Yoldan Gelip Yola Gidiyorum

Permakültür | Toprağın Hikâyesi Hepimizin Hikâyesidir

7 Mayıs 2024

Yazı: Permakültür | Toprağın Hikayesi Hepimizin Hikâyesidir | Yazan: Elif Mert

Zeytin bahçesinde, üstünde otururken avucuma aldığım bir avuç toprak bana çok güzel şeyler hissettirmişti. Bu hisler, yüz yıllar öncesine ait zeytin ağacı topraklarının sürdürülebilirliğini sağlamak, enerjisini kalbinde duymak ve yaradılış mucizesini hatırlatmaktan geliyordu. Bir Çin atasözü, ömür boyu mutlu olmanın toprakla ilgilenmek olduğunu söyler. Toprak sessizdir, sakindir, huzurludur; ona verileni bekler, ihtiyacından fazlasını talep etmez ve ona verilen kadar ürün sunar. Hayatlarımızın büyük birleştiricisi, her şeyin kaynağı ve hedefi yeryüzündeki toprak, su, denizler, ağaçlar, dağlar yaşam enerjisinin kaynaklarıdır.

Beni bu düşüncelere zerk eden yaşam yolculuğumu düşündüğümde, nerede olduğumuzu ve dünyaya açılan kısa penceremde gerçekte nelerin değiştiğini düşünüyorum. İnsanların ilgisine, geleceğe layık ve belki de çocuklarımızın bunu üstlenmeye değer olduğu sürdürülebilir alanlar yaratmak için harcanan tüm özeni ve ilgiyi düşünmek çok dokunaklı geliyor.

Çocuklarımıza nasıl bir dünya miras bırakmalıyız? Muhtemelen hepimizin sorduğu temel bir soru bu. Milyarlarca insan kabul edilebilir bir barınma, giyinme, eğitim ihtiyaçlarını karşılayamıyor veya anlamlı bir işte istihdam edilemiyor. Dünya üzerindeki yaşamın karmaşıklığını ve kırılganlığını göz önünde bulundurduğumda, bu duruma neden olanın gerçekte nüfusumuzun sayısı değil, hâlâ varlıklı ulusların tüketim oranı olduğunu düşünmem adil olacaktır.

Kendimiz de dahil olmak üzere, bu dünyanın varlıklı insanları, ekosistemler üzerinde aşırı derecede orantısız bir baskı uygulayan yaşam tarzlarından keyif alırken, teknolojik ilerlemelerimiz aracılığıyla aşırı gelişimimiz, dünya kaynaklarının kötüye kullanımını hızlandırdı ve şimdi bu durum, hayatlarımızı karartıyor. Dünyadaki toprağın büyük bir kısmını, büyük oranda yok ettik ve her yıl milyarlarca tonluk bir miktara ulaşacak şekilde bu yok oluşu sürdürüyoruz.

Bunun sonucunda ortaya çıkan, tarımdaki en büyük sınırlayıcı faktörlerden biri olan ormansızlaşma, habitat tahribatı ve zayıf su yönetimi, eğer devam etmeyi seçersek önümüzdeki on yıllarda, kalan ekilebilir alanlarımızdan çok daha fazlasını kaybetmeyi bekleyebileceğimiz anlamına geliyor.

Sanayileşmiş ülkelerde yaşayan çoğumuz; kendimize, ailemize ve toplumumuza bakma becerimizi kaybettik. Neredeyse her şeyi satın alıyoruz ve neredeyse hiçbir şeyi kendimiz yapmıyor ve kendi sorunlarımızı çözemiyoruz. Üzücü gerçek şu ki, bizler, dokunulmadan kalması gereken birçok doğal sistemi ve yerleşim yerini yok ettik.

Çoğu zaman kültürden ve toplumdan kopuk olan sorunlarımıza teknolojik çözümlerle güvenmeye alıştık. Teknolojiye olan inancımız nedeniyle, çoğu zaman arkamızda bıraktığımız karmaşa için ödediğimiz bedeli görmezden gelme eğilimindeyiz. Geçtiğimiz 50 yıl boyunca endüstriyel tarıma olan bağımlılığımız toprakları verimsiz bıraktı, su depoları ve ekosistemler harap oldu ve birçok insan kendi yiyeceklerini yetiştirme veya kendi barınaklarını inşa etme bilgisinden yoksun kaldı. Hayatta kalmamız için doğanın bize sunduğu büyük hediyeleri kullanmak yerine çevreye zarar vermeye devam ediyoruz.

Doğanın bozulmasının insanları bekleyen bir sonuç olduğunu Kur’an-ı Kerim’de de görürüz. Allah, kainattaki her şeyi insanın istifadesine sunduğunu belirtir. Bunun şükrünü hakkıyla yerine getirebilmek için çevremize emanet ve sorumluluk bilinciyle ile yaklaşmamız gerekir. Ne ekersen onu biçersin felsefesiyle, doğaya verdiği tahribatın semeresi yine insanın kendisinden çıkar.

Allah, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:

“Allah’ın buyruklarını umursamayan şu insanların yaptığı hatalar yüzünden karada ve denizde fesat ortaya çıktı, nizam bozuldu. Doğru yola ve isabetli tutuma dönsünler diye Allah, yaptıklarının bazı kötü neticelerini onlara tattırır.” (Rûm Süresi, 41)

“Göğe gelince, Allah onu yükseltti, kâinattaki mükemmel ahengi sağlayan ölçü ve dengeyi koydu. Ta ki siz de bundan ders ve örnek alıp ölçüyü aşmayasınız!” (Rahman Süresi-7-8)

Ancak dünyada gerçekten arzuladığımız her şeyin özünde, bu arzuları bizim için gerçekten temsil edebilecek biri var mı? Dileğim hayatımı olabildiğince anlamlı yaşamak.

Bütün bunların tarımla ne ilgisi var?

Küresel durumlar daha da kötüleşmiş gibi görünse de belki de en büyük değişiklik sesimizi paylaşabilme yeteneğimizdedir. Bu zamanda hikâyelerimizi anlatabilmemiz ve dünya çapında bağlantı kurabilmemiz için eşi benzeri görülmemiş bir kolaylık var.

Nedir bu kolaylık?

Peki ya şehirleşme ya da sanayileşme kavramlarını ortadan kaldırmayan, aynı zamanda doğanın yanında olan ve insan yapımı 21. yüzyıl hedeflerimize ulaşmak için mevcut olanı kullanmayı amaçlayan bir taktik olsaydı. Tarihin gidişatını değiştirmek için yapmamız gereken tek şeyin, içinde yaşadığımız hikâyeleri değiştirmek olduğu sonucu çıkmaz mı? Bu ne olabilirdi dediğinizi duyar gibiyim.

Sürdürülebilirliğin birçok yeni yöntemi var ama “permakültür” hayatınızda veya işinizde kurabileceğiniz en değerli yaşam tarzı olabilir mi?

Permakültür

Permakültür çoğunlukla tarımda uygulansa da permakültürün idealleri kendi hayatınıza da uygulanabilir. Bu nedenle insanları permakültürün ilkeleri konusunda eğitmeye kendini adamış insanlar var. Bu yazıyı yazmama ilham olan ve hayatı boyunca çevreye karşı duyarlılığı olan daha sürdürülebilir bir dünya ve gelecek nesillerin yaşam tarzlarını etkilemek için var gücüyle çalışan kadim dostum ekolojist Şafak Nart’tan permakültürün özünü dinlemek istedim. Yazımı daha da güçlendireceğime inandım ve bu bağlamda kendisine bazı suallerim oldu. Gelin, birlikte bu sorulara ve cevaplara bakalım ve permakültürü daha yakından anlayıp hayatımıza nasıl entegre edebileceğimizi görelim:


Permakültür nedir? Permakültürün temel hedefleri nelerdir?

Permakültür insan yerleşimlerinin, doğal ekosistemlerde olduğu gibi sürdürülebilir tarımsal uygulamalar ile devam etmesi görüşünü ortaya koyan etik ve ekolojik temelli bütünsel bir tasarım anlayışıdır.

Bill Mollison ve David Holmgren tarafından 1970’li yıllarda ortaya konulmuş kitaplar, eğitimler, uygulamalar ile tüm dünyaya yayılmış ve gelişmiştir. Bir tasarım anlayışı olarak permakültür; metodolojisi, teknikleri, ilkeleri, felsefesi olan sosyal çaba anlamlarını da içerir.

Başka bir dünya olmadığı ve insanoğlu olarak şimdiye kadarki faaliyetlerimiz neticesinde, üzerinde yaşadığımız bu gezegenin özellikle toprak ve su gibi temel kaynaklarını sürdürülemez şekilde tükettiğimiz gerçeği karşısında permakültür anlayışının hedefi “yemek yediği kaba tükürmemek” şeklinde ortaya çıkar.

Permakültürün amaçladığı sürdürülebilirlik bir ideal gibi görülebilir. Ancak her bireyin yapabileceği çok temel, çok basit tercih ve uygulamalarla büyük farklar oluşturulabilir. Ayrıca permakültürün ortaya koyduğu ilkeler yönünde bireylerin ortaya koyacağı taleplerin sorumlularda meydana getireceği davranış değişiklikleri de hasarları en aza indirir. Bunun yaygın ve kalıcı bir şekilde uygulanmasıyla da yeniden sürdürülebilir yapılar oluşturarak yaşamlarımızın doğadan aldığımızdan fazlasını ona geri vererek devam etmesine yardımcı olmakla mümkündür.

Permakültür ideallerine katkıda bulunmaya ve genel çevresel hasarı önlemeye nasıl yardımcı olabilirsiniz?

Permakültürü kendi yaşamımıza uygulamak için temel permakültür ilkeleri ile yola çıkmak sağlıklı olacaktır. Bu üç ilke permakültürün etik temelidir:

  • Öncelikle yaşadığımız evrene, gezegenimize ve mevcut yapılarına saygı duyarak başlamalıyız.
  • Sonrasında her iş ve hareketimizde kendimiz başta olmak üzere tüm insanlara saygı duymalıyız.
  • Son olarak bu ilkelerin tamamlayıcısı olarak ihtiyacımız olandan fazla enerjimizle, tecrübemizle, zamanımızla, maddi imkânlarımızla başkalarının da bu ilkelere ulaşabilmesini sağlamak amacıyla etki sağlamalıyız.
Peki permakültürü kendi yaşamınıza nasıl uygulayabilir ve doğaya daha iyi bir anlayış ve saygıyı nasıl getirebiliriz?

Permakültürü kendi hayatlarımızda, şehirde veya kırsalda atıklarla ilgili geri/ileri dönüşüm çalışmaları, kompost yapımı, bahçelerde yerel tohumlarla ekim yapmak, yağmur suyu hasadı, malç yapımı, yükseltilmiş sebze yatakları yapmak, topluluk bahçeleri oluşturmak gibi basit adımlarla başlayarak uygulamaya geçirebiliriz.

Bu çabalarımıza, günümüzde ebeveyn ve büyükleri ile birlikte bir amaca yönelik çalışma ihtiyacı içindeki çocuklarımızı da katabiliriz. Oyunlaştırma ve eğlenceli diğer yöntemlerle katılımlarını sağlayarak bizden sonrasına daha çok etki bırakmamız da mümkün olacaktır.

Permakültür çevreyi nasıl etkiliyor?

Permakültür anlayışı içinde insan, doğanın hâkimi değil, onun bir parçası olarak değerlidir. Çevresini permakültür etiği ile değerlendiren ve bu anlayışla gözlemleyen her birey onu daha yaşanabilir yapmaya dair çabalara yönelecek ve ona zarar veren yaklaşımlardan doğal olarak uzaklaşacaktır. Bu anlayışla yaşayan bireylerin çoğaldığı insan toplulukları da ister en küçük bir grup, isterse uluslararası topluluk olsun yaşam çevresini bu yönde değiştirecektir.


Daha iyi bir dünya için çalışan ekolojist dostum Şafak Nart’a katkıları için teşekkür ediyorum. Çocuklarımıza bırakacağımız sağlıklı bir hayat için verdiği yolculukta başarılar diliyorum.

Toparlarsak; Yüce Allah, Kur’an’ı Kerim’de Alak Süresinde “Oku” der. Ayette kastedilen okumak; “düşünmek, duyurmak, ibret nazarıyla gözlem yapmak” şeklinde kendine özel bir “okumak”tır. Okumaya kâinat kitabının ilk konusu olan insandan başlayıp diğer kitaplara geçilmelidir. Bu dünyadaki yaşamın döngüsünü sağlayan atmosfer, okyanuslar, denizler, ırmaklar, topraklar, dağlar, ovalar, taşlar, madenler, ateş, su, hava, rüzgâr, güneş, ay ve yıldızlar bu dünyadaki bütün canlılar, her şey, insanca yaşamamız için Yüce Allah’ın bize hazırladığı bir ortam.

Biz insanlar, pek çok inanılmaz olasılığa sahip varlıklarız; pek çok güç ve yetenekle birçok şey yapabiliriz. Sözlerimiz ve eylemlerimizle herkese faydalı olmak yaradılışımızın nedenleri arasındadır. Permakültür sayesinde hem zihniyetimizi hem de dünyanın durumunu aynı anda değiştirebiliriz.
 
 
Elif Mert
 
 

Referanslar ve Kaynakça:

  1. Diana Leafe Christian, Birlikte Yaşam Kurmak Yeni İnsan Yayınevi, Ekoloji Serisi, 2003
  2. https://www.islamveihsan.com

 
 

BEĞENEBİLECEĞİNİZ İÇERİKLER

No Comments

Düşünceleriniz bizim için değerli! Yazı hakkındaki yorumlarınızı paylaşarak sohbetin bir parçası olun.

error: Kopya korumalı içerik!

Yazı: Pembeden Yeşile Bütünlük | Yazan: İrem Savaş
Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan