Filistin’in tarihinden ve bugüne değin o topraklarda verilen mücadeleden bîhaber bir insan bile, günümüzde bölgede yapılan katliamın insanlık dışı bir zulüm olduğunu kolaylıkla görebilir. Bir soykırımın, sırf uzun zamandır devam etmesi sebebiyle “alışılıp” insanlar tarafından normalleştirilmesi kabul edilebilir bir durum değildir. Zira, tıpkı ömür gibi ölüm de her insanın başına bir kez geldiği için zulme uğrayanların kendileri bu duruma alışamazlar.
Bizim isimlerini bile bilmeyip yalnızca cenaze sayıları hakkında bilgi sahibi olduğumuz Filistin halkı da -yıllardır süren savaşın izin verdiği imkânlar dahilinde- tıpkı bizler gibi “biricik” bir yaşam sürdürüyorlardı. Bebeğini uykusundan uyandırmamak için parmak ucunda yürüyen Filistinli anneler, bugün bebeklerinin yanından bomba sesleri eşliğinde ayrılıyorlar. Her çocuk ninniler ve masallarla yatağında uyumayı hak ederken, bugün Filistinli çocuklar çığlık sesleri beraberinde toprağın altında yatıyorlar. Ailesinin hiçbir ihtiyacını eksik etmemek için gece gündüz çalışan Filistinli babaların evlatları, en iyi ihtimâlle, günlerdir aç ve susuzlar. Üşümesin diye kardeşinin uykusunda açılan üstünü şefkatle örten Filistinli abi ve ablalar, bugün kardeşlerinin üzerini kefenle örtüyorlar. Annesinin dilinin yanmasına kıyamayıp yemeğini üfleyerek yedirdiği çocukları bugün yanarak can veriyorlar.
Bunun farkındalığını yaşamak güç olsa da onlar yalnızca bir sayıdan ibaret değiller, hepsinin bir hayatı ve hikâyesi vardı.
“Ben Müslüman değilim, Filistin benim davam değil.”
“Ben Arap olmadığıma göre beni ilgilendiren bir durum yok.”
“Bu bir savaş, savaşta insanlar ölür zaten.”
Diyerek tüm bu olanları sindirebilenler, öncelikle insanlıklarını sorgulamalılar çünkü yaşananların şuurunda olmak için sadece “insan” olmak yeterlidir. Irkı ve dini fark etmeksizin çocuk, çocuktur. Savaş ile soykırımı ayırt edebilecek akla sahip her insan da çok iyi bilir ki savaşlarda çocuklar yakılmaz, siviller bombalanmaz, güvenli bölge ve hastanelere saldırılarda bulunulmaz. Tüm bu olanlara tepkisini göstermeden, bu zulmü destekleyenlerle ticareti bile kesmeyip başını yastığa rahatça koyabilenler uyumaya devam edebilirler çünkü söylediğim gibi bu bir “insan”lık meselesi. Ve İsmet Özel’in de dediği gibi, susmanın suça iştirak olduğunu bilecek kadar aklım başımda.
Saygılarımla,
Pınar Sude Genç





3 YORUMLAR
Tarihin en acımasız, en açık, tartışmasız ve dünyanın canlı yayınlarla takip ettiği bu soykırımda belki hiçbir şeye engel olamıyoruz ama elimizden geleni yapmaya gayret etmek, tarafımızı insanlıktan yana seçmek çok değerli.
Duaların, kalemin ve yüreğinle verdiğin destek ömrüne bereket katsın Sevgili Pınar Sude …
Çok teşekkür ediyorum Mehmet abi. 🌸
Pınarcım gerçekten çok vurucu bir yazı, geç yorum yazdığım için kusura bakma.
Dikkat ediyorsan bu katliam başladığından beri, hiç bir ülke fiili müdahalede bulunmuyor. Ne Suudi Arabistan, Ne Suriye, Ne Mısır ne Türkiye.
Bunun altında yatan İsrail’in siyonist yayılım politikası. Bugün dünya markaları, bankaları, uluslararası şirketleri hepsi İsrail vatandaşı olan insanlar. Oradaki çatışma Yahudi Müslüman çatışması değil inan bana.
Hatta git radikal yahudilere haham başlarına İsrail hükümetini cahenneme gitmekle suçlarlar. Çünkü onlara göre Yahudiler İshak’ın çocukları Araplar ise İsmail’in çocuklarıdır. Yani kardeş çocuklarıdır.
Maalesef Hamas bu günleri hesap etmeden, sadece konser izlemeye gelen insanları katlederek bugünlerin bilançosuna imza attı.
Tabi ki İsrail bu intikam saldırısını askeri alanlara en fazla 1 ve 2 gün yaparak, misilleme yapabilirdi ama o da eline geçen bu bahaneyi faşistçe soy kırıma dönüştürdü.
Nasıl mı sona erer dersen, ABD ve İngiltere “yeter artık, dur” deyince sona erer maalesef.
Çok uzun yazdım, sevgiler…