Sofistler, felsefe tarihinde hakîkat ve bilginin doğasına ilişkin sorgulamalarıyla dikkat çeker. Bu yazıda, Protagoras’ın “İnsan her şeyin ölçüsüdür” anlayışıyla sofistlerin birey, toplum ve bilgi kavramlarına nasıl yaklaştığı ele alınıyor. Gorgias’ın, hakîkatin varlığı, bilinebilirliği ve iletilebilirliği konusundaki çarpıcı görüşleri üzerinden Sofistlerin bilgiye dair relativist yaklaşımları…
Parmenides’in “varlık birdir ve değişim yanılsamadır” argümanıyla başlayan bu bölüm, Demokritos’un atomcu teorisiyle varlığın çokluğu ve değişimi açıklamasına uzanıyor. Varlık, hareket ve gerçeklik problemleri tartışılarak, Antik Çağ filozoflarının düşünce dünyasındaki derin dönüşümler ele alınıyor. Felsefenin mantıksal ve duyusal boyutları arasındaki gerilim, yeni sorularla zenginleşiyor.…
Herakleitos’un felsefesi, dilin hem gizleyen hem de açığa çıkaran yapısıyla, görünenin ardındaki anlamı keşfetmeye çağırır. Ona göre, kozmos düzenli bir şekilde var olurken, insanın yaşam tarzı (ethos) onun kaderini (daimon) belirler. Felsefesi, sürekli dönüşüm ve değişimi merkezine alır; bu bağlamda, bilgelik ve anlama çabası,…
Yunan düşüncesinin dönüm noktalarını keşfetmeye hazır mısınız? Bu bölümde, mitostan logosa geçiş sürecindeki beş büyük dönüşümü inceliyoruz: Teolojik, politik, kozmolojik, epistemolojik ve ahlâki dönüşüm.…
M.Ö. 500’lü yıllara gittiğimizde karşımıza bazı kişiler çıkar. İlk grup Homeros ve Hesiodos gibi şairlerdir. İkisi de Yunan dünyasında bilgeliği temsil eder. Özellikle “İlyada”, “Odysseia”, “Theogonia”, “İşler ve Günler” gibi eserlerinde Yunan dünyasının en temel fikirlerini ortaya koyarlar. Bu eserlerde kozmolojiye, ahlâka, politikaya ve…
Antik Çağ felsefesi, yalnızca düşünsel bir birikim değil; aynı zamanda insanlığın zihinsel yolculuğunun bir başlangıç noktasıdır. Bu miras, sadece dönemin değil, günümüze uzanan felsefî, bilimsel ve kültürel temelimizi oluşturur.…
İnsanlık tarihinin en eski eylemlerinden biri olan “yürüme”, bir yerden bir yere gitmenin ötesinde derin bir anlam taşır. Yürüyüş, düşünceyi harekete geçiren bir süreç, zihinsel ve bedensel bir yolculuktur. Felsefe tarihinde “yürüme”, düşünsel bir arayışın simgesi olarak karşımıza çıkar. Bu konuda Thoreau’nun1 öncülerden biri…







