Açık Pencere

Sobe

6 Kasım 2024

Öykü: Sobe | Yazan: Şen Sevgi Erişen

Renkler içinde yüzüyor gibiydi. Sırtındaki bluzun dokuması okşanası, rengi ise pek rastlanmayan türden acı yeşildi. Üstündeki küçük siyah noktalar da koyu ve hafif fosforlu yeşile ayrı bir derinlik katıyordu. Gözlerini kapattığında yumuşaklığın yol olduğu bir dünyada bulmuştu kendini. Uçar gibi gidiyordu arabasında, yalnız başına. Yol boyunca evler dizilmişlerdi, tanıdığı, üç dört katlı. İçlerinden biri daha bir aşina geldi; kapısı gri, demir olan. Arabayı durdurup ona yöneldi.

Dış kapı açıktı. Evi birinci kattaydı. Hemen yukarı çıktı kapıyı çaldı. Kocası evdeydi, o açtı kapıyı. Yüzünde bir memnuniyet belirtisi vardı. Arkasından kızları odalarından çıkıp geldiler. Yüzleri gülüyordu. Hiç teklifsiz içeriye girdi. Doğruca odasına yöneldi. Odası, yatağı, tuvalet masası ve gardırobu aynen duruyordu. Onları kaç yıl önce atmamış mıydı?

Aynada kendini gördü. Saçları beyazlayıp griye dönmüş, yüzündeki çizgiler derinleşmişti. Gözlerini kapatıp tekrar açtı. Evet, aynada gördüğü kendisiydi. Kaç yıl geçmişti aradan saymak istemedi. Odasından çıkıp koridora doğru yürüdü. Kimsecikler kalmamıştı. Ne çocukları ne de kocası. Evde yalnız kalmak hoşuna gitmedi.

Mutfağa girip arka bahçeye bakan pencereden ağacın dallarını seyretti. Daha da yaklaşıp bahçeye bakmak istedi. Kimler vardı, merak etti. Pencerenin olduğu tezgâha yaklaşıp dışarısını daha iyi görmek için parmaklarının ucuna basıp biraz olsun yükseldi. Boynunu ileriye uzatıp dışarıya baktı. Yıllar öncesinden hatırladığı gibi komşusu Yeşim, kızları ve diğer komşusu Zuzu oradaydılar. Birkaç şezlong, yere serilmiş büyük bir yaygı vardı. Henüz yaşını doldurmamış bebekler ve onlara bakan kadınlar da otursun diye…

Küçük kızı da onlarla oradaydı. Onun bebek halini görünce çok heyecanlandı. Oysa şimdi 27 yaşına gelmişti. Hemen aşağı inip onu kucaklamak istedi. Merdivenlerden inerken oraya, o eski günlere hasreti her yerini saran bir bulut gibi gittikçe büyüdü. Koşup bahçeye çıktı. Kimsecikler yoktu. Yerdeki örtü, çocuklar; kızı ve komşuları, hepsi yok olmuşlardı. Baktı, öylece bahçeyi seyretti. Başka bir şey yapamadı. Büyük ve taşıması zor bir hüzünle baş başa kaldı. Çaresiz bir şekilde kendini toparlayıp geriye döndü.

Her şey, her yer gerçekti. Ama zaman gerçek değildi! Bunu anladı. O ev, o bahçe orda öylece duruyordu. Ama ailesi, kocası, çocukları ve komşuları yok olmuşlardı. Yıllardır içinde yaşattığı büyük beyaz bir kuyuyu andıran boşluğu tekrardan hissetti. Ne ağlayabildi ne de gülümseyebildi. Hangi zaman gerçekti? Onu da bilemedi. Kendi başınalığı dışında hiçbiri onun gerçekliği değildi! Kendi ve kendi vardı sadece. Onu fark etti. Korkuları, kavuşma isteği, buruk özlemi ve geçmiş zamanı yaşadığı bu anları; yani kendisi. Onun dışında başka hiçbir şeyi yoktu. Anılarından sıyrılması biraz zaman alacaktı.

Geriye döndü. Kapının önündeki arabasına binip oradan uzaklaştı. Yüreğindeki büyüyen boşluğa sarıldı. Boşluk, her şeydi, her yerdi!
 

17.11.2020, Fethiye

Şen Sevgi Erişen
 
 

BEĞENEBİLECEĞİNİZ İÇERİKLER

6 YORUMLAR

  • Yanıtla Didem Çelebi Özkan 6 Kasım 2024 at 07:16

    Şen ablacığım,

     
    Öncelikle öyküye bayıldığımı söylemek istiyorum.
     

    Gerçek ile hayal arasındaki sınırı belirsizleştiren zaman sıçramaları hârikaydı 👌🏻 Anıların ve şimdiki zamanın iç içe geçtiği öyküde yalnızlık ve hasreti öyle incelikle işlemişsiniz ki hatıraların etkisini hisseden karakterin yoğun duygu durumunu neredeyse okur da tecrübe ediyor.
    
 
    Bir gotik edebiyat sevdalısı olarak onun izlerini de öyküde sezinlemek çok keyifliydi. Klasik gotik korku unsurlarından ziyade, daha çok duygusal ve psikolojik yönüyle gotik bir hava vardı “Sobe”de. Yazıyı yayına hazırlarken bu yüzden gotik bir görsel seçtim kapak için, umarım siz de sevmişsinizdir.
     
    Teşekkür ediyorum, varlığınız ve anlatımınız için 🙏🏻
     

    Kucak dolusu sevgiler ❤️

    • Yanıtla Şen Sevgi Erişen 6 Kasım 2024 at 14:07

      Çok teşekkürler Didemciğim yorum için.
       
      İyi bir dönem başlangıcı yapmış oldum, öyle hissediyorum, umarım bu güzellikle de devam eder.
       
      Benim hayatımda çok çok etkili bir olay ve hatıra ile beslenen bir öykü bu. Genelde hissettiğim ve yaşadığım şeyleri yazıyorum ve bazı öyküler çok kolay akıyor, bu da onlardan birisi olmuştu.
       
      Senin gotik bir tarzla eşleştirmen de çok hoş olmuş. Seçtiğin fotoğraf da bence öyküyle çok uyumuş. Emeğin için çok teşekkür ediyorum.
       
      Sevgiler, saygılar canım 🙏💕

  • Yanıtla Yasin Aşık 6 Kasım 2024 at 09:13

    Hem bir anıyı hem de gotik bir zaman dilimini harmanlayarak kısa ve iz bırakan bir hikâye olmuş. Ayrıca öykünüz, aklıma Oğuz Atay’ın “Unutulan” hikâyesini çağrıştırdı. İlhamınız bol olsun efendim. ✍🏻

    • Yanıtla Şen Sevgi Erişen 6 Kasım 2024 at 14:00

      Yasin Bey, vakit ayırıp okuduğunuz ve yorum yazdığınız için öncelikle çok teşekkür ediyorum. Benim de sevdiğim öykülerden birisi Sobe, buruk bir tat bırakıyor damağımda.
       
      Oğuz Atay’ın hikâyesini sunum şeklini de seviyorum fakat bana biraz acımasız geliyor çünkü çok fena olayın, insanların ve duygunun içine batırıyor okuru ve oradan çıkmak gerçekten zor oluyor. Bu etkileyici olmakla birlikte biraz da insanı depresif bir hale itiyor. Umarım benim yazım öyle olmamıştır! Ben daha ziyade hatıralardan çıkabileceğimiz mesajını verdim, vermek istedim daha doğrusu. Arabayla geliş ve gidişi de metafor olarak onun için kullandım, aynı şekilde hayat devam ediyor ama aslında devam eden şey bir boşluk ve bazen ona sarılmamız gerekebiliyor SOĞUK da olsa.
       
      Tekrar teşekkür ediyor, sevgiler saygılar sunuyorum 🙏

  • Yanıtla Demet Albayrakoğlu 6 Kasım 2024 at 14:04

    Yazınıza bayıldım Şen Hanım. Hem bu üslupla yazılar yazmayı hem de böyle yazılar okumayı çok seviyorum. Gönlünüze sağlık.

  • Yanıtla Şen Sevgi Erişen 6 Kasım 2024 at 21:11

    Demetciğim çok teşekkür ediyorum. Bu üslubu zaman zaman kullanıyorum ve bana çok da yakın geliyor, duygularımı çok daha rahat bir şekilde bu tarzda dile getirebiliyorum. Beğendiğine çok sevindim 🥰
     
    Yazdığın için, ilgilendiğin için çok teşekkür ediyorum.
     
    Sevgiyle…

  • Düşünceleriniz bizim için değerli! Yazı hakkındaki yorumlarınızı paylaşarak sohbetin bir parçası olun.

    error: Kopya korumalı içerik!

    Yazı: Pembeden Yeşile Bütünlük | Yazan: İrem Savaş
    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan