇡⇡⇡


  17. Adamantin: Bileşimi çok sert olan ve “tanrıların metali” olarak da anılan adamantin; kırılmaz, kararmaz, hafif ve esnek olarak tanımlanır.
     
    Yunan mitolojisinde adamantin ile karşılaştığımız mitler:
     
    ◦ Kronos, adamantinden yapılma bir orakla babası Uranos’u hadım eder. Üstelik bu orağı annesi vermiştir kendisine.
     
    ◦ Tartaros’taki kapılar, adamantinden yapılmış devasa bir kapı tarafından korunur. Kronos, yabanıl kardeşleri Hekatonkheirler ve Kiklopları bu kapıların ardına hapseder.
     
    ◦ Prometheus, Kafkas Dağları’na adamantinden yapılmış zincirlerle tutsak edilir.
     
    ◦ Perseus, Gorgon Medusa’nın başını kesmek için adamantin bir orak veya kılıç kullanır.
     
    – Fandom    ⇡⇡⇡

  18. Servius: Dördüncü yüzyılın sonlarında ve beşinci yüzyılın başlarında yaşamış bir gramercidir. İtalya’da kendi kuşağının en bilgili adamı olarak çağdaş bir üne kavuşmuştur. Virgil’in eserleri üzerine bir dizi yorum yazmıştır. – Wikipedia    ⇡⇡⇡

  19. Virgil: Augustus döneminin eski bir Roma şairidir. Latin edebiyatının en ünlü üç şiirini bestelemiştir: Eclogues (ya da Bucolics), Georgics ve destan Aeneid. – Wikipedia    ⇡⇡⇡

  20. Hyginus: (M.Ö. 64 – M.S. 17) Latin oyun yazarıdır. Augustus’un azat edilmiş bir adamı, Alexander Polyhistor’un ise öğrencisidir. Augustus tarafından Palatine kütüphanesinin yöneticiliğine atanmıştır. Suetonius’a göre ilerleyen yaşlarda sefalete düşmüş ve Clodius Licinus’un maddi desteği ile hayatına devam edebilmiştir. – Vikipedi    ⇡⇡⇡

  21. Ovid/Ovidius: Romalı bir şaidir. Augustus’un hükümdarlığı döneminde yaşamıştır. Virgil ve Horace’ın daha genç bir çağdaşıdır. Latin edebiyatının üç kanonik şairinden biri olarak anılır.
     
    Ovid yaşamı boyunca büyük bir popülerliğe sahip olmasına rağmen, imparator Augustus onu Karadeniz’deki Moesia eyaletinin başkenti Tomis’e sürgüne gönderir ve hayatının son dokuz veya on yılını orada geçirir şair. Ovid’in kendisi sürgün edilmesini bir “şiir ve bir hataya” bağlamıştır, ancak ayrıntıları açıklama konusundaki isteksizliği bilim adamları arasında birçok spekülasyona yol açmıştır.
     
    Ovid en çok, daktilik heksametrelerle yazılmış on beş kitaptan oluşan mitolojik anlatı Metamorfozlar ile ünlüdür.
     
    Şiirleri Geç Antik Çağ ve Orta Çağ’da çokça taklit edilmiştir. Batı sanatını ve edebiyatını ise büyük ölçüde etkilemiştir. Metamorfozlar günümüzde klasik mitolojinin en önemli kaynaklarından biri olmaya devam etmektedir. – Wikipedia    ⇡⇡⇡

  22. Halikarnaslı Dionisius: İmparator Augustus’un hükümdarlığı sırasında Yunan tarihçisi ve retorik öğretmeniydi.
     
    Dionysius’un eğitimde Paideia’nın desteklenmesinin gerekliliği hakkındaki görüşü, klasik kaynakların gerçek bilgisine dayanarak, Yunan elitinin kimliğinin ayrılmaz bir parçası olarak yüzyıllar boyunca varlığını sürdürdü. – Wikipedia

    Paideia/Paedeia: Antik Yunan devletinin ideal üyesinin yetiştirilmesine ve eğitimine atıfta bulunur. Bu eğitim idealleri daha sonra Greko-Romen dünyaya yayıldı ve Latincede “Humanitas” olarak adlandırıldı.

    Paideia’nın amacı, bu şekilde eğitilen genç yurttaş erkeklere aristokrat erdemleri aşılamaktı. Polis’teki ideal bir adam çok yönlü, gelişmiş zekâ, ahlâk ve fizikselliğe sahip olmalıydı; dolayısıyla bedenin, zihnin ve ruhun eğitilmesi önemliydi.

    Hem pratik, konuya dayalı eğitim hem de bireylerin polisin aristokratik düzeni içinde sosyalleşmesine odaklanma bu eğitimin bir parçasıydı. Paideia’nın pratik yönleri, liberal sanatların (örneğin retorik, gramer ve felsefe) modern tanımındaki konuların yanı sıra aritmetik ve tıp gibi bilimsel disiplinleri de içeriyordu. Müzik, şiir ve felsefe çalışmalarının kazandırdığı ahlâki eğitimin yanı sıra jimnastik ve güreşe de beden üzerindeki etkileri nedeniyle değer veriliyordu.

    Çok yönlü bir Yunan erkeğinin yetiştirilmesine yönelik bu yaklaşım, “Agōgē“nin uygulandığı Sparta hariç, Yunanca konuşulan dünyada yaygındı. – Wikipedia

    Agōgē: Yönetici ailelerin ilk oğulları dışında tüm erkek Spartalı vatandaşlar için zorunlu olan sıkı eğitim ve öğretim programıydı. Agōgē kelimesinin Antik Yunanca’da çeşitli anlamları vardır ve ἄγω (öncülük etmek) fiilinden gelir.

    Agōgē’de yer alan eğitim; askeri eğitim (örneğin acıya dayanıklılık), avlanma, dans etme, şarkı söyleme ve sosyal iletişim kurma dersleri aracılığıyla Sparta’ya sadakati geliştirmeyi içeriyordu.

    Agōgē küçük çocuklara, ergenlere ve genç yetişkinlere karşılık gelen üç yaş grubuna ayrıldı. Spartalı kızlar, devlet destekli benzer bir eğitim almış olmalarına rağmen agōgē’ye katılmazlardı.

    Agōgē’nin kesin kökenleri hakkında kaynaklar belirsizdir. Ksenophon’a göre, yarı efsanevi Spartalı kanun koyucu Lykurgus tarafından tanıtıldı ve modern bilim adamları, başlangıcını MÖ 7. veya 6. yüzyıla tarihlendirdiler. – Wikipedia

 
 

BEĞENEBİLECEĞİNİZ İÇERİKLER

4 YORUMLAR

  • Yanıtla Metin Çoban 17 Mayıs 2024 at 17:42

    Canım ya benim kafam yandı valla, tufanların bu kadar çok olması mı, desem; bir sürü tanrı, çağ içermesi mi desem? Resmen tez olmuş bu yazın. Ama bir kere okudum, daha sonra detaylı bir iki defa daha okuyacağım. O zaman bir daha yorum yazacağım.
     
    Biz fani kullar, Nuh ve Deukalion tufanını biliyoruz. Hatta ben Gılgameş tufanını biliyorum diye hava atıyordum. Dediğim gibi bir kere daha okumam lazım.
     
    Emeğine, kalemine sağlık.
     
    Sevgiler ❤️

    • Yanıtla Didem Çelebi Özkan 17 Mayıs 2024 at 21:43

      Cansın, can 😁❤️
       
      Öncelikle yorum için çok teşekkür ediyorum 🤗
       
      Yazdıklarımı kaynaklara dayandırabilmek birçok yabancı makale okudum, defalarca yeniden yazdım ve inan yazarken benim de beynim yandı. Ama bittiğinde Türkçede tufanlar konusundaki en kapsayıcı yazıyı yazmış olduğumu bilmenin huzuru vardı içimde 😁 Ne kadar okunur, kimler sonuna kadar okur çok da önemli değil aslında. Birgün birileri için kaynak olabileceğini bilmek benim için yeterli. Ve bak işte, sen görmüşsün değerini ve bu çok kıymetli benim için 😁
       
      Sevgiler canımcım ❤️

  • Yanıtla Yasemin Saraç 17 Mayıs 2024 at 22:30

    Ben, Kirke ve Ahmet Ümit’in Kayıp Tanrılar Ülkesi kitaplarıyla ilgi duymaya başladım. Luc Ferry’nin Gençler İçin Yunan Mitolojisi ile de bir yerden başlayayım, dedim. Alfabe’sinin a harfindeyim daha. Sizin yazınız ise güzel bir hatırlatma oldu. Büyük ihtimalle tanrıların çoğunun adını yine hatırlayamayacağım 🙈 ama olaylar aklımda kalıyor.
     
    Emeğinize sağlık.
     
    Zeus hakkındaki tüm yorumlarınıza katılıyorum.

    • Yanıtla Didem Çelebi Özkan 17 Mayıs 2024 at 22:49

      Çok mutlu ettiniz yorumunuzla 🥰🥰
       
      Yunan mitlerine ilgi duyan ve daha derin bilgi sahibi olmak isteyen okurlar olduğunu görmek gerçekten muazzam. Bu upuzun yazıyı sonuna kadar okumakla kalmayıp zamanınızdan bir bölüm daha ayırarak yorum yazmış olmanız ise gerçekten çok kıymetli. Çok teşekkür ediyorum.
       
      Sevgiler ❤️

    Düşünceleriniz bizim için değerli! Yazı hakkındaki yorumlarınızı paylaşarak sohbetin bir parçası olun.

    error: Kopya korumalı içerik!

    Yazı: Pembeden Yeşile Bütünlük | Yazan: İrem Savaş
    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan