Öykücü Muallim

1’e 2

11 Aralık 2024

Yazı: 1'e 2 | Yazan: Ali Erdönmez

Hamdi yine yoktu. Rakıyı buldu mu kayboluyor, bulamazsa yine kayboluyor. 3-5 güne çıktı geldi bir sabah, hem de bomba bir haberle geldi: “1’e 2 mahalledeymiş, kumar masalarına oturmuş.”

1’e 2’yi çok duymuştum. Herkesin anlattığına göre, cebindeki parayı ikiye katladığı an masadan kalkarmış, ne fazla ne eksik. “Adamın kuralı bu,” derlerdi. “Kazanırsa durur, kaybederse uzaklaşır.” Bir akşam dayanamayıp kumarhaneye gittim. Ortalık her zamanki gibi dumanaltı, kahkahalar ve küfürler havada uçuşuyor. Ama bir köşede tek bir masa sessizdi. Herkesin gözü orada, masanın başında oturan adama kilitlenmişti.

1’e 2’yi hemen tanıdım. Yaşı geçkindi ama yüzü pürüzsüzdü; yıpranmış bir hayatın izlerini gözlerinden okumak mümkündü. Gözleri bir kere odayı süzdüğünde herkesin hikâyesini çözmüş gibiydi. Oynamıyor, oynatıyordu sanki. Oyunu izlemek için masaya yaklaştım.

“Sen 1’e 2 misin?” dedim.

Başını kaldırıp baktı. “Öyle diyorlar,” dedi, sonra zarları yuvarladı.

Bir süre daha izledim. Elindeki her zarı hesaplı atıyordu. Öyle bir ustalıkla kazandı ki karşısındakiler ses çıkaramadan kalktı. Tam o anda masanın ortasındaki parayı topladı ve doğruldu. “Bu kadarı yeter,” dedi. Cebindeki parayı kontrol etti, belli ki gerçekten ikiye katlamıştı.

“Biraz daha oturmaz mısın?” dedim.

Gözlerime bakarak, “Kazandığın zaman durmayı bilmezsen, kaybettiğin zaman toparlanamazsın,” dedi ve yanımdaki sandalyeye oturdu.

Biraz sustuk. Elindeki küçük rakı şişesinden bir yudum aldı. “İyi oynuyorsun,” dedim.

“Görünüşe aldanma,” dedi. “Oyun zarda değil, masadaki adamlarda. İnsanların gözünden ne hissettiklerini okursan, hangi zarı atacaklarını da bilirsin.”

Biraz daha oturduk. Sonunda dayanamayıp sordum: “Hikâyen nedir? Herkes seni anlatıyor ama işin aslı nedir?”

Oturduğu yerde biraz kaykıldı. “Bak,” dedi. “IV. Murad zamanında bir fırıncı varmış. Adam ekmeğin içine gizlice rakı şişeleri saklarmış. Yasakları delmek için ustaca bir yol, değil mi?”

“Ne olmuş peki?” diye sordum.

1’e 2, hafif bir gülümsemeyle devam etti:

“Rivayete göre, bir gün IV. Murad tebdil-i kıyafetle gezdiği günlerin birinde ekmeğin içine rakı saklayarak sattığı söylenen bir fırına girmiş. Usülünce rakılı ekmek istemiş, fırıncı gözleriyle içerideki diğer müşterileri işaret etmiş, ‘Sessiz ol,’ der gibi. Diğer müşteriler çıkınca padişaha tezgah altından ‘istediği türden’ bir ekmek vermiş. Padişah ekmeği alıp çıkarken fırıncıya: ‘Bu gece ekmeği fazla pişirme.’ Ertesi gün fırıncının cansız bedeni dükkanın önünde sallanıyormuş.”

Bu hikâyeyi dinlerken irkilmiştim. “Gerçekten olmuş mu bu?” dedim.

1’e 2’nin gözleri derinleşti. “Gerçek mi, değil mi; önemi var mı? Yasakların olduğu her yerde insan yolu bulur. Mesele, o yolu bulurken başını ne kadar dik tutabildiğindir.”

Sonra doğruldu, paltosunu omzuna attı. “Bir gün rakı içelim,” dedi. “Ama bu gece ben gidiyorum.”

“Bir yere mi kaçıyorsun?” diye sordum.

“Yok,” dedi, gülerek. “Kaçmam. Ama bir masada fazla oturursan, hikâyen seni yener. Çopur Efendi; Bekri Mustafa gibi usta olacaksan, masadan kalkmayı da bilmelisin.”

O gece masadan kalktı ve bir daha mahallede görünmedi. Ama cebindekini ikiye katladığı an masadan kalkması, o geceden sonra bizim için bir efsane oldu. Fırıncı hikâyesiyle birleşti; rakı sofralarında adı birlikte anılır oldu.
 
 
Ali Erdönmez
 
 

BEĞENEBİLECEĞİNİZ İÇERİKLER

1 Comment

  • Yanıtla Didem Çelebi Özkan 19 Aralık 2024 at 17:45

    Ali, gerçekten harika bir iş çıkarmışsın! 👏 “1’e 2” öyküsünde mahalle kahvehanesinin o sıcacık atmosferini öylesine etkileyici bir şekilde yansıtmışsın ki adeta orada oturup 1’e 2’yi izliyormuş gibi hissettim. Karakterlerin derinliği ve hikâyenin felsefî dokunuşları çok başarılı. Özellikle kazanmak ve kaybetmek üzerine düşündüren replikler uzun süre aklımda kalacak. Kalemine sağlık, bu hikâye bir efsane olacak! 🌟

  • Düşünceleriniz bizim için değerli! Yazı hakkındaki yorumlarınızı paylaşarak sohbetin bir parçası olun.

    error: Kopya korumalı içerik!

    Yazı: Pembeden Yeşile Bütünlük | Yazan: İrem Savaş
    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan