9 Ekim 2017, Ovacık. İki gün boyunca yağan yağmurun ardından Ölüdeniz üzerindeki bulutlar çekildi ve güneş yeniden Babadağ’ın tepesinde kendini göstermeye başladı. Sıcaklık biraz daha düşmüş, yüzüm artık gülmeye başlamıştı. Likya Yolu yürüyüşüne başlayacağım ve birkaç saat sonra güneşe olan bu sevgimi hayli sorgulayacağım…
Likya Yolu yürüyüşü öncesi Kayaköy'de konakladığım Camping Bay Efetto'dan sırtımda çantamla ayrıldım ve eski arkadaşlarım Barış ve Fabiana'yı bulmak için Ölüdeniz'e doğru yola çıktım. Yürüyüş öncesi son günlerimi onlarla birlikte geçirmek ve enerji depolamak üzere…
Fethiye’ye yaklaşık 9km mesafede yer alan Kayaköy’ün geçmişi MÖ 3000 yıllarına uzanıyor. Antik dönemlerde Karmylassos olarak bilinen bölge yaklaşık iki yüzyıl önce Rumların yerleşim alanı olmuş. Kare şeklindeki taş evlerin tamamının yamaçlara inşa edildiği ve basamak basamak yükselen köy, 1900’lerin başında üç bin nüfuslu…
Gezi Parkı’ndaki “üç-beş ağacı” müteahhitlerden kurtarmaya çalıştığımız Gezi depremi ülkenin her köşesine yayılmış, bütün görkemi ile devam ediyordu. Günlerdir işe gitmeyi bile unutmuş, canla başla Park ve Taksim Meydanı etrafındaki mücadeleyi sürdürmeye çalışıyorduk.…
Eylül 2017, Datça hâlâ çok güzel. Bodrum’dan ayrılıp yola devam etme zamanı geldiğinde, Datça’da birlikte kamp yapmaya karar verdiğimiz Pak’la birlikte biz de öyle yaptık. Bir Pazartesi sabahı erkenden ilk feribota yetiştik. Kahvaltımızı simit, poğaça ve çayla feribotta yaptık.…
Kapıkırı gezisinden sonra Volo Kamping’de dinlenme günleri hızla geçti, Peksimet’e, atölyeye döndüm. Hüseyin Hoca ve Güven’le birlikte ağaç işçiliği yeniden başladı. Sabahları erken kalkıp önce bahçeyi süpürüyor, hortumla evin etrafını suluyor, ardından mutfağa geçip, bizim gibi akşamdan kalmış bulaşıkları yıkıyordum.…
Deliksiz uykumun derinliklerinden uyanıklığın yüzeyine doğru yaklaşırken gözkapaklarımın üzerinde artan ışığı ve bedenimi çoktan sarmış olan sıcağı hissettim. Derimin gözeneklerinden kurtulan ter damlaları boynumdan, alnımdan, saç diplerimden aşağı süzülüyor, uyumadan önce katlanmış poların üzerine tişört geçirerek yaptığım yastığı ter içinde bırakıyordu.…
Ahşap atölyesindeki çıraklık denemesine bir kaç gün ara verip Güven’le birlikte kafa dinlemek için Bafa’ya doğru yola çıktık. Önceki gün Jale, daha önce de Ece gittiği için son birkaç gündür üçümüz kalmıştık. Eşyalarımızın çoğunu Kırlangıç’ta bırakmasak, Hüseyin Hoca mümkün değil bizi yollamazdı.…
Eylül ortasına yaklaşmamıza rağmen hava hâlâ çok sıcak. Öğlen saatlerinde bırakın çalışmayı, iş yapmadan gölgede oturmak bile çok zor. Bu saatlerde dışarıda durmak anlamsız.…
Sumi’yle birlikte yaptığımız yolculuk, Baladız’da köyün hem Rehber’i hem de Dede’si tarafından ağırlanmak bende çok güzel izler bıraktı. Bir süre daha vakit geçirdiğim İstanbul’dan ayrılma zamanım geldiğinde eski şirketten arkadaşım Adnan’la yaptığımız güzel bir yolculukla ilk olarak Ayvalık’a, yazlıktaki anneme gittim.…
Burdur Gölü kenarındaki otelimizde kuş cıvıltıları içinde harika bir göl manzarasına uyandık. Normalde böyle güzel bir şehirde birkaç gün kalmak, gölün etrafında yürüyüş ve kamp yapmak isterdim. Fakat Sumi’nin dönüş uçuşu hemen ertesi sabah olduğu için programımıza göre o gece İstanbul’a ulaşmamız gerekiyordu. Kahvaltının…
Yola çıkmadan önce İstanbul’da biraz daha vakit geçirdim. Yüklerimden arınmış olmanın rahatlığıyla şehrin bende iz bırakan, anılarımın olduğu, özleyeceğimi düşündüğüm köşelerine gittim. Seyrettim, dinledim, hatırladım, güldüm. Her gün farklı arkadaşlarımla görüştüm, kimilerinin evinde kaldım.…
Yol planları yaparken aklımda onlarca fikir vardı. Pek çok insan gibi ben de Küba’yı, Meksika’yı, Latin Amerika’yı merak ediyordum. Avrupa’da çok ülkeyi görmüştüm ama Hindistan’ın doğusuna daha hiç geçmemiştim. Doğu Asya nasıldı acaba? Afrika başlı başına bir derya deniz.…













