Cadı Tabletleri Felsefe

Devlet | Platon

21 Temmuz 2022

Kitap: Devlet | Yazar: Platon | Yorumlayan: Didem Çelebi Özkan


Devlet, Platon

Devlet diyaloğunu ilk kez 1994’te, felsefe eğitimimin ilk yıllında okumuştum. Son birkaç yıldır, bugünkü birikimimle yeniden okumayı istiyor fakat bu sefer kalkışacağım işin boyutunun bilincinde olduğum için de devamlı erteliyordum. Nihayetinde bir kez daha Devlet’i elime alabildim. Tahmin ettiğim gibi oldukça uzun sürdü okuma serüvenim.

Yorumu yazmam ise öyle birkaç saatimi değil, günlerimi aldı. Hâlâ da yorum konusunda ne menem bir iş çıkarttığımdan emin değilim. Eksikler muhakkak olmuştur. “Devlet, çok daha kapsamlı bir incelemeyi elbette hak ediyordur” dedikten sonra keyifli okumalar diliyor, yoruma geçiyorum.
 

*

 

Platon

Avrupa kıtasındaki ilk yüksek öğrenim kurumu olan Akademi‘yi kuran Atina doğumlu Platon, hocası Sokrates ve en ünlü öğrencisi Aristoteles ile birlikte Antik Yunan felsefe tarihinin merkezi filozoflarındandır.

Felsefede yazılı diyalog ve diyalektik biçimlerin yenilikçilerinden olan Platon, Batı siyaset felsefesinin de kurucusu olarak kabul edilir.

Hocası Sokrates’in büyük oranda etkisi altında olsa da Pythagoras’ın (Pisagor’un) da Platon üzerindeki tesiri göz ardı edilemez. Aristoteles, öğretmeni Platon için, “‘Her şeyin matematikle ilgili ve sayıların nihai gerçek olduğunu, matematik aracılığıyla her şeyin tahmin edilebileceğini ve ölçülebileceğini’ söyleyen Pisagorcuların öğretilerini yakından takip ettiğini” söyler. Cicero konuyu bir üst seviyeye taşır ve Platon’un her şeyi Pythagoras’dan öğrendiğini ileri sürer.

Pythagoras, Herakleitos ve Parmenides gibi etkisi altında olduğu seleflerinin birkaç eseri günümüze kadar gelebilse de Platon’un tüm yapıtlarının 2.400 yıldan fazla bozulmadan hayatta kaldığına inanılıyor.

Sokrates

Bildiği tek şeyin cehaleti olduğunu söyleyen Sokrates, bu sözüyle cehaletimizin farkına varmanın felsefe yapmanın ilk adımı olduğunu ima eder.

Platon’un hemen hemen her eserlerinde hem kişi hem de ideal bir karakter olan Sokrates’in, diyaloglarda sunduğu düşüncelerin ne kadarının kendine ne kadarının Platon’a ait olduğu daima bir tartışma konusu olarak kalacaktır. Zira hiçbir metin bırakmamış olan Sokrates’i, öğrencileri olan Platon ve Ksenophon’un -filozofun ölümünün ardından- kaleme aldıkları ve felsefesini aktardıkları metinler üzerinden tanıma şansı elde edebilmiştir düşün tarihi.

Antik Çağ’dan itibaren filozoflar üzerinde güçlü bir etki bırakan Sokrates, özellikle Rönesans dönemi hümanizm hareketi içinde yeniden önemli bir rol oynamıştır.

Etik düşünce geleneğinin ilk filozofları arasında sayılan Atinalı filozofumuz Sokrates, MÖ 399’da dinsizlik ve gençleri yozlaştırmakla suçlanır. Bir gün süren yargılamanın ardından da idama mahkum edilir. Hapishanedeki son gününü, öğrencileri ve dostlarıyla geçiren filozof, kaçmasına yardım edebileceğini söyleyen güçlü dostlarını reddeder ve baldıran zehrini içerek ölür. (Aydınları din adına öldürmek, yakmak, idam etmek bin yıllardır yobazların, dini kendilerine alet edenlerin gerçekliği 🤬)

Sokrates’in Savunması‘nı, İş Bankası Hasan Ali Yücel Klasikleri Dizisi‘nden okumanızı yürekten tavsiye ederim. Gençliği yoldan çıkarmakla suçlanan bu adamın ömrünü gençliği eğitmeye harcadığını göreceksiniz. Oğluma 15 yaşında okuttum Sokrates’in Savunması’nı 😉 Instagram’da bu kitabın da yorumunu yazmıştım. Göz atmak isteyebilirsiniz diye linki buraya bırakıyorum: Sokrates’in Savunması

Sokrates ve Platon | Platon ve Aristoteles | Aristoteles ve Büyük İskender

Tarihi şekillendiren bu ilişki üçlüsünden de bu noktada bahsetmem gerektiğini düşünüyorum.

Granger'in gravürü | Aristoteles ve Büyük İskender


Granger’in Büyük İskender ile Aristoteles Gravürü

Platon, Sokrates’in öğrencisidir.

Aristoteles, 17/18 yaşlarında Platon’un Atina’daki Akademisine katılır ve 37 yaşına kadar (MÖ 347) orada kalır. Makedonlu Philip’in isteği üzerine oldukça yüksek bir ücret karşılığında Büyük İskender’in özel öğretmenliğini yapmıştır.

Büyük İskender’in Platon’un Devlet diyaloğunda bahsettiği “filozof kral“ına en yakın örnek olduğunu söylemek sanırım yanlış olmayacaktır.

Granger gravüründe, Aristoteles’in felsefe bilgisini genç ve ilgisiz Büyük İskender’e aktarışını görüyoruz.

Aristoteles, İskender’in zihnini “bilgelik sevgisine” [philosophy: philo(sevgi) + sophy(bilgelik)] açarak “en yüksek iyiliğe” (önce kendi en yüksek iyiliğine, daha sonra da devletin en yüksek iyiliğine) ulaşmasına yardım eder. Platon’un terimleriyle söyleyecek olursa ona mağarada rehberlik eder.
 

Devlet (Politeia)

 
MÖ 375 civarında yazılan ve başyapıtı olarak kabul edilen Devlet, Platon’un erken dönem diyaloglarından sonra ama geç dönem diyaloglarından önce geldiğinden orta dönem diyalogları arasında yer alır. Felsefe tarihindeki en etkili ve en çok okunan kitaplardan biridir ve diyaloglarının çoğunda olduğu gibi, ana karakter Sokrates’tir.

Devlet diyaloğunda iki temel soru sorar Platon:

  1. Adalet nedir?
  2. Adil insan, adaletsiz insandan daha mı mutlu?” ya da “Adaletin mutlulukla ilişkisi nedir?

Erdemlerin en yücesi olan “adalet”in ne olduğu ve bir kişinin neden adil olması gerektiğine dair tartışma kısa süre sonra iyi bir şehrin nasıl organize edilmesi ve kimin tarafından yönetilmesi gerektiği sorusuna döner.

Platon’un ideal şehrinin (Kallipolis1) yöneticileri filozoflardır. Gerçek filozoflar. Uzun bir bölümle hangi filozofların gerçek hangilerinse olmadığını açıklar Platon.

Platon’a göre, “İyi bir yaşam nedir?” sorusuna doğru ve nesnel yanıtı bulabilecek tek kişi filozoflardır. Bunun nedeni, filozofların gerçeği bulma araçlarına sahip olmaları ve “görünüş” ile “gerçeklik” arasında farkı görebilmeleridir.

Görünüş & Gerçeklik

“Görünüş” nedir?
“Gerçeklik” nedir?
Ve neden aralarında bir fark vardır?

Platon’a göre görünüş, herkesin gördüğü ve duyduğu şeydir; belirsizdir, sürekli değişir ve çok yönlüdür. Gerçeklik ise mutlak, değişmez ve açıkça ayırt edilebilir.

Kallipolis’in 3 Sınıfı

Devlet, bireyin büyütülmüş hâli, birey de devletin küçültülmüş hâlidir Platon için ve bu devlet farklı sınıflardan oluşmaktadır.

  • Yöneticiler (Filozof)(Akıl)
  • Bekçiler (Asker)(Kalp)
  • Çalışanlar (işçiler, çiftçiler, zanaatkarlar)(Mide)

Sınıflar arasındaki herhangi bir değişim şehre büyük zararı vereceğinden söz konusu edilemez. Platon’a göre kusursuz adalet, bu üç sınıf arasındaki uyumdur. Her sınıfın sahip olması gereken erdemler de farklıdır.

Çalışanların görevi ve onlara yakışan erdem; tüm güçleriyle çalışmak, itaat etmektir. Bekçilerin sahip olması gereken erdem cesaret, yöneticelerinki ise bilgidir. Üç sınıfa birden gerekli olan erdem ise üzerlerine düşen görevi yapmaktır.

Devlet’te İşenen Belli Başlı Konular

Devlet diyaloğunda birbirine rakip birkaç adalet teorisi, insan mutluluğunun birbiriyle rekabet eden görüşleri, eğitim, felsefenin ve filozofların doğası/önemi, bilgi, gerçekliğin yapısı, idealar (Mağara Teorisi) gibi birçok konu ele alınır. Erdemler ve kusurlar, iyi ve kötü ruhlar, iyi ve kötü siyasi rejimler, aile, kadının toplumdaki rolü, sanatın toplumdaki rolü ve hatta ahiret.

Benim elbette ki en çok ilgimi çeken konu kadın-erkek eşitliği oldu. Akıllı insanın hâli başka oluyor, canım Platon bundan 2400 yıl önce kadın ve erkeğin eşit olduğunu, görünürdeki farkın eğitim olduğunu, kadınlara da erkeklerle aynı eğitim verilirse her görevi birlikte üstlenebileceklerini söylüyor 👏🏻👏🏻👏🏻

Devlet | Şölen | Sokrates'in Savunması | DiyaloglarOrta Çağ karanlığındaki bazı toplumlar 21. yüzyılda hâlâ kadının tek başına dışarı çıkıp çıkamayacağını, okuyup okunması gerektiğini, nasıl giyinmesinin erkeği tahrik etmeyeceğini tartışa dursun MÖ 400’de Platon devletin güvenliğini sağlama konusunda kadın ve erkeği birlikte görevlendiriyor.

Platon’un ideal devletinde aile de yoktur. Ahh bunun da insan doğasına ne kadar aykırı bir durum olduğunu yüzyıllarca önce ortaya koymuş diyebiliriz 😉

İdeal devletin olmazsa olmazı da elbette eğitim. Ölçülü, adil, topluma faydalı insanı yetiştirmek hedeftir Platon için. Ve ideal eğitim de ruh için müzik, beden için jimnastik, zihin için de matematikten geçer.

Sanata, özellikle de şairlere ise oldukça karşı. Homeros ve Hesiodos bile Platon’un eleştirilerinden usulünce pay alıyorlar. Neden mi karşı bunlara? Platon’a göre bu alanda ortaya konanlar taklidin de taklidi çünkü. Gerçek-görünüş ayrımından kısaca bahsetmiştim. Platon’a göre sanatçı gerçeğin yani ideaların değil, görünüşün (algılanan dünyanın) peşinde olandır. Bu durumda da eserlerinin, görünüşün yani talidin taklidi olduğunu ileri sürer.

Üzerinde konuşulması gereken ve kısaca değinmekle geçtiğim birçok konu oldu. Yalnız bunlardan ahiret/öte dünya bahsi ilgimi çeken bölümlerden biri olduğu için birkaç kelim ile bahsetmek istiyorum. Platon’un ölümden sonra çizdiği Cennet-Cehennem kurgusu Semavi Dinlerinkine o kadar benziyor ki bu durum kendinden önceki tüm inançları yıkıp yeni bir şey söylediğini iddia eden Göksel Dinler için bence büyük açmaz. Sümer ve Mısır mitolojilerinden de nelerin alındığını elbette çoğumuz biliyoruz 😉 Neyse bu konuya girmek ülkemizde derin hassasiyetlere(!) sahip olanları rahatsız edip durduğundan ben kuyuya taşı atıp konuyu burada kapamakla yetineceğim.

Başıma dert açacak bir diğer konuya daha değinmeden geçemeyeceğim ama. Umarım ben de mahkeme mahkeme süründürülmem. 😛

Platon, beş çeşit devlet modelini açıklıyor diyaloğunda. Bunlar sırasıyla şöyle:

  1. Aristokrasi
  2. Timokrasi
  3. Oligarşi
  4. Demokrasi
  5. Tiranlık

Toplumların bu sıralamadan geçeceğini iddia ediyor Platon. Beni en çok etkileyen tiranlığın ancak demokrasiden çıkabileceğini yazmış olması. Hem de 2400 yıl önce. Ünlü diktatörler gözlerimin önünde geçiş töreni yaptılar bu satırları okuduğumda.

Yoruma girmeden Platon’un tiranlar için paylaştığı cümleleri yazacağım. İkinci bir taş daha atıp köşeme çekiliyorum. N’aparsınız dönem bunu gerektiriyor 😉 Sokrates, Galilei, Bruno, More gibi yürek yemedim ben. Başım bedenimin üzerinde kalsın istiyorum 🙈

  • Syf: 297
  • “Halkın başına geçen adam, çokluğun kendine kul köle olduğunu görünce yurttaşların kanına girmeden edemez. Onun gibilerin hoşlandığı lekeleme yolunu tutar, onu bunu suçlandırıp mahkemelere sürükler.”

  • Syf: 298
  • “İlk günler zorba, dört bir yana selamlar, gülümsemeler dağıtır, zorbanın tam tersi gibi gösterir kendini; yakınlarına ve halka bol bol umutlar verir, borçluları avutur, herkese, hele kendi adamlarına topraklar dağıtır, dünyanın en cömert, en tatlı adamı gibi görünür, değil mi?”

    “İlkin dış düşmanlarıyla uğraşır. Yeni savaşlar çıkarır ortaya, halkı hep buyruğu altında tutmak için. Hem de vergilerle fakirleşen yurttaşlar işten başkaldıramasın, kendine karşı ayaklanmasınlar diye.”

  • Syf: 299
  • “Zorbanın yükselmesine yardım etmiş hatırı sayılır kimseler arasından sözlerini esirgemeyenler çıkar, en yiğitleri kendi aralarında, hatta zorbanın yüzüne karşı durumun kötülüğünü söylerler.”

    “Başta kalmak isterse zorbanın bütün bu adamları temizlemesi gerekir. Dostları arasında olsun, düşmanları arasında olsun bir tek değerli insan bırakmaz.”

    “Gözünü dört açıp kimlerde yürek, üstünlük, akıl, kudret olduğunu bir bakışta görmek zorundadır. İstesin istemesin, bunlarla uğraşmadan, ayaklarını kaydırmadan rahat edemez. Sonunda devleti temizler hepsinden. Hekimlerin başvurduğu temizlemenin tam tersi. Onlar bedende kötü ne varsa atıp yalnız iyiyi bırakırlar, zorbaysa iyileri atıp kötüleri bırakır.”

    “Yurttaşlarını ne kadar kızdırırsa bekçilerini de o ölçüde çoğaltmak zorunda, onlara güvenmek zorunda kalmayacak mı? Bu güvenilir bekçiler kimler olacak?

  • Syf: 301
  • “Devletin kutsal hazineleri varsa parayı oradan alacak.”

    “Satacak şey kalmayınca ne yapsın?”

    Sofrasını, dostlarını, gözdelerini beslemek için babasına başvuracak tabii.”

    “Anlıyorum halka demek istiyorsun. Madem zorbanın doğmasına sebep olan odur, adamlarıyla birlikte besleyecek oğlunu.”

  • Syf: 301
  • “İşte o zaman halk, okşaya okşaya büyüttüğü bu evladın ne büyük bir baş belası olduğunu anlar. Kovmak istediği kimselerin kendinden kuvvetli olduğunu da görür.”

    “Ne demek istiyorsun? Zorba babasına karşı mı gelecek? Keyfini kaçırdı diye el mi kaldıracak babasına?”

    “Sopasını elinden alınca tabii.”

    “Desene, sorba kan kusturacak anasına babasına.”

Tüm bunlar bir yerden tanıdık geliyor bana ama çıkaramıyorum bir türlü. 🤷🏼‍♀️

Filozof Kral ya da Kral Filozof

Platon için ideal devletin yöneticileri; görünüşün değil, gerçeğin ayırdında olan filozoflardır, demiştik. Krallar; ya filozoflar arasından seçilmeli ya da filozof olarak yetiştirilmelidir. Nasıl bir eğitimden geçeceklerini de uzun uzun anlatıyor diyaloğunda. Bir filozof kolay yetişmiyor sonuçta 😉

Kim bilir “Akademi”yi de belki bu yüzden kurmuştur; geleceğin filozof krallarını yetiştirmek için.

Platon, “Ya filozoflar kral olmalı ya da krallar filozof” sözüyle güç ve aklı uyumlu kılmayı esas alır. Platon’un filozofları, ideaları özellikle de tüm ideaların ötesinde yer alan “iyi” ideasını kavrayabilir ve “iyiyi gerçekleştirmeyi”, kusursuz adaleti sağlamayı amaç edinir.

Ruhta akıl, evrende Demiurgos2 ne ise devlet de filozof kral odur. İdeal düzen ancak filozof kralların yönetimi altında kurulur Platon’a göre.

Şehir Devleti

Platon’un ideal devleti bir şehir devletidir. Nüfus, bugünün devlet nüfusların çok altındadır ve kurduğu sistemi uygulamak görece daha kolaydır. Platon ileri yaşlarında bu sorunu fark eder ve devletinin hayâl olduğunu kabul etse de doğruluğunu savunmaktan vazgeçmez.

Etik mi, Siyaset Felsefesi mi?

Devlet’in illa bu iki başlıktan biri altına girmesi gerektiğini düşünmüyorum. Elbette siyaset felsefesi için bir klasiktir Devlet fakat diyaloğun etik bir soruyla başladığını da göz ardı etmemek gerekir. Sokrates’in, birey için adil yaşamın adaletsiz yaşamdan daha iyi olup olmadığını bulmak üzere yola çıktığını unutmamız gerekir.

Politik konuları etik bir soruyu cevaplamak için bir araç olarak kullanıyor olsa da eğitim, siyasi sınıflar arasındaki ilişkiler, savaş, mülkiyet, siyasi çekişmelerin nedenleri, rejimlerin değişmesi gibi siyasi konularda oldukça fazla zaman harcar. Bunların her birinin siyaset felsefesine önemli katkılar sağladığı da aşikârdır.

Biri ya da diğeridir demek illa gerekli mi bilmiyorum. Bu konu üzerine de birçok tartışmalar var, ben burada durmakla yetineceğim.

Ütopya | İdeal Toplum

Platon’un ardından birçok ideal devlet kuramı, bugün kullandığımız terimiyle “ütopya” yazılmıştır. Platon, bunlardan büyük bir farkla ayrılıyor bana kalırsa çünkü filozofumuz kendi devletini asla bir fantezi ya da hayâl olarak görmez (ilerki yaşlarına kadar) ve uygulanabilirliğini sonuna kadar savunur diyalogda.
 

*

 

“Devlet”in Etkisinde Yazılan Kitaplar

Başta Farabi olmak üzere birçok filozof ve yazarı etkilemiştir Platon. Hatta bu kast sisteminin aslında ütopyadan çok distopyaya gidebileceğini öngören yazarlar da az değidir. Sizin için bu iki alanın da öne çıkan eserlerini listeledim. Önce ütopyalar:

Eminim gözümden kaçan ütopyalar olmuştur. Listeye eklenmesi gerektiğini düşündüklerinizi yorum bölümüne yazarsanız çok mutlu olurum. Dizinin tamamını ben de okumadım. Okuduklarımın yorumunu Instagram’da yazmıştım, liste üzerinde bağlantılarını bıraktım.

Bu dizini tamamladıktan sonra okumayı planladığım bir kitap daha var. O da Gregory Claeys’den Ütopya Edebiyatı.

Gelelim distopyalara; bu alan da beni oldukça etkiliyor. Altta paylaştığım listenin tamamını okudum ve Instagram’da paylaştım. Listem şöyle:
  • Zaman Makinesi, H. G. Wells | 1895
  • Dr. Moreau’nun Adası, H. G. Wells | 1896
  • Demir Ökçe, Jack London | 1907
  • Biz, Yevgeni Zamyatin | 1920
  • Cesur Yeni Dünya, Aldous Huxley | 1932
  • 1984, George Orwell | 1949
  • Fahrenheit 451, Ray Bradbury | 1953
  • Sineklerin Tanrısı, William Golding | 1954
  • Otomatik Portakal, Anthony Burgess | 1961
  • Mülksüzler, Ursula K. Le Guin | 1974
  • Alaycı Kuş, Walter Tevis | 1980
  • Damızlık Kızın Öyküsü, Margaret Atwood | 1985
  • Körlük, José Saramago | 1995

Okumayı planladıklarım ise şunlar:

  • Ego, Ayn Rand | 1938
  • Ben Robot, Isaac Asimov | 1950
  • Seçilmiş Kişi, Lois Lowry | 1993

Ütopyalar da olduğu gibi bu listeye de eklenmesi gerektiğini düşündükleriniz varsa lütfen yorum bölümünde benimle paylaşın.

Başka kitap yorumlarında, öykülerde, köşe yazılarında görüşmek üzere…
 
 

Sevgiler,
Didem Çelebi Özkan

 
 

Notlar & Açıklamalar:

 
 

  1. Kallipolis: Platon, ideal devletini, Yunanca κάλλος (kallos: güzellik) ve πόλις (polis: şehir) sözcüklerinden oluşan ve “güzel şehir” anlamına gelen Kallipolis diye adlandırır.     ⇡⇡⇡
  2. Demiurgos: Faal akıl. Akl-ı Faal ya da Demiurgos, birçok kültürde görülen Dünya’yı oluşturan ilaha eski Yunan geleneğinde verilen addır. Bu ad, “insanlar” anlamındaki “demos” sözcüğü ile “iş” anlamındaki “ergon” sözcüğünden türetilmiş olup “insanlar için imal eden, şekil veren, mimar” anlamına gelmektedir. Fakat bu ilahın Yaratıcı olmadığı da belirtilir. Akl-ı Faal’in en belirgin özelliği bir şeyi yoktan var etmemesidir; yaratmaz, yoktan bir şey var etmez, fakat yaratılmış olana biçim vererek bir şeyler meydana getirir, yaratılmış olanı düzenleyerek yeni yeni şeyler meydana getirir. Dünya’yı da böyle, biçimlendirerek ve unsurlarını düzenleyerek oluşturmuştur. Bu ilah sembolünün, özellikle Platoncular ve Gnostiklerce kullanılmış olduğu görülmektedir.
     
    Platon’un Timaeus’u Akl-ı Faal’i sınırsızca hayırsever olarak anlatmaktadır. Bu sebeple Akl-ı Faal mümkün olduğunca iyi bir dünya var etmek istemektedir, ancak Akl-ı Faal dünyayı kaotik ve belirsiz bir olmama halinden oluşturduğu için dünya asla mükemmel olamamaktadır. – Vikipedi    ⇡⇡⇡

BEĞENEBİLECEĞİNİZ İÇERİKLER

2 YORUMLAR

  • Yanıtla Atakan Balcı 22 Temmuz 2022 at 09:05

    Özellikle yaşadığımız dönemde Platon’un “Devlet” yapıtının, hele ki birçok aydınca Platon’un “filozof kral”ı olarak değerlendirilen birince kurulan bir cumhuriyetin çocuklarınca okunması, irdelenmesi çok önemli. Ellerine, esinine sağlık!

    • Yanıtla Didem Çelebi Özkan 22 Temmuz 2022 at 09:32

      Ne güzel bir yaklaşım 😍 Kendim yüce önderimizi atladığım için utandım 🙈 Elbette filozof krallara örnek verilebilecek liderlerden biri de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür 🙏🏻 Bir gün yeniden onun kurduğu cumhuriyete ve hedeflerine döneceğimize şüphem yok.
       
      Vakit ayırıp okuduğun ve yorum yazdığın için çok teşekkür ederim Atakancım.
       
      Sevgiler 🤗

    Cevap Yaz

    Yazı: Pembeden Yeşile Bütünlük | Yazan: İrem Savaş
    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan