Yıldız Tozu

Bir Tabloda Asılı Kalmak

2 Kasım 2020

Yazı: Bir Tabloda Asılı Kalmak | Yazan: Sıla Malik

Ruhunun ait olduğu yeri hiç düşündün mü? Dünya veya o gizemli yerden bahsetmiyorum. Gerçekten ait olduğunu hissettiğin yeri soruyorum.

Bir anda takılı kalsaydın.

Güzel bir gün batımında, güneşin kızıllığında saklanmak ne hoş olurdu oysa ki. Durgun denizin maviliğinde huzur bulabilirdin. Arnavut kaldırımlı sokakta, geniş avluya açılan kahverengi ahşap kapılı büyük evin, uzun açık sarı taştan duvarına dayalı beyaz sepetli kırmızı bisikletli çocuk olabilirdin. Flamenko yapan gösterişli çiftin asil duruşlarında belki de nefes nefese bir anın ölümsüzlüğüne sahip olabilirdin. Kuzey ışıklarını görmeye giden minik, meraklı, afacan çocuğun çektiği o fotoğrafı anımsa. Uzun çam ağacının yanında elinde kadehi ile ışık gösterisine dalan o zarif kadın olarak sonsuza kadar kalabilirdin.

Şarkıları, besteleri ruhunla dinledin mi hiç? Sordun mu ona müzik zevkini?

Ay Işığı Sonatını dinlerken istemsizce gözlerin kapanmış bulmalıydın kendini. Her bir notada ruhunda şekillendi, hissettin mi?

Huzur yayılmıştı içine halbuki, Chopin’i soyutlanmışçasına dinlerken.

Peki ya fark ettin mi? Aklına Raskolnikov gelmişti. Eski gıcık bir dosttu senin için. Aynı sancıları hissetmemiş miydin karnında okurken gözlerinle o satırları? Çok uzundu betimlemeler, aklında bile kalmıyorlardı ancak ruhunda durum farklıydı işte.

Aynı çocukluğunda okuduğun kitaplar gibiydi o da.

Ne olur; hatırlamayışın verdiği karışıklıkla çatılmasın kaşların bu sefer de. Unutmuş olamazsın o vanilya kokuları getiren çocuk kitabını.

Çok başkaydın sen aslında. Zamanın, anın farklı işlerdi senin. Güzellikleri görmek için dikkat kesilen o gözler mahmur şimdi. Arayışın içindesin bu besbelli. Adeta içini döktüğün o çelloya da piyanoya da sırtını döndün kaç zamandır.

Bir tabloya aşık olup etrafındaki gerçeği göremeyecek kadar etkileyen şey nedir seni?

Bak, “Yıldızlı Gece” duruyor hâlâ her zamanki yerinde. Hep o yıldızların ışıklarında kaybolmak isterdin, bu şekilde kaybolacağını hiç tahmin etmezdik.

Dinlesen ruhunu, geri getirecek o seni. Canı yine uzun sarı taştan duvarlı, zamanı geçmişte donduran yerlerde soyutlanmayı çekiyor işte. Dünle bugünü harmanlamayı bırakmak sana göre değil. Alacak derslerin, hayran hayran bakacağın binlerce küçük detay var daha.

Yük gemileri ne zamandır geçiyor boğazdan. Kızardın Eden’e kendini bu denli yıprattığı için, aklına gelirdi bu mavi derinlikteki noktalar yüzünden. Artık farkına bile varmıyorsun o gemilerin.

Yüzün donuklaştı günden güne. En son kim bilir ne zaman yeni bir hayatı kucakladın sevgiyle? Sahip olduğun tek hayatta sana bahşedilen ölümsüzlüktü sayfalar.

Ruhun onlarla buluşmak için can atıyor, koşmaktan vazgeçmenin sırası değil ki şimdi.

Uzaklaşmak uzlaşmaya varış değil diyor ruhun, bak. Kulağındaki ezgilerden, bakınca içinin aktığı tablolardan, her birinde farklı deneyimler kazandığın sayfalardan kopmak getirmez çözümü.

Hadi bi’ gayret.

Dumanlı, puslu düşünce diyarları geride kalmalı artık. Gezilecek, hissedilecek, ruha ve kalbe dokunacak çok şey var önünde, listende.

Renkleri teker teker yaşamak varken siyaha koşmak niye?

Sıla Malik

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

4 Yorum

  • Cevapla Beril Erem 2 Kasım 2020 at 14:39

    Sıla’cım kalemine sağlık. Ne de güzel anlatmışsın ruhumuzu besleyenleri. Sanat gerçekten de insana farklı kapılar açan rengarenk bir dünya. Sadece yaratım sürecindeki bizler için değil, herkes için hayatında fark yaratacak, kendi farkındalığımızı artıracak, içine daldıkça farklı tonlarda bir sürü şey keşfedebileceğimiz muazzam bir derinlik.
     
    Bu güzel yazı ve Ay Işığı Sonatı’nı da dahil ettiğin için teşekkür ederim kendi adıma.

    • Cevapla Sıla Malik 2 Kasım 2020 at 22:09

      Sanat herkes için, herkesin faydasına. Şu sıralar en çok ihtiyacımız olan şey de bu aslında. Ruhlarımıza sımsıkı sarılmak gerek. Bir nebze de olsa hatırlatabildiysem bunu, ne mutlu bana.
       
      Ayrıca ben de bu güzel yorumun için çok teşekkür ederim Beril Ablacım. 💜🍀🌟

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 6 Kasım 2020 at 15:57

    Raskolnikov :)) Gıcık dost :))) Çok güldüm bu betimlemeye. Her okuduğumda Suç ve Ceza‘yı saydırıp duruyorum Raskolnikov’a 🙈. Dostoyevski ile aramızı açan baş yapıt 😉
     
    Bu arada ne güzel, sanatla dolu dolu bir yazı olmuş. Çok keyifliydi okuması Sılacım, ruhuna sağlık 😘

    • Cevapla Sıla Malik 22 Kasım 2020 at 00:21

      Raskolnikov benim en büyük düşmanımdı kitabı okurken. Söylene söylene okurdum ona. 😃 Ama sonrasında garip bir şekilde alışmıştım, ondandır “gıcık dost”luğu 😆
       
      Keyif alman beni çok mutlu etti Didem Ablacım. Teşekkür ederim yorumun için. 💜🍀💜

    Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan