Geri dönüp bakmıyorsam ardıma, şimdiye yeten, geleceği umutlandıran Fikrime kudret, bakışıma nur, duruşuma asalet katan varlığındandır. Sen varken her zorluğu yenebileceğime inanırım. Her derdin çaresine, her gecenin sabahına inanırım.…
Hiçbirimiz emin değiliz bu sene yazın geleceğinden çünkü karla güneş dahi arkadaş oldu. Güneş patlamaları Dünya'dan duyulur oldu. Rusya çarlık fantezisiyle yakıp yıkarken Ukrayna kendi kaderine terk edilmişken, liderler zirveleri maskeli baloya dönüşür oldu.…
Bir bahar daha kapıda şimdi. Şubat karakterini korurken, sınamaya devam ediyor ilikleri, ben yine savaşın tam ortasında, yeni kazanımlarla eskileri dönüştürme, yarınları güçlendirme telaşında. Ve her zamanki gibi aynı hatayla bugünü unutmakta.…
Düşlerini esir etme devrin karanlığına yoksa umut küser, bir daha çalmaz kapını. Yüzüne bak aslının, dokun güçlü varlığına. Yüreğin sana yeter, sahip çık, sakın alma ahını. Kış gelir, bahtının penceresi buz tutar bazen, göremezsin, gördüğünse çelimsiz gelir. Herkesin derdi olur, gemisi batar bazen. Karanlığın…
Mümkün olsaydı birçoğumuz eski bir zamana geri dönmek isterdik ve şimdi doğru gelen bazı şeyleri o vaktin kalbine koyup yeniden denerdik. Belki yine yanılır, yine eksik bir şeylerle yaşlanırdık. Belki de daha kifayetli, daha dirayetli, daha inayetli olurdu bugün.…
Seni öyle bir yere koydum ki gönlümde arşa yazılmış bütün şiirlerde varsın. Yazsın; güneşi ceplerimdeki şiirlere, kalbime dolduran yaz! Belki bazen ayaz. Olman gerektiğinden azsın. Belki sonsuzluğa gidişimi hızlandıran belâ. Belki kendime doğrulttuğum silahsın. Ama ne fark eder artık, ne olduğun. Ömrüm gözlerine müptelâ.…
Ah be zaman! İnsanı ayaküstü uyutan, acı çekerken yavaşlayan, yavaşlasın isterken ok gibi hızlanan, daha ergen çocuk ahvaliyle hayaller kurarken -sanki bir anda- kırka merdiven dayatan. Ah aralık! Gelmişimi geçmişimi kulağıma sayıklayan; soğuğuyla, duruşuyla, zorluğuyla hırpalayan, yeni yıla tuhaf havadislerin, bin türlü yorgunlukların, lâkin…
Derdin çoksa kabul et, biraz da sebebi sensin. Kendine toz kondurmadan yürürsen EĞER bu yanlış muhakeme, günün birinde sonsuz gibi görünen bir boşluğa götürür seni. Biliyorum; arşa şiirler yazmak, her muhtaca el uzatmak, her çocuğu mutlu etmek, her hayvanı doyurmak, sonsuz iyilik hayallerin var.…
Ah zaman! Bu soğukta böylesine sıcak bir sürpriz. İşte nasıl desem; acayip içli bir havadis, beni benden alan, beni başka bir benliğe taşıyan dehliz. Evet evet, yanlış tahmin etmediniz; bir çift göze takıldı bakışlarım, öyle soğuk, boğuk, boşluk dolu bir kasım gününde, Dünya’nın en…
Kasım. İklim ötesi bir şuur. Şehri griye boyayan bir şiir. Herkesten daha güzel ve üstelik gönlün derinliklerine yazan şair. Sonbaharın son demi. Kışın merhabası. İnsanoğlunun kendisiyle hemhâl havası. Kasımda ben; başka bir ritmine geçerim hayatın, aldığım soluğun hissiyatı, tuttuğum dileğin evrensel uzantısı, bakış açım,…
Büyütme gözünde dertlerini. Hiçbiri senden büyük değil. Ve sen de büyük değilsin, Dünya da. Son ânın gelmeden anlarsan eğer küçücük Dünya'da, küçücük sen, küçücük dertlerini büyütmeden kocaman mutluluklar bulabilirsin. Ölü gibi bakmasın o güzelim gözlerin. Umutla, sevgiyle ve aşkla yaşayabilirsin. Yaşayabilirsin.…
Onca yıl yaşadım. İşgal ettim Dünya'nın bir köşesini. Yılgınlıklara koşarcasına uğraş içinde, hep bir şeyleri yakalamaya, bir şeylere tutunmaya çalıştım. Tutunmanın en güçlü öğesinin sevgi olduğunu senden öğrendim. Hayat işte! Sınav üstüne sınav. Dert üstüne dert. Diğerlerinden daha az değildi çilelerim. Ve bazen kendim…
Hiçbir kaza, özlem, kavga, elem ve hiçbir mutluluk öylesine değildi. Adına tesadüf dediklerimiz de dahil. Her şey sebebi üzerinden akıp geldi. Geldi ve bugün şimdi sebeplerle sonuçların imece çalışması beyaz saçlarım, antika yüzüm, patika ten çizgilerim, yorgun bedenim, hissim, şiirlerim. İşte neyse… Uzatmaya gerek…













