! Bu yazı dizisi, Prof. Dr. Cengiz Çakmak’ın İstanbul Üniversitesi’nde verdiği “Antik Çağ Felsefesi” dersindeki konuşmasının metne aktarılmasıyla şekillendirilmiştir.
İndeks
Giriş Dersi | Antik Çağ Felsefesi | 1
İlk Filozoflar | Antik Çağ Felsefesi | 2
5 Dönüşüm | Antik Çağ Felsefesi | 3
Herakleitos | Antik Çağ Felsefesi | 4
Varlık Problemi | Antik Çağ Felsefesi | 5
Sofistler | Antik Çağ Felsefesi | 6
Bu ilk dersimizde, Antik Yunan felsefesinin tohumlarının atıldığı coğrâfî ve kültürel bağlamı ele alacağız. Orta Doğu, Akdeniz ve Mezopotamya gibi antik uygarlıkların merkezinde yer alan bu havza, günümüz Batı düşüncesinin ve dolayısıyla bizim kültürümüzün de derin köklerine uzanan bir zemin sunar. Amacımız, bu kadim birikimin temel bileşenlerini anlamak ve felsefi mirasımızla olan ilişkimizi yeniden düşünmektir.
Antik Çağ felsefesi, yalnızca düşünsel bir birikim değil; aynı zamanda insanlığın zihinsel yolculuğunun başlangıç noktasıdır.
Felsefenin, bir “bilgelik sevgisi” olarak doğduğu bu topraklarda, düşünce biçimimiz yalnızca eski Yunan’la değil, çok daha geniş bir yelpazeyle şekillenmiştir.
Mezopotamya’nın matematikteki başarısı, Mısır’ın astronomi ve tıptaki derin bilgisi, Akdeniz’in çoktanrılı inanç dünyası; hepsi Antik Yunan felsefesinin ortaya çıkışında birer esin kaynağı olmuştur.
O dönemde insanlar doğayı, evreni ve varoluşu sorgulamak için yeni yollar aramaya başladılar:
“Evren nasıl oluştu?”
“İnsanın yeri nedir?”
“Bilgiye nasıl ulaşılır?”
Gibi temel sorular, bugünün felsefesini biçimlendiren temel meseleler olarak belirmeye başladı.
Bizim bulunduğumuz bölge, Mısır, Mezopotamya ve Akdeniz havzasıdır.
Özellikle Doğu Akdeniz; zaten Batı tarafında bu konuda pek bir şey yok. Bu bölgede astronomi, geometri, aritmetik, tıp ve tarımla ilgili büyük bir birikim var. Aynı zamanda burada dinler de mevcut. Evet, burada çoktanrılı dinler var ama aynı zamanda tek tanrılı dinler de ortaya çıkmıştır: Yahudilik, Hristiyanlık ve İslâmiyet. Bu havzada Mısır, Mezopotamya ve Akdeniz kültürleriyle birlikte eski Yunan düşüncesi ve kültürü de bulunmaktadır.
Şöyle bir çanağa baktığımızda, çanağın içinde; tek tanrılı dinler, Mısır ve Mezopotamya’nın birikimleri ve başarıları ile Antik Yunan vardır. Bu bizim havzamızdır; aynı zamanda Batı düşüncesinin de çıktığı yerdir. Coğrafya olarak ifade ettiğimizde, Mısır, Mezopotamya ve Akdeniz havzası bugünkü Batı düşüncesinin köklerini, kaynaklarını bulduğu yer olduğu gibi, bizim de köklerimizin kaynağıdır.
Köklerimizin bir kısmı ise daha doğuya, Asya’nın içlerine doğru uzanır. Bu bağlamda Asya bağlantısını bir kenara koyarak, Antik Yunan’ın temellerimizde yer aldığını ve anlamamız gereken bir alan olduğunu söyleyebiliriz.
Biyoloji kelimesi örneğin, Eski Yunanca kökenlidir. Hatta günlük hayatta kullandığımız pek çok kelime, örneğin maydanoz, Eski Yunanca’dan gelir.
İstanbul’da gezindiğimizde Eski Yunan dünyasının bize Bizans üzerinden ulaştığını görürüz. Bizans’tan gelen mimari gelenek, Mimar Sinan’ın camileri ile yeni formlara bürünerek devam etmiştir. Kubbe mimarisi bize Bizans ve Roma’dan miras kalmıştır.
Roma da kültürel temelleri bakımından mimari anlamda eski Yunan düşüncesinin bir devamıdır. Bu anlamda Antik Çağ’ı anlamak, tarihsel köklerimizin önemli bir parçasını anlamak demektir.
Bir noktanın altını çizmek istiyorum:
“Antik Yunan ile bizim ne işimiz var?!” diye sorarsanız, yaklaşık 1500 yıllık bir süreçte İslâm üzerinden bu mirasla ilişkili olduğumuzu söyleyebilirim.
İslâm’dan önce de bu bölgelerde karşılaştığımız bir süreçtir bu. Hem modern Batı hem de Türkiye olarak biz, Antik Çağ ile özsel ve zorunlu bir bağa sahibiz.
Çin ve Hint kültürlerini anlamak ve öğrenmek isteyebiliriz; ancak bu daha çok entelektüel bir meraktır.
İslâm düşüncesinin anlamaya, felsefe yapmaya ve yorumlamaya çalıştığı bir birikimden besleniyoruz.
Antik Yunan’ı kendimize konu edinmemizin iki boyutu vardır: Birincisi zorunluluk, ikincisi ise entelektüel bir lükstür. Ancak burada kastettiğim lüks, araba veya ev lüksü değil; entelektüel bir ışıktır. Bu, bir aydınlanma değil, farklı bir tür ışıktır.
Önümüzdeki hafta ilk filozoflarla tanışmak dileğiyle!
Prof. Dr. Cengiz Çakmak





2 YORUMLAR
Yalnızca tarihî köklere değil, düşüncenin kadim akışına da götüren bu yolculuğa eşlik etmek büyük bir keyif. Kendimi yeniden amfinin üst sıralarından hayranlıkla izlediğim derslerinden birinde gibi hissediyorum.
Derslerin kayıtlarını benimle/dergiyle paylaştığın için müteşekkirim ❤️🙏🏻
Dergide yazacağınızı duyduğumdan beri yazı dizinizi okumaya başlamak için vakit kolluyordum. Nihayet bugün başlayabildim. Benim gibi felsefe tarihi konusunda bilgi edinmek isteyenler için nasıl büyük bir lütuf bu anlatamam. Elinize sağlık. İkinci yazıdan devam ediyorum. 🙃