Sevgili Sen ve Ben Ailem, Bu kız bu hafta sonu 18 oluyor. Bu zamanları düşlerken o kadar uzak gelirdi ki bana. Hayatımın bambaşka olacağını, filmlerdeki gibi olacağını zannederdim hep. Ancak elbette ki hayatım bir film senaryosu değil ancak yine de çok güzel. Rüştümü alıyorum…
O benim için hep bambaşka bir anlam taşıdı, kalbimde hep farklı yerde. Daha derinlerde, kelimelerle anlatılamayan hislerin kaynağında o. Her zaman kardeşi olduğum için kendimi şanslı hissettiğim kişi; abim. Aramızda tam 10 yıl var. 1992’nin şubat ayında dünyaya gelmiş, 2002 yılında ise ben belirivermişim…
Kimse bize hayatımızın en hızlı ve çabuk geçecek olan 10 yıllık dilimine girdiğimizi söylememişti. En azından girişte bir bilgilendirme, bir broşür veya danışmanlık hizmeti olmalıydı. Bize çocukluktan çıktığımızı sağ olsunlar söylemişlerdi ancak hepsi bu kadardı. Gerisini bir şekilde öğrenir, insan düşe kalka büyür, deneyimler…
Hayatımızda birçok şeyi hep “enlerle” sınıflandırırız. Bunun illaki pozitif bir yanının olmasına da gerek yoktur üstelik. En iyi günümüz, en iyi kombinimiz, en iyi makyajımız, en iyi sunumumuz, en iyi notumuz vb. Bu en iyilerimiz her zaman göstermezler kendilerini. Fakat kötüler her an gözümüzün…
Ne bir avuç toprak, ne birkaç antlaşma. Koskoca bir tarih, millet ve çekilen o amansız acılar bütünü. Bizim sahip olduğumuz o mukaddes değer sadece bir yönetim biçimi değildir. O mukaddes değer ki; özünde gözü yaşlı anne ahı, henüz on beşinde eli silah tutmak zorunda…
Tatilimin güzide son günlerinden bildiriyorum ahali! Birkaç gün Antalya-Isparta arası mekik dokuduktan sonra bunu yazdığım günden 2, sizin okumanızdan 1 gün sonra evime döneceğim. Tatilimin en güzel yanı İstanbul’a nazaran daha özgür olmamdı. “Anahtarın olduğu sürece özgürsün.” Çocukluğum Çocukluğumu beraber geçirdiğim arkadaşlarımın yanındaydım. Hesapladık…
Güzel ülkemizin güzel insanları; Bu sabah kendinizi bir kez daha gururlu, minnettar, en önemlisi şanslı hissettiniz mi? Bu sabah bir kez daha hangi şartlardan geçip bugünlere geldiğimizi anımsadınız mı? Bu sabah bir kez daha kendi kendinize duyarlı olma sözü verdiniz mi? Tüm bunlara cevabınız…
Bu hafta resmen dert yanacağım ahali! Sizden tek ricam fazladan bağışıklık sistemi olan bana verebilir mi? Daha açık olayım. Küçüklüğümden beri boğaz ağrısıyla baş etmeye çalışıyorum. 8 yaşıma kadar bademciğin büyük dediler, aldırdık. Bademciğin yerini görüp “bademcik” diyorlar. Ortaokuldan sonra oldu ne olduysa zaten.…
Geçtiğimiz hafta sonu uzun süredir izlediğim bir diziyi bitirdim. Mayısta biten son sezonu üzüleceğimi bildiğimden çok uzun zaman dilimine yayarak izlesem de bitti. Ve bir kez daha sonlarla aramın ne kadar kötü olduğunu fark ettim. Açıkçası bu sorunu yaşayan benim gibi başkalarının da olduğunu…
Tatiller her zaman çok güzel, evet. Ama en kötü yanı, o bir hızla geçen günlerin ardından gelen dönüş günü. Hele İstanbulluysanız ve İstanbul’a dönecekseniz o yol uzar da uzar, mesafe gitseniz de yerinizde saydırır size. Tabi bundan önce fark ettiğim bir şey var. Tatil…
Dünya ne zaman güzel bir yer haline gelecek merak ediyor musunuz? Sanırım ben cevabını biliyorum. Merak etmeyin, bu dünya güzelleşecek. Gökteki kuşlar, evlerin çatılarında minik yuvalar edinebildiğinde, bu dünya güzelleşecek. Bir bebek doğacak sonra. Tüm dünya o bebeği kendi bebeği gibi sevebildiğinde, bu dünya…
Selamlar herkese! Baktım çok anlatmak istediğim şey var, dayanamadım. Defterimde durmalarına daha fazla katlanamadım, kendi kendime konuşmaktan da sıkılınca geçtim bilgisayarın başına. Bugün özellikle bahsetmek istediğim bir konu var. Gençlik ve bir önceki jenerasyonla ilgili bu konu. Benim de bir ferdi olduğum gençlikle ilgili…












