Kurgu Dışı

Çılgın ve Özgür

28 Ocak 2025

Kitap: Çılgın ve Özgür | Neyzen Tevfik’in Romanı | Yazar: Hıfzı Topuz | Yorumlayan: Hülya Erarslan


Çılgın ve Özgür | Neyzen Tevfik’in Romanı | Hıfzı Topuz

Neyzen Tevfik gerçekten çok çılgın bir kişilik. Neyzenliği tartışmasız. Ünlü ünsüz pek çok insan onun neyini dinlemek için can atıyor. Hatta bir sürü insan ona evinin kapısını açıyor, gel burada kal diyorlar, gez dolaş, akşam yatmaya gel. Yok! Neyzen Tevfik duramıyor, barınamıyor. Sokakları, meyhaneleri kendisine ev belliyor.

Çılgın ve Özgür | Neyzen Tevfik’in Çocukluğu

1879 Bodrum doğumlu Tevfik. Babası Hafız Hasan Fehmi Efendi, Bafralı, Bodrum Rüştiyesi’nde başöğretmen.

Dokuz yaşındayken babası kahvehaneye götürüyor Tevfik’i. Oraya neyzenler geliyor. Tevfik dinliyor ve çok etkileniyor. Kendisine kamışlardan ney yapıp çalıyor. Babası ondaki bu yeteneği görüp destekliyor.

Bir gün eşkıyaların kesik başlarının sopalarla sokaklarda dolaştırıldığını görüyor. Ve bu durum onun psikolojik dengesini bir parça sarsıyor.

Bir berberde ney çalan birini görüyor Tevfik. Ondan öğreniyor neyi. Bu sırada sara nöbetleri tutuyor. Doktor, çocuğu sıkmayın, ne istiyorsa yapsın, diyor. En çok ney sevdiği için neye başlıyor.

Çılgın ve Özgür | Neyzen Tevfik’in Evliliği

Bir gün ney çaldığı bir evde bir kıza aşık oluyor. Cemile. Kız da ona. Kızın babası da bu evliliğe razı. Ama kızın dindar babası Tevfik’i dindar zannediyor. Evlenmelerine razı oluyor. Ama Tevfik’in dindar olmadığını görünce kızını ondan almaya çalışıyor. Bu sırada bir kızları oluyor, Leman. Neyzen karısını boşamak istemiyor ama Cemile’nin babası bir şekilde onların boşanmasını sağlıyor.

Neyzen’in kızı Leman Kolaylı. Kitapta Neyzen’in evlendiği ve kızı olduğu bilgisi verildikten sonra bir daha hiç bahsi geçmiyor kızının. Tahminimce Neyzen’in aklına bile gelmemiş olabilir. Çünkü onda koca ve baba materyali göremedim ben.

Çılgın ve Özgür | Neyzen Tevfik’in Alkolikliği

Neyzen zaman zaman bunalımlar geçiriyor. Akıl hastanesinde yatmak zorunda kalıyor. Yıllar sonra Mina Urgan’ın demesine göre Neyzen aslında alkolik değil, dipsomaniak. Yani delice içme. Bazen haftalarca içmeyip sonra durup dururken içki nöbeti gelmesi ve ara vermeden çılgınca içmek.

Bakırköy Hastanesi’nde yaşadığı bazı ilginç anılara da yer verilmiş kitapta. Bir gün kendisini Hitler sanan bir adam gelip “Beni öldürdüklerini sandılar ama ben kaçıp buraya geldim” diyor. Neyzen de “Ben de Mussolini’yim, beni de öldürdüklerini sandılar ama kaçtım buraya geldim” diyor.

Bir gün Bakırköy Hastanesi’nin meşhur doktoru Mazhar Osman’la karşılaşıyorlar yolda. Neyzen’in elinde bir şişe rakı. Mazhar Osman, “Hani bırakmıştın” diyor. “Arkadaşımla içeceğiz, yarısı onun” diyor Neyzen. “Dök,” diyor doktor, “senin payına düşen yarısını.” “Dökemem, benim payım altta kaldı” diyor Neyzen.

Çılgın ve Özgür | Neyzen Tevfik ve Atatürk

Atatürk için yazdığı bir şiir üzerine Atatürk onu yanına çağırıyor. Rakı konusu oluyor. Atatürk soruyor “Ne kadar içersin?” diye. Neyzen de geceden içmiş, “Böyle çok içtiğim zamanlar içmeye devam etmek için şöyle yaparım” diyor. Tencereye rakı dolduruyor. İçine ekmek doğruyor. Kaşık kaşık yiyor. Atatürk bu görüntüden hoşlanmıyor. Bir daha da görüşmüyorlar. 1938’de Atatürk’ün ölümüne Neyzen çok üzülüp ağlıyor.

Çılgın ve Özgür | Neyzen Tevfik’in Çılgın ve Özgür Hayatı

Plakları oluyor ama bundan para kazanamıyor. “Para için neyi dudaklarıma götürmeyi hakaret sayarım” diyor.

Askeri Müze’de mehteran takımında görevlendiriliyor. Sonra belediye konservatuarında iş veriyorlar Neyzen’e. Geçimi kolaylaşıyor bu sayede. Ancak Atatürk sonrası değişen yönetimle görevi elinden alınıyor. Son yıllarında Beşiktaş’ta Nuri Demirağ ona bir ev tahsis ediyor ve aylık bağlıyor.

Meşhur “Behey Dürzü” şiiri ona ait mi, değil mi bilinmiyor. Çünkü şiirlerini bir kenara yazıp dost meclislerinde okuduktan sonra atıyor. Biriktirme, tutma, kitapta toplama yok. Bazen birileri şiirlerini kitapta topladıklarını söylüyor ama Neyzen’in eline bir şey geçmiyor.

28 Ocak 1953’te 74 yaşında ölüyor Neyzen Tevfik Kolaylı. Vasiyetine uyularak Kartal Mezarlığı’na gömülüyor.

Kitaptan anladığım müthiş bir yetenek, çok ilginç bir karakterde hayat bulmuş.
 
 
Saygılar,
Hülya Erarslan
 
 

BEĞENEBİLECEĞİNİZ İÇERİKLER

6 YORUMLAR

  • Yanıtla Metin Çoban 28 Ocak 2025 at 10:21

    Sevgili Hülya, enfes kitap yorumun bana eski günlerimi hatırlattı. Ben Pendik doğumluyum. Neyzen Tevfik sokağı Pendik’tedir. Kartal’da ofisim vardı; Neyzen Tevfik Caddesi’nde idi. Pendik Veteriner Müdürü’nün kızı ile evlendim. Daha önceki müdürlerden biri Ahmet Şefik Kolaylı, Neyzen Tevfik’in kardeşiydi. Şimdi ismini hatırlamıyorum. Veteriner gurubundan kıvırcık saçlı bir çocuk vardı. “Neyzen Tevfik benim dedemdi” derdi. Sonradan aklıma geldi, veterinerde çok sevilen Leman abla vardı. Belki de o kayıp kız çocuğu, kıvırcığın annesi Leman ablaydı. Kartal’da mezarının olmasının başka bir anlamı yok bence. Ben de kızı Leman’ın hikâyesini takip edeyim. Kim bilir belki de o Leman abla, Neyzen Tevfik’in kayıp kızıdır.
     
    Sevgiler

    • Yanıtla Pelin Öncüoğlu Işık 29 Ocak 2025 at 22:06

      Hülyacım çok güzel bir yorum olmuş. Hıfzı Topuz kitaplarını zaten çok beğenirim. Bu kitabını da sayende çok merak ettim. Listeme aldım. Kalemine sağlık ❤️

      • Yanıtla Hülya Erarslan 27 Şubat 2025 at 13:08

        Yaşamış ve yeteneği ve/veya başarısı ile adından söz ettirmiş insanların hikâyesini merak ederim hep. Hıfzı Topuz da merak ediyor galiba 🙂 Ve sağ olsun salt merak etmekle kalmayıp araştırıyor, yazıyor.
         
        Teşekkürler yorumun için.

    • Yanıtla Hülya Erarslan 27 Şubat 2025 at 13:04

      Eveeet o Leman, o Leman olabilir. Kitabı okuduğumda en hüzünlendiğim kısım oydu. Baban bütün ülkenin tanıdığı biri ama senin için o kadar tanıdık değil.
       
      Gerçi tabii işin aslı öyle değildir belki ve dilerim öyle değildir. Neyzen Tevfik umarım kızıyla ilgilenmiştir. Ama kitaptan öyle bir izlenim edinememiştim.
       
      Teşekkür ederim yorum için.

  • Yanıtla Didem Çelebi Özkan 29 Ocak 2025 at 22:01

    Neyzen Tevfik’in (Tevfik Kolaylı) hayatı hakkında pek çok şey bilinir; keskin hicivleri, nüktedanlığı, Bektaşîliği ve tabii ki ney üstadı oluşu… Ancak daha az bilinen yönlerinden biri, onun bir dönem İstanbul’daki Fransız Sirkinde çalışmış olmasıdır.
     
    1900’lerin başlarında, hayatını idame ettirmekte zorlanan Neyzen Tevfik, Fransız Sirki’nde “hipnotize edilen adam” olarak sahneye çıkıyormuş. Sirk sahipleri, onun derin trans halleri yaşamasını ve uzun süre hareketsiz kalmasını bir “hipnotik yetenek” olarak pazarlıyorlarmış. Oysa Tevfik, aslında içki ve esrar nedeniyle kendinden geçiyor ve saatlerce kıpırdamadan durabiliyormuş. Bu “gösteri” halkın ilgisini çekmiş ve sirk sahipleri için iyi bir kazanç kapısı olmuş. Ancak Neyzen Tevfik’in ruhu bu tür ticârî gösterilere pek uyum sağlamıyormuş. Bir gün, gösteriyi bozmuş ve tüm sirkin önünde sihirbazı hicvederek alay etmiş. Bu olayın ardından sirkteki işine son verilmiş elbette
     
    Bu anekdot, onun ne denli sıra dışı bir hayat yaşadığını ve hiciv yeteneğini sahne içinde de ne kadar ustaca kullandığını gösteren ilginç bir detay bana kalırsa.

    • Yanıtla Hülya Erarslan 27 Şubat 2025 at 13:06

      Bilmiyordum bunu. Ama şaşırmam. Tam onun kalemi bir iş gibi görünüyor. 🙂
       
      Teşekkürler bilgi ve yorum için.

    Düşünceleriniz bizim için değerli! Yazı hakkındaki yorumlarınızı paylaşarak sohbetin bir parçası olun.

    error: Kopya korumalı içerik!

    Yazı: Pembeden Yeşile Bütünlük | Yazan: İrem Savaş
    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan