Çıkmaz Sokaklarda Felsefe

Antik Çağ Felsefesi | 4

30 Kasım 2024

Yazı: Antik Çağ Felsefesi | 4 | Herakleitos | Yazan: Prof. Dr. Cengiz Çakmak

! Bu yazı dizisi, Prof. Dr. Cengiz Çakmak’ın İstanbul Üniversitesi’nde verdiği “Antik Çağ Felsefesi” dersindeki konuşmasının metne aktarılmasıyla şekillendirilmiştir.

 

İndeks

Giriş Dersi | Antik Çağ Felsefesi | 1
İlk Filozoflar | Antik Çağ Felsefesi | 2
5 Dönüşüm | Antik Çağ Felsefesi | 3
Herakleitos | Antik Çağ Felsefesi | 4
Varlık Problemi | Antik Çağ Felsefesi | 5
Sofistler | Antik Çağ Felsefesi | 6

 
Kaldığım yerden Herakleitos ile devam ediyorum. Onun bilgi edinme süreci ve epistemolojik dönüşüm konusundaki görüşlerine odaklanacağım.

Yazı: Antik Çağ Felsefesi | 4 | Herakleitos | Yazan: Prof. Dr. Cengiz ÇakmakHerakleitos

Herakleitos’a göre her şey, bireyin kendi çabasıyla gerçekleşir. İnsan, “topraktan kurtulmalı”, yani kendi kabuğunu kırarak tecrübe etmeyi öğrenmelidir. Ancak tecrübe etmek tek başına yeterli değildir; tecrübe edilenlerin üzerine düşünmek de gereklidir. Gördüklerimizi, duyduklarımızı ve anladıklarımızı anlamlı yapılar hâline getirmek, Herakleitos felsefesinin temel taşlarından biridir.

Bu anlayış, modern düşüncenin öncüsüdür. Sadece deneyimlemek değil, deneyimler üzerine düşünmek; duyuların sağladığı algıları analiz etmek; duyu algıları, dil ve kendi varlığımız üzerine kafa yormak gerekir. Kendimiz üzerine düşünmeyi bırakmamız, çağımızın en büyük eksikliklerinden biridir. Onun temel mesajı şudur: “Düşünmeyi sen gerçekleştir.”

Bu, bir inanma ve görme eyleminden önce gelen düşünme sürecidir. Ancak düşünmek yetmez; bu süreçle birlikte bir seferberlik başlatmanız gerekir. Seferberlik ne içindir? Çer çöpten, engellerden kurtulmak için. İnsan, tarlayı ekecek hâle getirmelidir. Bu tarla, insanın kendi zihni ve ruhudur. Herakleitos’un felsefesi, “ekme felsefesi” olarak tanımlanabilir. Önce zihni temizle, kendini anla, kim olduğunu idrak et, ardından ekime başla.

Herakleitos’a göre, insanın tanrısal bir yönü vardır. İnsan, tanrıyla ortak bir özelliği paylaşır. Ancak tanrı bütün bir kozmostur, insan ise küçük bir kozmostur. İnsan, bu küçük kozmosu araştırarak ve geliştirerek tanrısal yönüne yaklaşabilir. Bu nedenle Herakleitos, idrakin, yani derin kavrayışın, önemine vurgu yapar. Ona göre çoğu insan, idraki gerçekleştirecek adımları atmaz çünkü tanrısal yönü taşımak zordur.


Epistemoloji ve İnsan Çabası: Herakleitos’un Bilgi Anlayışı

Epistemolojik anlamda Herakleitos’a göre insan, kendi çabasıyla bilgi edinebilir ancak insanda tanrısal bir yön de vardır. Bu anlayış, ilerleyen dönemlerde apriori bilgi kavramına doğru evrilecektir.

Herakleitos, sadece bilmekle yetinmeyip iyi eylemde bulunmayı da öğütler: “İdrak et, anla, olup biteni kavra.” Ancak bu süreç kolay değildir çünkü ahlâki sorumluluk insana aittir. Yunan’da bu anlayış açıkça ortaya konulmuştur: Yaptıklarından yalnızca sen sorumlusun. “Şeytana uydum”, “kötü cinler musallat oldu” ya da “aklımı kaçırdım” gibi mazeretler Yunan düşüncesinde yer almaz. Bütün bunlar, insanın açgözlülüğünden ve kendini bilmemesinden kaynaklanır.
Herakleitos’un felsefesi, Yunan düşüncesinin temel taşlarından biri olan “had felsefesi” ile yakından ilişkilidir. Şairlerde de yer bulan bu anlayış, iki temel problemi vurgular:

  1. Haddini Aşmak: Kendi kabiliyetlerinin üstünde fazla şey istemek ya da örneğin yemek yemenin haddini aşmak açgözlülüktür.
  2. Bilginin Haddini Aşmak: Bu, bilgiye doğru bir şekilde yaklaşamamanın, onu hazmedememenin ve sonuçta çürümüşlüğün bir ifadesidir.

xxxHerakleitos’a göre kibir, açgözlülüğün ve eksikliğin bir yansımasıdır. Kibir gördüğümde iki şey görürüm: açgözlülük ve zafiyet.

Bunu şöyle düşünün: Haddiniz, bir daire ile sınırlıdır. Bu dairenin dışına çıkmaya çalışmak yerine, önce içini doldurun. Hemen dairenin dışına uçmaya çalışmak, açgözlülüğün bir ifadesidir. Bu yemek yeme açgözlülüğü, mal-mülk açgözlülüğü ya da bilgi açgözlülüğü olabilir. Her birinin temelinde tatminsizlik yatar. Tatminsiz insan, doymak bilmez.

Kibir sahibi olan kişide ise bilgiyi hazmedememiş olma durumu vardır. Çünkü bilgi açgözlülüğüyle hareket edilemez; bilgiyi sindire sindire öğrenmek gerekir. Sürekli yemek yiyen insanın tatminsizliği gibi, kibir sahibi olan kişi de bilgiyi sindirememiştir ve bu da tatminsizlikten kaynaklanır.

Politik anlamda baktığımızda, sürekli iktidar arzusu taşıyan insanda da bir eksiklik olduğunu görürüz.

Herakleitos’tan öğrendiğimiz şeylerden biri, bilginin ve eylemin özünde denge ve ölçü olduğudur.

Herakleitos’un bilgi anlayışını burada bitiriyorum.


Herakleitos’un Teolojisi: Tanrı, Adalet ve İnsan Sorumluluğu

Herakleitos’un tanrı fikrinde, her şeyi çekip çeviren, düzenleyen bir varlık vardır. Bu varlığa bazen “sophon” der. Sophon, cinssiz bir sıfat olarak kullanılır. Sophos kelimesi ise eril bir anlam taşır. Sophon, Herakleitos’un dilinde dört yerde karşımıza çıkar: 32., 41., 50. ve 108. fragmanlarda. Bu bağlamda sophon bazen doğrudan tanrıya, bazen dolaylı olarak insana işaret eder. Diğer iki durumda ise doğrudan insana, dolaylı olarak tanrıya gönderme yapar. Herakleitos’un dili burada çok özel bir şekilde çalışır ve incelikle düşünülmüş ifadelerle bu kavramları ele alır.

Bilmek Herakleitos için bir seferberliktir. Herakleitos’un tanrı anlayışında, tanrı her şeyi düzenleyen bir varlıktır. “Her şey, her şeyledir” der ve bu düşüncesi, tanrıyı evrenle, yani kozmosla özdeş gördüğünü ortaya koyar. Ksenophanes gibi, tanrıyı evrensel bir düzenin (kozmos) içinde algılar. Herakleitos’un tanrısı, âdil bir varlıktır ve her şeyi olması gerektiği gibi yapar.

Bu noktada Herakleitos’un tanrı anlayışı, insanın sorumluluğuyla ilişkilidir.

Yunan Mitolojisi | Themis | Antik Çağ

Her şey kozmosta olması gerektiği gibidir; ancak başımıza gelenlerden tanrı değil, biz sorumluyuzdur.

Tanrı her şeyi adil bir şekilde yaparken, biz insanlar kendi açgözlülüğümüzle adaletsizliği yaratırız. İşimize gelen şeyleri adil bulurken, işimize gelmeyen şeyleri adaletsiz olarak nitelendiririz.

Örneğin, COVID-19’un kozmosta bir yeri ve anlamı vardır. Bu olayı anlamak istiyorsak, önce kendi açgözlülüğümüze bakmalıyız. Dünyayı babamızın malı gibi görme eğilimimiz, doğayı ve hayvanları kontrolsüz bir şekilde tüketme isteğimiz, bu tür sonuçları doğurur. Herakleitos’a göre phusis (doğa), başlı başına âdil bir varlıktır. Ancak insan, problemli bir varlıktır. Açgözlülüğümüzle hayvanları öldürür, doğayı talan eder ve ardından sonuçlardan şikâyet ederiz. Bununla yetinmeyip başımıza gelenler için belirli milletleri ya da grupları suçlarız. Bu, Herakleitos’un felsefesi bağlamında çirkin bir tutumdur. Problem tanrıda ya da kozmosta değil, biz insanların eylemlerindedir.

Herakleitos’un sık sık kullandığı kelimelerden biri “nous” (akıl) ve ona bağlı olarak “noesis” (anlama) ve “synesis” (bağlantı kurma)dır. “Düşün, sök, bir araya getir, bağla.” Herakleitos’un bu çağrısı, insanın olup biteni anlamlandırma çabasıyla ilgilidir. Bu bağlamda, tanrı ve kozmosun özdeş olduğunu, adaletin bu bütünlükten kaynaklandığını vurgular. Eğer bir problem varsa, bu tanrıdan ya da phusisten değil, insanın eylemlerinden kaynaklanır.


Herakleitos’ta Etik ve Sorumluluk

Etik - Ethos - Daimon Herakleitos’un etik anlayışında “ethos” kelimesi önemli bir yer tutar. Ethos iki anlamda kullanılır: Hem insanın temel karakteri ya da barınağı hem de huy ve alışkanlıkları. Huy ve alışkanlıklar, Herakleitos’a göre, insanın barınağıdır. Yaşama tarzınız, kim olacağınızı belirler.

Herakleitos’un 119. fragmanını yorumlarsak, şu fikre ulaşırız: “İnsanın ethosu onun daimonudur.”

Buradaki “ethos”u karakter olarak çevirmek mümkündür. Daimon ise hem kader hem de yaşamı etkileyen güç anlamına gelir. Yunan mitolojisinde iki tür daimon vardır: kaka-daimon (kötü daimon) ve eu-daimon (iyi daimon). Eğer yaşam tarzınız kötü ise kötü bir daimon; eğer iyi bir yaşam sürüyorsanız iyi bir daimon sizinle olacaktır. “İyi daimon” demek, aynı zamanda iyi bir hayat sürmek anlamına gelir.

Herakleitos, bu bağlamda yaşama tarzını, yani ethosu, insanın kişiliğini inşa etme biçimi olarak tanımlar. Kötü bir yaşam tarzı insanı aşağılık bir varlığa dönüştürebilirken, iyi bir yaşam tarzı insanı yüce bir varlık hâline getirebilir. Bu tamamen bireyin kendi seçimlerine bağlıdır.

İçimizdeki Savaş ve Özgürlük

Herakleitos’a göre, savaş bireyin içindeki çatışmayı temsil eder. Bu çatışma, insanın aklı ile tutkuları arasındaki mücâdeledir. Savaş, her şeyin kaynağıdır; kimini köle, kimini kral yapar. Ancak burada kullanılan “kral” kavramı, politik bir anlam taşımaz. “Kral olmak”, kendi hayatını yöneten, kendi ethos’unun hâkimi olan kişi anlamına gelir. Diğer yandan “köle olmak” ise tutkularının, arzularının, açgözlülüğünün ve yalanlarının esiri olmak anlamına gelir.

Herakleitos’a göre, çatışmayı kazanan kişi, hayatını ahlâki bir şekilde yönetir ve “tanrı gibi” özgür olur. “Tanrı gibi olmak” bir deyimdir ve Yunanlılar için özgür, ölçülü, neyin nasıl yapılacağını bilen bir insan olmayı ifade eder. Çatışmayı kaybeden ise köle olur ve tutkularının içinde hapsolur. Kölelik, insanın kendi eğilimlerinin esiri olmasıdır.

Modern Tüketim ve Eski Yunan Bilgeliği

Herakleitos’un etik anlayışı, insanın yaşama tarzına dayalı sorumluluk fikrini vurgular. Başımıza gelen olaylar, yalnızca bireysel değil, toplumsal yaşama tarzımızın bir sonucudur. Örneğin, COVID-19 gibi modern dünyayı sarsan olaylar, bireyin açgözlülüğü ve tüketim tarzıyla açıklanabilir. Ancak Herakleitos, bireyin ötesine geçerek toplumsal üretim ilişkilerini de eleştirmiştir.

Modern tüketim, israf üzerine kuruludur. İnsanlar sürekli bir şeyler tüketmek ve israf etmek zorunda bırakılır. Eski Yunan bilgeliği ise bunun aksine ölçülülüğü savunur. Her şeyin kararında yapılması gerektiğini vurgular: “Kararında ye, kararında konuş.”

Herakleitos, insanın kendi eylemlerinden tamamen sorumlu olduğunu açıkça belirtir. Ölçülü bir yaşam, hem bireyin hem de toplumun temel sorumluluğudur.

Herakleitos’ta etik anlayış burada sonlanıyor. Şimdi kozmolojik görüşlerini incelemeye geçelim.


Yazı: Antik Çağ Felsefesi | 4 | Herakleitos | Yazan: Prof. Dr. Cengiz Çakmak

Herakleitos ve Kozmoloji: Düzen ve Ölçü

Herakleitos’un kozmolojisi, her şeyin belli bir ölçü ve düzen içerisinde gerçekleştiğini savunur. 30. fragmanda geçen ifadeyle, “Kozmos, belli ölçülere göre yanan ve sönen bir ateştir.” Bu, evrendeki her şeyin rastgele değil, bir kurala ve düzene göre işlediğini gösterir. Ölçü ve denge Herakleitos’un düşüncesinde merkezî bir yer tutar.

Bir diğer önemli nokta ise, Herakleitos’un kozmoloji anlayışının, diğer düşünürlerden farklı olarak, kozmosun bir başlangıca sahip olmadığını savunmasıdır. O, evrenin yoktan var edilmesi fikrine karşıdır. Antik Yunan düşüncesinde, evren bir tohum gibi düşünülebilir; bu tohum gelişir ve süreç içinde kozmos ortaya çıkar. Herakleitos’a göre kozmos, her zaman mevcut olmuştur. Aynı şekilde, logos da her zaman var olmuştur. Ancak bu sürekli var oluş içinde yeni varlıklar ortaya çıkarken, eski varlıklar sahneden çekilir.

Herakleitos’a göre evrende mutlak var olma ya da mutlak yok olma diye bir şey yoktur. Hayat, bir oluş ve dönüşüm sahnesidir. Örneğin, bir birey yaşam sahnesine çıkar, bir süre sonra sahneden çekilir. Ancak sahneden çıkanlar tamamen yok olmaz; başka bir forma dönüşerek varlığını sürdürür. Sahneye giren ve çıkanlar arasında sürekli bir hareket ve değişim vardır. Hiçbir varlık mutlak anlamda kaybolmaz, yalnızca başka bir şekle bürünür. Ancak bu dönüşüm ölçülü ve düzenlidir; yani bir varlık, ani ve düzensiz bir şekilde bambaşka bir şeye dönüşmez.

Herakleitos’un kozmolojisini, “her zaman bir düzenle var olan kozmos” şeklinde özetlemek mümkündür. Bu, modern dünyanın kozmoloji anlayışıyla da benzerlik taşır. Örneğin, Big Bang teorisinde evrenin bir başlangıcı olduğu varsayılır, ancak Herakleitos, böyle bir başlangıcı reddeder ve evrenin her zaman var olduğunu savunur. Eğer Big Bang sonrası süreçteki evreni ele alırsak, bu süreç Herakleitos’un düşüncesine daha yakın olabilir. Ona göre her şey, belli bir ölçü ve düzen içerisinde değişir ve dönüşür.

Bu kozmolojik anlayış, Herakleitos’un etik, teoloji ve epistemolojisiyle sıkı bir ilişki içerisindedir.

Şimdi ise bu çerçevede politik görüşlerine geçelim.


Antik Çağ

Herakleitos’un Politik Uzaklaşması

Herakleitos, politik anlamda “bilgelerin yönetimi”nden yana olsa da bunun gerçekleşemeyeceğini fark etmiş bir filozoftur. Bu nedenle, filozofların politik dünyadan uzak durması gerektiğini savunur. Kendisi, “Sizinle devlet yönetmektense çocuklarla misket oynarım” diyerek, insanların açgözlülüğü ve öğrenmeye karşı duyarsızlıkları devam ettiği sürece bilgelerin yönetiminin mümkün olmadığını açıkça belirtir.

Herakleitos’un politik yönü, genellikle basit bir şekilde ele alınır ancak burada onun farklı bir tarafına dikkat çekmek istiyorum. Eğer insanlar olup biteni anlayabilseler, öğrenmeye istekli olsalar ve bilme cesaretine sahip olsalar, dünya çok farklı bir politik düzene sahip olabilirdi. Ancak, Herakleitos’a göre insanların çoğu bilgiyi değil, samanı tercih eden eşekler gibidir. Bilgelik yerine basit hazların peşine düşer, sığ düşüncelere saplanırlar. Onları eleştirirken, “Köpekler gibi havlar, tavuklar gibi çer çöpte eşelenir ve domuzlar gibi kirli sularda temizleneceklerini sanırlar” der. Bu eleştiriler, günümüz toplumuna da bir gönderme olarak okunabilir. İnsanların bu zaafları olmasaydı, daha iyi bir politik düzen mümkün olabilirdi.

Bu bağlamda, Herakleitos’un demokrasiyi de eleştirdiği söylenebilir. İyonya topraklarında, özellikle Miletos’ta doğan demokrasi fikrine uzak durmuştur. Ancak bu, onun despotik bir yönetimi savunduğu anlamına gelmez. Herakleitos, doğuştan gelen soyluluk fikrini reddeder. Ona göre, insanlar ancak bilgiyle ve bilgelikle soylulaşabilir. İnsanların bilgeleşme potansiyeline inansa da bu potansiyelin nadiren hayata geçirildiğini ve pratikte bilgelik üzerinden bir yönetimin gerçekleşemeyeceğini düşünür.

Filozofların devlette yer alması gerektiğini savunan Platon’un aksine, Herakleitos’a göre bir filozof, politik dünyaya karışmamalıdır. Eleştirilerini yapar ama devlet işlerinden uzak durur. “Kıyıda durmak” olarak tanımlanabilecek bu tavrı, filozofların güç hırsına kapılmamaları gerektiğini vurgular. Filozof, yönetim işlerine dahil olmamalı; yalnızca adalet, ölçülülük, paylaşım ve dürüstlük gibi ilkeleri savunmalıdır. Herakleitos, insanların açgözlülük ve kibir gibi zaafları olduğu sürece, devlet işlerinin asla yoluna giremeyeceğini dile getirir.

Herakleitos’un eleştirilerini iki temel noktada toplayabiliriz:
  1. İktidarın içinde olmamak.
  2. İktidara karşı olmakla birlikte, “Ne haliniz varsa görün; ben sadece eleştirimi yapar ve kıyıda dururum” diyebilmek.

Platon’un aksine, Herakleitos yönetim işlerine karışma arzusuna şüpheyle yaklaşır. Ona göre, filozoflar insanları yönetmek için uygun değildir çünkü yönetim güç ve hırs gerektirir; bu da filozofların doğasına aykırıdır. Herakleitos’un eleştirileri, yalnızca dönemin yönetim sistemine değil, insan doğasına yönelik derin bir sorgulamayı da içerir. Bu nedenle, onun fikirleri günümüzde bile anlamlı bir eleştiri zeminidir.


Bugüne kadarki derslerimizde neleri işledik?

Antik Çağ Felsefesi Yunan dünyasında beş temel dönüşümü ele aldık: teolojik, kozmolojik, politik, epistemolojik ve etik dönüşümler. Bu çerçevede Miletoslularla başladık; ardından Pythagoras, Ksenophanes ve Herakleitos’un düşünceleri üzerinden ilerledik. Bir sonraki derste rotamızı Parmenides’e çevireceğiz.

Parmenides ve Herakleitos, birlikte ele alınması gereken iki önemli filozoftur. Ancak aralarındaki temel farklardan biri, Herakleitos’un özel bir şiirsel tarz kullanmamasıdır. Bunun yerine, kâhinlerin bilmece üslubuna benzer bir yöntemle düşüncelerini ifade eder. Herakleitos’u anlamak için çaba harcamak gerekir. Onun metinlerinde gizli olanı ortaya çıkarmak, bir ağaca bakarken, bir filme dalmışken ya da okuduğunuz herhangi bir metinde görünenin ardındaki saklı anlamı keşfetmeyi gerektirir.

Herakleitos’un dil anlayışı da bu gizemli yapısıyla dikkat çeker. Ona göre dil hem saklar hem de açığa çıkarır. Yani, dil bir anlamda iki yönlüdür; görünürdeki anlamın ardında gizleneni aramak, onun felsefesini kavramak için elzemdir.
 

Prof. Dr. Cengiz Çakmak

 

BEĞENEBİLECEĞİNİZ İÇERİKLER

1 Comment

  • Yanıtla Didem Çelebi Özkan 30 Kasım 2024 at 07:52

    Canım, canım, canım 😁
    
 
    Her bir cümlen adeta bir düşünce haritası çiziyor okura 🤩 Herakleitos’un gizemli dünyasını bu denli derinlikli ve akıcı bir şekilde aktarman hayranlık uyandırıcı; ben boşuna demiyorum Antik Çağ, özellikle de Herakleitos senden başkasından öğrenilmez diye 😁😁
     
    Emeğin ve bizlere kattıkları için minnettarım 🙏🏻

     

    Kucak dolusu sevgiler 🤗❤️

  • Düşünceleriniz bizim için değerli! Yazı hakkındaki yorumlarınızı paylaşarak sohbetin bir parçası olun.

    error: Kopya korumalı içerik!

    Yazı: Pembeden Yeşile Bütünlük | Yazan: İrem Savaş
    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan