Dileriz Öyle Olsun

Öğretmen Kim(değil)dir.

24 Kasım 2024

Yazı: Öğretmen Kim(değil)dir. | Yazan: Fırat Sarsar

Öğretmen kim(değil)dir.
Bu bir soru cümlesi değil, bir önermedir.

Öğretmen, bildiğini aktaran, öğreten kişi, anlatıcı olarak da ifade edebileceğimiz bir kavramdır. Kavramın çıkış noktası aslında az da olsa trajik kişilerin eseridir. Antik dönemin ve ilk çağ zamanının Sofistlerinin, gezgin öğretmenlerin hikâyelerinin isyanı ile başlıyor, gökyüzünden yeryüzüne arayışı indiren Sokrates’in isyanı.

Yeni doğan bebek için; yasal olarak 3 yaşına geldikten sonra, hemen hemen her ailenin başvurduğu kapının bekçisidir öğretmen. Kapısı çalınır. Denir ki mahsulün eğilme zamanı gelmiştir. “Eti sizin kemiği bizimdir” şiarı ile gönül rahatlığı içinde teslim edilen güvenilir limandır öğretmen.

Ana sınıfı tamamlanıp artık eğilme müfredatına öğretim müfredatının eklenmesi ile kapı bekçisinin gardiyana dönüştüğü sığınaktır öğretmen. Günümüzde herkesin dilinde ve gönlünde olan ancak çalan zil ile bir çırpıda geri kalandır öğretmen.


Peki, kimdir öğretmen?

Bekçiye teslim edildiği andan kendi özgürlüğünü ilan ettiği zamana kadar geçen sürede daima beraber olduğu, ebeveynlerden daha çok oyunda süre alan, yeri geldiğinde anne ve/ya baba, kimi zaman ağabey ya da abla; çoğu zaman ihtiyatlı bir arkadaş, ihtiyaç zuhur olduğunda ise en katı yargıç olan kişidir öğretmen.

En önemlisi de

Öğretmen, her şeyi bilen değildir. Kusursuz biri hiç değildir. Ailelerin ihmallerinin gündelikçisi de değildir. Öğretmen, ebeveynlerin “canlarını”; gün içerisinde, belli bir süre için güven duygusu ile teslim edecekleri dinlenme tesis çalışanı da değildir. Senenin belli zamanlarında olamamışlığın şahitliğinde sorguya çekilecek kişi hiç değildir. Kendi yaşamsal kaygısından bağımsız bir yapay zekâ da olmadığı kesindir.

Öğretmen bir taş ustasıdır. Kendisine ham olarak emanet edilen taşlar üzerinde çalışır ancak amacı ona kusursuz bir şekil vermek değildir kanımca. Çünkü kendisi henüz kusursuz olmayı becerememişin bunu amaç edinmesi rasyonel değildir. Aksine, çalışma taşın içindeki var olan potansiyeli keşfetmektir. Tıpkı Michelangelo gibi. Öğretmen bir kâşiftir, bir mucit değil. Saklı olanı, gizli olanı arar gözlerde ve yüreklerde. Öğretmen görünenin ardındakini sezebilendir. Gülen bakışların ardındaki hüznü, hareketsiz uykuların içerisindeki isyanı duyandır. Yanan ateşin kokusunu kilometrelerce uzaktan görendir.

Öğretmen yolcudur. Kendi yolunun yolcusudur. Bu yolculukta küfesine yürekleri alan; durağı geleni gönül rahatlığı ile indirendir ve ardından sevinç ve gurur ile el sallayandır.

Öğretmen, bedenen ölümsüz değildir ancak taşıdığı ışık ölümsüzdür. Ne var ki “Işık taşıyan eller değişir, taşıdıkları ışık ise ölümsüzdür.” Aydınlık için karanlıkta çalışandır öğretmen. Dünden edindiği ile bugün yarınlar için var olmaya gayret edendir. Günü geldiğinde ışığını güven ile teslim edebileceği yoldaş arayandır öğretmen.

Öğretmen, öğrenci için ideal kişiliktir. Sürekli göz hapsindedir. Her hareketi dikkat ile izlenir. Taklit edilmeye en uygun ve en çok taklit edilen nesnedir doğadaki. Bu suretle, giyiminden kuşamına, kullandığı dilin özenine, kişisel yaşam çerçevesinden öznel düşünce kalıplarına kadar dikkat edendir. Disiplin ile hoşgörü arasındaki “altın orta”da; yaşamı ve davranışları ile, örnek olandır öğretmen. Öyle bir kudreti vardır ki isterse bugünü yıkabilecek, isterse de yarını yaratabilecek sanatçıdır öğretmen.

Her şeyden de önemlisi, varlığının bir anlamı olabilmesi için de öğrencilerine muhtaçtır. Birbirlerine yazgılıdır iki sevgili. İkisinin de yüreğinde Herakleitos’un ateşi tüter. Öğrenci alma arzusu ile yanarken, öğretmen verme arzu ile kavrulur. Biri aldıkça büyür, diğer verdikçe ölür. Anlam için bu diyalektik şarttır. Ve malumun ilanı ise, ne öğrenci ne de öğretmen için yaş şarttı gerekli değildir. Bu da her öğretmenin gönlünde olduğu kabul bulunan daimi öğrenci olma düsturunu göz önüne sermektedir. Öğretmen, hem öğretici hem de öğrencidir. Öğrencilerinden farklı değildir. Sadece onlardan farklı şeyler biliyordur ama onların bildiklerinden bir haberdir. Öğretmen, kimsenin sahibi değildir. Bir kere gönüllere dokunduğunda izi asla silinemeyendir.


Bugünün dünyasında, bilginin ışık hızı ile paylaşıldığı çağda, yapay olanın organik olandan, dijital olanın analog olandan daha itibar edindiği zamanda, dünün karanlığından bizleri aydınlığa çıkartan tüm öğretmenleri saygı ile anarak, yarınların inşa sürecinde yılmadan çalışan bugünün öğretmenlerine selam ederek, tüm insanlar ve insanlık için faydalı olacak zihinlerin hasadında çalışan tarla işçileri olan gönüllerin günü kutlu olsun.
 

Bir insanı ahlâken eğitmeden, sadece zihnen eğitmek, topluma bir bela kazandırmaktır.
T. Roosevelt

 
 
Dileriz Öyle Olsun,
Fırat Sarsar
 
 

BEĞENEBİLECEĞİNİZ İÇERİKLER

1 Comment

  • Yanıtla Didem Çelebi Özkan 24 Kasım 2024 at 18:19

    Sevgili Fırat,
    
 
    Bu güne özel kaleme aldığın yazının her satırında, öğretmenin yalnızca bilgiyi değil, insan olma sanatını da aktaran bir ışık taşıyıcı olduğunu hissettiriyorsun.

     

    Geleceğe ışık tutan tüm öğretmenlerimizin gününü ben de içtenlikle kutluyorum.
    
 
    
Kalemine, yüreğine sağlık 🤗

  • Düşünceleriniz bizim için değerli! Yazı hakkındaki yorumlarınızı paylaşarak sohbetin bir parçası olun.

    error: Kopya korumalı içerik!

    Yazı: Pembeden Yeşile Bütünlük | Yazan: İrem Savaş
    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan