Biraz Kitap

Havva

11 Mart 2025
Kitap: Havva | Yazar: Cat Bohannan | Yorumlayan: Hülya Erarslan


Havva | Cat Bohannan

Çok beğendim bu kitabı. Bütün kadınlara tavsiye ederim. Erkekler okumasın. (Şaka)

“Kadın Vücudu, İnsanın 200 Milyon Yıllık Evrimine Nasıl Liderlik Etti?” alt başlığıyla yayımlanan kitapta kadın bedeninde süt nasıl var oldu, rahim nasıl gelişti, menopoz niye var… gibi sorulara cevaplar yer alıyor.

Kitaba adını veren Havva ilk kadın anlamında değil, dişi bedenindeki yeniliklerin ilk çıktığı canlı anlamında kullanılıyor. Örneğin sütün Havva’sı, rahmin Havva’sı gibi. Bu Havvalar ilkin bir insan değil, hatta insana benzeyen canlılar bile değil.

Havva | Süt

Bulunan fosillerden anlaşılıyor ki 205 milyon yıl önce sansarla fare melezine benzeyen bir hayvan (Morganucodon) memelilerin sütünün ilk Havva’sı. Aslında yenidoğan memeli canlı öncelikle suya ihtiyaç duyuyor. Anne sütünün de %90’ı su. Böylece yenidoğan hareket etmesi gerekmeden güvenli yuvasında su ayağına geliyor.

“Bilim insanları sütün hem susuz kalma sorununu hem de bağışıklık sorunlarını tek kalemde çözmek üzere evrimleştiğini düşünüyor.”

Bu canlı türünün dişisinde henüz meme ucu yok ama süt veriyor. Yavrular sütü annelerinin bedeninden yalıyor. Zamanla yavrunun kullanımı için daha efektif olacak diye meme ucu çıkıyor.

“Süt bezlerine özel bir erişim portu oluşması evrimin basit bir eseriydi.”

Sütü çıkaran şey annenin bunu üretmesinin yanı sıra aslında bebeğin bunu emmesi.

“Sütü annenin vücudu üretiyor olsa da o üretimi tetikleyen şey, bebeğin ağzıdır.”

Yani süt, annenin memesinde birikmiş beklemiyor. Anne bedeninde depolanmış süt yok. Bebek, meme ucunu emince süt ortaya çıkıyor.

Süt ve bebeğin salyası arasında bir iletişim varmış. Kitapta bu gayet teknik anlatılıyor, ben kendi anladığım kadar anlatacağım. Bebek, memeyi emerken salyalarını saçıyor ya. Bu salyalara göre bebeğin sağlığıyla ilgili neye ihtiyacı varsa ona göre süt oluşuyormuş.
Olağanüstü bir şey. Kitapta bu oluşum bilim bilim anlatılıyor.

Havva: Rahim

Rahmin ortaya çıkışı da evrim sürecinde şöyle gelişmiş:

“Bazı eski canlılar, yumurta bırakmak yerine o yumurtaları vücutlarının içinde kuluçkaya yatırmış. (…) Bizler yumurtaları vücudun içinde sıcak tutmakla kalmamışız, kadın vücudunu bütünüyle bir gebelik makinesi haline getirmişiz.”

Bu da başka bir olağanüstü oluşum. Kadın bedeninin bebek dünyaya getirmek için içinde yarattığı evren akıl almaz bir şey.

Havva: Erkek Normu

Kitapta kadın bedeninin olağanüstü tasarımına hayran kaldım. Muhteşem bir donanım bu. Gelgelelim nasıl yok sayılıyor, o da anlatılıyor kitapta.

Tıpta erkek bedeninin norm kabul edildiği ile başlıyor kitap. “Erkek normu” diyor buna yazar. Antidepresan, ağrı kesici vb. ilaçlar kadınlarda daha az etkili ama bu önemsenmeden iki cinsiyete de aynısı veriliyormuş. Varsayımsal olarak erkek denekler kullanılıyormuş. Sebep olarak kadınlardaki hormonal değişimler gösteriliyor. Yani özel olarak kadınlarla ilgili bir araştırma yapılmıyorsa kadınlar araştırmanın dışında kalıyor.

“Bu şekilde deneyler daha hızlı ilerliyor, makaleler daha çabuk yazılıyor ve araştırmacının fon ve kadro bulma ihtimali artıyor.”

Sonsuza kadar böyle sürecek değildi tabii.

“Artık memelerden bahsetmenin vakti geldi. Memelerden, kandan, yağdan, vajinalardan, rahimlerden, hepsinden.”

Havva: Erkek Bakışı

Kadınların ergenlik sürecine de değiniyor yazar. “Kızlık dönemi” olarak ifade ediyor bunu ve daha iyi bir kelime bulamadığını da belirtmeden geçmiyor. Bu dönemle ilgili çok doğru bir tanım yapıyor yazar:

“Her genç kızın hayatında, izlendiğini fark ettiği bir an vardır. Vücudunun görünür bir şeye dönüştüğünü, bu görme işini de erkeklerin yaptığını fark ettiği bir an.”

Aynen! Bu cümleyi okuyan her kadının da “Aynen” diyeceğine eminim. Her kadının ergenlik dönemine girerken yakaladığı o rahatsız edici erkek bakışı.

“Erkek bakışı terimi burada kullanamayacağım kadar çok şey ifade ediyor. Ama bu temel deneyim; yani bir kız çocuğunun sekiz ila on dört yaşları arasında görünür bir şekilde kadın olmanın başka türlü görülmek anlamına geldiğini öğrendiği o anlar dizisi; bana tanıdık geliyor.”

Havva: Büyükanneler

Kitapta büyükanneler için de özel bir bahis var. Menopozun evrim sürecinde neden var olduğu ile ilgili bölümde bahsediliyor. Çeşitli çıkarımlar var menopozla ilgili. Aklımda yer edenlerden biri kadınların yaşlanınca da çocuk doğurup kendi çocuklarına bakmalarındansa tecrübeleri ile artık başka çocuklarla (torunlarıyla) ilgilenebilmesi, yaşam bilgisini onlara aktarabilmesi içinmiş. Bu bir görüş. Çeşitli kabilelerden örneklerle bunu detaylandırıyor yazar. Örneğin yaşlı kadın, genç kadının doğumuna ebelik yapıyor, tecrübesiz annelere destek oluyor.

Bu arada birkaç bin yıl önce yaşlı kadın, genel olarak yaşlı insan, zaten olağanüstü bir durummuş. Kimse uzun yaşayamadığı için. Yaşlılara saygı mottosu da muhtemelen o dönemlerden kalma. İnsanın o yaşa kadar yaşayabilmesi, hayatta kalabilmiş olması muazzam bir başarı diye görülüyor ve tabii ki saygı duyuluyor, tecrübesinden ve bilgisinden yararlanılmak isteniyor. Ama bugün zaten dünyanın çoğu yaşlı. Sanırım o yüzden arzu ettikleri saygı azaldı.

Büyükannelerin önemine “Alttakiler” adlı kitapta da değiniliyor. Orada bugünkü durumdan bahsediliyor. Büyükanneler torunlarına bakınca anneler, çocuğa bakan güvenilir biri var diye işe daha rahat devam edebiliyormuş. Ve hatta bu büyükanneler, insan nüfusunun da artışını sağlıyormuş. Çünkü büyükanne çocuğa bakınca, anne baba yeniden çocuk yapma konusunda daha rahat oluyormuş.

Havva: Kadınlar

Biricik dünyamızda önce mikroorganizmalar vardı. Yaklaşık 3 milyar yıl önce. Bir milyar yıl kadar sonra amipler gibi tek hücreli organizmalar var oluyor. Sonra omurgalılar. İlk omurgalı hayvanlara ait fosiller 500 milyon yıl öncesine dayanıyor. İnsan vücuda da bundan kaç milyon yıl sonra oluştuysa artık! Zaten bir milyon yıl ile bir milyar yıl arasında ben açıkçası fark göremiyorum. Bir noktadan sonra bana çok önemli gelmiyor. Zihnimde canlandıramıyorum, bir karşılık bulamıyorum bu kadar eski zamana. Ama dünya tarihini milyon milyar yıl diye düşündüğümüzde insan vücuduna yeni diyebiliriz.

“Ayak parmaklarımızın yerinde el parmaklarının olduğu dönemler çok da eski değil.”

Kadınları var saymamız ise bu milyon yıllık insanlık tarihi için daha on dakika gibi bir şey.

Saygılar,
Hülya Erarslan©

BEĞENEBİLECEĞİNİZ İÇERİKLER

2 YORUMLAR

  • Yanıtla Metin Çoban 12 Mart 2025 at 00:09

    Çok ilginç bilgiler. Ben de bir ekleme yapayım, bundan 9-10 bin yıl önce, Tunç Çağı zamanlarında, erkekler kadınların kendi kendilerine doğum yaptıklarını düşünürler ve kadın yaratan olduğu için tanrı veya tanrıça olurmuş (Kybele). Erkekler bu iş dahil olduklarını 1.000 yıl sonra anlamışlar 😂

  • Yanıtla Hülya Erarslan 14 Mart 2025 at 18:14

    Çok mantıklı. Ben de o yıllarda yaşamış olsam kesin kadına tapardım. İnsan dünyaya getirebiliyor diye.
     
    Bir de muhtemelen kadın ve erkeğin sevişmesiyle bebeğin dünyaya geldiğini daha bilmedikleri bir dönemdi. Aradaki bağlantıyı kurabilmiş olduklarını sanmıyorum. Ne zaman ki bağlantıyı kurdular yani erkek bu süreçte kendi payı olduğunu öğrendi, o zaman işler değişti sanıyorum.

  • Düşünceleriniz bizim için değerli! Yazı hakkındaki yorumlarınızı paylaşarak sohbetin bir parçası olun.

    error: Kopya korumalı içerik!

    Yazı: Pembeden Yeşile Bütünlük | Yazan: İrem Savaş
    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan