Benim Hikâyem

Benim Hikâyem | 9

25 Mart 2022

Yazı: Benim Hikâyem | 9 | Yazan: Şen Sevgi Erişen

 

İndeks

Benim Hikâyem: Birinci Bölüm
Benim Hikâyem: İkinci Bölüm
Benim Hikâyem: Üçüncü Bölüm
Benim Hikâyem: Dördüncü Bölüm
Benim Hikâyem: Beşinci Bölüm
Benim Hikâyem: Altıncı Bölüm
Benim Hikâyem: Yedinci Bölüm
Benim Hikâyem: Sekizinci Bölüm
Benim Hikâyem: Dokuzuncu Bölüm
Benim Hikâyem: Onuncu Bölüm

 
 

Herhangi Biri

Herhangi biri olmak. Herkes gibi olmak. Aynı şeyler değil sanki. İrdelersem farkları bulabilirim sanırım. Herkes gibi olmak herkese benzemekle eşleşiyor. Yani benim bana benzediğimi değil de diğerlerine benzediğimi söylemeye çalışıyor. Bu da mümkün olabilir elbette. İtirazım yok. Ama benim söylemek istediğim başka bir şeye işaret ediyor; herhangi biri olmak!

Bir sürü insandan biri olmak. O insanlar gibi olmaktan çok farklı bir anlam taşıyor değil mi? Eğer bana sorsaydınız, “herhangi biri gibi” olmayı değil “herhangi biri” olmayı seçerdim. Ortak bir havuzun farklı zerrecikleri gibi. Hepsi sudan oluşur ama bazısı derinde bazısı ışığın en çok düştüğü yerde bazısı yosunlaşmış bazısı hava kabarcığını kaplamış. Böyle olunca benim onları onların beni zenginleştirdiğini görebiliyorum. Benim bir çok insandan farklı özelliklerim olduğunu, onların da benden farklı ya da benzer bir çok özelliği olduğunu da.

Öyleyse ben “benim” ve hiç birinin aynısı değilim.

Bu da yetmez! Aynı zamanda başka birilerine benzemem konusunda da kendimi serbest bırakıyorum, birilerine benzemeyi de reddetmiyor hatta kabul ediyorum. Bu kabulümün bir ve “biricik” olmama engel olmadığını tam tersine “kimseye benzeme ya da benzememe” konusunda tarafsız olmamın bunu destekleyeceğini düşünüyorum.

Neye direnç gösterirsem onun benim dünyamda bir engel bir (bariyer) oluşturuyor biliyorum. Neye karşı durur, neyi kabul etmezsem onu içimde tuttuğumu, hatta daha da büyüttüğümü görebiliyorum. Nasıl mı?
Olmak istemediğim birinin davranışlarını, düşüncelerini, sözlerini yaparken, düşünürken, söylerken buluyorum kendimi çok geçmeden. Neyin defterini dürüp kaldırmak istesem ama burada dikkat edilecek önemli bir nokta var; tepkili olarak istemekten söz ediyorum, onunla tekrar yüz yüze geliyorum.

Ahh! Şimdi gel de hatırlama “Newton Kanunlarını”. Etki-Tepki.

Yıllar önce bulunmuş temel bir kanun. Ben onun katı maddeler için olduğunu düşünürdüm ama onunla da sınırlı değil gibi. Zihnimiz de böyle çalışıyor baksanıza.

Uzun yıllar uyguladığım Transandantal Meditasyon (TM) tekniğinde öğreticilerin bir söylemi vardı: Şeffaf olmak. Size baktığınızda arkanızın görünecek gibi olması. Bu şeffaflık hem zihin hem beden için tanımlanıyor. Öyle olursanız her türlü etki sizin içinizden, bedeninizden geçip akıp gider. Aksi takdirde değdiği her noktada “leke” bırakır. Verdiğim her tepki (kabullenmeme halim) o beneklerin sayısını arttırır. Gözenekleri tortularla dolmuş bir zihne ve bedene sahip olurum. Ya sonra. Nefes alamam, yollarım kapanır. Karanlıkta kalırım. Aynı ben de olduğu gibi.

Bilmem görebildik mi beraberce? Yazımın başında herhangi biri gibi olmaya gösterdiğim “tepkiye” gelip dayanmadı mı tüm bu yazdıklarımın sonu? Eğer bundan kaçınıyorsam herhangi birine benzemekle ilgili bir “korkum” bir “yargım” var demek olmuyor mu? Burada bir direncim varsa ki öyle olduğu görülüyor hemen bunu fark edip bunu nötrlemezsem belli ki onunla yani onun korkusuyla yaşamaya devam edeceğim.

Aslında biri gibi olmak mümkün mü sizce? Ben kendi adıma bunu çok kolay yapığımı biliyorum. Ama bunu yapmamak bana kendimi daha rahat hissettiriyor onun da farkındayım. Oleyyy!

Herhangi biriyim ile herhangi biri gibiyim arasında bir fark kalmadı sanki…Eğer ikisinde de çekincem varsa ve bu benim “korkularımdan” kaynaklanıyorsa birden bire eşitleniverdiler hop diye!

Her ikisinden de “korkmuyorum”. Şimdi önümdeki yollar daha parlak, davetkâr ve sessiz beni beklemekte… Kalbimin üzerindeki ağırlık yavaş yavaş dağılmakta. Zihnim bedenimle daha uyumlu bir ritmle çalışmakta… Fark ettiğim bu alan beni tüm konforuyla kabul ediyor.

Yazarken fark etmeye, fark ederken yazmaya ve bize sunulan bu “olasılıklar alanına”, hepsine ve “hepinize” şükranlarımı sunuyorum.
 
 

Devamı için tıklayınız.

 
 
Şen Sevgi Erişen
 
 

BEĞENEBİLECEĞİNİZ İÇERİKLER

No Comments

Cevap Yaz

Yazı: Pembeden Yeşile Bütünlük | Yazan: İrem Savaş
Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan