Turizm

Petrol, Gaz ve Turizm İlişkisi

11 Kasım 2020

Yazı: Petrol, Gaz, ve Turizm İlişkisi | Yazar: Prof. Dr. İsmet Esenyel

Avrupa Birliği’nin ve NATO’nun şımarık çocuğu Yunanistan kendisini bir anda Ege Denizi’nde ve Doğu Akdeniz’de patron rolüne bürünürken buldu. Özellikle dünya petrol devlerinin güdümünde (Exxon Mobil, Shell, Eni vb) kendini dev aynasında görmeye başladı desek hiç de abartmış olmayız.

İtalya, İspanya, Fransa, Mısır, hatta İsrail ile bu gaz ve petrol anlaşmalarını yaparken Türkiye eli kolu bağlı oturup bekleyecekti sanki. Aslında öyle de olmasını bekliyorlardı. Doğu Akdeniz, Ege ve Karadeniz’in dibi 5,6 km derinliklerde delik deşik edecekti. Bu ülkeler ve petrol baronları tarafından bunlar yapılırken Anavatan ve Yavruvatan kaderlerine terk edilecekti.

Yıllardır bin bir türlü şark kurnazlığı ile bu güzel vatan topraklarına göçmeye çalışan emperyal güçler, bu kez gözlerini başka bir vatana gözlerini dikmişti. Mavi Vatan‘dı bu güzel yerler. Yıllardır kendi kaderine terk edilen Kıbrıslı Türkler sadece Ana’nın yardımları ile bugün vardı. Evlat da kendi üzerine düşeni yapıyor, bölgede anasının tek nefes borusu olmaya özen gösteriyordu.

Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, Türkiye aldığı sondaj gemileri (Yavuz, Fatih ve Kanuni) ile ayrıca Barbaros Sismik Araştırma gemisi ile mavi vatanda ben de varım diyecekti.

Öyle de oldu ve Karadeniz, ayrıca Doğu Akdeniz’e en fazla kıyısı olan ülke olarak ana ve yavru kendi Münhasır Ekonomik Bölge‘lerini (MEB) ilan ettiler. Zenginlik artık buralarda idi. Türkiye ve KKTC bu zenginlik arayışlarında hak ve menfaatlerinden vaz geçmeyecek, uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını kimselere yedirmeyecekti.

Ne Amerika ne Fransa binlerce kilometrelerce öteden kalkıp bizim sularımızda hak iddia edemezdi, edemeyecek de. Ne kadar petrol, gaz var ve, ne kadar çıkacak artık orası TPAO’nun (Türk Petrolleri Anonim Ortaklığı) maharetine kalmış. Esas olay bu zenginliği Türkiye ve Kuzey Kıbrıs halklarına ne kadar olumlu anlamda yansıyacağı ile alakalı.

Petrol ve gazdan daha kıymetli turizm var

Kendi içerisinde elliden fazla sektöre kapı açan ve ister dolaylı, ister doğrudan deyin, bu sektörlerden gelir elde edilmesine vesile olan turizm endüstrisi bugün dünyada en büyük güç. Biraz örnek verelim, sadece Covid-19 pandemi sürecinde İtalyanlar 60 Milyar Euro, İspanyollar 80 Milyar Euro, Fransızlar 95 Milyar Euro ve Türkiye 50 Milyar Euro`dan olmuş. (World Tourism Barometer and Statistical Annex (UNWTO) Statistics, September 2019). Hal böyle iken, hâlâ daha sektörün ne denli bir endüstri olduğunu, ne kadar üzerine titrememiz gerektiğini tam anlamı ile anlamayanlar var. Hâlbuki Anadolu medeniyetleri ve coğrafyası en az gelirini bu bahsettiğim AB ülkeleri seviyesine çıkarması gerekli.

Büyük Turizm destinasyonları bu çarpan etkisi (multiplier effect) denilen olayın bilinci ile hareket ederek sürekli kendilerini yenilemenin hesapları peşinde. Hani petrol biter, gaz biter ama turizm bitmez mantığından hareket ile örneğin Dubai bugün bütün gücünü turizm yatırımlarına yöneltmiş durumda.

Tarihi ve kültürel miraslardan uzak Dubai, çölün ortasında ultra modern bir turizm cennetine dönüşmüş. Dünyanın en büyük açık hava müzesi konumunda olan Anadolu topraklarından kaçırılan, çalınan dünyanın en büyük koleksiyonları Almanya, İngiltere müzelerinde sergileniyor. Koskoca Bergama Lahdi ve onlarcası benzer müzelerin en güzel yerlerini süslüyor.

Artık yeni bir vizyon ve uyanış şart

Eski bilinenler terk edilerek, bu zenginliklerin Anadolu topraklarına yani evlerine dönüşü için uluslararası mahkeme yolları denenmeli ve ağır tazminat davaları açılmalı. Yıllardır Anadolu medeniyetlerinden milyonlarca dolar kazanan bu AB ülkeleri ve diğerleri korkunç tazminatlar karşısında şaşkına çevrilmeli.

Geçenlerde NetFlix’de Sakkara Sırları diye bir belgesel film ile karşılaştım. Bu tipik bir Mısır turizm destinasyon stratejisi. Daha önce de Ramses kitaplarını hatırlayın. Filmin yarısından fazlası Sakkara Vadisi’nde yapılan kazılarda çıkarılan mumyalar ve kemikler üzerine; o dönemde hangi tip yeme içme alışkanlıkları, hastalıkları olduğu üzerine kurgulanmış. Her beş dakikada bir konuşmalarda buranın piramitlerden daha eski olduğu (Piramitlerin yapım tarihleri M.Ö. 4000-4500 yılları), buranın ise MÖ 7000 yılına kadar uzandığından konuşuluyor. Filmin kurgusu her şeyi ile Kahire Müzesi işbirliği ile Mısır Hükümeti tarafından finanse edilmiş.

NetFlix aracılığı ile tüm evlere bunu sokmayı başardılar. Ancak benim ölçülerime göre çok basit bir belgesel oldu. Kaş yapayım derken göz çıkardılar. Buralara ziyaret çekmek adına yapılan bu filmin kurgusu çok basit kaldı bana göre.

Bizim ise 2021 yılına müthiş hazırlanmamız gerekli. Çok bilindik ünlü isimler, müthiş bir senaryo ile sadece Göbekli Tepe‘ye en az 8-10 milyon ziyaretçi çekmeliyiz. Böyle bir artış ile Şanlıurfa yalnız Türkiye’nin değil, dünyanın en önemli kültürel merkezlerinden bir tanesi olur. Böyle bir film belki 20 Milyon USD harcama ister ama karşılığında en az 4-5 Milyar USD kazanılır.

Petrol ya da gaz mı? Turizm mi? Karar sizin. Ama şarkımda belirttiğim gibi Petrol, gaz nerde? Sevin kardeşçe, yeşil ada Kıbrıs’ım yeter herkese. Gelecek nesiller kurban mı bize?

Prof.Dr.İsmet Esenyel

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

1 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 13 Kasım 2020 at 20:41

    Petrolün, yeryüzünün damarlarındaki kan olduğunu okumuştum bir yerde. Bir vampir gibi dünyanın kanını emmeyi keşke bırakabilsek :((
     
    Mahvettiğimiz evimize muhtaç olduğumuzu nasıl anlayamıyoruz aklım almıyor. Bir de bunun için savaşlar çıkarttığımızı düşündükçe “insan”ın akıllı ve uzun vadede kendisi için iyi olanı seçebilecek kapasitesi olduğuna pek inanmıyorum. En azından “insanlık” denen büyük kalabalığın.

  • Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan