Öykücü Muallim

Büyük Toplantı

5 Mart 2025

Öykü: Ofistopia | Bölüm 2: Büyük Toplantı | Yazı: Ali Erdönmez

 

İndeks

Zam Oranı | Ofistopia | Bölüm 1
Büyük Toplantı | Ofistopia | Bölüm 2
Feda Listesi | Ofistopia | Bölüm 3

 

Saat 08.30

Masamda oturmuş, önümüzdeki “Çok Önemli” işaretli “Stratejik Plan Toplantısı” için sunumumu gözden geçiriyorum. Sunumun başlığı “Verimlilik ve Optimizasyon Üzerine Yeni Yaklaşımlar” ama içeriği tamamen “Umarım genel müdür sorularla üstüme gelmez ve Mahmut Bey bütün işi yine bana yıkmaz” konulu içsel çığlıklarımdan oluşuyor.

Tam sunumu gözden geçirirken Mahmut Bey her zamanki gibi kahvesiyle beliriyor. “Kanka, şu sunumda benim de bir iki yerde adım geçecek, di mi?”

Şirkette hiçbir iş yapmadan her işi yapıyormuş havası veren, tüm gün orada burada gezerek zaman öldüren, Kurumsal Dedikodu Manager’ı personel kadrosu konusu yok ama bizim sunumda. Ama tabii ki kurumsal hayatta bu detaylara takılmak, fotokopi makinesinden tek seferde çift taraflı çıktı alabilmek kadar ütopik.

“Tabii Mahmut Bey, gereken düzenlemeleri yapıyorum.”

“Süpersin! Canımsın!” Omzuma yine bir şaplak indiriyor. Pilates topu hissi tekrar devrede.
Derin bir nefes alıyorum. Sunumun son halini kontrol ederken e-posta kutuma bir bildirim düşüyor:

ÖNEMLİ! Acil Güncellenmiş Rapor Talebi!
Gönderen: Sevil Hanım

Yan masamda oturan Sevil Hanım’a dönüp konuyu neden sözlü iletmeyip e-posta ile gönderdiğini sormuyorum tabii. Olur da bu raporu hazırlamazsam haberim yoktu diyememek adına kanıta ihtiyacı var, bunu her e-posta sunucusu iyi bilir. Zira e-posta kutularının kapasitesi bu sebeple doldurulmuştur.

Sevil Hanım’a: “Bu rapor nedir, tam olarak neye ihtiyacınız var?”

“Aaa, onu ben de bilmiyorum ama genel müdür ‘Acile çekin!’ dedi. Halledersin di mi?”

“Tabii… Hemen.”

Kıvrak bir hareketle bilgisayarıma dönüyorum. Açık ofis ortamında, ‘herkesin yaptığı işle ilgileniyormuş gibi davrandığı ama aslında kimsenin tam olarak ne yaptığını bilmediği’ o kaotik atmosfer hâkim.

Excel’i açıyorum. Raporu oluşturacakmış gibi davranıp önce birkaç kez derin nefes alıyorum. Ardından bir başka klasik kurumsal çözüm olan “Önce bir kahve alayım, daha iyi düşünürüm” taktiğine geçiyorum.

Kahve makinesine yaklaştığımda Dedikodu Komitesi yine yerini almış.

Murat Bey, karton bardağını elinde sallayarak konuşuyor: “Kesin bilgi: Toplantıda CEO’nun yeni dönemde ‘yenilikçi çalışma modeli’ açıklayacağı söyleniyor.”

Nermin Hanım kaşlarını kaldırıyor: “Ne demek o? Daha az zam, daha fazla iş mi?”

Cengiz Bey iç çekerek kahvesini karıştırıyor: “Geçen sefer ‘çevik çalışma’ dediler, bir dünya insan işten atıldı, üç kat fazla iş yaptık. Yani ‘yenilikçi model’ demek, ‘uykusuz geceler’ demek olabilir” ya da çalışarak uykusuz geçen geceler ya da kovulduğunda stresten diyerek tamamlıyorum.

O an Mahmut Bey beliriyor. “Kanka, bu toplantıda sakın ERP sistemine giren son güncellemelerle ilgili soru gelirse beni işaret etme tamam mı? Süpersin, canımsın!”

Kahvemi alıp masama dönüyorum. Sunuma son kez bakarken WhatsApp’tan mesaj geliyor:

Sevil Hanım: “Sunumun sonunda bir motivasyon bölümü ekleyelim, diyorlar. Eğlenceli bir şeyler olsun ama fazla eğlenceli olmasın. Hem ciddi hem eğlenceli bir şey bulabilir misin?”

İlgili mesajlar neden direkt olarak bana gelmiyor da Sevil Hanım’ı posta güvercini olarak kullanıyoruz acaba? Ayrıca bu fikir kime ait? Bizzat Sevil Hanım düşünüp sanki üstten geliyor gibi bana kilitliyor olabilir mi? Neyse, ne demişti ki Sevil Hanım?

Ciddi ama eğlenceli… Yani hem diyet hem Nutella mı? Mantık aramaktan vazgeçip “Tabii ki Sevil Hanım, hemen ekliyorum!” diye cevap veriyorum.

Saat 09.50

Sunum tamam. Excel’de anlamını benim bile bilmediğim grafikler var, tabloların hücreleri dolu. Slaytlara kurumsal jargona uygun ‘proaktif aksiyon’, ‘etkin iletişim’ ve ‘yenilikçi çözümler’ gibi kelimeleri de bolca serpiştirdim.

Tam USB’yi alıp toplantıya gidecekken Mahmut Bey yaklaşıyor: “Kanka, stres topumu düşürdüm. Acaba toplantıda seninkini ödünç alabilir miyim?”

Başımdan aşağı kaynar kurumsal kimlik dökülmüş gibi hissediyorum, ayrılamam ben stres topumdan. Ama profesyonellik bunu gerektirir, gülümsüyorum:

“Tabii Mahmut Bey, süperim, canınım!”

Toplantıya girerken Devran Bey yanımda beliriyor. Kulağıma eğilip fısıldıyor: “Ömer Hayyam ne demiş: ‘İşini iyi yap ama unutma ki en güzel mesai, hiç başlanmamış olandır.'”

Derin bir nefes alıyorum. Hayyam bu şirketi görseydi, muhtemelen şarabını bırakırdı.
 
 
Ali Erdönmez©
 
 

BEĞENEBİLECEĞİNİZ İÇERİKLER

2 YORUMLAR

  • Yanıtla Demet Albayrakoğlu 7 Mart 2025 at 11:03

    Ali Bey, yazınızda o kadar çok yerde gülümsedim ki… Okudukça iş hayatının ne kadar benzer sahnelerle dolu olduğunu fark ettim ki. Özellikle “acil” ve “canımsın” kelimelerine ben de bayılıyorum 😊 Emeğinize sağlık gerçekten.
     
    Şu da bir gerçek ki; devran bir şekilde dönüyor ve işini gerçekten iyi yapan kişiler günü geldiğinde belli oluyor.
     
    Yeni yazılarınızı merakla bekliyorum Ali Bey.

    • Yanıtla Ali Erdönmez 7 Mart 2025 at 12:19

      Çok teşekkürler Demet Hanım.
       
      “Acil!!”, “Önemli!” vb. vurgulamalar oldum olası gülümsetiyor beni de. Beyaz yaka problemleri bitmez, daha malzememiz çok ☺️ Çok teşekkürler tekrar.

    Düşünceleriniz bizim için değerli! Yazı hakkındaki yorumlarınızı paylaşarak sohbetin bir parçası olun.

    error: Kopya korumalı içerik!

    Yazı: Pembeden Yeşile Bütünlük | Yazan: İrem Savaş
    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan