Çok Gezen Abi

Kayaköy | Kurtuluş’un Hayalet Mirası

2 Ekim 2020

Yazı: Kayaköy | Kurtuluş'un Hayalet Mirası | Yazar: Burak Süalp


Kayaköy (Karmylassos)

 
 
1. Bölüm 👉🏻 Paylaştıkça Çoğalıyor İnsan
2. Bölüm 👉🏻 Korkularımı Cihangir’de Bıraktım
3. Bölüm 👉🏻 Umarım Unuttukları Çok Yer Vardır
4. Bölüm 👉🏻 İnsanoğlu Baki Değil, Devrilir Ağam
5. Bölüm 👉🏻 Herkes Zengin Ama Kimse Özgür Değil
6. Bölüm 👉🏻 Peksimet | Kırlangıç Sanat Atölyesi
7. Bölüm 👉🏻 Herakleia | Sekiz Bin Yıllık Miras
8. Bölüm 👉🏻 Bu Kampta Mucize Var
9. Bölüm 👉🏻 Bodrum | Kesişen Yollar
10. Bölüm 👉🏻 Datça | Hâlâ Çok Güzel
11. Bölüm 👉🏻 Marmaris | Zaman Tünelinden Çıkan Kuzen
 
 

12. Bölüm | Kayaköy | Kurtuluş’un Hayalet Mirası

Likya Yolu yürüyüşü için hazırlıklarımı tamamladığım Marmaris’ten sonra sevgili Aydan’la, taşınma hazırlıkları yaptığı Bozburun’da yeniden görüşmek üzere vedalaştık. Kendimi, yürüyüşe başlamak için hava sıcaklıklarının biraz daha düşmesini bekleyeceğim Fethiye’ye, Kayaköy’e attım. Ovacık’tan başlayacağım yürüyüş zamanı yaklaştıkça da heyecanım artıyordu.

Kayaköy (Karmylassos)

Yazı: Kayaköy | Kurtuluş'un Hayalet Mirası | Yazar: Burak SüalpFethiye’ye yaklaşık 9 km mesafede yer alan Kayaköy’ün geçmişi MÖ 3000 yıllarına uzanıyor. Antik dönemlerde Karmylassos olarak bilinen bölge yaklaşık iki yüzyıl önce Rumların yerleşim alanı olmuş. Kare şeklindeki taş evlerin tamamının yamaçlara inşa edildiği, basamak basamak yükselen köy, 1900’lerin başında üç bin nüfuslu bir Rum kasabası haline gelmiş. Köyde 50 m² civarında oturma alanı olan yaklaşık beş yüz ev birbirlerinin manzarasını kapatmayacak şekilde yamaca inşa edilmiş.

O dönemde Levissi olarak anılan Kayaköy’ün sakinleri geçimlerini tütüncülük, bağcılık ve şarap üretimi ile sağlıyormuş. Kurtuluş Savaşı’nın ardından, 1923 yılında gerçekleşen mübadeleyle Yunanistan’a göç eden köy halkının yerine Selanik ve civarından gelen Türk kökenli nüfus yerleştirilmek istenmiş. Ancak yamaçtaki evlere alışık olmayan, at binen, dere kenarında yaşamaya alışkın yeni köy halkı ya kendilerine ovada yeni evler yapmış ya da başka yerlere taşınmış. Yamaçtaki taş evler de kaderlerine terkedilmiş. Köyün eski halkının da göç ettikleri yerdeki akıbetleri meçhul. Ne yazık.

Bugün açık müze olarak ziyaret edebildiğimiz koruma altındaki köy, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından “Dünya Dostluk ve Barış Köyü” ilan edilmiş. Son yüzyıldaki depremlere ve doğal süreçlere rağmen ayakta kalmaya çalışan Kayaköy hâlâ Rumlardan kalma taş evler, çeşmeler, sarnıçlar, dükkanlar, şapeller ve iki kilisenin kalıntılarını barındırıyor.

Restaurant Bay Efetto ve Kamping

Evim sırtımda geldiğim Kayaköy’de kendimi IBM’den arkadaşlarım Tuba’nın ve Tolga’nın (bugün pandemi nedeniyle geçici olarak kapalı olan) restoranları Bay Efetto’ya attım.

Ares solda, Viski sağda


Ares solda, Viski sağda

Bahçenin kapısında beni bizimkilerden önce Viski’yle Ares karşıladı. En son haziranda Sumi ile birlikte yaptığımız seyahatte gelmiştim buraya. O zamandan tanışıyoruz ikisiyle de. Beni restoranın merdivenlerine çöktüren harika bir karşılamanın ardından kendilerini iyice sevdirmeden yerimden kaldırmıyorlar.

Tuba ve Tolga yaklaşık beş yıl önce kariyerlerinin belki de en iyi dönemlerinde kurumsal hayatı ve İstanbul’u terk edip buralara yerleşen eski beyaz yakalılardan. Onların da apayrı bir maceraları var.

“Mavi düşlerle başladı yolculuğumuz. Düşümüzün ilk adımını dost sohbetlerine misafirlik edecek olan Kayaköy’deki restoranımızla attık. Siz değerli misafirlerimiz ile de tanışmaya can atıyoruz. Görüşmek üzere… :)”

2015 yılında IBM’deki yöneticilik görevlerini bırakıp Fethiye’ye taşındılar, Kayaköy’ün göbeğinde bir restoran açtılar. Facebook sayfalarında misafirlerine yukarıdaki ifadelerle merhaba diyen Restaurant Bay Efetto kısa sürede Tripadvisor sitesinde en iyi Kayaköy restoranı olmuş.

Bunun küçük bir başarı olduğunu düşünmeyin, çünkü evet, burası hâlâ köy ama bayağı turistik ve “entel” bir köy. Hem Avrupalı hem de Türkiye’nin her yerinden gelen gelir durumu iyi ziyaretçileri sayesinde müşteri profili hayli yüksek. Bu başarıya ulaşabilmek için sürekli ve kaliteli hizmet verebilmek gerekiyor.

Kayaköy’de restoran hizmeti veren irili ufaklı 26 işletme var. Bunlar arasında belli bir standardı uzun yıllardır sürdürebilen CinBal gibi restoranlar da var. Onun için Bay Efetto’nun başarısı takdir edilecek cinsten.

Restaurant Bay Efetto’nun başarısı sevgili Tuba’yla Tolga’yı kesmiş mi? Kesmemiş, devamında restoranın içinde olduğu arazide Camping Bay Efetto’yu da açmışlar.

Restoranla kampingi birlikte işletmeye başlıyorlar ama bu da kesmiyor hızlarını, bir de Efetto Live markası altında eğlence sektörüne el atıyorlar. Cem Adrian, Manuş Baba, Bülent Ortaçgil, Hüsnü Arkan gibi önemli isimleri Kayaköy’e getirip konserler düzenliyorlar.

Demek ki, oluyor mu? Evet yapmak isteyince, çaba harcayınca, yılmadan devam edip fark yaratınca oluyor. Şehirden köye yerleşip gayet başarılı olunabiliyor. İllaki herkes böyle yapsın anlamında söylemiyorum. Lakin niyeti olanlara örnek olsun diye anlatıyorum.

Peki, sonra? Sonra bu işlerin yanında başka bir alana el atıyorlar. Restoranda severek kullandıkları zeytinyağını üreten firmaya ortak oluyorlar. Böylece zeytinyağı işi de başlıyor.

Tlos Olive

Zeytinyağı işi, Tlos Olive’in internet sitesinde kendi ifade ettikleri şekliyle, “zeytin meyvesinin büyüsüne kapılmış ve araştırdıkça daha da büyülü faydalarını keşfetmiş bir grup doğasever” olarak 2015 yılında profesör bir hocalarının tavsiyesi üzerine başlıyor. Bizimkilerse bu maceraya 2017 yılında dahil oluyorlar.

Yazı: Kayaköy | Kurtuluş'un Hayalet Mirası | Yazar: Burak Süalp


Sevgili Tuba, Tolga ve Efe

İspanya’da kanser tedavisinde ve kozmetikte kullanılan 400 polifenol* değerli zeytinyağlarının Fethiye bölgesine özel zeytinlerden elde edildiği bilgisinden yola çıkarak, bir yıl boyunca Fethiye, Kayaköy ve çevresinde araştırma yapıyorlar. Yaptıkları ön araştırmaların ve olumlu laboratuvar tahlillerinin sonucunda işe başlamaya karar veriyorlar.

Kendi bahçeleriyle beraber, başka zeytinliklerin bakım ve hasadını üstleniyorlar. Muğla yöresinde orman arazilerinden zeytin toplama izni alıyorlar. Düzlüklerde herkesin sahiplendiği ağaçlar yerine, yamaçlarda kimsenin dokunmadığı, bakım yapmadığı, mücadeleci ağaçları tercih ediyorlar.

Hedef büyük; bu kıymetli zeytinyağlarından üretecekler, zahmetli ve maliyetli de olsa bu yolda büyük adımlar atacaklar. Geldiğimiz noktada bunu da başarmışlar mı? Ürettikleri zeytinyağlarının aldığı yerel, ulusal ve uluslararası ödüllere Tlos Olive internet sitesinden bakabilirsiniz. Başarıları muazzam.

Bu başarılara imza atarken bir yandan da harika bir çocuk olan Efe’yi büyüten bu insanların arkadaşı olmak bana gurur veriyor.

Hikayelerini Hayriye Mengüç, HT Hayat’ta “Kurumsaldan ayrılıp zeytinyağı işine girdiler” başlıklı yazısında anlatıyor. Bu konuda bir başarı öyküsü olarak okumanızı tavsiye ederim.

Kayaköy Günleri

Çadırımı Camping Bay Efetto’nun güzel bir köşesine kuruyorum. İlerleyen saatlerde kampingin diğer misafirleri ve çalışanları ile birlikte kamp ateşi başında harika saatler geçiriyoruz. Gecenin sonunda kendimi çadırıma atıyorum. Bütün günün yorgunluğu üzerine uykuya dalarken, sabaha kadar çadırın önünde yatıp nöbet tutan Viski’ye minnettarım.

Sabah erkenden kalkıp kampingin çok uygun fiyatlı kampçı kahvaltısını yiyorum. Gezgin hayatta hem kısıtlı bütçenizi düşünmeniz hem de düzenli olarak sağlıklı beslenmenize dikkat etmeniz gerekiyor. Bay Efetto’nun, restoranın köy kahvaltısı dışında kampçılar için böyle pratik ve ekonomik bir kahvaltı düşünüp sunması çok akıllıca.

Tolga, Efe, Viski ve Ares’le birlikte yaptığımız kahvaltıdan sonra, küçük bir sırt çantasına günlük ihtiyaçlarımı yerleştirip Kayaköy’ü gezmeye çıkıyorum. Köy kahvesinde çay içip sonrasında yamaçtaki hayalet şehrin sokaklarından yukarı tırmanıyorum.

Burada binlerce yıllık bir tarihle birlikte savaşın acı sonuçları yatıyor. Kimse başkasının yaşadığı toprakları işgal etmemeli. Kimse yurdunu savunmak için silaha sarılmak zorunda kalmamalı. Kimse savaşın olası sonuçlarından biri olarak yerinden yurdundan olmamalı. Yeryüzünde artık savaşlar son bulmalı.

Hayalete dönmüş bu evlerin arasında dolaşırken bunları düşünüyorum. Kayaköy’ün harabe evlerini, şapel ve kiliselerini gezdikten sonra yönümü Soğuksu Koyu’na çeviriyorum. Güzel bir doğa yürüyüşünün ardından koya geldiğimde genç bir çiftten başka kimseyi göremiyorum.

Avusturalya’lı Ryan Efron ve Yeni Zelanda’lı Sherab Palmo. Yirmili yaşlarının başlarındalar. Birlikte dünyayı geziyorlar. Para nereden mi geliyor? Gittikleri her yerde yaptıkları gibi burada da Han Camping’de çalışıyorlar. O gün izin günleri.

Günboyu birlikte denize giriyoruz, güneşleniyoruz, sohbet ediyoruz. Akşamüstü birlikte yürüyerek Kayaköy’e dönüyoruz.

Evet, yeni bir hayata zaten başladım fakat Ryan ve Sherab gibi yolda tanıştığım her özgür insan, güvenimi biraz daha tazelememi sağlıyor. Herkes için doğru yaşam biçimini bilemem, bana kalırsa kimse bilemez. Yine de, en azından bize şehirli hayatımızda öğretilen “oku, çalış, evlen, çocuk yap, emekli ol” hayat biçiminin tek doğru hayat biçimi olmadığını iddia edebilirim. Tuba ve Tolga da bunun en güzel örneğini verenlerden…

O gece de Efetto’da konaklıyorum. Ertesi sabah bizimkilerle vedalaşıp Likya Yolu’ndan önce son durağım Ölüdeniz’e doğru yola çıkıyorum.

 
 

Devamı için tıklayınız.

 
 
Burak Süalp
 
 

Notlar & Açıklamalar:

* Polifenoller her molekülde birden fazla fenol grubunun bulunduğu bileşiklerdir. Polifenoller genelde bitkilerde bulunur ve bitkilerin renklenmelerinden, örneğin sonbahardaki yaprak renklerinden sorumludurlar. Antioksidan özelliklerinden dolayı insan sağlığına muhtemel faydaları vardır. Antioksidan polifenollerin oksidatif stresi (reaktif oksijen ile meydana gelen stres) azaltmalarindan dolayı kardiyovasküler hastalık ve kanser risklerini de azalttığına dair bulgular vardır [1]. Bu bileşiklerin Alzheimer hastalığınin başlangıcını da geciktirdiği gösterilmiştir. –Vikipedi ⇡⇡⇡

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

14 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 2 Ekim 2020 at 13:36

    Kaç kere Fethiye’ye gitmeme, Kayaköy’ü de merak ediyor olmama rağmen, bir türlü görememiştim bu köyü. Sayende bildiğimden çok daha fazlasını öğrendim :)))
     
    Ara ara peşine takılıp ben de mi seninle gezsem 🙃 Bir sonraki rotanızı bileyim Burak Bey, belli mi olur ben de sırt çantamı toplar yürürüm yanınızda 😁
     
    Sevgiler canım 🤗

    • Cevapla Burak Süalp 2 Ekim 2020 at 17:06

      Didemcim yazıyı sevmene çok mutlu oldum. Harika yorumun için teşekkür ederim.
       
      İstanbul’daki işlerimi bitirmeme de az kaldı. Yeni rota belli olsun, ilk paylaşacağım insanlardan olacağın kesin. Birlikte gezmek konusunda sen her zaman açık bilete sahipsin.
       
      Nice birlikte yolculuklara ve yazılara. Sevgilerle…

  • Cevapla Tuba Özen 2 Ekim 2020 at 15:49

    Burakcım hikayende bize de yer verdiğin için sonsuz teşekkürler 🥰😘. Severek okuyoruz, yola devam.

    • Cevapla Burak Süalp 2 Ekim 2020 at 20:01

      Tubacım, ben de sizin başarılarınızı gurur duyarak takip ediyorum. Yılda bir de görüşebilsek, arkadaşlığınız benim için çok kıymetli. Sağlıkla ve sevgiyle kalın!

      • Cevapla Ayşegül Soyalp 3 Ekim 2020 at 11:17

        Burakçığım, Kayaköy’ü, Tuba ve Tolga sayesinde duymuştum, simdi tarihini de sayende öğrendim. Yeni rotanda güzel anlatımını sabırsızlıkla bekliyor olacağım. Pandemide eve kapanan ben, gezmiş hissi ile mutlu oluyorum yazdıklarınla 🌺

        • Cevapla Burak Süalp 3 Ekim 2020 at 12:52

          Ayşegülcüm yorumun için çok teşekkür ederim. Bizimkiler Kayaköy’ü bayağı sallamış yaptıkları işlerle. Gurur duydum.
           
          Yazmaya devam ediyorum, paylaşmaya da devam edeceğim. Bu güzel yorumlar çok büyük destek oluyor bana. İyi ki varsın!

      • Cevapla Gökçe Çiçek Gönülaçar 6 Ekim 2020 at 12:54

        Bence bir süre sonra peşine takılmak isteyen insanlar çığ gibi büyüyecek ve bir başka dalda kariyer de düşünecek hale geleceksin. Gelecekte “Burak bizi tatile götüürr” diye bagıran dergi yazarları görüyorum. 😂😂😂
         
        Bu arada sayın editörüm, yeni terfininizi kutlar başarılar dilerim.

        • Cevapla Burak Süalp 6 Ekim 2020 at 13:32

          Sevgili Gökçe, çok güldürdün beni bu harika yorumunla. Umarım bir gün sırt çantalarını yüklenip gideriz. Bayılırım. Önerim: “Sen ve Ben Edebiyat Kampı” tatili yapmak. Sizin oralarda adalardan birinde çok güzel olmaz mı? Gökçeada mesela?
           
          İsim vermek istemiyorum, bi’ tek baş editöre dikkat etmek lazım. 😂 O maazallah oraya da laptopuyla gelir, hem çalışır hem bizi de çalıştırır 😂
           
          Güzel yorumun ve iyi dileklerin için çok teşekkür ederim. Editörünüz hizmetinizde efendim…

          • Didem Çelebi Özkan 6 Ekim 2020 at 13:43

            Yaaa Burak 😂😂😂 Tabi ki laptop’la geleceğim. Bu satırları hastanede, doktor kontrolümü beklerken kucağımdaki laptop’dan yazıyorum :)))) Tatilde de kamp ateşinin etrafında bir yandan içer bir yandan yazı düzenlerim 😝 Ahahahahah görüntü çok hoşuma gitti birden; yazarlar kamp ateşinin etrafında içip sohbet ediyoruz hatta Gökçe o güzel sesiyle şarkılar söylüyor 😍😁

          • Burak Süalp 6 Ekim 2020 at 13:59

            Sevgili baş editörüm, çok geçmiş olsun. Doktor kontrolü bu durumla ilgili değil di mi? Her yere laptop’la gitme durumuyla yani? 😂
             
            Şaka bir yana umarım sadece kontroldür, ciddi bir şey yoktur. Tekrar geçmiş olsun!

  • Cevapla Pelin Öncüoğlu Işık 2 Ekim 2020 at 17:20

    Burakcım, yine çok güzel bir yol hikayesi yazmışsın. 😍 Sayende sevgili Tubaların mekanını en kısa sürede ziyaret etmek istedim. Gerçekten güzel bir başarı hikayesi, güzel bir aile. Özgür ruhlu gezgin arkadaşım yolda biriktirdiklerini öyle güzel sentezleyip bizimle paylaşıyorsun ki insanda hemen yola çıkma arzusu uyanıyor.
     
    Kalemine sağlık, maceranın devamını heyecanla bekliyorum ♥️

    • Cevapla Burak Süalp 2 Ekim 2020 at 19:57

      Canım benim, güzel sözlerin, güzel yorumun için çok teşekkür ederim. Bi’ tanesin sen. Tuba’ların mekanı Korona nedeniyle geçici olarak kapalı. Umarım kısa sürede açılır, hatta birlikte gideriz. Çok güzel olmaz mı?

  • Cevapla Hakan Özbek 2 Ekim 2020 at 18:08

    Burak yazdıklarını okurken sanki kendim yaşıyormuşum gibi hayal ediyorum. Özellikle bu günlerde daha bir iyi geliyor.
     
    Kalemine, yüreğine sağlık. ✌️

    • Cevapla Burak Süalp 2 Ekim 2020 at 19:59

      Dostum beğenmene çok sevindim. Öyle hissettirebiliyorsam ne mutlu bana. Bu yorumlar daha fazla paylaşmak için motive ediyor beni. Teşekkür ederim. Ben de senin yazılarını severek takip ediyorum. Senin de kalemine sağlık!

    Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan