Genç Kalemler

O Benim Köpeğim

26 Nisan 2019

Yazı: O Benim Köpeğim | Yazan: İlayda Varol
Hiçbir şey yapasım yoktu. Sadece öylece yatmak istiyordum. Belki de üzgün olduğumdandı. Bir yerde okumuştum “Tembel değilsin, sadece üzgünsün ve üzgün insanlar hiçbir şey yapmak istemezler,” diyordu. O gün tam olarak öyleydim. Ve her zamanki gibi duygularımı yazarak yansıtmayı seçtim. Tam olarak niye üzgün olduğumu bilmiyordum ama bu beni rahatlattı.

O Benim Köpeğim

Anneannem öldüğünden beri hiç bu kadar üzülmemiştim. Her şey sanki daha dün olmuş gibi aklımda. Koca bir ay… Hâlâ aklımda taze ve canlı. Her şey siyah bir barınak köpeğiyle başlamıştı.

Anneannem ölünce annem ve babam bana bir köpek almayı uygun görmüşler. Aslında köpekleri severim ama “tatlı” olanları. Bu köpek tatlının tam tersiydi. İğrenç kokuyordu. Simsiyah bir barınak köpeğiydi. Köpekle başta hiçbir şey yapmak istemedim ama kaderime boyun eğdim ve köpeği aldım. Yavruyu başta hiç sevmemiştim. Hem de hiç. Ama daha sonralarda bu fikrim değişti. Köpeğe hala alışamamıştım ve köpeğin hareketlerinden de bunu seziyordum. Bir köpekti ama akıllıydı. Tabii, bir köpek ne kadar akıllı olabilirse.

Onunla ilk iki haftam çok eziyetliydi.

Onu yıkamam ve beslemem gerektiğini biliyordum ama daha fazlasını istiyordu. Kendini sevdirmek için taklalar atıyordu. Gerçekten! Ben ders çalışırken masama çıkıyordu, ilgi istiyordu. Bana gösterdiği ilgiyi. Onu yavaş yavaş sevmeye başlamıştım. Bana kendi anne babamdan daha çok değer veriyor gibiydi. Ve ne kadar eğlenceli olabileceğini fark ettim. Daha özen göstermeye başladım. Dağınık tüylerini taradığımda ne kadar tatlı olduğunu fark ettim. Ve onunla oynarken fark ettim, ben daha bir isim bile koymamıştım. Tatlı siyah yüzüne baktım ve aklıma ilk gelen şey koydum adını. Kül. Çünkü bir kül yumağını andırıyordu. Kül ile çok eğleniyorduk. Onu çok seviyordum. Her şey çok iyiydi ta ki Ernest’in yeni köpeği, Kül’ e saldırana dek.

Bir gün Kül’ü gezdirmek için sokağa çıkardığımda Loche’le karşılaştık.

Ernest kendine bir kurt köpeği almıştı ama ne yazık ki evcil olanlardan değildi. Köpekle karşılaşınca bana havlamaya başladı ve Ernest’te “Dur!” ya da “Sakin ol!” demek yerine “Saldır oğlum! O bir ucube.” demişti.

Loche bana saldırdı ama Kül onu uzaklaştırmak için tüm gücüyle havlıyordu. Bu bağrışlar güç savaşına dönüştü. Ben Kül’e bir şey olacak diye endişelendiğim için köpekleri ayırmaya çalıştım ama Ernest oldukça sakindi. “Saldır Loche!” diye bağırıyordu. En sonunda araya girmeyi başardım ama Loche beni ısırdı. Tam bacağımdan. Öyle bir çığlık atmıştım ki Kül şok oldu ama canı pahasına Loche’ye saldırıp beni kurtardı. Ama kendisi kurtulamadı.

Apar topar veterinere gittik.

İyileşemeyeceğini düşünmek bile istemiyordum. Çok korkuyordum. Neyse ki iyileşmişti. 1 haftada sağlığına kavuşmuştu. Keşke her şey böyle devam etseydi. Loche kaçmıştı, Ernest ilk kez üzgündü. Babası ona bu sefer yeni bir köpek almayı kabul etmemişti. Ama ben mutluydum, Kül de öyle.

Bahçede yakalamaca oynarken Ernest bizi gördü ve “O benim köpeğim. Köpek hırsızı! Köpek hırsızı!” diye bağırdı. “Yalancı o benim köpeğim.” desem de bağırmaya devam etti. En sonunda babası geldi ve Kül’ü aldı ve bana bir tokat atmayı da ihmal etmedi. Ernest’in züppe yüzü küçümsemeyle bana bakıp gülüyordu. Kül kurtulmaya çalışıyordu adamın koca ellerinden. Hemen polise gittim olanları anlattım ve polisle beraber onların evine gittik. Ama Kül orada değildi. Ernest her hayvanına yaptığı gibi onu da kaçırmıştı. Ve Kül’e araba çarpmıştı. Zavallıcığın ölü bedeni yerde, öylece yatıyordu. Son hissettiği duyguların: üzüntü, özlem ve acı olmasını hak etmiyordu. Hele gözlerinden acı gözyaşları gelmesini, hiç hak etmiyordu.

Not: Bu hikâye uydurmadır. Bir yerden alınmadı. Tamamen benim yapımım. Umarım sevmişsinizdir.

İlayda Varol

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan