Kurumsal hayatın görünmez gerilimlerinden biri daha baş gösteriyor: işten çıkarmalar söylentisi ofise sızıyor. Klavye seslerinin yerini fısıltılar, bakışmalar ve iç hesaplaşmalar alıyor. Statü, medeni hâl, vicdan ve performans çizelgeleri arasında herkes kendi kader sırasını çözmeye çalışıyor. “Ofistopia” serisinin bu bölümü, modern ofis hayatının absürt…
Kurumsal dünyanın bitmek bilmeyen toplantıları, formalitelerle dolu e-postalar ve kimsenin tam olarak ne yaptığını bilmediği bir iş ortamı… 💼☕ Bir çalışan, "çok önemli" bir stratejik plan sunumu hazırlarken, ofisin tanıdık yüzleriyle karşılaşıyor ve bolca “profesyonel” mücadele veriyor. Peki, bu toplantı gerçekten verimli geçecek mi,…
Kurumsal hayatın monoton ritmine mizahi bir bakış sunan "Zam Oranı", ofis koridorlarında yankılanan toplantı çağrılarından, belirsiz sorumluluklara kadar tanıdık sahneleri ustalıkla işliyor. Ali Erdönmez’in kaleminden çıkan bu öykü, iş hayatının absürt yanlarını keyifli bir dille gözler önüne seriyor. Okurken hem gülecek hem de kurumsal…
Süpürgeci Şakir, bir meyhânede karşısındaki kişiye, eski şairlerden Nebil Bey ve Sümbülzade Vehbi’nin eserleri üzerinden, meyhânelerin sadece bir eğlence yeri değil, aynı zamanda bir irşâd ve kendini bulma mekânı olduğunu anlatır. Şiirlerle süslenen bu sohbet, geçmişin zarâfetiyle günümüz hayatı arasında bir köprü kurarken, hem…
Bir mahalle efsanesi olan “1’e 2,” cebindeki parayı ikiye katladığında oyunu bırakan bir kumarbazdır. Hikâyede, bir gece kahvehanede yaşanan olaylar üzerinden, onun sadece bir oyuncu değil, aynı zamanda insan doğasını gözlemleyen ve kurallarıyla yaşayan bir bilge olduğu vurgulanır. Rakı eşliğinde anlatılan eski bir yasak…
Bekr-i çopur derler bana. Gerçek adımı birinin ağzından duymayalı yıllar oldu, en son mahkemede hâkim söylemiş olabilir, hırsızlıktan almışlardı. Yanlış anlamayın, öyle banka soygunu falan değil, rakı çalarken yakalandım ben. Arkadaşlarla dönüşümlü olarak alıyoruz alkolü, daha doğrusu dönüşümlü olarak çalarız genelde. Para verip aldığımız…
Arıyorum, açmıyor… Diğer telefonun ucunda gerginlikle bekleyen müşteri, homurdanmaya başladı bile. Haklı adam, alt tarafı bir fatura kesilecek, kaç saattir, hatta kaç gündür kesilememiş. İyi de böyle sistem mi olur? İmza yetkisi İbrahim Bey’de, kendisi yurt dışında. Doğrulama kodunun gittiği telefon Nihat Bey İstanbul’da…
Beni görür görmez “Ve Aleyküm Selaaam” dedi kalan 24 sapsarı dişini göstere göstere sırıtarak. Ben selam verdim mi sana? Bu sululuğun anlamı yok ki? Geldi yağlı müşterisi tabii. Benim gibi haftada bir silkelenmeye gelen kaç kişi vardır? Ben de ustanın yerinde olsam sevinirdim tabii.…
Al işte, düştük nezarete. Hayır ne güzel evde fotoğraflara bakıyordum, kitap okurken düştü aklıma. “Eski fotoğraflar iyidir” diyordu başkahraman, a ha dedim tam benim kafamda bu adam. Dalmışım bir süre, bıraktım kitabı, gittim açtım fotoğraf kutusunu, başladım incelemeye. Her defasında farklı detaylar yakalıyorum, arkasına…









